BIST2.857,18%-0,25
USD17.9618%0.08
EURO18,2542%-0.86
ALTIN1.027,37%-1.16
Gündem

Burak Çileli tek tek yazıp uyardı! Milli Güvenlik Meselesi: Beyin kontrolü cihazı nerede?

YENİNDER Başkanı Araştırmacı-Yazar Burak Çileli FETÖ sanığı ve Telegram işkencecisi Mehmet Karabörk’ün Almanya’da olduğunun deşifre olmasının ardından Türkiye Polis Basın Birliği Gazetesi'nde önemli bir yazı kaleme aldı. Burak Çileli, ‘’Milli Güvenlik Meselesi, Beyin Kontrol cihazı nerede?’’ diye sordu…

Abone OlGoogle News
02 Aralık 2021 15:18

İşte o yazı; 

‘’Pandemiyle beraber gündemimizde daha da yer işgal etmeye başlayan, medyada çeşitli şekillerde tartışılan soruları artık hemen her gün duyar hâle geldik:

“Yüksek teknolojiyi tekelinde bulunduran küresel güçler, ilaçlarla yahut gıdaların genetiğiyle oynayarak insanlığın genetiğiyle de mi oynuyorlar?”

“Bir takım dayatmaların neticesinde hepimiz çiplenip robotlaştırılmak mı isteniyoruz?”

“BEYNİMİZ ELEKTROMANYETİK DALGALARLA “HACK”LENECEK Mİ?”

Bu tartışmalardan bugün hemen herkesin haberi var belki ama Batı’da farklı kod isimler altında, 1940’lı yıllardan itibaren geliştirilen “zihin kontrolü-beyin kontrolü” projesinin Türkiye’de, bağlısı bulunduğum dünya görüşünün mütefekkiri Salih Mirzabeyoğlu’na uygulandığını, bugün pek az kimse biliyor ne yazık ki! Günümüzde zihin kontrolü konusuna, vesilesi geldikçe değinen bütün gazeteci-yazarlar -şu veya bu sebepten- adından bahsetmekten kaçınsalar da, Salih Mirzabeyoğlu’na 2000 yılından şehit olduğu 2018 yılına kadar beyin kontrolü uygulandığını, bizzat cihazın başındaki operatörler tarafından bu projeye “Telegram” kod ismi verildiğini ve Mirzabeyoğlu’nun bu isimde yazılmış bir kitabının bulunduğunu biliyorlar. 

Mirzabeyoğlu, beyin kontrolü cihazının, elektromanyetik dalgalarla sadece zihin yönlendirme amaçlı olarak insan psikolojisini hedefleyen bir proje olmadığını, yine elektromanyetik dalgalarla vücudun fizikî fonksiyonlarıyla da oynayarak kan basıncını değiştirme, şeker dengesini bozma, kalp krizi oluşturma gibi ölümcül sonuçlar doğurabildiğini, gerek Telegram hatıralarına yer verdiği “Ölüm Odası” adlı kitabında gerekse de sohbetlerinde belirtiyordu. Nitekim 2018’de Telegram suikastiyle şehit edilmeden bir ay önce, etrafında kendisine yardım edenlerden birisine telefon açıp bıraktığı ses kaydında, Telegramcıların son haftalarda vücut fonksiyonlarıyla aşırı oynadıklarını, bünyesinde her hangi bir hastalık yahut zaaf bulunmadığını, başına bir şey gelirse Telegram sebebiyle meydana geleceğinin bilinmesi gerektiğini tembihliyordu. Yani telefon konuşmasını kaydettirmekteki amacı, eğer ölürse, bunun Telegram suikasti sebebiyle olacağına dair geride delil bırakmaktı. Bu kayıttan kısa bir süre sonra beyin kanaması geçirerek hastaneye kaldırıldığında, Telegram projesinin mahiyetini anlamayan -yahut da anlamak istemeyen!-, çıkarından, rahatından ve naylon karizmasından başka bir şey düşünmeyen, her biri birbirinden vasıfsız ve kibirli lâfta bağlılarının bütün engelleme, beceremeyince de konuyu inkâr ve bulandırma çabalarına rağmen -hikâyesi ayrı fasıl!-, medyada bir dizi haber yayınlattırıp, ses kaydını da delil göstererek kamuoyunu aydınlatmıştık o günlerde. 

