BIST12.443,92%1.42
USD49.154%0,02
EURO55,1935 %0.00
ALTIN6.543,06 %0.01
Sağlık

Türkiye’deki sigaralar Almanya’daki sigaralardan daha zararlı

Türkiye ve Almanya’da satılan aynı markalı sigaraları karşılaştıran yeni bir araştırmada, Türkiye’den alınan ürünlerin yüzde 51’e kadar daha fazla parçacık madde saldığı ortaya çıktı

Abone OlGoogle News
05 Ekim 2026 17:45

Türkiye’den ve Almanya’dan alınan aynı markalı sigaraların içeriği yalnızca tat veya tütün miktarı bakımından değişmiyor. 8 Eylül’de Tobacco Use Insights dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, sigaraların havaya bıraktığı parçacık miktarı da üretildiği ya da satıldığı ülkeye göre farklılaşabiliyor. Goethe Üniversitesi Frankfurt’tan araştırmacıların yaptığı çalışmada, Türkiye’den alınan dört ürün, Almanya’daki karşılıklarından yüzde 3.6 ile yüzde 51 arasında daha fazla parçacık madde saldı. Araştırmacılar, bunun Türkiye’de satılan sigaraların parçacık madde emisyonlarını inceleyen ilk çalışma olduğunu belirtiyor.

TÜRKİYE’DEKİ SİGARALAR ALMANYA’DAKİLERLE KIYASLANDI

Araştırmada Türkiye’den alınan 11, Almanya’dan alınan dört ürün ile bilimsel çalışmalarda kullanılan ABD menşeli bir referans sigarası incelendi. Her üründen 23 ile 30 arasında olmak üzere toplam 402 sigara test edildi. Sigaralar 2.88 metreküplük kapalı bir kabinde, insan yerine otomatik bir düzenek kullanılarak içildi. Her sigaradan ilk iki nefesin ardından dakikada iki kez olmak üzere yedi standart nefes çekildi. Her nefes 40 mililitre hacminde ve üç saniye uzunluğundaydı. Sigara dört dakika sonunda söndürülürken kabindeki hava toplam 10 dakika boyunca ölçüldü.

Düzenek yalnızca içici tarafından çekilip dışarı verilen ana dumanı değil, sigaranın yanarken doğrudan havaya bıraktığı yan akım dumanını da kabine verdi. Zira araştırmacılara göre pasif içicilikte maruz kalınan dumanın yaklaşık yüzde 85’i bu yan akım dumanından oluşuyor.

EN YÜKSEK EMİSYONLAR TÜRKİYE’DEN

Testlerde ortalama PM10 yoğunluğu metreküpte 1044 ile 1677 mikrogram arasında değişti. PM2.5 yoğunluğu 1043 ile 1675, PM1 yoğunluğu ise 994 ile 1.548 mikrogram/metreküp aralığında ölçüldü. En yüksek ortalama değerler Türkiye’den alınan Parliament Night Blue’da görüldü. Bu üründe PM10 yoğunluğu metreküpte 1677, PM2.5 yoğunluğu 1675, PM1 yoğunluğu ise 1548 mikrograma ulaştı. En düşük sonuçlar ise Almanya’dan alınan Camel Yellow’da kaydedildi: PM10’da 1044, PM2.5’te 1043 ve PM1’de 994 mikrogram ölçüldü.

Bununla birlikte PM10 ve PM2.5 bakımından en yüksek emisyona sahip beş ürünün tamamı Türkiye’den alınmıştı. Parliament Night Blue’yu sırasıyla L&M Red Label, Muratti Rosso, Camel Yellow ve Lark Blue izledi. Bu ürünlerin ortalama PM2.5 yoğunlukları metreküpte 1515 ile 1675 mikrogram arasındaydı.

SINIRIN 112 KATI

PM10, çapı 10 mikrometre ve altında; PM2.5, 2.5 mikrometre ve altında; PM1 ise bir mikrometre ve altındaki parçacıkları ifade ediyor. Parçacık küçüldükçe solunum sisteminin daha derin bölgelerine ulaşabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, dış ortam havasında PM2.5 için 24 saatlik ortalamanın metreküpte 15 mikrogramı aşmamasını öneriyor. Deneydeki en yüksek sonuç ise bu değerin sayısal olarak yaklaşık 112 katı. Ancak araştırmadaki değer 10 dakikalık kapalı kabin ölçümü, DSÖ’nün değeri ise 24 saatlik dış ortam ortalaması olduğu için iki rakam doğrudan karşılaştırılamıyor.

