BIST13.819,91%0.17
USD43.6441%0,04
EURO51,7994 %-0.22
ALTIN7.140,02 %1.18
Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 28 Şubat artığı faşizan zihniyeti lanetliyorum

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İlçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye; 'Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır' diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum" dedi.

Abone OlGoogle News
11 Şubat 2026 14:10

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’de partisinin grup toplantısına katılarak milletvekillerine ve vatandaşlara hitap etti.

Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, AK Parti grup toplantısının ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi. Toplantıya katılan gençlere ve misafirlere teşekkür eden Erdoğan, özellikle Eskişehir’den gelen heyete ayrı bir parantez açtı.

"Anadolu kadınının bin yıllık asaleti"

Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinden gelen ve yöresel kıyafetleriyle salonu dolduran kadınları selamlayan Erdoğan, şunları kaydetti;

Bilhassa bir asır önce İstiklal Harbi’mizde olduğu gibi beyaz örtmelerini takıp, şalvarlarını giyerek Eskişehir Mihalgazi’den grup salonumuzu teşrif eden Belediye Başkanımız Zeynep Güneş’le birlikte tüm hanım kardeşlerime teşekkür ediyor, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini yansıtan şu vakur duruşları için kendilerine şükranlarımı sunuyorum.

"Milletten yetki almış başarılı bir siyasetçi"

Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye; 'Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır' diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbenttine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum.

Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı'nın, Kara Fatma'nın, Nene Hatun'un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemal-i hürmetle selamlıyorum. Rabbim, salonlara sığmayan şu muhabbetimizi daim eylesin.

"Gelişmeleri ülkemizin lehine yönlendirmeye çalışıyoruz"

Bölgemizde ve dünyada birer kırılma anını sembolize eden gelişmelere hep beraber şahitlik ediyoruz. İktidar ve İttifak olarak bu gelişmeleri çok yakından takip ediyor, tahlil ediyor, gerekli müdahaleleri yaparak ülkemiz lehine yönlendirmeye çalışıyoruz. Bunlara dair değerlendirmelerimize geçmeden önce, 23 Ocak'ta vefat eden 24, 25, 26 ve 27. Dönem Uşak Milletvekilimiz, kıymetli yol ve dava arkadaşımız Mehmet Altay kardeşimizi rahmetle yad etmek istiyorum. Mehmet kardeşimiz, kendisini meftunu olduğu Uşak'a ve milletimize hizmete adamış; samimiyeti, gayreti, dürüstlüğü ile temayüz etmiş, hareketimize çok emek vermiş, çok değerli hizmetlerde bulunmuş bir yol arkadaşımızdı. Biz kendisinden razıydık, Rabbim de ondan razı olsun. Mekanını cennet, menzilini mübarek eylesin diyorum. Bir kez daha Uşak teşkilatımıza, Mehmet Altay kardeşimin kederli ailesine, yakınlarına, camiamıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Cenab-ı Allah, dar-ı bekaya irtihal eden tüm kardeşlerimize gani gani rahmet eylesin. Evvelce gidenlerin ruhları şad olsun.

Kırgız edebiyatının abidevi isimlerinden Cengiz Aytmatov'un 'Gün Olur Asra Bedel' ifadesinde anlamını bulan bir dönemin tam göbeğindeyiz. En küçük bir hatanın vahim sonuçlar doğurabileceği bu kritik dönemde yasama ve yürütme görevimizi layığıyla yerine getirmeye gayret ediyoruz. Sizler yüce Meclis’in çatısı altında ve sahada, bizler yurt içinde ve yurt dışında yüksek bir tempoda ülkemize ve milletimize hizmet etmek için koşturuyoruz. Bir defa hepimiz şunun idrakindeyiz: Halkımız bizi bu makamlara çalışmamız için gönderdi. Milletimiz bizi buraya kendisine hizmet etmemiz, sorunlara çözüm üretmemiz için gönderdi. Biz de bu vazifeyi bihakkın ifa etmenin çabasındayız. Özellikle dış ilişkiler noktasında yoğun bir temas trafiğimiz söz konusu.

"Suudi şirketler Türkiye'de güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek"

Biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta kardeş ülkelerimiz Suudi Arabistan ve Mısır'a önemli birer ziyaret gerçekleştirdik. İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra; Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik. Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşma ile döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan'la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri Türkiye'de toplam 5.000 megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman'da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerjisi santrali projesi ile toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz.

