BIST1.492,93%9.5955
USD9.5887%-0.04
EURO11,1355%-0.04
ALTIN556,84%-0.02
Akit HaberYazarlarMuhammed Şevket GökşanBaşlangıç Niyetine Bismillah

Başlangıç Niyetine Bismillah

Muhammed Şevket Gökşan

Abone OlGoogle News
13 Mart 2021 09:02

Kıymetini bilmediğimiz o kadar çok şey var ki. Bu cevherlerden biri de ‘eûzü-besmele’dir, yâni:

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم -باسم الله الرحمن الرحيم.

Allah’ın rahmetinden kovulup lânetlenen şeytanın kötülüklerinden Rabb’ime sığınıyorum; rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız olan Yüce Rabbimin adıyla yaşamıma başlıyorum.”

Eûzü-besmele; Müslümanların hayatlarına başlarken, her işlerinin başarılı ve hayırlı olmasını istemeleri noktasında, iki cihan serveri Hz. Peygamberimizin (s.a.v.) dilinden aldıkları bir vasiyet ve nasihattir.[1] Yine Müslümanın işlerini hayırsız ve bereketsiz olmaktan kurtarmak için aldığı bir ruhsattır. Zira Efendimiz (s.a.v.) “Besmele ile başlamayan her iş bereketsizdir.”[2] buyurdular.

Eûzü-besmele; Müslümanın hayatta hakimiyet ve hükümranlığın yalnızca Allah’a (c.c.) ait olduğunu ilan eden parolasıdır. Kur’an’dan bir ayet olmakla beraber her bir sure-i şeriften ayet olması hususu ihtilaflı olduğu için, bazı mezheplerce cehri (aşikar) kıraatin olduğu namazlarda cehri okunan, bazısınca da gizli okunan, Müslümanın ibadetinin rükûnlarından bir rükûndür. Barındırdığı lafızlardan Allah lafzı ile bize, Allah’ın (c.c.) ibadet edilen ve hüküm koyan olduğunu ikrar ettiğimizi hatırlatırken, Rahman ve Rahim sıfatları ile ise, tüm nimetlerin sahibinin O olduğunu kabullendiğimizin ikrarı olan bir haykırıştır.[3]

Eûzü-besmele; tüm varlıkların sahibi olan zata, onun mührünü vurmak, onun mülkünde ondan aldığı izinle/pasaportla tasarruf etme gücüne sahip olduğunu bilme, hayatın olanca debdebesi içerisinde Allah (c.c.) ile olma, Allah’ın (c.c.) kudreti ile güçlenme, bilinçlenme ve şuurlanma halidir. Ayrıca, gücü sınırlı olan insanın, görülen ve görülmeyen her türlü zarar vericilerden kendini, hayatını sigortaya alıp, Allah’ın (c.c.) garanti ve emanı altına girmek ve hayatın sahibinin verdiği tüm nimetleri görmek, onlara şükretmek ve mülkü sahibine nispet etmenin adıdır.

Eûzü-besmele; yediklerimize, içtiklerimize, giydiklerimize mânâ katan, onları birer adet olmaktan çıkartıp ibadet hâline getiren ve kökü mazide, dalları atide olan sihirli bir sözcüktür. Zira Efendimiz (s.a.v.) “Ameller niyetlere göredir.”[4] buyurdular.

Eûzü-besmele; her Müslüman anne-babanın hayata gözlerini açan yavrularına, bütün bir hayatında pusula, kılavuz ve rota olması için kulağına ilk fısıldadığı, belleğine işlediği bir şifredir.

Yine Müslüman anne-babaların, evlâtları “anne-baba” diyecek kıvama geldiklerinde, onlara önce “Allâh, Bismillâh” dedirtme hassâsiyetini göstermeyi ayrıcalık saydığı bir tılsımdır.

Eûzü-besmele; meşrû ölçüler içerisinde hayırlı nesillerin meydana gelmesi için her Müslüman anne-babanın söylediği[5], söylenmemesi halinde ise ‘besmelesiz nesil’lerden din, îmân, vatan ve milletin adına bir hayrın görülmeyeceği bir gerçektir. Özel hallerinde olan kadınlar, Kur’an-ı Kerim’i okuyamazlarken bile besmelesiz kalmaları doğru kabul edilmeyen özel bir tılsımdır.

