BIST13.589,14%-2.17
USD43.5393%0,08
EURO51,4721 %0.16
ALTIN6.805,21 %-1.52
Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan: KAAN için Suudi Arabistan ile ortak yatırım söz konusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık. Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu. Her an bu ortak yatırımı da gerçekleştirebiliriz." dedi.

Abone OlGoogle News
05 Şubat 2026 18:29

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretlerinin ardından Türkiye'ye dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Suudi Arabistan ve Mısır'ın liderleri ve heyetleriyle fevkalade yararlı görüşmeler yaptıklarını belirten Erdoğan, "İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla kapsamlı şekilde ele aldık. Bölgemizin önde gelen ülkeleri olarak 'bölgesel sahiplenme' yaklaşımıyla Filistin ve Suriye başta olmak üzere güncel gelişmelere dair istişarelerde bulunduk." ifadelerini kullandı.

Yurt dışı ziyaretinin ilk durağı Suudi Arabistan'da Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman ile verimli bir görüşmelerinin olduğunu, ardından heyetler arası toplantılar yaptıklarını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"4 belgeye imza attık, ortak açıklamayı kabul ettik. Malumunuz Suudi Arabistan, bizim için savunma sanayii, ulaştırma, sağlık, yatırımlar ve müteahhitlik hizmetleri gibi alanlarda özel konuma sahip bir kardeş ülke. Ticaret hacmimiz istikrarlı bir şekilde artarak 2025 yılında 8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Müteahhitlerimiz, Suudi Arabistan'da toplam değeri 30 milyar doları bulan, 400'den fazla proje üstlenmiş durumda. EXPO-2030 ve FİFA 2034 Dünya Kupası gibi dev organizasyonlara hazırlanan ülkede değerlendireceğimiz çok sayıda fırsatlar bulunuyor. Ayrıca, Suudi Arabistan vatandaşlarının ülkemize yoğun bir teveccüh gösterdiklerine şahit oluyoruz."

"Kimin barış, kimin savaş yanlısı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin davetine icabetle Türkiye-Mısır Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi İkinci Toplantısı'nı Kahire'de yaptıklarını belirterek, şunları ifade etti:

"Konseyimizin ilk toplantısını Eylül 2024'te Ankara'da yapmıştık. Görüşmelerimizde ikili ticari ve ekonomik ilişkilerimiz önemli yer tuttu. Ortak bildiri dahil toplam 8 metin imzaladık. Hem Riyad'da hem de Kahire'de iki ülke iş çevrelerinin katılımlarıyla iş forumları düzenlendi. Sayın Sisi ile ayrıca Gazze barış süreci başta olmak üzere bölgemizi ilgilendiren konuları istişare ettik. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının durdurulmasında Mısır ve Suudi Arabistan ile beraber çalıştık. Ateşkes mutabakatına giden süreçte işbirliği içinde olduk. Bugün de Gazze'nin yeniden imarının önünün açılması için yakın diyalog halindeyiz. Türkiye'den Gazze'ye ulaştırılmakta olan insani yardımların eş güdümünde Mısır'ın desteği çok önemli."

İsrail hükümetinin sivilleri hedef almayı sürdürdüğüne dikkati çeken Erdoğan, "11 Ekim'den bu yana 500'ü aşkın Gazzeli, İsrail tarafından şehit edildi. İnsani yardım tırlarının Gazze'ye girişlerinde halen ciddi kısıtlamalar, sorunlar yaşanıyor ancak İsrail'in tüm kışkırtmalarına ve ihlallerine rağmen Gazze Barış Planı'nın birinci aşaması tamamlanmıştır. Kimin barış, kimin savaş yanlısı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır olarak tüm süreçlerin içinde olmayı, böylece Filistinli kardeşlerimizin hukukunu korumayı hedefliyoruz." dedi.

Ziyaretleri sırasında şahsına ve heyetine gösterilen misafirperverlik için iki ülke makamlarına teşekkür eden Erdoğan, ziyaretlerin üç ülke için hayırlara vesile olmasını diledi.