"Dünyada ve bölgemizde Türkiye rüzgarı esiyor"

Cumartesi günü de Ürdün Kralı 2. Abdullah bin Hüseyin misafirimizdi. Kral Abdullah'la oldukça muhtevalı, verimli, ikili ilişkilerimizi güçlendiren istişarelerimiz oldu. En kısa zamanda biz de Ürdün'e bir ziyarette bulunmayı arzu ediyoruz. Durmuyoruz değerli kardeşlerim. Duramayız. Yapacağımız çok şey var. Tempomuzu, aşkımızı, şevkimizi her gün biraz daha artırıyoruz. Bugün Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis'i ülkemizde ağırlayacağız. Yarın Sırbistan Başbakanı Sayın Vuçiç Ankara'ya gelecek. Önümüzdeki Pazartesi ve Salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirlikleri'ni ve Etiyopya'yı ziyaret edeceğiz. Dünyada ve bölgemizde tabiri caizse bir Türkiye rüzgarı esiyor.

"Kendimiz için ne istiyorsak dostlarımız için de aynısını istiyoruz"

Burada şunu özellikle ifade etmek durumundayım. Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Kendimiz için nasıl huzur, güvenlik istiyorsak; nasıl istikrar, kalkınma, refah istiyorsak; komşularımız ve tüm kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz.
Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çabalarımız işte bunun içindir. Bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen temaslarımızın temel gayesi aynı şekilde bölgesel barışa katkı sunmaktır. Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz,

İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak; son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgasıyla, Gazze'de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz. Bilvesile komşumuz Suriye'nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa, huzura süratle kavuşması en büyük temennimizdir. Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan'ın, Mısır'ın ve Ürdün'ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye'nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz.

"Bizim Suriye tavrımız nettir"

Tabii burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum. Bizim Suriye meselesinde tavrımız ilk günden beri nettir. Orada akan her damla kan ve gözyaşı bizim de yüreğimizi dağlamaktadır. Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye'de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye'ye vicdan merceğiyle bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir: Tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye'de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır.

Şunu bugün tüm samimiyetimle, açık yüreklilikle ifade ediyorum: Artık Suriye'nin kaynaklarının, Suriye'nin yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara'nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye'deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz.

"Türkiye bölgesinde nüfuz arayışında değildir"

Buradan hem ülkemiz içinde hem dünyada Türk dış politikasının eksenini anlamaya çalışanlara bugün bir kez daha seslenmek istiyorum: Türkiye bölgesinde nüfuz arayışında değildir. Tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz, barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep'le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar; Der'alı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız.

İşte son operasyonlar sırasında hemen talimatlarımızı verdik. AFAD'ımızı, Kızılay'ımızı ve insani yardım kuruluşlarımızı süratle harekete geçirdik. İlk etapta iki tır dolusu insani yardım malzemesini Suriye hükümeti ile iş birliği halinde Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerleşim yerlerine sevk ettik. Kardeşlik ve komşuluk hukukumuzun gereği neyse, Türkiye olarak bize ne düşüyorsa hiç tereddüt etmeden en güzel şekilde yerine getirdik. İnşallah Ramazan-ı Şerif boyunca yardımlarımız artarak devam edecek. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif ile birlikte Suriye'deki tüm kardeşlerimiz inşallah bu havayı teneffüs edecektir.

"Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler"

Burada şunu da milletimizin dikkatine getirmek zorundayım: Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür. Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koçbaşlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriye'yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye'den etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor.

Açık söylüyorum, ne Kürtler, ne Suriyeliler, ne başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi. Öyle olsaydı Suriye'de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz 3-4 yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz eder, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi.

"Gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor"

Kardeşlerim, ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler. Sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi; on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Şunu da tam bir gönül huzuruyla bugün ifade ediyorum: Benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor.

Açıkçası biz CHP'nin başındaki zattan bir siyaset ortaya koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyamızdaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemiyoruz. Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini; en azından bunu milletten ve CHP'li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum; meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin.

"CHP'de gelen gideni aratıyor"

Burada daha önce yaptığım bir tespitimi tekrar hatırlatmak isterim. Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor ama CHP'de 'gelen gideni aratır' gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini 'oturduğu koltuğun hakkını vermiyor' diye eleştiriyorduk; yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz Somali Cumhurbaşkanı Sayın Hasan Şeyh'in oğluna yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk; meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş.

Lafa gelince Türkiye'yi yönetmeye talipler ancak ne kendilerini ne de CHP'yi yönetebiliyorlar. Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı; her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP'nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi... Ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, CHP'li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimizi, bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin.

