BIST1.535,79%7.3699
USD7.431%0.99
EURO8,9653%0.74
ALTIN408,60%-0.38
Akit HaberYazarlarSabri BalamanUluslararası toplumun terörle mücadelede ‘Türkiye’ yalanı

Uluslararası toplumun terörle mücadelede ‘Türkiye’ yalanı

Sabri Balaman

Abone OlGoogle News
23 Şubat 2021 06:28

Türkiye FETÖ’den etnik bölücü PKK’ya, aşırı solcu terör örgütü DHKP-C’den el-Kaide’ye kadar veya DEAŞ gibi din karşıtı veya dini kullanan istismar eden birçok terör örgütlerine kadar küresel çapta terör gruplarıyla her an mücadele etmektedir. ASALA ve 17 Kasım örgütleri de cabası diyelim…

Türkiye’yi hedef alan terör grupları, ülkemizin sınırları dışında eğitim kamplarını kurmaktan ve fon bulmak yana ne yazık ki hiçbir zaman zorluk çekmemişlerdir.

Hatta karşıt bazı devletlerin gönüllü kaynak sağladığını da görebiliyoruz. Yine birçok ülke, gönüllü olarak uluslararası medya desteğini çekinmeden verebiliyor. Dost veya müttefik birçok ülkenin resmi veya gayriresmi kaynak sağladığını, terör gruplarını partner güç olarak kullanmaktan geri kalmadığını izleyebiliyoruz.

En basit tanımı iki satırda bile görebiliriz. Uzun yıllardır verdiğimiz mücadeleden çıkarılması gereken somut ders şudur; bir iş birliğini sağlayamadığımız gibi başarılı bir sonuç da elde edemedik.

Bu anlayışın sonucu olarak Türkiye, uluslararası toplumun terör tehdidine karşı farkındalığının artırılması için daha çok çaba sarf etmelidir. Türkiye’nin terör ile mücadelede daha etkin mekanizmaları oluşturması gerekli ve farklı devlet gücü, caydırıcı sert diplomasi kaynaklarını üretmesi zorunludur. İkili görüşmelerde daha fazla caydırıcı bilgi gücü kullanılmalıdır.

Türkiye’nin yumuşak diploması zemininde uyguladığı mücadelenin pek sonuç alamadığını, uluslararası iletişim konusunda başarılı bir sonuç elde edemediğimizi söylemekte sakınca görmüyorum.

Batı’nın özelikle İslam ülkelerine karşı uyguladığı çifte standart her gün dozajı artırmaktadır. Aynı zamanda Batı’nın terörle mücadele adı altında dost düşman tanımını yeniden şekillendirildiği ve hedef düşman tanımı adı altına İslamofobiyi yerleştirdiği görülmektedir.

Son zamanlarda komşu ülkeler düzeyinde yapılan bazı görüşmeler her ne kadar iyimser olarak görülse de durumun pek de öyle olmadığı anlaşılmaktadır.Bazı ülkelerin terör ile mücadelede iradelerinin olmadığını söylemekte fayda vardır.

Irak merkezi yönetimin son zamanlarda uyguladığı yumuşak diplomasinin bizim açımızdan somut bir iyileştirme olmadığını biliyoruz. Yakın zamanda Gara bölgesinde şehit verdiğimiz 16 vatan evladımızın ardından akıllara bir şey geliyor.

Komşusu İran’a her türlü istihbari bilgiyi sağlayan Irak, komşusu Türkiye’ye ne kadar kaynak sağladı? İngiltere ve ABD’ye aktif bilgi aktarımı yapan Irak, Türkiye’nin gücünün test edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Suriye-Türkiye ilişkilerine baktığımız zaman karşımızda daha ağır bir sonuç görüyoruz. 40 yıllık terör ile mücadelede yılmadığımız gibi daha da sert bir güçle Suriye’de kendimizi test ediyoruz ancak iyi bir sonuca doğru yol almakta zorlanıyoruz. Sözde müttefik bazı ülkeler bir direnç unsuru olarak karşımıza çıkıyor.

ABD açık bir şekilde bütün lojistik gücünü kullanarak Suriye’de YPG/PKK’ya destek sağlıyor. Bu meselenin gelecekte ciddi bir sorun olarak karşımızda durduğunu görmekteyiz. Türkiye’nin caydırıcı gücünün bölgede kullanılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu hangi ülke olursa olsun sahadaki gücümüzün test zamanıdır.

Yunanistan ile komşuluk ilişkilerimizin pek sağlıklı olduğu söylenemez. Uzun zamandır birçok kampı bazı terör örgütlerine açtığını biliyoruz ancak Akdeniz ve Ege’de haylaz rollerini oynadığını ve buna karşın Batı’yı Türkiye karşıtı bir manevra olarak kullandığını görüyoruz.

Yunanistan, ABD’yi Türkiye sınırına yerleştirerek kendi güvenli alanını olgunlaştırmak, Türkiye üzerine bir baskı veya güç olarak kullanmak istiyor. Tüm bu planlamaların yanında Türkiye’nin elinde bulunan birçok caydırıcı kozu, canlarını acıtacak bir şekilde ders vermesinden yanayım.

Yani kısacası Türkiye’nin, coğrafyasında zihinsel olarak bir kuşatmanın altından, aynı zamanda yapay, samimi olmayan bir komşu sarmalından kendini arındırması gereklidir. Yakın zaman dilimine göre değil, geleceğe yönelik sağlam temeller inşa etmelidir.

Türkiye hem içerde hem dışarda yabancı terörden kaynaklanan tehdide meydan okuyan yegâne ülkelerin başında gelir ve gücünü uluslararası yasal çerçevede, haklı ve meşru haklarını koruyarak bütün çabaları göstermelidir.

Vesselam…

Sabri Balaman

Akit TV köşe yazarı