BIST14.355,39%-1.98
USD45.5445%0,25
EURO53,0155 %-0.12
ALTIN6.664,04 %-1.91
Gündem

' Dünya Yeni Bir Çağ Kuruyor'

.

Abone OlGoogle News
15 Mayıs 2026 13:41

Dünyanın yapay zekâ, veri egemenliği, enerji dönüşümü ve biyoteknoloji gibi alanlarda köklü bir paradigma değişimine gittiği bir dönemde, Türkiye’nin hâlâ iç gündemin gürültüsüyle boğuştuğunu dile getiren Yardımcıoğlu, “stratejik akıl” ile “reaksiyon psikolojisi” arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koyuyor.

Röportajda zihinsel dağınıklık, zaman kaybı, gençlerdeki “ruh göçü”, liyakat, eğitim reformu ve uzun vadeli devlet aklı gibi kritik konular samimi ve cesur bir üslupla ele alınıyor.

Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu, hem Türkiye’nin potansiyeline olan inancını korurken hem de gerçeklerle yüzleşmenin zorunluluğunu vurgulamaktan çekinmiyor.

İşte dünya yeni bir çağ kurarken Türkiye’nin yön arayışını derinlemesine tartıştığımız bu önemli röportaj…

 

— Hocam, son yıllarda sıkça duyduğumuz bir ifade var: “Dünya başka bir yere gidiyor, Türkiye başka şeylerle uğraşıyor.” Sizce bu gerçekten doğru mu?

Evet, maalesef büyük ölçüde doğru. Çünkü dünya şu anda tarihsel ölçekte yeni bir güç düzenine hazırlanıyor. Yapay zekâ, veri egemenliği, enerji dönüşümü, su güvenliği, biyoteknoloji ve dijital ekonomi artık yalnızca teknik meseleler değil; doğrudan devletlerin varlık meselesi hâline geldi.

Bugün büyük ülkeler yalnızca sınırlarını korumuyor. Verisini, enerjisini, tarımını, çip teknolojisini ve yetişmiş insanını korumaya çalışıyor.

Yeni çağın savaşları artık sadece sahada değil; laboratuvarlarda, veri merkezlerinde, enerji hatlarında, yazılım sistemlerinde, üniversitelerde veriliyor.

Türkiye ise çoğu zaman kendi iç gündeminin gürültüsü içinde yön duygusunu kaybediyor.

 

— “Gündemin gürültüsü” derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?

Şunu kastediyorum:

Türkiye uzun süredir stratejik akılla değil, reaksiyon psikolojisiyle yaşayan bir toplum hâline geliyor.

Her gün yeni bir tartışma…

Her gün yeni bir kutuplaşma…

Her gün yeni bir öfke dalgası…

Toplum sürekli duygusal reflekslerle meşgul tutuluyor. Böyle olunca insanlar düşünmeye değil, taraf olmaya yönlendiriliyor.

Oysa düşünemeyen toplum üretmez.

Üretemeyen toplum ise zamanla bağımlı hâle gelir.

Bugün dünya yapay zekâ çağını konuşuyor, biz hâlâ birbirimizi tüketiyoruz.

 

— Sizce Türkiye’nin en büyük problemi ekonomi mi?

Hayır. Ekonomi önemli ama daha derinde başka bir problem var: zihinsel dağınıklık.

Çünkü sürekli gerilim üreten toplumlar uzun vadeli düşünemez. Sürekli kutuplaşan toplumlarda ortak akıl zayıflar.

Bence Türkiye’nin en büyük kaybı sadece para değil; zaman kaybıdır.

Bakın, dünya inanılmaz hızlandı.

Eskiden ülkeler arasındaki fark yüz yılda açılırdı. Şimdi on yılda açılıyor.

Yapay zekâya, teknolojiye, eğitime ve bilim üretimine yatırım yapan toplumlarla; hamaset, gündem ve iç gerilim tüketen toplumlar arasında çok sert bir medeniyet farkı oluşacak.

Ve korkarım ki Türkiye hâlâ bu dönüşümün büyüklüğünü tam anlamıyla kavrayabilmiş değil.

 

— Bu durum gençleri nasıl etkiliyor?

En büyük kırılma gençlerde yaşanıyor.

Bugün Türkiye’de yalnızca beyin göçü yok; aynı zamanda bir “ruh göçü” yaşanıyor.

Yani insanlar burada kalıyor ama ülkeye olan inançlarını kaybediyor. Gençler sadece iş aramıyor artık; yön arıyor, anlam arıyor, gelecek hissi arıyor.

Eğer bir toplum: düşünen insanı yorarsa, sorgulayan insanı dışlarsa, üreten insanı yalnız bırakırsa; zamanla nitelikli insanını kaybetmeye başlar.

Bir ülkenin en büyük sermayesi ne petrolüdür ne betonu. En büyük sermayesi yetişmiş insanıdır.

 

— Buna rağmen Türkiye için hâlâ umut görüyor musunuz?

Elbette görüyorum. Türkiye’nin potansiyeli küçümsenecek gibi değil.

Genç nüfus var. Sanayi altyapısı var. Savunma sanayi deneyimi gelişiyor. Coğrafi konum çok stratejik. Girişimcilik kültürü güçlü.

Ama mesele potansiyel değil; yön meselesidir.

Bir toplum enerjisini nereye harcıyorsa geleceğini de orada kurar.

Eğer enerjinizi sürekli iç çatışmalara harcarsanız zayıflarsınız. Ama bilime, teknolojiye, eğitime ve üretime yönlendirirseniz güçlenirsiniz.

 

— Son olarak şunu sormak isterim: Türkiye’nin yeniden güçlü bir yön duygusu kazanabilmesi için ne gerekiyor?

Öncelikle gerçekle yüzleşmek gerekiyor.

Türkiye artık sloganlarla, günübirlik gerilimlerle ve yapay gündemlerle zaman kaybedemez.

Bu ülkenin; liyakat düzenine, eğitim reformuna, bilim ve teknoloji seferberliğine, üretim ahlakına, hukuk güvenliğine, uzun vadeli devlet aklına ihtiyacı var.

Çünkü yeni dünyada ayakta kalacak toplumlar; en çok bağıranlar değil, en çok üretenler olacak.

Ve artık belki de şu soruyu dürüstçe sormamız gerekiyor:

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde akittv.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan akittv.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar
  • Yeniden eskiye
  • Eskiden yeniye
  • Öne Çıkanlar