BIST1.118,11%7.6891
USD7.786%1.59
EURO9,0636%1.61
ALTIN463,97%1.20
Akit HaberGündemDepreme yol açtı, Türkiye… Fransızlar çılgına döndü
Gündem

Depreme yol açtı, Türkiye… Fransızlar çılgına döndü

Türkiye'nin iki hafta boyunca Doğu Akdeniz'de bir savaş sahnesi yaratacağını ileri süren Yunan medyası, Cuma günü Yunanistan'ın çok tehlikeli bir adım daha atacağını bildiriyor. Fransız medyası ise, Türkiye'yi hedef alan skandal manşetle bugün okurlarının karşısına çıktı, Ankara'nın sürekli yeni düşman aradığını savundu.

02 Eylül 2020 16:12

ABD'nin doğrudan Türkiye'yi hedef alan Kıbrıs kararını Dışişleri Bakanı Mike Pompeo 1 Eylül akşamı saat 22.00'de dünyaya duyurdu, bugün Yunan medyasının manşetlerinde sevinç çığlıkları atıyor. Fransızlar ise Doğu Akdeniz'de geri adım atmayan Türkiye'yi manşetten veriyor.

33 yıllık silah ambargosunun kaldırıldığını Twitter mesajıyla ilan eden Pompeo, "Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz'de kilit ortağımızdır. Güvenlik işbirliğimizi derinleştireceğimizi duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Gelecek mali yılda öldürücü olmayan savunma malzemeleri ve hizmetlerinin satışına getirilen kısıtlamaları kaldıracağız" açıklamasını yaptı.

Karara ön ayak olan siyasetçilerden ABD'li Demokrat Senatör Bob Menendez, ambargonun kaldırılmasını 'ülkemiz için güvenilir stratejik bir ortak' dediği Güney Kıbrıs ile ilişkilerin önemini vurguladığını savundu.

ABD Kongresi Aralık 2019'da Kıbrıs Cumhuriyeti'ne silah ambargosunun kaldırılması kararını almıştı. Önce Temsilciler Meclisi, daha sonra Senato savunma bütçeleri yasa tasarı kapsamında ambargonun kaldırılmasını desteklemişti.

ABD'nin kararına Türkiye'nin tepkisi çok sert oldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, ambargonun kaldırılmasını Avrupa'nın Ada'da yaptığı hataların ABD tarafından tekrarlanması olarak tanımladı, söz konusu kararla bölgede çatışma riskinin arttığını belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise, resmi açıklamasında Kıbrıs'taki Türklerin güvenliğini garantiye alacak mukabil adımların atılacağını duyurdu, "Doğu Akdeniz’de gerginliğin azaltılması amacıyla çaba harcanan bir dönemde, ABD’nin bölge barış ve istikrar ortamını zehirleyen bu tür bir kararın altına imza atması müttefiklik ruhuyla da bağdaşmamaktadır" dedi.

Karar beklendiği gibi Rum tarafında sevinç çığlıklarıyla karşılandı, Güney Kıbrıs lideri Nikos Anastasiades Twitter hesabından ABD'nin hamlesini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Yunan medyası, Dışişleri Bakanı Nikos Dendias'ın Cuma günü New York'u ziyaret edeceğini, Yunanistan ve Mısır arasında imzalanan deniz yetki alanı anlaşması haritasının BM'de onaylanmasının beklendiğini yazıyor.

Ambargonun kaldırılması Yunan medyasında manşetten veriliyor. Kathimerini ve To Vima gazetesi, haberin başlığında Washington'ın kararının Türkiye'ye mesaj olduğunu yazdı. Mike Pompeo'nun Twitter mesajının zamanlamasına dikkat çeken Kathimerini, Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'ın kuzeyindeki bölgede bugünlerde tatbikat yaptığını hatırlatıyor.

Gazetede yer alan bir başka haberde, Washington'ın hamlesinin Amerikan Yahudi Komitesi (AJC) ile Yunan Amerikan Liderlik Konseyi (HALC) tarafından sevinçle karşılandığı aktarılıyor.