AYNI MARKADA YÜZDE 51 FARK

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise Türkiye ve Almanya’dan alınan dört benzer ürün arasındaki fark oldu. Almanya’daki ürünlerin tamamı, Türkiye’deki karşılıklarından PM10 için yüzde 3.6 ile 51, PM2.5 için yüzde 3.6 ile 50, PM1 için yüzde 4.4 ile 48 arasında daha az parçacık saldı.

En büyük fark Camel Yellow’da görüldü. Türkiye’den alınan üründe PM2.5 yoğunluğu metreküpte 1569 mikrogramken Almanya’dan alınan üründe 1043 mikrogram ölçüldü. Bu, Türkiye ürününün yaklaşık yüzde 50 daha fazla PM2.5 salması anlamına geliyordu. L&M’de Türkiye ürünü Almanya’dakinden yaklaşık yüzde 28, Davidoff’ta yaklaşık yüzde 13, Marlboro’da ise yüzde 3.6 daha fazla PM10 üretti.

AYNI MAKİNE, FARKLI HARMAN

Araştırmacılar ülkeler arasındaki farkın tütün harmanı, katkı maddeleri, kağıt ve filtre tasarımı gibi üretim özelliklerinden kaynaklanabileceğini değerlendiriyor. Ancak mevcut deney bu faktörlerden hangisinin farkı yarattığını belirlemiyor. Tütün Eksperleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent İnce’ye göre ise farkı üretim makineleriyle açıklamak güç. İnce, “Üretim tekniği bakımından Almanya’da satılan sigara ile Türkiye’de satılan arasında çok farklılık olması mümkün değil. İkisinde de yüksek teknolojili makineler aynıdır. O nedenle kıyım biçimi ve fermantasyon süreci aynı markalar için farklılık oluşturmaz” diyor.

Ancak aynı adla satılan sigaraların içeriği ülkeden ülkeye değişebiliyor. İnce, ülkelerin iç pazarda satılacak sigaralar için farklı şartlar koyabildiğini, bunun da üreticileri farklı tütün formülleri kullanmaya yöneltebildiğini belirtiyor: “Örneğin Türkiye’de yüzde 30 yasası var. Markaların iç piyasaya sundukları ürünlerde kullandıkları toplam tütünün, kategori bazında en az yüzde 30’unun Türkiye’de üretilmesi gerekiyor.”

YÜZDE 30’UNUN TÜRKİYE'DE ÜRETİLMESİ GEREKİYOR

Yasadaki hesaplama, tek tek marka veya paket üzerinden değil, üretici üzerinden yapılıyor. 4733 sayılı Kanun’a göre üreticilerin bir takvim yılında iç piyasaya sunmak amacıyla ürettikleri ve ithal ettikleri sigaralarda kullandıkları toplam tütünün en az yüzde 30’u Türkiye’de üretilmiş olmalı. Sigara, nargilelik tütün, sarmalık kıyılmış tütün ve pipoluk tütün kategorileri ayrı ayrı hesaplanıyor. Bu nedenle bir şirketin bazı sigara çeşitlerinde yüzde 30’dan az, bazılarında daha fazla yerli tütün kullanarak yıllık toplam şartı karşılaması mümkün. Çünkü yasa, her sigaranın harmanında mutlaka yüzde 30 yerli tütün bulunmasını zorunlu kılmıyor. Ayrıca mevzuattaki ifade “Türk tütünü” değil, “Türkiye’de üretilen tütün”. Dolayısıyla Türkiye’de yetiştirilen Virginia veya Burley gibi çeşitler de bu orana dahil olabiliyor. Cumhurbaşkanının oranı yüzde 15’e kadar indirme, yüzde 45’e kadar yükseltme yetkisi bulunuyor.