"Osmaniye'de tam bir kardeşlik tablosu çizildi"

Cuma günü 'asrın felaketi' olarak milli hafızamıza acıyla kazınan 6 Şubat depremlerinin birinci sene-i devriyesiydi. Şehitlerimizi yad etmek üzere Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin de olduğu geniş bir heyetle depremin vurduğu 11 ilimizden biri olan Osmaniye'deydik. 'Küllerinden doğdu yine Türkiye'nin gücüne bak' temasıyla düzenlenen programda o gece toprağa verdiğimiz 53 bin 697 kardeşimizi bir kez daha hasretle andık. Ruhlarına dualarımızı ve Fatihalarımızı gönderdik.

Yağan yağmura rağmen meydanı hıncahınç dolduran Osmaniye halkı heyetimizi gerçekten büyük bir coşkuyla karşıladı. Buradan Sayın Devlet Bahçeli'nin şahsında heyetimizi muhabbetle bağrına basan tüm Osmaniyeli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Aynı şekilde depremin birinci yıl dönümünde Osmaniyeli kardeşlerimizin acısını yerinde paylaşmak için bizlere refakat eden başta Sayın Bahçeli olmak üzere heyetimizin tüm üyelerine şükranlarımı sunuyorum. Osmaniye'de tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Bir dayanışma iklimi yaşandı.

"Ahdimize sadık kaldık"

Bilhassa yeni konutları teslim edilen depremzedelerimizin sevincine şahit olmak bizler için tarifsiz bir bahtiyarlık kaynağıydı. 14-28 Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş; 'Evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız' demiştik. Allah'a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433 bin 667'si konut, 21 bin 690'ı iş yeri olmak üzere tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladık.

27 Aralık'ta Hatay'ımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniye'de de konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12 bin 557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sadece bir yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi, büyük ve güçlü Türkiye'nin başarısıdır. Tüm dünyanın gıptayla takip ettiği bu başarı; asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışmasıyla gelen 86 milyon vatandaşımızın başarısıdır. Devlet millet yürek yüreğe verdik, güç birliği yaptık, inandık, azmettik, çalıştık ve neticede 'olmaz' denileni, 'imkansız' denileni 3 yılda hayata geçirdik.

"Ne taş üstüne taş koymayı ne de edebince susmayı biliyor"

Ama tüm bu gerçeklere rağmen, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu büyük başarısına rağmen ana muhalefet ve yoldaşları çıkıp bizi eleştiriyor. Yapılan işlere çamur atıyor. Deprem bölgesindeki çalışmaları küçümsüyor. Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken; çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken bunlar utanmadan, sıkılmadan 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Kahramanmaraş'taki yolları diline doluyor.

Bir defa şunu herkes bilecek; meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez. 3 yıl sonra bile 'cekti-caklı' cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455.000 konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil aynı zamanda edepsizliktir. Varsa eseriniz çıkar anlatırsınız. Varsa tamamladığınız bir proje gider açılışını yapar kurdelesini kesersiniz. Kendinize güveniyorsanız 3 yılda depremden özellikle ne yaptığınızı millete gösterirsiniz. Bunları yapamıyorsanız en azından edebinizle susarsınız. Milletin gördüğünü inkar etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız. Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı ne de edebince susmayı biliyor. Mugalata ile, polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar.

"Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz buna odaklanıyoruz"

Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz buna odaklanıyoruz. Deprem bölgemizin yeniden ihya ve inşasında emeği geçen herkese, alın teri döken her bir emekçi kardeşime, tüm bakanlıklarımıza, belediyelerimize, hayırseverlerimize, yüklenici firmalarımıza en kalbi teşekkürlerimi iletiyorum. Deprem şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Geride kalan kardeşlerimize Yüce Allah'tan sabr-ı cemil niyaz ediyoruz. Osmaniye'de ayrıca toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 kalem yatırımın da açılışını gerçekleştirdik. Bunların da şehrimize ve Osmaniyeli kardeşlerime hayırlı olmasını diliyorum.

"Milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik"

Geliyorum bugünkü asıl konumuza. Sosyal devlet ilkemizin vücut bulduğu alanların en başında afet zararlarının tazmini vardır. Ülkemizde son 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşlarımızı mağdur etmedik. Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda, hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. 23 yıldır ne yaptıysak, 6 Şubat deprem konutları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmir'de, Elazığ'da, Bozkurt'ta, Manavgat'ta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa, yine bu evlere de öyle sahip olacak. Bakınız; İzmir'de afet konutlarının aylık taksiti 1.600 lira. Elazığ'da taksitler sadece 1.060 lira. Giresun'daki kardeşlerimiz afet konutları için 1.400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahibi oldular. 

