TERÖRSÜZ TÜRKİYE: ARTIK SÖZ DEĞİL, SONUÇ ZAMANI
.

Türkiye yıllardır aynı acının etrafında dönüyor. Şehit cenazeleri, yanan ocaklar, yarım kalan hayatlar, korkuyla büyüyen çocuklar… Terörün ağır bedelini bu ülkenin evlatları ödedi. Anne babalar evlatlarını, çocuklar babalarını kaybetti. Türkiye’nin enerjisi, ekonomisi, sosyolojisi ve siyaseti yıllarca bu ateşin gölgesinde kaldı.
Güvenlikten Toplumsal Huzura Uzanan Eşik
Terörsüz Türkiye; sadece silahların sustuğu bir tablo değildir.
Terörsüz Türkiye; her bir vatandaşın kendisini güvende hissederek geleceğe umutla baktığı, devlet otoritesinin tartışılmadığı, hukuk düzeninin amasız ve fakatsız herkese eşit uygulandığı bir düzen demektir. Gençlerin dağa veya illegal yapılara değil; eğitime, teknolojiye ve üretime yöneldiği, annelerin evlatlarının akıbetinden endişe duymadığı bir Türkiye hayalinden bahsediyoruz. Toplumsal fay hatlarımızın derinleşmesini önlemenin, kardeşlik hukukunu yeniden sarsılmaz kılmanın yegâne yolu da buradan geçmektedir.
Terörün Olmadığı Türkiye, Güçlü Türkiye Demektir
Meseleye somut bir açıdan bakıldığında; terörün olmadığı bir Türkiye sadece güvenlik alanında değil, ekonomik ve uluslararası güç dengelerinde de bambaşka bir kulvara sıçrayacaktır.
Kaynakların Geleceğe Akması: On yıllardır terörle mücadeleye harcanan devasa kaynakların; eğitime, sağlığa, yerli teknolojiye, sanayiye ve doğrudan gençlerin istihdamına aktarılması demektir.
Bölgesel Potansiyelin Açığa Çıkması: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun yatırımcı için riskli bir bölge olmaktan çıkıp; sanayide, tarımda, hayvancılıkta ve kültür turizminde bir fırsat merkezine dönüşmesi demektir.
Tersine Beyin Göçü ve Aidiyet: Gençlerimizin “Burada gelecek yok” diyerek doğduğu toprakları veya ülkeyi terk etmek zorunda kalmaması; kendi ülkesinde katma değer üretecek imkânlara kavuşması demektir.
Bağımsız Dış Politika: Dış politikada enerjisini iç tehditlerle tüketmeyen, bölgesel ve küresel satrançta elini çok daha güçlü tutan bir Türkiye demektir.
Tarihi Fırsat ve Vazgeçilmez Kırmızı Çizgiler
Türkiye’nin terörle mücadelede çok ağır bedeller ödediği bir gerçek. Fakat güçlü devlet; geçmişte yaşanan acıları ve dökülen her damla kanın mukaddesatını unutmadan, geleceği kararlılıkla inşa edebilen devlettir. Bugün önümüzde bu beladan tamamen kurtulmaya dair tarihi bir fırsat penceresi açılmışsa, bu fırsat basiretsizliğe ve günlük siyasi kaygılara heba edilmemelidir.
Ancak bu süreç yürütülürken üç temel esastan asla taviz verilmemelidir:
1. Devletin Üniter Yapısı ve Bütünlüğü
2. Milletin Sarsılmaz Birliği
3. Hukukun Üstünlüğü ve Adalet
Bu üç temel sütun üzerinde yükselen bir Terörsüz Türkiye vizyonu, günlük siyasi tartışmaların ve partiler arası polemiklerin çok üzerinde, milli bir devlet meselesidir. Çünkü bu konu ne tek başına iktidarın ne de sadece muhalefetin konusudur; bu mesele doğrudan Türkiye’nin beka ve gelecek meselesidir.
Bugün , artık toplumun tüm kesimlerinin, siyasetin ve devlet aklının aynı net cümle etrafında buluşması gerekiyor:
"Terörün her türlüsüne son vermek; bu topraklara barışı, adaleti ve kalıcı huzuru egemen kılmak boynumuzun borcudur."
Adem Batur
Araştırmacı-Yazar
- Yeniden eskiye
- Eskiden yeniye
- Öne Çıkanlar





