BIST1.519,25%9.5176
USD9.5059%-0.39
EURO11,0431%-0.26
ALTIN547,68%-0.41

Arınma Mevsimi

Muhammed Şevket Gökşan

Abone OlGoogle News
06 Mayıs 2021 06:49

İslam’ın emirlerini yerine getirerek Allah’tan (c.c.) temiz aldığımız hayatı yine Mevla’mıza temiz olarak sunabilmemiz elzemdir. Bunun için de Ramazan-ı Şerif, en ciddi sıkıntı ve günahlardan temizlenmenin yegâne mevsimi; tevbe de bunun yegâne yoludur.

Efendimizin gülistanının gülleri olan model kuşağımız sahabe efendilerimizden bunu öğreniyoruz. Buyurun Maiz (r.a.) örnekliği! Zina suçundan dolayı Efendimize “Ya rasulallah, beni temizle!” demiş, fahr-i kâinat efendimiz duymazdan gelmiştir. Yine ‘Beni temizle!’ demiş, efendimiz yine duymazdan gelmiştir. Üçüncüde de aynı şeyleri söyleyince efendimiz “Neyden temizleyeyim?” deyince ‘Zinadan!’ dedi. Yani Hz.Maiz recmedilmek istiyordu. İşte bu gerçek temizlenme, hakiki arınma buydu. Zira recmedildikten sonra birilerinin onun hakkında ileri geri koştuğunu duyunca,Efendimiz (s.a.s.) “Maiz öyle bir tevbe ettiki, bu tövbe bir ümmet arasında paylaştırılsa onlara yeterdi!” buyurarak ne denli bir arınma olduğunu bizlere öğretti.

Biz müminlerin unutmamaları gereken temel nokta; kire bulaşılmış olsada kire tahammül, kiri kanıksama olmamalı; dünya kirlensede ahiret yurdunun kirlenmesine tahammül edilmemeli.Yine Amr b. Semure (r.a.),Efendimize(s.a.s.) gelerek ‘Yarasulallah!Ben falan kabilenin devesini çaldım’ diyerek ellerinin kesilmesini ister. Yani Efendimizden haddin uygulanmasını talep eder. Had uygulandıktan sonra kesik ellerini akan kanla rabbine uzatarak “Ey nefsim sen beni cehenneme sokmak istemiştin;işte beni senden kurtaran Allah’a hamdolsun!” diye niyazda bulunuyordu. (İbni Mace)

Şu soruyu sormaya mecburuz kardeşlerim: Hayatımız nasıl bir hayat? Hayat modelimiz kim? Yaşam tarzımızı, hayat standartlarımız kimler belirliyor? Allah’tan saf ve tertemiz aldığımız hayatı kirletmek revamı?

Bir bakın,yine Efendimizin yetiştirdiği gülistanının güllerinden Abdullah b. Cahş’a.Hayatın kirlerinden, paslarından arınarak Allah’a(c.c.) varmanın hesabında. Uhud günü Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a.) “Gel beraber dua edelim.” diyor. Ve şu niyaza bir bakın… Sa’d “Yarabbi!Düşmanla çarpıştığımda karşıma güçlü kuvvetli birini çıkar, onu yeneyim ve ganimetlerini alayım.” der. Hz.Abdullah, Sa’d’ın duasına ‘amin’ dedikten sonra, bu sefer o başlar. “Yarabbi!Düşmanla karşılaşınca en azılılarından birini karşıma çıkar, onunla savaşayım ve sonunda lime lime olmuş olarak şehid olayım. Yarın ruz-i mahşerde huzur-u ilahine çıktığımda sen bana ‘bu halin ne Abdullah’ dediğinde ‘yarabbi senin ve resulunün yolunda oldu’ diyeyim ve sende ‘evet, doğru söyledin!’ diyesin.” (Beyhaki)

Bu nasıl bir iman, nasıl bir aşk, aşkınlık. Nasıl bir Allah (c.c.) ve Resulullah (s.a.s.) sevdası,bu nasıl bir ahiret tutkunluğudur?! Dikkat edilirse onlar yaşadığımızı hayat saymıyor tam bir imtihan bilinciyle yarın ruz-i mahşerden sonra kavuşacaklarının hesabıyla yaşamaktalar. İşte dünyevi kir ve günahlarla kirlenmiş uzuv ve organlarla mevlaya gitmekten haya edebilme yüceliği.

Demekki hayatımızdaki çarpıklıkları ve çirkinlikleri giderecek ter ve gözyaşlarına ihtiyacımız var.Ramazan-ı Şerif yağmuruyla beslenerek tevbe,takva ve tevhidi eksikliklerimizi giderme fırsatıdır yaşadığımız bu günler. Bu fırsatı başka baharlara havale etmemek gerek.

