BIST1.441,33%8.5161
USD8.508%0.91
EURO10,2763%1.02
ALTIN499,40%1.60

Umuda Sarılmak:

M.Serhat Durmuş

Abone OlGoogle News
19 Nisan 2021 10:30

Son zamanlarda yaşadığımız problemleri şöyle bir gözden geçirelim isterseniz.

*Yaşadığımız pandemik süreçte vaka sayıları rekor kırarken mutasyona uğramış virüs hem daha bulaşıcı hem de daha öldürücü;

Ülkemizde dün itibariyle ,

*Günlük vaka sayısı : 55,802 kişi

*Günlük ağır hasta sayısı : 3275 kişi

*Günlük vefat sayısı : 318 kişi

*Şimdiye kadar ki ölüm sayısı : 35,926 kişi

Dünyadaki ölüm sayısı ile şu ana kadar 3 milyon kişiyi geçti.

Durum ciddiyetini koruyor aşı bulunmasına rağmen insanlar her gün hastalanmaya ve ölmeye devam ediyor.

*Tüm Dünyada ekonomi ciddi anlamda krizde ülkemizde ise durum daha da kötü , devletin kısa vadede ödemesi gereken borcu çok fazla bu durumda hem borçları çevirip hem de vatandaşına dişe dokunur yardımlar yapabilmesi neredeyse imkansız.

*İnsanlar psikolojik açıdan sıkıştırılmışlık duygusuyla , şüpheci bir yalnızlık halini bir arada tutarak tatsız tuzsuz bir şekilde yaşamaya çalışıyor.

*Öğrenciler açık öğretim sistemiyle sosyal açıdan öğrenciliği yaşamadan derslerini bir an önce verip bu sıkıntılı durumdan kurtularak iş bulabilecekleri ve çalışacakları birortama geçiş yapmak istiyorlar ancak işleri çok zor . Okullarını bitirseler bile ya iş bulamayacaklar ya da hayallerinin çok ötesinde kötü şartlarda çalışmaya çalışacaklar. Bu durum onları kırılgan ve hassas yapıyor . Bu nedenle yurtdışına kapağı atıp bu ülkeden geri dönmemek üzere gitmek istiyorlar . Oysa Dünyadada işler hiç iç açıcı değil . Yani kimse aslında onlar gelsin de çalışsın diye beklemiyor.

*Tarım ve hayvancılık uzun zamandır dışlanan herkesin burun kıvırdığı yapmak istemediği işler arasında . Bu nedenle bu sektörlerde çalışmak isteyen insan sayısı giderek azaldı. Bu durum üretime de yansıdı ve sonuç olarak meyve , sebze , et , süt , yumurta fiyatları inanılmaz bir boyuta ulaştı. İnsanların alım gücü düştü .

*Her alanda kendini sıkışmış olarak hisseden insanlar daha stresli ve mutsuz halde kötü koşullarda yaşamaya çalışıyorlar şuan . Bu durum kanser hastalığının görülme sıklığını inanılmaz bir boyuta taşıdı. Etrafında bir yakınını bu hastalıktan kaybetmemiş bir insan yok gibi.

*Suç oranları 7 ila 10 kat arttı.

*Suriyenin toprak bütünlüğünü koruyamaması güneyde ülkemiz için güvenlik zafiyeti yaratırken . Yaklaşık 6 milyon civarında Suriyelinin ülkemizde zorunlu ikamet etmesi , zaten daralan iş olanaklarını daha da kötü hale getirdi.

*İstanbul’u bekleyen çok önemli yıkıcı bir deprem varken halen kentsel dönüşümün çok gerisinde olduğumuzu yaklaşık 200,000 binanın dönüştürülmesi gerektiğini ancak bu konuda maddi bir kaynağın olmadığını üzülerek görüyoruz ancak bir şey yapamıyoruz.

Bu listeyi çoğaltarak içinizi daha fazla karartmak istemiyorum. Ancak maalesef durum bu …

Şimdi , mübarek ramazan ayında insanlar oruç tutarak aynı zamanda bu kötü koşullarda çalışmaya devam etmek zorundalar.

Her şeyin daha iyi olacağına dair umudunu kaybetmeden her sabah ısrarla kalkarak işimizin başında olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz.

Bir birimize biraz daha hoş görülü olarak ve yere düşen insanları kaldırarak bu süreci paylaşımcı , yardımsever bir tavırla kucaklamamız gerektiğini düşünüyorum.

Kötü zamanlar hep oldu , bu millet çok daha kötülerini gördü ancak umudunu hiçbir zaman kaybetmedi .

Mevlana’nın da söylediği gibi ;

Umut , hiç bitmeyen bahar mevsimidir. İçine karda yağar ,fırtınada kopar ama çiçekler hep açar …

M.Serhat Durmuş

Akit TV köşe yazarı