Ey Müslüman, oy verirken düşün!
Yaşar Değirmenci
Müslümanın hayat tarzı İslâm’a göredir. Dünyada yaşayan ahiret yolcusudur. Ebedî hayat da burada kazanılır. O halde her hal ve şartta yaşadıklarımıza dikkat etmemiz şarttır. Önemli bir seçim süreci dindar olanları bile sarsıyor. Mü’min kimliği, şahsiyetinin icabı, olayların peşinden gitmemektir. Mü’min; yaşadığı “fitne, fesat devri”ni tahlil eder, mahşeri, hesap gününü unutmaz. Dijital işgal altında olduğunu da hatırından çıkaramaz. İçinden geçtiğimiz süreç, zor, sıkıntılı, sabır ve şükür gerektiren, diğer ümmetlerin ayrı ayrı yaşadığı helak sebeplerinin tamamının yaşandığı günlerdeyiz. İmanımızın muhafazası; hiç gündemimizden düşmemeli. Resulullah Efendimiz: “Öyle fitneler olacak ki, Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü’min olarak sabaha erer, akşama kâfir olur; mü’min olarak akşama erer, sabaha kâfir çıkar.” Hûd suresi 113. Ayetin mealini “Baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenlere, haksızlık edenlere yakınlık, eğilim göstermeyin, onların fiillerine iştirak etmeyin, yardımcı olmayın, desteklemeyin ki, size ateş dokunmasın. Sizin Allah’ın dışında kulları durumundakilerden koruyucunuz, emirlerine itaat edeceğiniz otorite yoktur. Değilse Allah’ın yardımına nail olamazsınız.” Düşünüyorum.
CHP’nin kuruluşundan 2023 Türkiye’sine kadar din düşmanlığı tescilli olan, her dini faaliyeti durdurmak için yapmayacağı zulümleri bırakmayan CHP ve onun başındakine tâbi olan insanımızın halini görünce ibretle ve dehşetle irkiliyorum. Türkiye, ilahi vahyin çağrısına kulak vermelidir. Mesele Ak Parti, Tayyip meselesi değildir. Mesele; devlet, millet, ümmet, insanlık meselesidir.Düşünerek Türkiye’ne ve lideri Recep Tayyip Erdoğan’a oy vererek sahip çıkılması gereken bir seçim bu!
Ey Türkiye, topyekûn hafıza kaybına uğramadınsa eğer, tarihini hatırla! Coğrafyanı hatırla! Misyonunu hatırla! Bedeli binlerce cana mal olmuş istiklalini hatırla! “Yurduma alçakları uğratma sakın!” diyen istiklâl şairinin çığlığını hatırla!
Ey Türkiye’m! Sen Osmanlı’nın, Selçuklu’nun devamısın. Saldırının, işgalin, emperyalizmin ve sömürünün ne demek olduğunu, bunu yapan devletleri en iyi bilen sensin. ABD ve Batı’nın, Siyonizm’in gözünü kan bürümüş devletlerin Türkiye üzerindeki planlarını, içimizdeki emrine giren satılmışları en iyi bilen sensin. Geçmişte yaşadığın, gelecekte de yaşamaya mecbur olacağın emperyalist devletlerini, hilelerini, katliamlarını, demokrasi, insan hakları ambalajıyla sunduklarını bilen sensin. Emellerini gerçekleşmesi için kullandıkları bizim içimizdeki siyasileri kendi ülkemizdeki seçimi sanki kendi seçimleriymişçesine ‘en önemli seçim’ diyenleri unutma!
Ey Türkiye’m, kitlesel cinayetlerin faili devletlerin emrine giren bunların yaptıklarına ve yapacaklarına yardım ve yataklık yapan ve yapacak olanların bizdeki uşakları CHP’ye oy verecek misin? Bunların suç ortaklığı olmaya razı mısın? ABD’nin küresel maddi manevi sömürü düzenini döndürmek için bunların emrindekilere oy vermeye razı mısın?
