BIST1.391,64%8.4651
USD8.4715%0.15
EURO10,0699%0.00
ALTIN497,92%0.15
Akit HaberYazarlarYaşar DeğirmenciHüzünlü bir Kurban Bayramı

Hüzünlü bir Kurban Bayramı

Yaşar Değirmenci

Abone OlGoogle News
20 Temmuz 2021 09:22

Rabbimize hamd ü senalar olsun. Bizleri bir ‘Kurban Bayramı’na daha eriştirdi.

Bayramlar her zaman ve her şartta sürur ve neş’e günleri olmuştur. Ümmet olarak yaşanan hadiseler, ülkemizin etrafındaki ateş çemberi, Müslümanların hali, ‘dünyevîleşen insanımız’ın değerlerini kaybedip ‘tek dünyalılar’ gibi yaşaması, hüzün içinde hüzünlü olmamızı gerektirse de dinimizin ‘matem dini’ olmadığını biliyoruz. Sevincin, mutluluğun, huzurun, saadet ve selametin de adı bayram. Bayramlar, cennetteki huzur ve mutluluktan dünyaya indirilmiş küçük, çok küçük bir hisse değil mi? Bütün bayramlar, insanın cennete olan hasretini artırmalı. Kurulan ‘sanal cennetler’e, hazza rağmen.

Yeryüzünde en büyük şeref, Allah’a yakın olmaktır. Allah, bize yakındır. Hem de şahdamarımızdan daha yakındır. Bizim de kendisine yakın olmamızı ister. Bu yüzden bizi kendisine yakın kılmak için sayısız nimetler bahşetmiştir. İbadetleri O’na yakınlaşmamıza vesile kılmıştır. Biz, bütün ibadetlerimizi Rabbimize yakın olmak için yaparız. Zira O’na yakın olan, hakka yakın olur. O’na yakın olan, adalete, merhamete yakın olur. O’na yakın olan, şeytana uzak olur. Ve işte bizi O’na yakın kılan bir ibadet yaklaşıyor. Milletçe zor günler geçirdik. Zorlukları hep birlikte geride bıraktık. Şimdi bütün zorlukları bir kenara bırakarak kurbana, bayrama hazırlanma zamanıdır. Şimdi Allah’ın yakınlığını yeniden hatırlama ve birbirimize hatırlatma zamanıdır. Şimdi Allah’tan uzaklaştıran her şeyden bir kez daha uzaklaşma zamanıdır. Gelin, Allah’ı bize unutturanları unutalım. Duru ve doğru kalalım. Bir olalım, birlik olalım. Oğlu İsmail’le sınanan İbrahim aleyhisselama yoldaş olalım. Evladımızın da İsmail gibi emanet olduğunu unutmayalım. Peygamber Efendimizin ve ashabının baş koyduğu yoldan ayrılmayalım.