"Savunma sanayisinde aldığımız mesafe ilgiyle takip ediliyor"

"Milli muharip uçak KAAN konusunda Suudi Arabistan ile işbirliği söz konusu olabilir mi?" sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Suudi Arabistan ile kültürel ve tarihsel boyutları bulunan köklü ilişkilere sahibiz. Bunu geliştirmek için bu ziyaretimizde de önemli anlaşmalara imzayı attık. Ülkemizin savunma sanayii alanında aldığı mesafe, bütün dünya gibi Suudi Arabistan tarafından da ilgiyle takip ediliyor. Biz, savunma sanayiinde öncelikle kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya odaklanmış bulunuyoruz. Bunun yanında dost ve kardeşlerimizin ihtiyaçlarının temini için de gayret gösteriyoruz. Suudi Arabistan ile savunma sanayii konusunda önemli işbirliklerine imza atıyoruz ve bunu geliştirmekte de kararlıyız. KAAN, sadece bir savaş uçağı değil. KAAN, Türkiye'nin mühendislik kabiliyetinin, bağımsız savunma iradesinin sembolüdür. KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık. Dünyada bu alanda daha fazla söz sahibi oldukça bu tür işbirliklerimiz de kesinlikle artacaktır. Kaldı ki Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu. Her an bu ortak yatırımı da gerçekleştirebiliriz."

"Suudi Arabistan, Türkiye'de 5 bin megavat gücünde santraller inşa edecek"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suudi Arabistan ile enerji alanında çok önemli anlaşmalara imza attınız. Tam kapsamını merak ediyoruz, bu anlaşmalar ne anlama geliyor?" sorusunu şöyle cevapladı:

"Ziyaretimiz esnasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ile Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı arasında yenilenebilir enerji alanında önemli bir anlaşma imzalandı. Suudi Arabistan şirketleri, Türkiye'de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman'da 1000'er megavatlık güneş enerjisi santralleri yapılacak. Yatırımlar, dış finansman ve uluslararası krediler yoluyla hayata geçirilecek. Bu santrallerden Türkiye'de bugüne kadar görülen en düşük fiyatlardan elektrik alımı yapacağız. İki güneş enerjisi santrali projesiyle 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacı karşılanacak. 2027 yılında temelleri atılacak santraller, yüzde 50 yerlilik oranına sahip olacak. Projeler, elektrik ekipman ve hizmet sektörlerimize önemli katkı sağlayacak."

"Süreç canlıdır ve kopmuş değildir"

"İran-ABD gerginliğinin başlamasından sonra İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmeleriniz oldu ve bir süreç başladı. Bu sürecin evrildiği nokta an itibarıyla nedir?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi:

"Öncelikle Amerika ve İran arasındaki gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Onun için de biliyorsunuz ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmem oldu ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile hemen ertesi gün görüştüm. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile de İstanbul'da Dışişleri Bakanımla beraber üçlü bir görüşme yaptık. İşi sıcak tutuyoruz. İran'a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde ortaya koyduk ve bunu muhataplarımıza ilettik. Şu ana kadar tarafların diplomasiye alan açmak istediğini görüyorum. Bu, olumlu bir gelişme olarak önümüzde duruyor. Sorunların çözüm yolu çatışmalar değil uzlaşma zemininde buluşmak ve müzakere etmektir. Süreç canlıdır ve kopmuş değildir. Zemin, diyaloğa ve diplomasiye hala açıktır. Alt düzeyde yapılacak görüşmelerde mesafe alınmasının ardından liderler seviyesinde müzakerenin de faydalı olacağını düşünüyorum. Askeri gerilim bu kadar artmışken müzakere masasının bir şekilde kurulacak olması da önemlidir. Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baş göstermez. Biz gerek lider diplomasisi gerek diğer düzeylerde yapılan görüşmeler yoluyla müzakere zeminini kuvvetlendirmek için çalışacağız. Bu zemin ne kadar genişler, başka ülkeler de devreye girer mi göreceğiz."