Türkiye'nin iki hafta boyunca Doğu Akdeniz'de bir savaş sahnesi yaratacağını savunan To Vima gazetesi ise, Fransız medyasındaki haberlere göre Charles de Gaulle uçak gemisinin harekete geçmeden önce bekleyeceğini yazdı.

Fransız Le Figaro gazetesi ise, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan skandal manşetle bugün okurlarının karşısına çıktı.

'Hayal etmesi bile zor olsa da iki NATO üyesi arasında bir savaşa tanıklık edecek miyiz?' diyen Le Figaro, Türkiye'nin sürekli yeni düşman aradığını ileri sürdü.

Türkiye'nin Suriye ve Libya'daki askeri müdahalelerini eleştiren Fransız gazetesi, ayrıca Ankara'nın Avrupa Birliği'ne şantaj yaptığını savundu. Le Figaro, Osmanlı İmparatorluğu hayalinin Türkiye'yi Doğu Akdeniz'deki altı ülke ve Fransa ile karşı karşıya getirdiğini de ileri sürdü.

Fransa ve Türkiye arasındaki güvensizliğin tırmandığını belirten Le Figaro, Türkiye'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyeti altındaki bölgelerde nüfuz etkinliğini artırmayı denediğini yazdı.

Yunan medyası, Yunanistan'ın orduyu silahlandırmak için harakete geçtiğini, Fransa ile de 10 Eylül'de bir savunma anlaşmasının beklendiğini de yazıyor.

Paris ve Atina yönetimleri arasında yalnızca Rafale savaş uçaklarının alımının değil Mirage 2000 jetlerinin Fransız füzeleriyle donatılmasının da gündemde olduğunu belirten Kathimerini, fırkateyn ve helikopterlerin de müzakere edildiğini aktarıyor.

Yunan medyası, Pazartesi sabahından bu yana Atina yönetiminin Fransa'dan 18 Rafale saldırı jeti almak için anlaşmaya vardığını bildiriyor.

Reuters haber ajansı ise, Yunanistan'ın yalnızca Fransa ile değil başka ülkelerle de silah satın almak için görüşmeler yürüttüğünü dünyaya duyurdu.

Habere göre, Reuters'a konuşan bir Yunan hükümet kaynağı halihazırda son kararın verilmediğini belirtiyor. Fransa'dan bir başka kaynak ise henüz bir anlaşmaya varılmasa da çok sayıda başlığın konuşulduğunu söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 12 Ağustos tarihinde Doğu Akdeniz'e asker göndereceğini ilan etmesinin üzerinden 24 saat geçmeden, Yunanistan ve müttefiki Fransa Girit açıklarında ortak tatbikata girişmişti.

Tatbikatta birçok Yunan fırkateyninin yanı sıra Fransız filosunda helikopterlerin havalanabildiği FS Tonnerre tipi bir savaş gemisi de vardı. Tatbikatta ayrıca Girit'teki Suda'ya inen iki Fransız Rafale jeti de yer aldı.

Yunan basını, Paris ve Atina arasındaki askeri pazarlıkları Temmuz ayında manşetten duyurmuştu. Haberlere göre, taraflar son model Belh@rra model iki fırkateynin Fransa'dan alınmasını masaya yatırmıştı.

İlk fırkateynin teslimatı için 2024 yılı konuşulurken, Yunan medyası Atina'nın yaklaşık 3 milyar dolarlık proje için ekonomik darboğaz nedeniyle 300 milyon euroluk bir ödeme yapacağını da aktarmıştı. Kathimerini, 24 Ağustos'ta Atina yönetiminin Paris'le 12 Rafale savaş uçağının temini için görüştüğünü, aynı zamanda İspanya ve İngiltere'nin de Yunanistan'a fırkateyn desteği vermeye hazırlandığını yazdı.

ABD Jeolojik Araştırma Merkezi'nin (USGS) 2010 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, Doğu Akdeniz'in Levant Havzası bölümünde tahmini 1,7 milyar varil geri kazanılabilir petrol ve 122 trilyon kübik fit gaz var."