Herkes varlığını bir şeye adamıştır bu dünyada. Varlığını Allah’tan başkasına adayanlar kendilerini harcamışlar, Kur’an’ın ifadesiyle “kendilerini israf etmişlerdir”. İnsanlığı dünyaya, paraya, makama, mala, şöhrete, alkışa, servete kurban olmaya ve kurban etmeye çalışanlara “Dur!” diyen bir bayramı idrak ediyoruz. İnsanlığın haline bakıp dua ediyoruz. “Kurban Bayramı”nın kıymetini daha iyi anlayabiliyoruz. Herkes bir şey uğruna kurban olmaktadır. İnsanın ucuz değerlere kurban edildiği günümüz dünyasına, bir umut ışığı saçarak geliyor yine bu bayram. Kurbanın maldan takdimi ne kadar mânidardır. Verdiği mesaj ne kadar da açıktır: “Allah’ın insana bahşettiği dünyalıkların insan ile Rabb’i arasına girmesine mani olmak.” Kurban; Rabb’in bahşettiği dünyevi nimetleri, O’ndan uzaklaşmak için değil, O’na yaklaşmak için kullanma vesilesidir. Özünde “Ey insan, dünyevileşme!” talimatıdır. Kişi veremediğine sahip olamaz, veremediğine ait olur. İnsan, malı emanet bildiğinde verebilir; Allah için verdiğinde ise, gerçekten sahip olduğu için verebilmiştir. Kurban Bayramı bunları hatırlatır bizlere. Peygamber Efendimiz, zaman zaman ashabına, “Bugün içinizden bir hasta ziyaret edeniniz, bir cenaze teşyiine katılanınız ve bir yetim başı okşayanınız var mı?” diye sorarak yaralara merhem olmayı tavsiye buyurmuyorlar mıydı? Belki her gün yapılması gereken bu görevi hiç olmazsa bayram vesilesiyle mutlaka yerine getirmeliyiz. Sevinirken üzülmek, üzüntüyle sevinmek, aynı zaman diliminde birçok şeyi yaşamak ve bütün bunları tabii görmek! ‘Duygusal yoğunluk’la hemhal olmak! Bu bayramlarda bütün bunlar iç içe yaşanıyor artık. “Hüzün Peygamberi”nin Ümmeti de “Hüzünlü Ümmet!” Bayramlar bu hüzne süruru, neşeyi ekliyor.

Günah ve isyan kirlerinden yıkanmaya temizlenmeye-arınmaya o kadar ihtiyacımız var ki... İçinde bulunduğumuz nimetleri küçük görmeyip, gönderenin büyüklüğünü; işlediğimiz günahları, hata ve isyanları küçük görmeyip, bunları kime karşı işlediğimizi düşünmeye o kadar ihtiyacımız var ki... Yüreklerimizin işgalden kurtulduğu, evlerimizin cennetin dünyadaki şubesi olduğu, meydanı bu toprakları cehenneme çevirmek isteyenlere bırakmadığımız, şahsiyetini, tasavvurunu, kişiliğini, kimliğini, hayatını kendi değerlerimizle inşa ettiğimiz günler bizim ayrıca bayramımızdır.

Gönül isterdi ki, Müslümanlar kendi aralarında bir birlik oluştursunlar. Gönül isterdi ki, ümmetin kanayan yaraları sarılsın. Dünyanın aç çocukları doyurulsun. Açık çocukları giydirilsin. Mazlumun yanında, zulmün karşısında olunduğu bir buçuk/iki milyarlık dev kitle bir “Ümmet Bilinci” oluştursun. İhmal edilen yürekler imar, kırık gönüller tamir edilsin. Mahzun insanlar sevindirilsin. Tefrika def edilsin, ihtilaflar ittifaka dönüştürülsün.

Ümmetçe ve milletçe başımız dik yaşadığımız, sevincimizin kursağımızda kalmadığı, yediğimiz lokmaların boğazımızda düğümlenmediği bir bayramımız olsun. Ümmetin viraneye dönmüş topraklarında; çocuklarının öksüz, yetim ve boynu bükük kalmadığı bir bayram. Müslümanların yaptığı icraatlara düşmanlarının hayalinin yetişemediği, kendisini öldürmeye gelenlerin kendisinde dirileceği bir bayram. Dinde kardeşleri olmasa da yaradılışta kendisine eş olan insanlara, mazlum, mağdur, muhtaç ve mahrumlara bütün imkânların seferber edildiği bir bayram. Ve hesap gününün sonunda; Rabbinin rızasını kazanarak, “Gir cennetime!” müjdesine nail olunan “hakiki bayram”larda buluşuruz İnşallah.

Rabbim dünyadaki bayramlarımızı, ahiretteki ebedî bayramlarımızın müjdecisi kılsın. Bu duygu ve düşüncelerle Kurban Bayramınızı tebrik ediyorum. Allah sıhhat ve âfiyet içinde hepimizi rızasını kazandıracak amellerde buluştursun.

Yaşar Değirmenci

Akit TV köşe yazarı