Bir basın mensubunun, "Suudi Arabistan başta olmak üzere, ki bugün ziyaretinizden dolayı önde geliyor, Körfez ülkelerinin toplamda İran'a karşı yaklaşımları biraz daha Amerikan yanlısı gibiydi daha önceki yıllarda. Şimdi biraz daha sizin, Türkiye'nin politikalarına yakın gibi duruyorlar. Bugünkü politikaları nasıl değerlendiriyorsunuz? İran-Amerikan krizinde biraz İran'a karşı değillermiş gibi görünüyor." şeklindeki sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Her şeyden önce biz bölgemizde yeni bir savaş istemiyoruz. Bunu en net şekilde her zaman dile getirdim, dile getiriyorum. Suudi Arabistan da tabii ki bu bölgedeki çatışmalardan etkileniyor. Onlar da bölgemizde huzurun, barışın ve sağduyunun hakim olmasını istiyor. Hassasiyetlerimiz genel manada örtüşüyor. Herkes biliyor ki bölgemizde tam anlamıyla tesis edilecek huzur, barış ve istikrar hepimize kazandırır. Çatışmaların, kanın, gözyaşının hakim olduğu bir coğrafyada ise kesinlikle herkes kaybeder. Bu nedenle hepimizin barışın tarafında yer alması en akılcı seçenektir. Bölge ülkelerinin son yıllarda yaşanan çatışmalı süreçlerden, bunu net bir şekilde gördüğünü ve bizim duruşumuzu desteklediklerini de düşünüyorum. Artık etrafımızı saran ateş çemberinden sıyrılmanın, yanan ateşleri söndürmenin vakti çoktan gelmiştir."

Sağduyunun burada ortak payda olduğuna işaret eden Erdoğan, bu meseleye sadece askeri pencereden bakmanın bölgeyi felakete götüreceğini söyledi.

Ateşi daha fazla harlamanın kimseye faydasının olmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Bölgemiz kana, gözyaşına, savaşlara doymuştur. Artık, barışı ve huzuru konuşmayı, işbirliklerini artırmayı istiyoruz. Sorunlar her zaman olur, anlaşmazlıklar uluslararası ilişkilerin bir parçasıdır. Ancak diplomasi de bunun için vardır. Biz de barışçıl diplomasiyi güçlendirmek zorundayız. Bu, hem ülkemizin hem bölgemizin çıkarları için hayati önemdedir." diye konuştu.

- "Bizim duruşumuz, öncelikle insanlığın temel değerlerini muhafazadır"

"Türkiye, Gazze Barış Planı'nın uygulanmasında nasıl bir rol üstlenecek? Başlangıca nispetle nerede? Türkiye'nin muradı nedir bu mevzuda? Siz de ifade ettiniz, Şarm el-Şeyh'teki 20 maddeli barış planından bu yana, ekim ayından bu yana İsrail, saldırılarını sürdürüyor, gidecek yardımlara mani oluyor, sabote ediyor. Bu süreçte İsrail konusunda hem Türkiye'nin hem de müdahil olan barış planındaki diğer ülkelerin değerlendirmesi nedir?" sorusuna Erdoğan, "Türkiye, Gazze Barış Planı'nın olması gerektiği gibi işletilmesi ve Gazze'de huzurun, istikrarın yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır. Biz, Gazze'de Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz. Barışı, kağıt üzerinde değil, sahada tesis etmekten yanayız." cevabını verdi.

"Gazze'de yaşanan zulümlere, soykırıma varan uygulamalara, açlığın silah olarak kullanılmasına karşı olmak için Müslüman olmak gerekmez. Bizim duruşumuz, öncelikle insanlığın temel değerlerini muhafazadır" ifadelerini kullanan Erdoğan, bu tutumlarında Filistinlilere tarihsel ve kültürel bağların da etkili olduğunu söyledi. Erdoğan, bunu körü körüne bir karşıtlık olarak göstermeye çalışmanın meselenin özünü saptırmak olacağını dile getirdi.

