BIST1.479,93%9.6388
USD9.6085%0.95
EURO11,1802%0.95
ALTIN553,56%1.53
Akit HaberYazarlarMustafa ArmağanYa Anadolu’dan Suriye’ye göç edenler geri dönüyorsa?

Ya Anadolu’dan Suriye’ye göç edenler geri dönüyorsa?

Mustafa Armağan

Abone OlGoogle News
15 Ağustos 2021 09:29

Nüfus meselesi hiçbir zaman zihnimizde oluşturduğumuz netlikte değildir. Mesela “Anadolu” deyince bugünkü Türkiye sınırlarını düşünüyorsak da Suriye ve Irak’ın kuzey kesimleri de Anadolu mefhumuna dahildir. Neden mi? Bu ülkeleri İngilizler ile Fransız işgalciler Ortadoğu haritasını serdikleri bir masada baş başa verip icat etti de ondan.

Hititlerden beri Anadolu ve özellikle Suriye, deyim yerindeyse bir fidanın iki gülü gibiydi. Anadolu’ya hakim olmanın yolu Suriye’ye hakim olmaktan geçiyordu çünkü; yahut tersine Suriye’ye hakim olmak için Anadolu’ya hakim olmak gerekiyordu. Düşünün: İlk İslam ordularının Suriye yoluyla gelerek Diyarbekir’i fethettikleri 27 Mayıs 638 tarihinde Efendimiz’in (sav) dar-ı bekaya irtihallerinin üzerinden 6 yıl dahi geçmemiştir.

Öte yandan Alparslan’ın kilidini kırdığı Anadolu platosunda kurulan Osmanlı Devleti’nin Yavuz Sultan Selim ile imza attığı en mühim başarılardan ikisi, 1) İran sınırını netleştirmesi, 2) Irak ve Suriye’yi Anadolu’yla bütünleştirmesiydi. Böylece Hz. Ömer (ra) zamanında Suriye’den Anadolu’ya akan nehir, Yavuz’un keskin kılıcıyla Anadolu’dan Suriye’ye debisi yükselerek akmaya başlıyordu.

Tarih her zaman şaşırtır. Tarihteki hadiseler karşısında şaşırmayanlara şaşırmak lazım asıl. İnsanların tarih okurken canları sıkılıyorsa kabahat ya o kitapları yazanlardadır yahut okuyanların dikkatsizliğinde ki, ilk ihtimal daha ağır basıyor.

Ne diyorduk, evet Suriye ile Anadolu birbirini bütünleyen bir coğrafi bütünün, bir havzanın iki kanadı gibidir demiştik. Cumhuriyet devrinde zihnimizde oluşturulan kısır Anadolu tasavvurunu bir yana atıp coğrafî düşünmenin Müslümanca ufuklarına yönelirseniz kârlı çıkan siz olursunuz.

Anadolu Suriye’ye akarken

Önce ışığında yürüyeceğimiz kaynağı zikredelim: Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi Fatma Nur Mollaalioğlu’nun 2020 yılında Çekmece İZÜ Sosyal Bilimler Dergisi’nde (cilt 8, sayı:17, s. 1-24) çıkan “Türkiye’den Suriye’ye Gerçekleşen Göçlerin Tarihsel Boyutu” başlıklı makalesi yukarıdaki iddiaları destekleyici mahiyette pek çok delil sunmasıyla göz dolduruyor. Size pek kısa bir özetini sunmaya çalışacağım. Meraklısı https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1200588 adresinden tamamını okuyabilir.

Yazar algılarımızı sarsarak başlıyor işe. 2011 yılında başlayan Suriye’den Türkiye’ye göçmen akını bir boşlukta gerçekleşmedi. Yazılı tarihin ilk çağlarına kadar geriye giden bir nüfus trafiğinin günümüze yansımasıdır bu kriz. Benzerleri tarih boyunca defalarca, hatta çoğunlukla “Türkiye”den “Suriye” topraklarına yönelikti.

Evet, Anadolu, dünyanın her yanından göç alan bir bölgeyi ama Suriye’ye de göç vermişti. Selçuklu fethiyle Türkler, Orta Asya ve Anadolu’dan Suriye’ye göç ederek bölgede önemli bir etnik nüfus haline gelmiş. Tanzimat’la başlayıp Cumhuriyet’le hız kazanan modernleşme sürecinde yeniliklere uyum sağlamakta zorlanan çok sayıda insan Türkiye’den Suriye’ye göç etmiş.

Fatma Nur hanım şöyle devam ediyor sözlerine:

“(Cumhuriyet devrinde) Özellikle eğitim haklarını, eski yasal statülerini kaybeden gayrimüslimler ile dini hassasiyeti olan Müslüman alim, şeyh ve dervişler daha özgür koşullarda yaşamak için Suriye’yi tercih etmiştir. Kürt milliyetçiliğinin artmasıyla ortaya çıkan isyanlar ve bunların başarısız olmasından sonra ise çok sayıda Kürt, ya zorunlu olarak ya da kendi istekleriyle Türkiye’den Suriye’ye gitmiştir. İleriki dönemlerde artan siyasi baskıların da göçlerin yaşanmasında etkisi olmuştur. Bu göçler iki ülke arasında etkisi günümüze kadar gelen bağların ortaya çıkmasına ve Suriye’de ortaya çıkan çatışmaların ardından Suriyelilerin Türkiye’yi en yakın ve en güvenli sığınak olarak görmesine neden olmuştur.”

