BIST113.518%-1.97
USD6.8675%0.06
EURO7,7408%-0.20
ALTIN396,61%-0.34
Akit HaberYazarlarYavuz BahadıroğluÜstümüze “ölü toprağı” serpilmişti

Üstümüze “ölü toprağı” serpilmişti

Yavuz Bahadıroğlu

02 Haziran 2020 06:40

Tanzimat’tan bu tarafa sanki üstümüze “ölü toprağı” serpilmişti…

Güvenimiz sarsılmış, cesaretimiz kırılmış, imanımız zayıflamıştı: Onlar “yapar”, biz “bakar” olmuştuk!

Sanki, “Gök kubbe çökse mızraklarımızla tutarız” diyecek kadar mağrur Haçlı güruhuna tokat üstüne tokat aşkeden ecdadın torunları biz değildik!

Sanki Bizans’ın ortasına Bizans’a ve dünyaya rağmen bir cihan imparatorluğunun temellerini “biz” atmamış, sanki gemileri “biz” karadan yürütmemiş, “alınamaz, girilemez” denilen İstanbul’u, yirmi yaşında bir serdarın öncülüğünde “biz” fethetmemiştik!

Sanki Akdeniz’i bir “Türk gölü” haline “biz” getirmemiştik!

Sanki dünya haritasına derin derin bakıp, “Şu dünya bir padişaha çok olabilir, ama iki padişaha da az gelir” diyen “biz” değildik!

Viyana kapılarını sanki “biz” harmanlamamıştık!

İmanımıza dayanıp kendimize güvenerek hem kâinata, hem de hayata meydan okuyan sanki “biz” değildik!

Bu iman “bizim” imanımız, bu güven “bizim” güvenimiz, bu cesaret “bizim” cesaretimiz, bu cüret “bizim” cüretimiz değildi sanki!

Zaman içinde imanımızı sarstılar, cesaretimizi kırdılar, kalbimizi bozdular, her konuda kendileri gibi olmayı dayattılar.

O zaman gelişeceğimize, başaracağımıza inandırıldık. Müthiş bir aşağılık duygusuna yuvarladılar. Geçmişte yaptıklarımızı unutturup, hatta geçmişimizle savaşmaya ikna ettiler.

Öz”ümüzü kaybettikçe taklitte varlık aradık: “Onlar yapar biz bakar” noktasına geldik: “Su akar Türk bakar!”

“Eski Türk” yakarken, “yeni Türk” bakar olmuştu!

Oysa genlerimiz aynı genlerdi. Karakteristik özelliklerimiz geçmişimizden geliyordu: Aah bir silkinebilsek!

Bir silkinebilsek “ölü toprağı” üstümüzden dökülüp gidecek, bir silkinebilsek yeniden dirilebilecektik. Fakat bir türlü olmuyordu: Her silkiniş faaliyeti “irtica” sayılıyor, “dinci-hilâfetçi” olarak damgalanıyorduk.

Dayatılanlara “kader”miş gibi boyun bükmüştük.

“Onlar” biliyor, “biz” bilmiyorduk!..

“Onlar” yapıyor, “biz” yapamıyorduk”…

“Onlar” üretiyor, “biz” seyrediyorduk!..

“Onlar” büyük, biz küçüktük!

Bu yüzden onları taklit ediyorduk: “Onlar” gibi yazıyor, “onlar” gibi okuyor, “onlar” gibi giyiniyor, “onlar”ın istediği gibi düşünüyor, “öğretilmiş çaresizlik” içinde “vur patlasın çal oynasın” yaşıyorduk.

“Ölü toprağı”nı üstümüzden atabilmek için “diri” olduğumuza inanmamız gerekiyordu, ama bize bunu hatırlatacak bir önderden mahrumduk.

Nihayet 1950’nin 14 Mayısında Adnan Menderes diye biri geldi. Gelir gelmez ezanı aslına döndürdü: Bu bir “silkinin” işareti idi. Hazmedemediler: Amerika kaynaklı bir darbe ile yıkıp, 1961’de idam ettiler.

Sonrasında ne zaman milleti ayağa kaldırmaya çalışan bir “önder” ortaya çıkar gibi oldu ise darbelerle devirdiler.

Buna rağmen, 1983’te Turgut Özal Başbakan oldu: Olur olmaz da “silkinin” dedi. Suikastlardan kurtulup Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. Kısa süre sonra da “şaibeli” bir şekilde vefat etti.

17 senedir Türkiye’nin başında Recep Tayyip Erdoğan var: Bazı hataları, yanlışları, yapamadıkları olmakla birlikte, 17 senedir bu millete “silkinin” diyor. Millet 250 yıldır gömüldüğü yerden çıkıyor!

Sonrası büyümek, gelişmek, mazlum milletlerin önüne düşmek ve tekrar dünya liderliğine talip olmaktır.

Olacak inşallah.

Sabri Balaman

Akit TV köşe yazarı