Erdoğan, "Gazze'deki zulmün bir benzerini bir başka coğrafyada Müslümanlar yapsaydı, biz onların da karşısında bugünkü gibi dimdik dururduk. Biz yıllardır 'Mazlumun diline, dinine, inancına, derisinin rengine bakmayız' demiyor muyuz? İşte bu, bizim klas duruşumuzdur. Ateşkes, insani yardım ve sivillerin korunması için atılacak adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Türkiye bunları sağlamak için büyük bir çaba gösteriyor." diye konuştu.

"Gazze'de ve bütün Filistin'de istikrarın sağlanması, Mısır'ın da çıkarınadır"

"Gazze meselesinde çözüm için arayışlarda Mısır'ın yaklaşımları Türkiye'nin görüşleriyle örtüşüyor mu? Çünkü İsrail'in baskılanabilmesi için garantör ülkelerin arasındaki fikir birliği önemli. Mesela Gazze'de yönetimin devredilmesi noktasında Mısır ne öngörüyor? Değerlendirmeniz nelerdir?" sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır'ın, Gazze'deki zulmün etkilerini en yakından hisseden ülkelerden biri olduğunu belirtti.

Mısır'ın da Gazze ve Filistin meselesinin daha fazla derinleşmesini istemediğini gördüklerini ve bunu bildiklerini ifade eden Erdoğan, bölgenin yeni bir yangını kaldıracak halinin bulunmadığını kaydetti.

Bunu Mısır yönetiminin de çok iyi gördüğünü vurgulayan Erdoğan, İsrail'in bölgede yıllardır oluşturduğu sistematik istikrarsızlığın Mısır'ı da süreç içerisinde yıprattığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu çatışmaların sona ermesini, Filistin'in huzura kavuşmasını bizim kadar Mısır da istiyor. Özellikle açlığın silah olarak kullanılmasına ve Filistinlilerin topraklarından sürülmesine yüksek sesle karşı çıktılar ve bunu sürdürüyorlar. Mısır'ın bulunduğu yer kritik. Hem coğrafi konumu hem tarihi sorumluluğu itibarıyla Gazze'nin kaderinde önemli bir aktör. Bu nedenlerle Gazze'de ve bütün Filistin'de istikrarın sağlanması, Mısır'ın da çıkarınadır. Gazze'ye Refah'tan insani yardımların girişi ve yardımların organizasyonu için ortaya koydukları gayret takdire şayandır. Hep birlikte Gazze'de huzurun yeniden hakim olmasını ve Gazze'nin yeniden inşa edilmesini sağlayacağımıza inanıyorum. İsrail'in bitmek bilmeyen saldırıları ve ateşkes ihlalleri kesinlikle kabul edilemez. Uluslararası toplumu İsrail'e ateşkese tam uyum için baskı yapmaya çağırıyoruz. Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri mutlu günlere kavuşması için gece gündüz çalışmaya, mazlumların sesi olmaya devam ediyoruz."

"Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye'den yanayız"

"Suriye'de gelinen son noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu son gelişmeler, Türkiye'deki 'Terörsüz Türkiye' projesinde yeni bir ivmelenmeyi beraberinde getirebilir mi? Bu anlamda Meclis'e bir çağrınız olur mu?" sorusu üzerine Erdoğan, Suriye'nin kuzeyinde istikrarın ve huzurun tesisinin Türkiye'yi doğrudan ilgilendirdiğini belirtti.

Komşu Suriye'nin "tek devlet, tek ordu, tek Suriye" anlayışı ile bütünleşmesinin Türkiye'nin büyük arzusu olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"'SDG' denilen yapının imzaladığı anlaşmalara uyması, Suriye'deki barış iklimini güçlendirecek ve kalıcı istikrarı kolaylaştıracaktır. Kimse, çatışmaları körüklemeyi, gerilimi tırmandırmayı, zamana oynamayı aklının ucundan bile geçirmemeli. Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam'dan hem de Ankara'dan dönmüştür. Kuşkusuz yine dönecektir. Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye'den yanayız. Suriye'nin yanındayız. Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz. Suriye halkı bizim dostumuz ve kardeşimizdir. Bizim sorunumuz terörledir. Ayrılıkçı emellerine ulaşmak için terörü bir yol ve yöntem olarak kullananlarladır. Suriye'nin kuzeyindeki sorunun çözülmesiyle 'Terörsüz Türkiye' sürecinin yükü de hafiflemiş oldu. Meclis'teki komisyon, ortak raporunu tekemmül ettirmek üzere. Temennimiz rapora, uzlaşının ve sürece dinamizm kazandıracak bir bakış açısının damga vurmasıdır. 'Terörsüz Türkiye' hedefimiz, attığımız adımlarla terörsüz bölgeye doğru gidiyor ve inşallah her iki hedefe de suhuletle ulaşacağız."