"Ödemeler anahtarlar teslim alındıktan 2 yıl sonra başlayacak"

11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan, çok uygun şartlarla, faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak. Son kabine toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik. Titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık. Aziz milletim, özellikle yuvalarına kavuşan depremzedelerimizin bizleri çok iyi dinlemesini kendilerinden istirham ediyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim; yaptığımız 455 bin afet konutunun tüm altyapı bedellerini biz karşılıyoruz. Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz. Böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65'ini devletimiz ödüyor. Dahası, 2 yıl ödeme almayacağız. Vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan 2 yıl sonra ödemeye başlayacak. 18 yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek. Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız. 3+1 konutlarımız için ayda 8.750 lira taksit ödenecek. Bu fiyat değişmeyecek; 18 yıl boyunca sabit, yani faizsiz olacak. Dediğim gibi, ödemeler anahtarlar teslim alındıktan 2 yıl sonra başlayacak.

"Kredi kolaylığı sağlanacak"

Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz: Peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız. 484 bin liradan, yani neredeyse dörtte biri fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek. Bunu alırken kredi kullanmak isteyen vatandaşımıza da kamu bankalarımız gerekli kolaylığı sunacak.
Yine köy evlerimizde altyapı maliyetlerini karşılayacak, ayrıca maliyet üzerinden %50 indirim yapacağız. Orada da ödemeler 18 yıl boyunca 8.100 lira sabit taksitle olacak. Yine peşin almak isteyen vatandaşımız köy konutlarımızı da 448 bin liradan peşin olarak alabilecekler.

Evet, açıkladığımız ödeme rakamlarının hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Vatandaşlarımız yeni evlerinde huzurla, güvenle, güle güle otursunlar diyorum. Çok değerli dava arkadaşlarım; biz siyaseti kendi ikbalimiz için değil, 86 milyonun her bir ferdinin huzuru, güvenliği, müreffeh ve mutlu yarınları için yapıyoruz. 24 yıldır siyaset arenasında niçin bulunduğumuzu, milletimizin bu görevlere bizleri hangi sebeplerle getirdiğini, mukaddes emanetini niçin bize tevdi ettiğini asla unutmadık, unutmuyoruz, hiçbir zaman da unutmayacağız. Buradaki arkadaşlarımla, teşkilatımızdaki tüm kardeşlerimle her zeminde hizmet etmenin, siyaset üretmenin, millete hizmet sancağını daha yükseğe çıkarmanın mücadelesi içindeyiz. Cumhur İttifakı olarak terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız belasız getirdik.

"Gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz"

Suriye'nin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'muz da nihai raporunu tamamlamak üzere. Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun tekemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir. Milli iradenin tecelligahı olan meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz, her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz.

Elbette bu süreçte aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve hepsi birer metanet timsali olan şehit yakınlarımızın başını yere asla eğdirmeyecek, Türkiye'nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız. Bu vesileyle Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye yaptığı rivayet olunan nasihatten bazı kısımları hepimize bir kez daha hatırlatmak istiyorum; 'Oğul, daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Azminden dönmeyesin. Çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil. Her işin gereğini vaktinde yap. Vazifen çetindir, yükün ağırdır oğul. Hizmette önde, ücrette geride olasın. Vazifenin en ağırına talip olmaktan kaçınmayasın. Vazifenin ağırlığı Yaradan’ın kullarına ihsanıdır.' Bizler nefreti eritmek için, muhabbetin asaletini dünyaya yeniden hakim kılmak için çıktık yola. Bu yolda utanacak bir şeyimiz yoktur. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum.

Son olarak biliyorsunuz dün gece kabinemizde iki bakanlıkta bir nöbet değişimi yaşandı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımıza yeni atamalar yaptık. Görevlerini devreden Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya'ya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra birlikte mesai yapacağımız Adalet Bakanımız Akın Gürlek’e ve yeni İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’ye Yüce Mevla’dan üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken meclis çalışmalarında sizlere başarılar diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde akittv.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan akittv.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar
  • Yeniden eskiye
  • Eskiden yeniye
  • Öne Çıkanlar