Başörtü meselesinde bile AİHM’den döndüren Avrupa’nın insan haklarına bakışını unutma! Onlarla hareket eden CHP milletvekili hukukçuyu da. Birleşmiş Milletlerdeki oylamada, Cezayir’e karşı işgalci Fransa’nın yanında yer almamızın sürdüğü tarihi lekeyi utançla taşımadık mı? Resmen dilenen özrümüz bile alnımızdaki bu lekeyi Azerbaycan’ın Karabağ’ı Ermenilerden kurtarmamız biraz sildi. ABD’nin bombaları altında can veren Iraklı ve diğer masum çocukların kanını unutmayalım. Bunların temsilcileriyle gizli kapaklı görüşerek talimat almaya devam eden Kılıçdaroğlu’na verilecek her oyun işkenceye, zulme ortak olacağını da unutma! Hıristiyan okullarından Robert Koleji’nden Saint Joseph Lisesi’nden, Saint Benoit Lisesi Amerikan Koleji’nden, vb. varıncaya kadar Hıristiyan azizlerinin adını taşıyan okulların yaptığı misyoner çalışmalarını karşı sakin ve munis bir kere bile ağızlarını açamayan bu güruhun İHL düşmanlıklarını unutarak seçim sandığına gidemezsin! Dinine, imanına, millî manevi değerlerine, mukaddesatına, kendi kutsallarına dost ve düşman olanları, yaptıklarını bilmeden, önemsemeden oy pusulasına elini uzatamazsın.
Ali İmran Suresi’nden “Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz” ayetini okuyan Erdoğan, “Resul-ü Ekrem Efendimiz ‘İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır.’ buyurmuştur. Müslüman olmak şahsından ve ailesinden başlayarak içinde yaşadığı topluma ve tüm insanlığa karşı kendisini mesul hissetmek demektir. İslam ümmetinin mensupları olarak, hiçbirimiz kendimizi dış dünyadan, çevremizde ve ötesinde yaşanan hadiselerden izole edemeyiz. Afrika’dan Asya’ya bütün bu coğrafyalarda dünyanın neresinde bir zulüm varsa, çatışma varsa, açlıktan ve susuzluktan ölen masum varsa, vebali hepimizin üzerinedir. Yemen’de, Somali’de, Afganistan’da, Arakan’da adeta bir deri bir kemik kalmış çocuklar kadar Ukrayna’daki çatışmaların mağdur ettiği sabiler de bizim evlatlarımızdır. İslam alemi, Yunanistan’da zulme uğrayan kardeşlerimizin durumuna daha fazla seyirci kalmamalıdır. İslam ümmetinin ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin maruz bırakıldığı hak ihlallerini de unutamayız. Filistin halkının kendi devletine ve meşru haklarına kavuşması, Kudüs ve Mescid-i Aksa’da statükonun korunması için elimizden geleni yapıyoruz ve yapacağız” bu ifadelerini kullanan Tayyip ERDOĞAN varken; ‘Ne işimiz var Libya’da Ermeniler, Karabağ’la ne işimiz var?” diyen Kılıçdaroğlu’na mı oy vereceksin? Hasımlarımızın dili ile konuşmayı terk etmeyen, Akdeniz ve Ege’de donanmalarımızla bulunmamızı eleştirirken Kılıçdaroğlu’nun dili Yunan dili. Bunların dış politika çizgisi bu! Ağız dış güçlerin, emperyalistlerin Türk düşmanlarının ağzı. PKK terör örgütünün saldırılarında 40 bine yakın insanımızı kaybettik. FETÖ’cü hainler bir gecede 252 kardeşimizi alçakça şehit ettiler. Bu alçaklarla, katillerle, eşkıyalarla beraber olanlara oy veremezsin. Yüce Allah, zulmün her türlüsünü haram kılmış, Müslüman-kâfir ayırımı yapmaksızın zalimlere eğilim gösterilmemesini, yaptıkları kötülüklerin hoş karşılanmamasını ve onların yanında yer alınmamasını emretmiştir. İslâm’ın genel bir kuralı olarak Allah ve resulünün emrine uygun davranmayan kimsenin yanında yer alınmaz ve böyle bir âmirin dahi emrine itaat edilmez.

