BIST1.441,33%8.4632
USD8.4328%0.02
EURO10,1821%0.09
ALTIN491,73%0.04
Akit HaberYazarlarSabri BalamanBilderberg’in çocukları ve Türkiye operasyonu

Bilderberg’in çocukları ve Türkiye operasyonu

Sabri Balaman

Abone OlGoogle News
20 Nisan 2021 06:48

Esaretten kurtulan yeni Türkiye’nin gündemi yine çok bilinen laiklik, irtica gibi konularla değiştirilmeye çalışılıyor. Günlerdir 104 emekli Amiral’in yayınladığı gece yarısı bildirisini konuşuyor, tartışıyoruz. Yayınlanan bu bildiriyle birden fazla milli projenin hedef alındığı görülmektedir.

Mesela, bildiride atıfta bulunulan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Kanal İstanbul’u ilişkilendirerek stratejik öneme sahip bu proje hedef alınmaktadır. Yine; Harp Akademilerine yani Milli Savunma Üniversitesi’ne giriş yönetmeliği değişikliği ve arkadaşının evinde takke cübbe giyerek ibadet yaparken gizlice fotoğrafı çekilip basına yansıtılan Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı’nın hedef gösterilerek laiklik ve irtica üzerinden başka bir oyun kurgulandığı açıkça anlaşılmaktadır.

Oysa bu tarz kirli planlar;milli projelerde görev alan kıymetli vatan evlatlarının özel hayatlarını, inançlarını laiklik karşıtı çalışmalarmış gibi kamuoyuna yansıtarak hedef saptırıp, yaftalayıp oyun dışına itme hamlesidir. Uyanık olmalıyız, Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarıgibi değerlerimize sahip çıkmalıyız!..

Bunun münferit bir hadise olduğunu söyleyen Sn. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sarıklı fotoğrafı basına yansıyan Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı hakkında şu ifadeleri kullandı;

“Bunun münferit bir hadise olduğu açıktır. Söz konusu fotoğrafı yayınlandığında TSK idari bir soruşturmayı başlatmıştır. Milli Savunma Bakanlığımız kendi üzerine düşeni mutlaka yapacaktır. Bunu bir bildirinin bahanesi olarak kullanılmasını kesinlikle art niyetli görüyoruz. Milli Savunma Üniversitemizi laiklik ve Atatürkçülük tartışmaları içine çekmeyi taşıyanlar da sinsi gayeler taşımaktadır.”

Bu ülkede yıllarca Masonik yapılanmaları hep birlikte gördük. Kimi Rotary, kimi Lions, kimi Soros’çu, ocu, bucu… Siz Cumhuriyet’i, Sözcü’yü veya bizdeki beyaz yakalı diye tabir edilen sözde aydınların, bu Mason görüntülerini bir yerlere servis ettiğine şahit oldunuz mu? Gördünüz mü? Hayır, çünkü küfrün tarafı iyi çalışmaktadır ve hatta Sn. Cumhuru Reis’e bile algı çekmekte sıkıntı görmemektedir.

Son zamanlarda Bilderberg biraderlerin Türkiye’deki uzantılarının ödevlerini iyi çalıştıklarını görmekteyiz. Bu yeni oynanan oyunda Türkiye’nin mahrem projelerinde bulunan amiralimiz, acaba kimlerin ayağına bastı ve yüzdelik komisyonlarına engel oldu?

İki yıl öncesine dayanan bir görüntüyü Yunan basınına sızdıran TSK’daki zat-ı muhterem sözde vatanseverlik adı altında bir asker arkadaşının görüntüsünü alarak Yunanistan birimlerine servis ediyor. Yunan basını Mehmet Sarı Amiral ile ilgili medya üzerinden FETÖ eliyle ortak operasyona tabi tutuluyor… Ne hikmetse FETÖ referanslarını kaynak alarak Sözcü ve yazarları sözüm ona bir fedai edasıyla Mehmet Sarı Paşaya operasyon çekebiliyor.

Genelkurmay Personel Dairesi’ndeki isimlerin, Mehmet Sarı’ya ait gizli özlük bilgilerini Genelkurmay kayıtlarından ekran görüntüsü alabilecek kadar cesaretli olduğunu görüyoruz. Bu görüntülerin servis edilmesinin ardından önce Yunan basını, arkasından da sosyal medyada yayın yapan VERYANSIN TV’ye talimat verildiğini açıkça görmekteyiz. Yunan sosyal medya hesaplarından yüzü tanınır şekilde fotoğraflarının yayınlanmasından sonra Sözcü ve Cumhuriyet gazeteleri servis etmişlerdir… Ne ilginç tesadüf?

Oysa her kamu görevlisi için geçerli olduğu gibi, gizlilik bilgilerini ifşa veya art niyetli durumu söz konusu olduğunda, askerler için de disiplin kurallarına tabi tutulması gerekmez mi?

Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu 17.02.2011 tarihli ve 34 sayılı kararında, Anayasanın 38/6 maddesi uyarınca, hukuka aykırı elde edilen delillerin soruşturmasında kullanılamayacağını belirttiği gibi, özel hayatın gizliliğinin de ihlali saymıştır. Askeri Yüksek İdari Mahkemesi hukuka aykırı delillerin disiplin hukukunda kullanılmasını kabul etmemektedir. Oysa bu saydığım iki önemli madde de TSK içerisinde oyunun ne denli büyük olduğunu gözler önüne sermektedir.

Sonuç; TSK Disiplin Kurulu Maddelerine göre hizmete engel davranışlarda bulunan kişinin özel hayatını servis edenlerle ilgi acaba bir işlem yapılacak mıdır? Bunun devamında otuz yıldır görev yapan ve inancı gereği bir Paşanın namaz kılması ne zamandan beri suç olmuştur? Nihayetinde özel mülkte İslam’ın bir sıfatını taşıyan kıyafet kimleri rahatsız etmektedir? Görev ve sorumluluğu bünyesinde bulunan mescitlerin bakım ve onarımlarından dolayı soruşturmaya tabi tutulması sizce ne kadar ahlakidir?

Peygamber ocağı makamı gözü ile baktığımız TSK’nın başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzeri Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar ve Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler Paşanın defalarca Türk Silahlı Kuvvetlerinin peygamber ocağı olduğunu ifade etmelerine rağmen, din ve vicdan hürriyetine savaş mı açılmaktadır? Birilerinin uyuyan hücre lobilerini devreye aldığını görmezden gelmeyelim. Sn. Kılıçdaroğlu’nun “128 milyar dolar nerede?” naraları da bu oyunun bir parçası olarak her geçen gün dozajını artırmaktadır. Yeni bir takım senaryoların kokusu geliyor.

Vesselam…

Sabri Balaman

Akit TV köşe yazarı