Yazarlar

ABD’nin tehditlerine teslim olmadık, olmayız

on yıllarda Türkiye-ABD ilişkilerinde aşılması zor sorunlar yaşıyoruz.

İlişkilerin bir kopma noktasına geldiği ve bir yol ayırımı öncesi son ve keskin bir viraja girmek üzere olduğumuz gerçeği ile karşı karşıyayız. 

Kısacası; aynı ray üzerinde ve aynı hızla birbirine doğru ilerleyen iki tren misali bir tehlikeli durum söz konusudur. 

Ankara-Washington hattındaki S-400 restleşmesi ve devamındaki gelişmelerin anlaşılabilmesi için öncelikli olarak, “ABD hangi adımları atmaya hazırlanıyor? Silah ambargosu ve ekonomik yaptırımlar tehdit ve şantaj mı? Türkiye geri adım atar mı, atarsa neler yaşanır?” soruları, irdelenip cevaplanmalıdır.

Yapılan araştırmalar, elde edilen bilgi ve belgeler gösteriyor ki; mucidinin ABDolduğu ve Türk-ABD ilişkilerini çıkmazlara taşıyan sorunların birçok nedeni var.

Ancak asıl sebep, dünya hakimiyetini hedefleyen ABD yönetiminin engel olarak gördüğü Türkiye’ye karşı hukuk kuralları dışına çıkarak haydutça bir tavır takınmasıdır. 

ABD’nin aşılmaz sorun haline getirdiği konular aslında birer bahanedir. 

Zira niyet ve hedef ise bu sorunlar üzerinden Türkiye’ye diz çöktürmektir. 

Daha doğrusu, bir balans ayarıyla Türkiye’yi kendi yörüngesine çekmek ve kendi politikalarına hizmet edecek şekilde hazır hale getirmektir. 

Çünkü ABD, Ortadoğu’daki enerji kaynaklarının sömürülmesi ve bölge üzerinden dünya hakimiyet mücadelesinin devamı için engel gördüğü Türkiye’nin kontrol altında tutulması gerektiğine inanıyor.

Bütün bu gelişmeler nazarı dikkate alındığında, jeostratejik ve jeopolitik konumu itibarıyla Türkiye’nin bölgedeki etkisi ve potansiyeli ABD için hayati bir önem taşımaktadır.

Bakmayan ABD’nin tehdit ve şantajlarına, ABD,Türkiye gibi bir ülkeyi ne kaybetmek ister, ne de bir başkasına kaptırma niyetindedir.

ASIL HEDEF TÜRKİYE’Yİ 

TESLİM ALMAK

ABD, eskiden olduğu gibi Türkiye’yi kayıtsız şartsız emrinde ve hizmetinde görmek istiyor.

Bunu elindeki ekonomik, siyasi ve askeri üstünlüğünü kullanarak gerçekleştirmeye çalışıyor.

Onun içindir ki ABD“Rusya’dan S-400 füze savunma sistemini satın almak için yaptığı anlaşmaya sadık kalması durumunda Türkiye, çok ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalacak” tehdidini her fırsatta hatırlatarak “Çember daralıyor”korkusu ve şantaj politikalarını sürdürüyor.

İnandırıcı olamayan iddialar ve aslı olmayan suçlamalar ile oluşturulan baskılar, şantaj ve tehditlere başvuruyor.

S-400’ler konusunda Türkiye’yi köşeye sıkıştıran ABD yönetiminin, 31 Temmuz’a kadar süre tanıdığını duyurması bir eşkıyalık örneğidir. 

Çaresiz bırakılmak istenen Türkiye ise karşı direnişini kararlılıkla devam ettiriyor ve de ettirmeye mecburdur.

Çünkü TürkiyeS-400’leri uzun vadeli bir stratejik caydırıcı güç ve bir güvenlik gereksinimi olarak görmektedir.

Ancak gelinen noktada S-400’leri almak kadar, alımından vazgeçmek de bir o kadar daha zor bir durum.

Türkiye, geri adım atmaz ise ABD ile olduğu kadar ABD’nin uydusu AB üyesi ülkeler ve NATO ile ciddi sıkıntılar yaşanacağı ihtimal dahilindedir.

ABD’nin hem de ABD’nin etki alanındaki ülke ve kuruluşların ekonomik operasyonlarıyla yavaşlayan Türkiye ekonomisiABD’nin yaptırımları başlatması halinde daha da kötüleşeceği endişesi Ankara’yı zorlayan bir diğer gerçektir. 

Ancak şartlar ne olursa olsun, baskılara boyun eğmeyecek ve teslim olmayacak bir tavırla dik duruşumuzu sürdürmeliyiz. 

KARARLARIMIZI BİZ ALIRIZ

Geri adım atılması halinde Rusya ile olan ilişkileri bozulacağı gibi uluslararası düzeyde Türkiye’nin itibarı ve güvenirliği sarsılmış olacak. 

Milli onurumuz ve egemenlik haklarımız tartışılır hale gelmiş olur. 

Zor ve ciddi bir süreç yaşanıyor olsa da Türkiye, S-400’ler konusunda geri adım atmamalı.

ABD Savunma Bakan Vekili Partick Shanahan’ın Milli Savunma Bakanımız Sayın Hulusi Akar’a gönderdiği tehdit içerikli mektup “diplomatik teamüllere”uygun olmadığı için hiçbir kıymet-i harbîyesi yoktur.

…Ve yine herkes bilsin ki; ülkemizin güvenliği ile alakalı kararlara bir başka ülke karar veremez. 

 Savunma ve güvenliğimiz için ihtiyaç duyduğumuz silahları alma konusundaki kararları sadece Türk devleti ve milleti adına onun hizmetindeki hükümet verir. 

ABD öncülüğündeki emperyalist güç odaklarının dayatmalarına karşı cesur tavrımızı yeri ve zamanı geldiğinde ortaya koyarız. 

Unutulmasın ki; milli onurumuz ve egemenlik haklarımızın konusunda görüş ve niyet bildirme veya tehditler sıralayıp bize ölümü gösterip sıtmaya razı etmek, hiç kimsenin hakkı ve haddi değildir. 

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close