Almanya’nın federal tütün mevzuatında ise Türkiye’dekine benzer bir yerli tütün kullanım kotası bulunmuyor. Bu farklılık, aynı markanın Türkiye ve Almanya için farklı harmanlarla hazırlanabilmesini mümkün kılıyor. Ancak araştırmada sigaraların tütün türleri, harman oranları ve katkı maddeleri incelenmediği için yüzde 30 kuralı ile yüksek parçacık emisyonları arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulamıyor.

PM DEĞERLERİNİ ÖLÇMEK ZORUNLU DEĞİL

Diğer taraftan Türkiye’de de Almanya’da da sigara başına emisyon sınırı getirilen maddeler zifir, nikotin ve karbonmonoksitle sınırlı. Piyasaya sunulan bir sigara en fazla 10 miligram zifir, 1 miligram nikotin ve 10 miligram karbonmonoksit salabiliyor. Üreticilerin, bu değerlerin yanı sıra, ellerinde bulunması halinde “diğer emisyonlara” ilişkin bilgileri de vermeleri gerekiyor. Ancak PM1, PM2.5 ve PM10’un mutlaka ölçülmesini isteyen, bunlar için üst sınır koyan veya değerlerin üretici tarafından paket üzerinde açıklanmasını zorunlu tutan özel bir hüküm yok. Tütün Mamulleri Yönetmeliği’ne göre, bildirilen bilgilerin kamuya sunulması Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğunda ancak yayımlama sırasında ticari sırların korunması öngörülüyor.

DUMANIN YÜZDE 95’İ PM1

Araştırmada, bütün ürünlerde dumanın çok büyük bölümü en küçük parçacıklardan oluştu. PM1’in toplam PM10 içindeki payı yüzde 92.3 ile yüzde 95.3 arasında değişti. Başka bir ifadeyle sigara dumanındaki her 100 parçacıktan kütle bakımından en az 92’si, çapı bir mikrometrenin altında kalan gruptaydı. PM1 için DSÖ tarafından belirlenmiş ayrı bir sınır değer bulunmuyor. Buna karşılık Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve göğüs hastalıkları uzmanı olan Doç. Dr. Pınar Mutlu, bu parçacıkların akciğerlerin derin bölgelerine ulaşabildiğini söylüyor. “Üstelik kullanılan cihaz 0.25 mikrometreden küçük parçacıkları ölçemediği için daha küçük parçacıklar bu değerlendirmeye bütünüyle yansımamış olabilir.”

TOKSİK VE KANSEROJEN

Mutlu, küçük parçacıkların sağlık bakımından öneminin yalnızca boyutlarından kaynaklanmadığına da dikkat çekiyor. “Bu parçacıklar sigara dumanındaki çok sayıdaki toksik ve kanserojen maddeyi de taşıyan karmaşık bir aerosolün parçaları. Derin hava yollarına ve alveollere kadar ulaşabilir; oksidatif stres, inflamasyon, damar işlev bozukluğu ve pıhtılaşma eğiliminde artış gibi biyolojik süreçleri tetikleyebilir. Kısa süreli maruziyet; göz ve hava yolu irritasyonu, öksürük, nefes darlığı, astım ve KOAH belirtilerinde kötüleşme, kalp hızında ve damar işlevlerinde değişiklik ile duyarlı kişilerde kalp krizi ve ritim bozukluğu riskinde artışla ilişkili. Tekrarlayan ve uzun süreli maruziyet ise akciğer gelişiminin ve solunum fonksiyonlarının olumsuz etkilenmesine, kronik solunum ve kalp-damar hastalıklarına ve akciğer kanseri riskine katkıda bulunabilir.”

ÇOCUK BULUNAN OTOMOBİLLERE DİKKAT

Bununla birlikte deney kabininin hacmi küçük bir otomobilin iç hacmine yakın. Bu nedenle araştırmacılar özellikle araç içinde sigara içilmesine dikkat çekiyor. Pencerelerin ve havalandırmanın kapalı olduğu bir otomobilde yolcuların kısa sürede yüksek miktarda ince parçacığa maruz kalabildiğini söyleyen Mutlu da “Çocuklar, gebeler, yaşlılar ve kalp ya da akciğer hastalığı bulunan kişiler özellikle korunmalı” diyor.

 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde akittv.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan akittv.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar
  • Yeniden eskiye
  • Eskiden yeniye
  • Öne Çıkanlar