Oruçla dirilmek

Aslında oruç arınma, bilenme ve korunma olarak hayatımıza girer. Unutmamalıyızki ilk bahar yağmuru manasında olan Ramazan-ı Şerif, maddi ve manevi kirlerden arınma mevsimidir. Kirli işleri, kirli hesapları kapatma, kirli ellerin çirkin işlerde gösterdiği cesareti kırma ve karşı koyabilme yürekliliğidir. Ruhlarımızdaki çölleşmeyi, yüreklerimizdeki çoraklaşmayı bu yağmurla gidereceğiz. Kir, kin, pas, pisliklerden arınmak için bu mevsime, bu fırsata muhtacız.

Oruç,Ramazan yağmuruyla başlayan bir köklü temizlik harekatıdır. Önce kendimizden başlamalı… Eğer gözyaşlarımızıda bu havaya katabilirsek bilenme, arınma, direnme disiplinine kavuşabiliriz.Sıcakta yürüyerek yanma manasında olan Ramazan ateşi, hayatımızı kasıp kavuran iştah, şehvet, heva, hırs ateşlerini etkisizleştirecek tılsımdır. Böyle bir derdimiz, tasamız, böyle bir gayemiz olmadan öteler ötesine nasıl kanat çırpabilir, o alemle nasıl iletişime geçebiliriz?

Efendimizin (s.a.s.) “İslam’ı yaşamak, avuçta kor tutmaya benzeyecek” buyurduğu bir devirde bu ateşe katlanmadan, ebedi cehennem ateşinden kurtulmak ne mümkün! Bu nedenle oruç fıtratlarımızda gizli olan dinamikleri harekete geçirme eylemidir. Ramazan bilenmek, mücadele ruhuyla müzeyyen ve mücehhez olmaktır.

Oruç sufliden ulviye, faniden bakiye, kasvetten haşyete doğru kutlu bir seferdir. İçinde bulunduğumuz Ramazan-ı Şerif, onunla olmanın hazzını tatmak için kaçırılmaması gereken, paha biçilmez bir fırsat.Bu nedenle oruçla hayatlarımızın sıradanlaşmasına, savrulmasına son verip, sorumluluklarımızı hatırlamaya müdahil oluyoruz. Yani içsel bir inkişaf yapıyoruz.

Oruç bireysel ve toplumsal yıkım ve yokluğa mukabil ihya ve inşa çabasıdır.Günü birlik yaşamak yerine hayat yönümüzü hesap gününe çevirmektir. Oruç kişiliğimizin gelişimi, kimliğimizi yeniden kazanma, kulluğumuzun kalitesini, Allah’a hizmet seviyemizi planlama ve programlama için tekâmül seminerleridir.

Yani durup kendimize soracağız,‘Ben Ramazan-ı Şerif’te günlerime ve gündemime neleri aldım? Acaba bu Ramazan bundan önce geçen ömrümün fırsatlarının telafisini yapabilecek miyim?’ ‘Toplumsal kırılmalarımıza, ruhsal bunalımlarımıza, ahlaki çürümüş ve çözülmüşlüklerimize bir nefes olabilirmi?’‘Kulluğumda bir derinleşme, İslam’ı yaşama düzeyimi geliştirme fırsatına çevirebilirmiyim?’ Evet, oruç bir kalkandır. ‘Acaba korkularım, kaygılarım, kuşkularımın karşısında orucun koruması altına girebilirmiyim?’ Ayrıca ‘Acaba bu Ramazan ayında orucu irademi kuvvetlendirerek bağımlılıklarımdan, zafiyetlerimden, acziyetlerimden sıyrılmama ve özgürleşmeme vesile kılabilecekmiyim.’ Tüm bu soruları her birimizin kendi nefsine doğrultması gerekmektedir. Dahası içinde bulunduğumuz şu arınma mevsimi hızla ellerimizden kayıp giderken, bu muhasebeyi yapmamız elzemdir.

Tıpkı hastalandığımızda doktorların hava değişimini önerdikleri gibi oruç, ruhlarımız için manevi bir hava değişimidir. 11 ayın kasveti, gafleti ve ataletinden kurtulmak ve yeniden soluklanmaya bir fırsat. Bu fırsatı, başta nefsim olmak üzere, gereğince değerlendirebildiğimizi pek sanmıyorum. Bakmak lazım tuttuğumuz oruç bizleri bir yere taşıyormu? Veya nereye taşıyor? Kiminle buluşturacak? Allah’a (c.c.), Resulüne (s.a.s.), Kur’an-ı Hakim’e yaklaştırıyormu?

Bu arınma mevsimini hakkıyla eda edip arınanlardan olma niyazıyla,

Selam ve dua ile…

Muhammed Şevket Gökşan

Akit TV köşe yazarı