Türkiye'nin Mayıs ayı sonunda Akdeniz'deki yeni ruhsat başvurularını Resmi Gazete'de yayımlaması ve Dışişleri Bakanlığı'nın Twitter hesabından paylaşılan haritalar, Yunanistan'ı paniğe sürükledi. www.milliyet.com.tr Uluslararası destek arayışına giren Atina yönetimi, Girit ve Rodos açıklarındaki muhtemel faaliyetlerden korkarak Fransa ile askeri tatbikata girişeceği sinyalini vermişti.

Türk Dışişleri, bu hafta başında ise Ankara'nın Birleşmiş Milletlere (BM) bildirdiği Doğu Akdeniz'deki deniz sınırları içinde Oruç Reis sismik araştırma gemisinin faaliyet yürüttüğü bölgeyi gösteren haritayı paylaştı.

Twitter hesabında haritaya yer veren Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdürü Büyükelçi Çağatay Erciyes, "Yunanistan ana karasına 580 kilometre uzaklıktaki Kastellorizo (Meis) adlı 10 kilometrekarelik Yunan adası nedeniyle Yunanistan, 40 bin kilometrekare deniz yetki alanı talep ederek, Oruç Reis'i durdurmaya ve Doğu Akdeniz'i Türkiye'ye kapatmaya çalışmaktadır" dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın yaptığı resmi açıklamada ise, Yunanistan'ın diyalog şansını kendi elleriyle kenara ittiği belirtilerek "Bölgedeki askeri varlığımız, herhangi bir tırmanmaya yol açma hedefi taşımamakta olup, tamamen, gerekmesi halinde meşru savunma hakkını kullanmaya yöneliktir. Sivil bir gemimize askeri müdahalede bulunulmasına tabiatıyla izin verilmeyecektir" denildi.

Yunanistan'ın Mısır ile 6 Ağustos Perşembe günü imzaladığı deniz yetki alanlarını belirleyen anlaşma, Türkiye ile Yunanistan arasındaki müzakerelerin yeniden askıya alınmasına neden oldu. Anlaşma, Girit ve Rodos adalarının kıtasahanlıklarının kısmen kullanılması şartıyla Mısır'ın kıtasahanlığı ile dikey bir koridor oluşturulmasını hedefliyor.

BBC Türkçe'nin haberine göre, Ankara'nın 'korsan' olarak tanımladığı anlaşmanın resmiyet kazanabilmesi için, iki ülke parlamentolarında onaylanması ve ilgili koordinatların Birleşmiş Milletler'e sunulması gerekiyor.

Türkiye ise, anlaşmanın ardından Oruç Reis araştırma gemisinin sismik çalışmalar için Akdeniz’e açılacağını, Pazartesi günü yayımladığı bir NAVTEX ile duyurdu. 10-23 Ağustos arası geçerli olacak NAVTEX kapsamında, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait iki savaş gemisi de Oruç Reis’e eşlik ediyor. Yunanistan da aynı gün aynı bölge için NAVTEX ilan etti ve Türkiye'nin duyurusunun yasa dışı olduğunu kaydetti.Almanya'nın başlatması beklenen arabuluculuk girişimi, Yunanistan’ın Mısır ile anlaşma yapması, Türkiye’nin de gemilerini yeniden ihtilaflı bölgeye göndermesi ile daha başlamadan son bulmuş oldu. Her iki tarafın denizde ve havada askeri varlıklarını artırıyor olmaları bölgedeki gerginliğin sıcak çatışmaya kadar varması riskini de beraberinde getiriyor.

Ege Denizi’nden kaynaklanan kıta sahanlığı, karasuları, adaların statüsü ve hava sahası hattı gibi konularda on yıllardır süren anlaşmazlıkların, özellikle son bir yılda Akdeniz’e de yayılması Ankara-Atina hattında çok daha sert bir sürecin başlamasına neden oldu.

Türkiye, 27 Kasım 2019’da Libya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanlarını Sınırlandırma anlaşması ile Yunanistan’ın Girit, Karpathos ve Rodos adalarının güneyinde kalan bölgeyi kıta sahanlığı kapsamında gördüğünü ilan etmiş ve bu anlaşmayı BM’ye kaydettirmişti. Anlaşmanın uluslararası hukuka göre bir geçerliliği olmadığını savunan Atina, 1982 tarihli Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre adaların kıta sahanlığı hakları olduğunu, Türkiye’nin ortaya koyduğu haritanın Yunanistan’ın egemenlik haklarını çiğnediğini ilan etmişti.

