BIST14.594,01%1.28
USD45.02%0,02
EURO52,8441 %0.16
ALTIN6.771,54 %-0.64
Gündem

''Türkiye, üretim, ticaret ve dağıtımda merkezi üs haline gelmektedir''

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin üretim, ticaret ve dağıtım alanlarında giderek merkezi bir üs haline geldiğini belirterek, "Bu kapsamda yeni hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemeleri hayata geçiriyoruz." dedi.

Abone OlGoogle News
27 Nisan 2026 16:46

Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez" basın toplantısına katıldı. Toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu da yer aldı.

Açılışta konuşan Yılmaz, küresel ekonominin, belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçtiğine, jeopolitik gerilimlerin birçok bölgede yoğunlaştığına dikkati çekti.

İran ile İsrail arasındaki gerilimin tırmanma riski ve ABD'nin sürece dahil olmasının zaten kırılgan olan ortam üzerinde ilave baskı oluşturduğuna işaret eden Yılmaz, bu gelişmelerin enerji piyasalarını, ticaret yollarını ve küresel finansal koşulları doğrudan etkilediğini söyledi.

Yılmaz, bu parçalanmış küresel ortamda dayanıklılık, öngörülebilirlik ve üretim kapasitesinin küresel yatırımların yönünü belirleyen temel unsurlar haline geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Türkiye bu ortamda güven ve disiplinle yol almaktadır. Bölgemizdeki gelişmelerin ekonomimiz üzerindeki muhtemel etkilerini sınırlamak ve piyasaların düzenli ve sağlıklı işleyişini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri hayata geçiriyoruz. Makro ekonomik istikrarı korurken üretim altyapımızı güçlendirmeye ve dayanıklı büyüme patikamızı sürdürmeye devam ediyoruz. Bugün Türkiye yatırım ve sanayi faaliyetleri açısından istikrarlı, öngörülebilir ve güvenilir bir ortak olarak öne çıkmaktadır. Güçlü sanayi altyapısı, gelişmiş lojistik kabiliyetleri ve küresel değer zincirlerine derin entegrasyonuyla ülkemiz yatırımcılar için rekabetçi ve köklü bir ekosistem sunmaktadır. Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun kesişim noktasında bulunan stratejik coğrafi konumumuz küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir avantaj sağlamaktadır. Türkiye, üretim, ticaret ve dağıtım alanlarında giderek merkezi bir üs haline gelmektedir. Bu kapsamda, ülkemizin rekabet gücünü artırmak ve yatırım ortamını güçlendirmek amacıyla yeni hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemeleri hayata geçiriyoruz.”

Yılmaz, basın toplantısında soruları da yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'ye yatırım yapan şirketleri kim ve hangi ulustan olursa olsun Türkiye'deki şirketlerden ayırt etmediğini söyleyen Yılmaz, emek yoğun sektörlerde bazı seçmeli destek programlarının bulunduğunu hatırlattı.

Yılmaz, "Çok temel bir sorun görmüyoruz ama bazı spesifik sektörlerde, özellikle emek yoğun sektörlerde bazı meydan okumalarla karşı karşıyayız. Ekonomi yönetimi olarak bu sorunların farkındayız ve birçok önlem halihazırda almış durumdayız bu sektörleri desteklemek açısından. Bu sektörlerin dönüşüm süreçlerini de destekleyerek daha katma değer üreten bir seviyeye gelmelerini sağlamak istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, makro politikalarda inandıkları ve uyguladıkları bazı temel prensiplerinin olduğunu belirterek, "Enflasyon düştüğünde yatırımın önünün açılacağını düşünüyoruz sektörler açısından. Bu da temel politikamız." dedi.

"Cumhurbaşkanımız çok önemli bir liderlik rolü üstleniyor"

Belirsizliklerin, istikrarsızlıkların arttığı bu dönemde, kendi istikrarını koruyabilen, belirsizlikleri engelleyebilen ve daha fazla tahmin edilebilirlik sunan ülkelerin yatırımcılar açısından avantaj elde ettiğine dikkati çeken Yılmaz, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan en baştan beri, 2002, 2003'ten beri her zaman bunun altını çizdi, istikrarın ve güvenin önemini vurguladı ve her zaman tekrarladı ki bunlar ekonomik politikada başarının anahtarı; siyasi istikrar ve politika istikrarı." diye konuştu.

Yılmaz, Orta Vadeli Program'a da değinerek, şöyle konuştu:

"Son derece tahmin edilebilir bir program ve piyasalara da nasıl bir yön izlediğimizi gösteriyor açıkça. Bu yüzden bizim kontrolümüzün dışında olan faktörler olsa da, bunlar bazen pozitif, bazen negatif oluyor, önemli olanın programımız ve gittiğimiz yön olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden çok ciddi bir siyasi destek var Cumhurbaşkanımız tarafından bize sunulan. Bizim programımızı son derece destekliyor ve karşılaşılan tüm zorluklara rağmen inanıyoruz ki bu program, Türkiye'yi dünyadan ayrıştıracaktır. Ayrıca vurgulamak isterim ki piyasa dostu, yatırım dostu yaklaşımlarının dışında Türkiye aynı zamanda bir diplomasi politikası da izliyor siyasette. Hem bölgemizde hem küresel ölçekte. Neredeyse dünyada yaşanan tüm çatışmalarda Cumhurbaşkanımız çok önemli bir liderlik rolü üstleniyor. Bir liderlik diplomasisi uyguluyor barış ve istikrar sağlamak açısından."

"Türkiye istikrarını koruyor ve çatışmalardan uzak duruyor"

Yılmaz, bunun yatırımcıların Türkiye'ye gelmesi açısından da ciddi bir teşvik sunduğunu, Türkiye'nin herhangi bir anlamsız çatışmanın tarafı olmadığını söyledi.

Adil bir barışın her türlü savaştan daha iyi olduğuna inandıklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Türkiye istikrarını koruyor ve çatışmalardan uzak duruyor. Bir taraftan kendi savunma kapasitesini artırırken diğer taraftan da çok açık bir şekilde barışı ve diplomasiyi destekliyor, ileride uzun vadeli olarak yatırım yapılabilecek bir ülke olarak da profilini yükseltiyor. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde barışı ve diplomasiyi desteklemeye devam edeceğiz çatışmalara karşı. Yatırım, piyasa dostu politikaları desteklemeye devam edeceğiz. Politikalarımız, korumacı politikalar olmayacak ve piyasalara müdahale tarafında olmayacak. Çatışmaların önlenmesine yönelik hamleler yapmayı tercih ediyoruz ve biz bence kendimizi kanıtladık son 20 yılda istikrarlı politikalarımızla ve bunu yapmaya da devam edeceğiz önümüzdeki dönemde."

Türkiye'nin geçen yıl turizmdeki en iyi yıllarından birini yaşadığını ve 65 milyar dolar gelir elde ettiğini bildiren Yılmaz, "Sektöre baktığınızda, rakamlara baktığınızda aslında biz bundan oldukça memnunuz. Elbette Türk halkı da yurt dışına gidiyor. Bu da Türk insanının aslında refahının bir göstergesidir. Turizm hala bizim cari dengemize katkıda bulunuyor." dedi.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde akittv.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan akittv.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar
  • Yeniden eskiye
  • Eskiden yeniye
  • Öne Çıkanlar