Bir gazeteci, Erdoğan'a "asrın felaketi" olarak nitelendirilen 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli 11 ilde meydana gelen depremlerin üçüncü yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "Felaketin olduğu günden bu yana muhalefet olumsuz bir tablo sergiliyor. Son birkaç gündür deprem bölgesinde olan Özgür Özel yine aynı tutumu ortaya koydu. 3 yıl dolmadan 455 bin konut teslim ettiniz. Cuma günü de sanıyorum Osmaniye'de olacaksınız. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?" sorusunu yöneltti.

Erdoğan, bu soruya şu cevabı verdi:

"Anlaşılan asrın felaketinin yıl dönümü yaklaşıyor diye deprem turistleri yine hareketlenmiş vaziyette. Gittikleri, gezdikleri yerlerde yapılanları görmezden gelmekse en büyük maharetleri. Alemi kör, milleti sersem sanan bir muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız. Onlara kalsa, milletimiz hala açıktaydı. Onlara kalsa, deprem bölgesindeki insanlarımız yuvalarına kavuşmamıştı. Onlara kalsa, deprem bölgesinde derin bir insanlık dramı yaşanıyor olacaktı. Neyse ki milletimiz, yaklaşan siyasi tehlikeyi gördü ve onları kenarda tuttu. Muhalefet ilk günden itibaren 'yapamazlar, bitiremezler, enkazın altında kalırlar' diyerek yaşanan felaketten rant devşirmeye kalkıştı. Yönettikleri bazı büyükşehirlerde deprem gibi büyük bir felaket yaşanmamışken, milleti bir yudum suya, temel belediyecilik hizmetlerine muhtaç edenler, yolsuzluklara, türlü çeşit hırsızlıklara kol kanat gerenler, 11 ili dört başı mamur bir şekilde yeniden inşa eden bir iktidara laf söyleyebiliyor.

455 bin konut demek, sıradan bir şey değil, küçük bir ülke kurmak demektir. Bunu dünyada bizim dışımızda bu kadar kısa sürede başarabilecek ikinci bir devlet yok. Bizim yaptıklarımız gün gibi ortadadır. Bunca yıl, eser ve hizmet ürettik ve onlarla konuştuk. Muhalefetten farkımız budur. Yıllardır milletimize, ülkemizdeki muhalefet sorununu anlatamıyoruz. Alışkınız bunlara. Çünkü gerçeği göremez, hakikati söyleyemez, doğruyu duyamazlar. İnşallah Osmaniye'de bir kez daha milletimizle kucaklaşacak, onlara verdiğimiz sözleri tutmuş olmanın rahatlığıyla hasbihal edeceğiz."

"CHP'li belediyeler, ellerindeki suyu millete ulaştıramıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Su yönetimiyle ilgili yeni düzenlemelere ihtiyaç var mı? Bu yönde adımlar atılacak mı? En önemlisi şehirlerde evlere yönelik suyun yönetimi yerel yönetimlerden alınabilir mi?" sorusu üzerine, suyun medeniyetin, üretimin, enerjinin ve kısaca yaşamın kaynağı olduğunu belirtti.

