Prof. Dr. Üner Çolak: Nükleer sanayinin oluşması çapraz etki yaratıyor
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Enerji Enstitüsü Nükleer Araştırmalar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üner Çolak, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) ile Türkiye’nin karbon salımının sınırlandırılması ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılması yolunda önemli bir adım atıldığını belirtti.

Bu iki başlığı ‘santralden elde edilecek ilk faydalar’ olarak değerlendiren Çolak, “Bu santral ile, elektrik üretiminin yanı sıra, nitelikli istihdam yaratılması ve ülkemizde mevcut sanayinin nükleer alanda kullanılacak malzeme ve ekipman üretimi konularında da yetenek ve yetkinlik geliştirmek konularında da fayda sağlaması söz konusudur. Nükleer sanayinin oluşması çapraz etki yaratıyor" ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin uzun dönemli enerji politikalarında toplam nükleer kapasitenin önümüzdeki 25 yılda toplam 20.000 MW elektrik gücüne kadar ulaşmasının hedeflendiğini hatırlatan Çolak, “Dünyada 31 ülkede 417 reaktörle toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 9’u nükleer kaynaklıdır. Toplamda kömürün yüzde 34, doğal gazın ise yüzde 22 payı bulunmaktadır. Nükleer, Fransa, Çin, ABD, Rusya gibi pek çok ülkede ekonomik büyüme ve endüstriyel faaliyetleri destekleme açısında itici güç oluşturmuştur. Baz yük elektrik üretimi açısından fosil kaynaklara ciddi bir alternatif oluşturan nükleer enerji, yenilenebilir kaynaklara göre oldukça avantajlıdır. Nükleer, karbon emisyonlarının azaltılması açısından da önemli bir potansiyel taşımaktadır. Alan kullanımı çok daha az olan nükleer reaktörler yenilenebilir enerji kaynakları rüzgar ve güneş enerjisine göre ayak izi açısından da avantaj sağlamaktadır. Türkiye de kurulmakta olan Akkuyu NGS’nin devreye girmesi ile nükleer elektrik üretimine başlayacaktır. Tamamı 1200 MW elektrik gücünde olacak dört üniteden oluşacak bu santral, tamamı işletmeye alınınca ülkemizde elektriğin yüzde 10’luk kısmını üreterek önemli bir rol üstlenecektir” dedi.
‘NÜKLEER SANTRALLER ELEKTRİK ÜRETMEKTEN FAZLASINI YAPIYOR’
Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün de nükleer enerjinin yalnızca bir elektrik üretim teknolojisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu alanın ülkelerin enerji arz güvenliğine, sanayileşmesine, teknolojik gelişimine ve nitelikli insan kaynağı yetiştirmesine doğrudan katkı sağladığını söyledi. Ergün, dünyadaki örneklerde de nükleer santrallerin yalnızca elektrik üretmekle kalmadığını, çevrelerinde mühendislik, araştırma ve sanayi ekosistemleri oluşturduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Şule Ergün, şunları söyledi:
“Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Fransa’dır. Fransa, 1970’li yıllardaki petrol krizinin ardından enerji arz güvenliğini güçlendirmek amacıyla nükleer enerjiye büyük yatırımlar yapmıştır. Bugün bu stratejinin sonuçlarını çok açık biçimde görebiliyoruz. 2025 yılında Fransa’da üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 68’i nükleer santrallerden sağlanmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla birlikte değerlendirildiğinde, ülkedeki elektrik üretiminin yüzde 95’inden fazlası düşük karbonlu kaynaklardan gerçekleştirilmiştir. Daha da önemlisi, Fransa’da elektrik üretiminin ortalama sera gazı emisyon yoğunluğu kilovatsaat başına yaklaşık 20 gram karbondioksit eşdeğeridir; bu, Avrupa’nın en düşük değerlerinden biridir. Fransa örneği bize nükleer enerji ile yenilenebilir kaynakların birbirinin alternatifi olmak zorunda olmadığını, aksine birlikte çok düşük karbonlu bir elektrik üretim sistemi oluşturabildiğini gösteriyor. Japonya ise nükleer enerjiden vazgeçmenin enerji sistemi ve çevre üzerindeki etkilerini göstermesi açısından önemli bir örnektir. 2011 yılında yaşanan Fukuşima kazasının ardından Japonya’daki reaktörlerin büyük bölümü durduruldu; ortaya çıkan üretim açığı ağırlıklı olarak doğal gaz, kömür ve diğer fosil yakıtlarla karşılandı. Japonya’nın 2010 yılında yaklaşık 1 milyar 258 milyon ton olan yıllık sera gazı emisyonları, 2013 yılında yaklaşık 1 milyar 408 milyon tona yükseldi. Üç yıl içinde yaklaşık 150 milyon tonluk bir artış yaşandı. Bu örnek, enerji politikalarında yalnızca hangi kaynağın kullanılacağına değil, o kaynak devreden çıkarıldığında yerine neyin konulacağına da bakmak gerektiğini hatırlatıyor. Ekonomik etkiyi en net gösteren örneklerden biri de Kanada’dır. Ontario’daki Bruce Nükleer Güç Santrali, eyalette tüketilen elektriğin yaklaşık yüzde 30’unu karşılarken, doğrudan ve dolaylı olarak 22 bin kişiye istihdam sağlamakta ve bölge ekonomisine yılda yaklaşık 4 milyar Kanada doları katkı sunmaktadır. Santralin bulunduğu belediyenin yıllık vergi gelirine katkısı tek başına 30 milyon doları aşmaktadır. Bu rakamlar, bir nükleer santralin bulunduğu bölge için ne anlama geldiğini somut biçimde ortaya koyuyor."
Nükleer enerjinin sanayi ve teknoloji geliştirme kapasitesine sağladığı katkı konusunda Rusya’nın dikkat çekici örneklerden biri olduğunu söyleyen Ergün, “Rusya, nükleer enerjinin dünyadaki gelişiminde lokomotif görevi üstlenen ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede onlarca yıldır sürdürülen çalışmalar; reaktör tasarımından yakıt teknolojilerine, malzeme geliştirmeden kontrol sistemlerine, ağır ekipman imalatından bakım ve işletme hizmetlerine kadar çok geniş bir sanayi altyapısı oluşturmuştur. Bu dönüşümün en somut göstergesi santral yerleşimleridir. 1960’lı yıllarda yaklaşık 3 bin nüfuslu bir kasaba olan Novovoronej, bugün 30 bini aşkın nüfuslu bir kente dönüşmüş, 4 binden fazla santral personeline ve onların ailelerine ev sahipliği yapan önemli bir merkez haline gelmiştir. Leningrad NGS’nin bulunduğu Sosnovy Bor’un nüfusu ise 70 bine ulaşmıştır. Bu yerleşimler, nükleer tesislerin çevresinde teknik uzmanlık ve istihdam birikiminin uzun yıllar içinde nasıl geliştiğini gösteriyor” dedi.
Nükleer santrallerin uzun işletme ömürlerinin bu ekonomik yapının devamlılığına katkı sağladığını ifade eden Ergün, gerekli değerlendirmeler ve izinlerle bir santralin 60 yıl, hatta daha uzun süre işletilebileceğini, bu nedenle nükleer santral yatırımının inşaat döneminde ortaya çıkan ekonomik hareketlilikten fazlasını yarattığını belirtti. Ergün, “Santraller; işletme, bakım, mühendislik, teknik hizmetler ve tedarik faaliyetleriyle nesiller boyunca devam eden bir ekonomik yapı oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
- Yeniden eskiye
- Eskiden yeniye
- Öne Çıkanlar





