• İstanbul 34 7 °C
  • Ankara 6 -3 °C
  • İzmir 35 4 °C
    • 11 Aralık 2016

    Kemalizm'in 15 Temmuz fırsatçılığı

    15 temmuz FÖTE işgal girişimini fırsat olarak gören kemalist zihniyet, her platformda samimi cemaatlere, dini kavram ve değerlere saldırıyor.

    Türkiye'nin başına musallat olan FÖTE, hangi iklimde yeşerdi ?

    Hangi zihniyet ve ortam FETÖ'nün değirmenine su taşıdı ?

    28 Şubat 1997 ve 15 Temmuz 2016 arasında nasıl bir bağ var ?

    Türkiye 15 Temmuz'da Müslüman halkının feraseti ile adeta yeniden şahlanarak uçurumun kıyısından döndü.

    O tarihten itibaren içeride ve dışarıda dikkat çekici gelişmeler yaşandı.

    Ankara oyunu kuralarına göre oynadı oynamaya da devam ediyor.

    Ancak “cemaat” kılıfına bürünmüş, İslâm'ı protestanlaştırarak dönüştürmeyi amaçlayan, küresel sistemin bir projesi olan FETÖ üzerinden İslam'ın saf halini yaşayan dindarlar ve cemaatler bir anda hedef alındı.

    Kemalist laik kafalar, “fırsat bu fırsat” mantığı ile tankların önüne yatan cemaatleri, tarikatleri hedef gösterdi.

    Dindarlara yönelik bir anda medyatik yaylım ateşi başladı.

    “27 Nisan e muhtıra” skandalına imza atan zihniyet her gece televizyonlarda, 28 şubat ağzından konuşmaya başladı.

    “Cemaat, İmam” gibi dini kavramların ve “abla-abi” gibi saygı içeren terimlerin içi boşaltıldı.

    Öte yandan Sözcü-Cumhuriyet yazarları ve bazı eski askerler FETÖ'yü bahane ederek başörtüsü ve dini değerleri adeta bombardımana tutuyor.

    15 Temmuz günü yaşananları başörtüsü ve dindarlığa bağlayıp cehaletlerinin vardığı noktayı gösterdiler.

    Şimdi sorulması gereken soru şu: FETÖ bu ülkeye nasıl musallat oldu?

    Hangi iç dinamikler Fetullahçı Terör Örgütü'nün değirmenine su taşıdı.

    Hafızalar biraz yoklandığında 19 yıl öncesi karşımıza çıkıveriyor.

    Tarih 28 Şubat 1997.

    Söz konusu tarihteki Milli Güvenlik Kurulu toplantısı'nda alınan kararlar, demokrasiye vurulan en büyük darbe oldu.

    Bugünün15 Temmuz darbeci zihniyeti 1997'de Kemalist beyinlerde hortlamış “post modern” denilen askeri darbe ile Erbakan ve Çiller Refah-Yol hükümeti düşürülmüştü.

    Bu dönemde dindar kesme karşı her türlü zulm reva görüldü.

    Ülke Başörtüsü yasağı gibi absürt uygulamaya sahne oldu.

    Başörtülü öğrenciler okullardan atıldı.

    İkna odaları kurulup kızlar başlarını açmaları için zorlandı.

    Çok sayıda kamu personeli işinden atıldı.

    "İrticayla mücadele eylem planı" ile anılan bu süreçte verilen kararların ve yaptırımların uygulanıp uygulanmadığı denetlemek için Çevik Bir öncülüğünde Batı Çalışma Grubu kuruldu.

    Kısacası “Allah” diyen hemen hemen herkesin kafasına binildi; nefes dahi aldırılmadı.

    İşte 28 Şubat zihniyetine bir kaç örnek.

    Tarih 16 temmuz 1995. Yer Sivas Cumhuriyet Üniversitesi.

    Mezuniyet töreninde yaşananlar insanın kanını donduracak cinsten.

    Başörtülü oldukları gerekçesiyle 2 kız öğrenci diploma törenine alınmayarak öğretim görevlisi ve bazı öğrenclerin saldrısına uğruyor.

    57.Hükümetin Başbakanı Bülent Ecevit'in de faşizan ve başörtüsü düşmanlığı hala hafızalardaki tazeliğini koruyor.

    Fazilet Partisi'nden 18 Nisan 1999 seçimlerinde İstanbul milletvekili olarak seçilen ve 2 Mayıs 1999'da TBMM'de and içme törenine başörtülü gelen Merve Kavakçı Bülent Ecevit tarafından azarlanarak dışarı atıldı.

    Sosyal yaşamda, kamuda yapılan kıyıma o dönemin medyası da destek verdi.

    Elle tutulur biz gazetecilik başarısı olmayan ve gariban esnafın işyerindeki böcekleri çekerek üne kavuşan Çakma Gazeteci Uğur Dündar Cuma namazına giden öğretmen ve öğencileri ana haber bültenlerinde hedef haline getirdi.

    Ekonomik krizle devrilen DSP-ANAP VE MHP koalisyon hükümetinden sonra yeni bir döneme girildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yıldızı parladı.

    Ancak o da 28 şubat faşizan zihniyetinin kurbanı oldu.

    Okuduğu bir şiir yüzünden 26 Mart 1999 tarihinde Pınarhisar Cezaevine konuldu.

    Cezaevinden çıktıktan sonra Ak Parti hükümeti kuruldu.

    Ardından 3 Kasım 2002 seçimlerinde Ak Parti tek başına iktidar oldu.

    Ancak 28 Şubat Faşizan zihniyetinin var olduğu bir ortamda Erdoğan'ı çetrefilli uzun bir yolculuk bekliyordu.

    2007'de yaşanan 367 krizi, kapatma davası ve 27 Nisan e muhtırası Erdoğan hükümetini bir hayli zorladı.

    Kemalizmele mücadaleye karşı elinde yeterli kadrosu olmayan Ak Parti hükümeti 28 Şubat döneminde gazetesinde Merhum Erbakan Hocaya yönelik “becemedi isen bırak git” diyen ve güce itaat eden o günlerde adı “cemaat” olarak anılan FETÖ yapınlaması ile işbirliğine gitmek zorunda kaldı.

    Özetle 28 Şubat ziniyeti FETÖ'yü doğurdu.

    Son söz olarak FETÖ, cemaat değil, İslâm'ı dönüştürmeyi amaçlayan küresel bir kukla örgüttür!

    Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    Elkovan sabrikaportaci 30.08.2016 20:26
    Bozuk saatte 2 kere dogruyu gosterir.teorisinden hareketle.Fetö örgütünün 17 /25 hirsixluk yolsuzluk sorusturmasininKöküne kadar dogru olduguna dair.Her türlü bahse girerim.Yeterki bu soruşturmanin delilleri yargiya taşınsın..