Eûzü-besmele; bir tılsımdır ki, tüm bitkiler onu der ve kabuklarından çıkar, koca gövdeli ağaçlar bismillah der ve o koca gövdeyi üzerinde tutan yumuşacık damarlar hem bu yükü tahammüle kuvvet getirir, hem de bir nevi aldığı ilahi desturun gücü ile basık sert toprağı deler geçer.

Eûzü-besmele; Hazret-i Nûh’un gemiye binerken inananlara tavsiye ettiği kurtuluşa dâhil oluş ifâdesi, Hazret-i Süleyman’ın Sebe hükümdarı Belkıs’a gönderdiği İslâm’a dâvet mektubunun ilk cümlesinde yer alan ilâhî bir azamet ve kudret nişanesi, Yüce Resûl’ün İslâm’a davet etmek için yazdırdığı mektupların ilk satırını süsleyen nebevî bir tatbikattır.

Eûzü-besmele; Taif Seferi dönüşünde Şanlı Peygamber’e bir salkım üzüm ikram eden bahtiyar köle Addas’ın hidayetine vesile olan tılsım… Şöyle ki Şanlı Elçi, uhdesine tevdî edilen mukaddes vazîfeyi, yâni tebliği îfâ için Taif şehrine gitmiş, ancak Taif halkı Yüce Nebî’yi taşlayarak incitmiş ve kendisini son derece üzmüşlerdir. Dönüşü esnâsında oldukça yorgun ve bitkin düşen Son Elçi, bir bahçenin kenarında dinlenirken Addas adında siyâhî bir köle kendisine acıyarak bir salkım üzüm getirmiş, Allâh Rasûlü, üzüm tanelerini mübarek dudaklarına değdirmeden önce “Bismillâhirrahmânirrahîm” demiş, bunun mânâsını merak eden bahtlı köleye Yüce Peygamber ilâhî mesajı anlatmış ve o anda köle İslâm’la şereflenmiştir.

Eûzü-besmele; Müslüman olduktan sonra katıldığı hiçbir savaşta yenilmeyen ve “Allâh’ın kılıcı” diye meşhur olan genç kumandan Halid bin Velid’in sihirli sözcüğü idi. Zira o, bu yüce sözle Güçlülerin En Güçlüsü’ne dayanıyor: “Yâ Allâh, Bismillâh, Allâhü Ekber!” diyerek yalnız O’ndan yardım istiyor ve Yüce Rabb’imiz de, semâvî ordularını ona yardım etmesi için seferber ediyordu.

Eûzü-besmele, birbirinin yurdu olması gerekirken birbirine kurt olan, dünyada yalnızlığa mahkûm olmuş insanın rabbi ile kurduğu bağ ve kesintisiz çekim gücünün ifadesi, tüm çirkinlik, kötülük, tembellik, şeytanî vesvese ve günahlardan kaçış; iyilik, çalışkanlık, ilahî güzellik, dünya ve âhiret kazancına koşuştur. Hz. Ali’nin dili ile “O her derde deva, her dermana yardımcıdır.”[6] Efendimiz (s.a.v.) ‘Kul bismillah dediğinde, besmelenin bereketi ile şeytan küçülür, sinek gibi küçük ve güçsüz olur.’[7] buyurmuşlardır.

Eûzü-besmele; aklın akılcılığa, haya, ar ve iffetin hedonizme, adaletin güce, merhametin paraya/konuma, insanlığın hümanizme, kadının feminizme, gençliğin özgürlüğe kurban edildiği modern çağda, tüm bu hakikatleri adını andığı Yüce Zât’ın murâdına ve kudretine teslim etmeyi simgeleyen bir hakikattir. Nitekim Hak dostlarından biri: “Hiç kimse eûzü-besmele çekerek günah işleyemez.” buyurmuştur.

Bu ilk yazımıza, bereketli bir salih amel olması niyetiyle eûzü-besmele ile başladık. Günahlardan uzak bereketli bir hayat için Eûzü-besmeleyi vird edinenlerden olmak temennisi ile…

Selam ve dua ile…

[1] Ahmed b. Hanbel, Müsned, Hadis no: 8712

[2] Feyzu’l-Kadir, 6284

[3] Tantavi, el-Cevahir, c. 1, s. 6

[4] Buhari

[5] Buhari, ‘Kitabu’l-vudu’, 141

[6] Vehbe Züheyli, Tefisru’l-Münir. c.1 s. 48-50

[7] Ahmed b. Hanbel; Nesei

Muhammed Şevket Gökşan

Akit TV köşe yazarı