Avrupa Birliği (AB) de Yunanistan’ın açıklamalarını desteklemiş, Türkiye’nin 'yasa dışı' olarak tanımladığı hidrokarbon çalışmalarını durdurmasını talep etmişti. Siyasi alanda yaşanan bu gerilime rağmen, 2019’un ikinci yarısından itibaren Ankara ile yeni kurulan Atina hükümeti arasında diyalog kanalları açık tutuldu. Ancak Yunanistan’ın Fransa ile Türkiye arasında son dönemde giderek gerilen ilişkileri kendi lehine kullanma çabası ve başta AB olmak üzere uluslararası platformlarda köşeye sıkıştırmaya çalışması Ankara’nın tepkisini çekti.

Türkiye, Yunanistan’ın Kıbrıs Rum tarafı ile Akdeniz’deki diğer kıyıdaş ülkeler Mısır ve İsrail ile hidrokarbon faaliyetlerini devam ettirmesi, bunu yaparken de Türkiye ve Kıbrıs Türkleri’nin çıkarlarını göz ardı etmesine tepki duyarak pozisyonunu sertleştirdi.

21 Temmuz'da Türkiye'den ilk NAVTEX

Türkiye, 13 Temmuz’da Fransa’nın girişimiyle toplanan AB Dış İlişkiler Konseyi toplantısından bir hafta sonra 21 Temmuz’da 'denizcilere duyuru' anlamına gelen ilk NAVTEX’ini yayınladı ve Oruç Reis araştırma gemisinin Türkiye’nin BM’ye bildirdiği kıta sahanlığı sınırları ve 2012 yılında TPAO’ya verilen ruhsat sahaları içinde kalan bölgede sismik araştırmalar yapacağını ilan etti.

Yunanistan ise Türkiye’nin araştırma yapacağı alanların kendi kıta sahanlığı içerisinde olduğunu açıklayarak, sert tepki vermişti. Egemenlik haklarını koruma konusunda geri adım atmayacağını bildiren Yunanistan’ın teyakkuza geçerek bölgeye savaş gemilerini göndermesi, bunun üzerine Türk Deniz Kuvvetleri’nin Oruç Reis’e sağlanan güvenliği artırması bir anda sıcak çatışma tehlikesinin doğmasına yol açmıştı.

Taraflar arasındaki gerginlik, AB Dönem Başkanı sıfatıyla devreye giren Almanya Başbakanı Angela Merkel’in 22 Temmuz’da Erdoğan ve Miçotakis ile telefonda görüşmesi üzerine yatışmıştı. Ancak Ankara ve Atina arasında yeni bir diyalog sürecinin ilan edilmesinden bir gün sonra Yunanistan ile Mısır arasındaki deniz yetki sınırlandırma anlaşması imzalandı. Anlaşmanın 6 Ağustos’ta ilan edilmesinin hemen ardından Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Yunanistan-Mısır anlaşmasının 'yok hükmünde' olduğu çünkü iki ülkenin deniz sınırı olmadığı kayda geçirildi.

Yunanistan-Mısır anlaşmasına siyasi tepkinin ardından Türkiye'nin ilk somut tepkisi, 10 Ağustos sabah saatlerinde yayınlanan NAVTEX ile verildi. Duyuru, Oruç Reis gemisi ile ona eşlik edecek Ataman ve Cengiz Han gemilerinin 23 Ağustos’a kadar çalışacakları alanların koordinatlarını kayda geçirdi. Türkiye’nin NAVTEX’inden sadece saatler sonra Yunanistan da bir deniz duyurusu yayımladı ve Türkiye’nin ilan ettiği alanların Yunanistan kıta sahanlığı içinde olduğunu, dolayısıyla Türkiye’nin NAVTEX’inin yasa dışı olduğunu savundu.

Yorumlar