İddia neresinden baksanız çarpıcı: Suriyelilerin Türkiye’ye göçü bir zamanlar Türkiye’den Suriye’ye yapılan göçlerin bir devamı olarak okunmalı diyor ezcümle.

İddiasını şöyle delillendiriyor yazarımız:

“Türk boyları M.S. 7. yüzyıldan itibaren Suriye’de görünmeye başlamış, 10 ve 11. yüzyıldan sonra ise Türk akınları hızlanarak devam etmiştir. Bu dönemden sonra Türkmenlerin kitleler halinde bölgeye intikal ettiği görülür. Türkler Orta Asya, Anadolu ve Mezopotamya’dan göç ederek Suriye’ye yerleşmişlerdir. Türklerin kalabalık kitleler halinde Suriye’ye gelişi, tarihte ilk defa Selçuklular Dönemi’nde (1078-1117) gerçekleşmiştir.”

Yalnız Anadolu’dan değil, Orta Asya’dan direkt olarak da Suriye’ye gelen Türkler bu göçlerine Irak ve Anadolu’ya yerleştikten sonra da devam etmiş. “Selçukluların tarih sahnesine çıktığı andan itibaren Türkler, Suriye’de demografik açıdan yoğunlaşmaya başladı” diyen yazar Moğol istilasının Anadolu’dan Suriye’ye göçleri patlattığını da iddia etmektedir:

“Moğolların bölgeyi işgal ederek yağmalamasından sonra Türkmen boyları Suriye’ye akın etmeye başlamış, Anadolu’dan Suriye’ye çok sayıda Türkmen göç etmiştir. Böylece Suriye’de Türk nüfusu iyice artmaya başlamıştır. Bu dönemde Anadolu’dan Suriye’ye sadece Türkler değil, Anadolu’da yaşayan farklı milletler de göç etmiştir. Yıkıcı Moğol işgalinden canını zorla kurtarabilen Anadolu halkı, topraklarını terk ederek güvenli bölge arayışına girmiştir.”

Memluk Sultanı Baybars’ın 1260 yılında Moğolları yenerek Suriye’yi fethetmesi üzerine Suriye’ye sığınan 40.000 Türkmen Halep’e yerleştirilmiş ve burayı önemli bir ticaret merkezi haline getirmişler. Osmanlı zamanında ise iç güvenliği sağlayarak iktisadi ve ticari hayatın normal seyrinde sürmesini ve bölgenin dini ve ticari hayatı açısından çok önemli olan hac kervanının düzenli biçimde Haremeyn’e gidiş ve dönüşünü sağlamak için Suriye’ye çok sayıda Türkmen iskân edildiğini biliyoruz.

“19. yüzyılda Kafkasya’dan Anadolu’ya (…) gelen göçmenler, en çok Suriye’ye iskân edilmiştir. Göçmenlerden Şam’a 34 bin 436’sı, Halep’e 15 bin 586’sı yerleştirilmiştir. Özellikle Çerkesler Güney Marmara ve Suriye ile Ürdün hattında bulunan Golan Tepelerine yerleştirildiler.”

Osmanlı döneminde Suriye’ye Çerkesler, Tatarlar, Gürcüler, Çeçenler dışında çok sayıda Türkmen boyları da yerleştirildiğini biliyoruz. “Selçuklular zamanından itibaren Suriye’ye yerleşmeye başlayan Türkmenler, Suriye’nin en etkin demografik yapılarından birisini oluşturmaktadır.”

Tehcir ve sonrasında yapılan göçler de var ama biz sözü burada kesip yazara bırakalım:

“Suriye’den Türkiye’ye göç eden Suriyelilerin sadece coğrafi yakınlıktan dolayı değil, iki ülke arasında geçmişte kurulan ve günümüze kadar devam eden bağlardan dolayı Türkiye’yi tercih etmiş olduklarını söylemek yerinde olacaktır.”

Velhasıl Anadolu ile Suriye birbirinin tarihî ve demografik uzantısıdır.

Şaşırtıcı ama Cumhurbaşkanı Atatürk 1937’nin 21 Aralık gecesi kendisine ziyarete gelen Suriye Başvekiline şöyle demiş: “Acaba bütün Suriyeliler hangi ırktandır? Belki aynı ırktanız.”

“Suriyelilerle belki aynı ırktanız” diyen birine “ulu önder” diyenler bugün Suriyeli düşmanlığı yapıyor ya bu ülkede, söz bitiyor…

Mustafa Armağan

Akit TV köşe yazarı