Su yönetimi konusunun tecrübe ve vizyon istediğini aktaran Erdoğan, "Yıllar yılı 'Su akar Türk bakar' dediler. Ne oldu? Biz tam aksini yaptık. Ben belediye başkanlığından geliyorum. Istranca Dağları'ndan suyu biz İstanbul'a getirdik. Belediyeyi kimden devralmıştık? O zaman malum CHP zihniyetinden devralmıştık. Istranca Dağları'ndan 180 kilometre öteden suyu, İstanbul'a getirdiğimiz zaman, hepsi şok olmuştu. Biz, onunla da kalmadık. Aynı şekilde yine hattı Boğaz'dan, Boğaz'ın altından Anadolu yakasına geçirmek suretiyle Sakarya Nehri'nin suyunu da bir taraftan İstanbul'a getirdik. Devamlı takviyeler yaptık." dedi.

Su kaynaklarının korunması, vatandaşlara temiz ve sağlıklı su ulaştırmanın gayreti içinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Şimdi CHP'li belediyeler, ellerindeki suyu millete ulaştıramıyor. Geceleri bakıyorsun benim vatandaşım elinde bidonlarla gidiyor, tankerlerin kuyruğunda su bekliyor. Aramızdaki fark bu. Biz su zengini bir ülke değiliz. Bu nedenle sizin de söylediğiniz gibi su stresi, hatta sıkıntısı yaşayan bir ülkeyiz. Öncelikle tasarrufu önemsiyoruz ve milletimizi su tasarrufuna teşvik için sürekli projeler geliştiriyoruz. Peki ne yapmamız lazım? Belediyelerimizin su temini ile ilgili yaptığı çalışma dışında bizim bir diğer kaynağımız Devlet Su İşleridir. Devlet Su İşleri de bu noktada harıl harıl çalışıyor. Çünkü biz belediyelerin su temininin dışında ayrıca Devlet Su İşlerinin de su teminiyle inşallah bu işi yoluna koyacağız."

"Milletin desteğiyle gelen belediye yönetiminin, millete hizmet etmesi şarttır"

Gazetecinin "2026 için kapsamlı bir reform yılı tanımlaması yaptınız. Belediyelerin mali yapılarından, harcama ve borçlanmadaki denetime, merkezi idare belediye ilişkilerini yeniden çerçevelemeye varıncaya kadar da başlıklardan söz ettiniz. Sorum şu, İçeriği itibarıyla bu reformlardan bize biraz örnek, biraz başlık verebilir misiniz? Özellikle son dönemde CHP'li belediyelerle ilgili yolsuzluk iddiaları bu yaraya neşter vurmak konusunda daha teşvik edici oldu mu?" sorusunu Erdoğan, şöyle cevapladı:

"CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çarkına yargımız özellikle çomak sokmuştu. Yargı şu anda bunların üzerine kararlı bir şekilde gidiyor. O süreci bizler de milletimizle birlikte yakından takip ediyoruz. Ortaya çıkanlara baktığımızda, belediyelerin millet adına kullandıkları kaynakların denetiminde problemler yaşandığını görüyoruz. Merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki o hantal, yetki çatışmalarına neden olan yapıyı bir defa modernize etmeliyiz. Düzgün işleyen, şeffaf bir sisteme kavuşmak çok önemli. Mali disiplinin artırılması, daha etkin ve verimli hizmet üretilmesi konusu, bir gereklilik halini almıştır.

Şehirlerimiz bakıyorsunuz bir partinin ya da belediye başkanının yönetiminde 50 yıl ileri giderken bir başka yönetim geldiğinde aynı kaynaklarla yönetilen belediye, çağın gerisinde kalıyor. Milletin vergileriyle oluşan bütçeler, yine milletin yoluna, suyuna, parkına harcanmalı. Milletin desteğiyle gelen belediye yönetiminin, millete hizmet etmesi şarttır. Yani sistem öyle olmalı ki belediye başkanı ve yönetimi mutlaka çalışmak zorunda kalsın. Hizmet odaklı verimli belediyeciliği, sistem zorunlu kılsın. Bunu yapmayanlar için de müeyyideler uygulansın, tanımlansın. Bunu sağlayacak sistemi planlamalı ve hayata geçirmeliyiz."

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde akittv.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan akittv.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar
  • Yeniden eskiye
  • Eskiden yeniye
  • Öne Çıkanlar