Salih Mirzabeyoğlu’nun, kaldırıldığı Yalova Devlet Hastanesi’nde ameliyat geçirip, birkaç gün sonra doktorlar tarafından beyin ölümünün gerçekleştiğinin bildirildiği, ardından İstanbul Siyami Ersek Hastanesi’ne nakledilerek yoğun bakım ünitesinde tutulduğu, her şeye rağmen mucize beklediğimiz, dua etmekten başka çaremizin kalmadığı hüzünlü günlerdi. O günlerden birinde, hastane bahçesinde, Salih Mirzabeyoğlu’nun güvenliğini sağlamak üzere görevlendirilmiş polis ekip otosundan, gözleri vatan sevgisiyle pırıldayan genç bir polis memuruna da, medya kuruluşlarına bildirdiğim haberi göstererek ayaküstü Telegram projesinden bahsetmiştim. Zeki olduğu, mevzuyu hemen kavramasından belli polis memuru, böyle bir projenin varlığından ilk kez haberdar olduğunu belirterek, meselenin millî güvenlik meselesi olarak görülmesi gerektiğine, “bugün Mirzabeyoğlu’na, yarın Cumhurbaşkanımıza” yorumuyla dikkat kesilmişti.

Geçen haftalarda, 15 Temmuz’un akabinde tutuklanıp ev hapsine çıkarıldıktan sonra ABD’ye kaçtığı söylenen FETÖ firarisi Emniyet Müdürü Mehmet Karabörk’ün Almanya’da bulunduğu haberi gündeme bomba gibi düştü. Konuk olduğumuz AKİT TV’de, Mehmet Karabörk hakkında, hemen herkes tarafından bilinen, FETÖ firarisi Savcı Zekeriya Öz’ün “prensi” olduğu, örgütte ona “dinci örgütler”le ilgilenme görevi verildiği, Danıştay suikastinin Ergenekon davasına bağlanması ve MİT tırları operasyonu gibi birçok kumpastaki rollerinin yanı sıra, Mirzabeyoğlu’na yapılan beyin kontrolü işkencesinde Telegram cihazının başındaki isimlerden biri olduğu bilgisini de Mirzabeyoğlu’nun kaleminden referanslarla verdik.

Mehmet Karabörk’ü tahliye ettirip kaçması için yardımda bulunan, “FETÖ borsası” mıdır? Bu borsada, Salih Mirzabeyoğlu’nun Telegram kitabında ve delil olarak bıraktığı ses kaydının medyada yayınlatmadığım kısmında ismi geçen, lâfta Türkçü İsrailcinin parmağı var mıdır? Bu soruların cevabı şimdilik meçhul. Ancak Karabörk’ün Mirzabeyoğlu’na yapılan “Telegram” kod adlı beyin kontrolü operasyonunun “kara kutusu” olduğu herkesin mâlûmu artık.

Telegram projesinin tek bir kişiye indirgenecek kadar basit bir operasyon olmadığını biliyoruz. Teknolojik arka plânının küresel şeytânî güçlere kadar dayandığını da tahmin etmek zor olmasa gerek.  FETÖ’cülerin cirit attığı dönemin Emniyet’inde, Mehmet Karabörk TEM sağ masası komiseri sıfatıyla bu projeye çok yönlü olarak destek verirken, başka polis memurlarının bundan haberdar olmamaları düşünülemez. İşte tam da bu noktada, bugün hâlâ görevde olanıyla olmayanıyla, o günlerde bu projenin içinde bilmeden veya yanlış şartlandırılarak yer almış, yahut projeden şu veya bu şekilde haberdar olmuş polis memurlarının vereceği, en küçük çaplarda bile olsa çok değerli bilgilere ihtiyaç var. Beyin kontrolü cihazının bulunması, teknik incelemeye tâbi tutulması, arka planda yer alan şeytânî küresel güçlerin tesbiti, vatan görevidir. Unutmayalım ki:

“-Bugün Mirzabeyoğlu’na, yarın Cumhurbaşkanımıza!..”
Veya hepimize!...’’

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde akittv.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan akittv.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar
  • Yeniden eskiye
  • Eskiden yeniye
  • Öne Çıkanlar