BIST98.415%3.71
USD5.7923%-0.67
EURO6,4774%-0.28
ALTIN277,82%-0.59
Akit HaberYazarlarLatif ErdoğanFETÖ-Sisi muhabbeti…

FETÖ-Sisi muhabbeti…

Latif Erdoğan

05 Ekim 2019 03:07

Mevlana ve müritleri yolda giderlerken bir güvercin ile kumrunun sarmaş dolaş olduklarını görürler. Önce, iki ayrı cins kuşun bu hallerine hayret ederler. İçlerinden biri kuşları kışalar. İkisi de topallayarak koşuşmaya başlar. Mevlana bu durumu görünce “Cins cinsi çeker” buyurur…

İki darbecinin halini öncelikle böyle yorumlamak gerekir. Ne ki, elbette ortak paydaları sadece darbe sevicilikle sınırlı değil. İkisi de aynı gücün beslemesi, ikisi de aynı gücün projesi, ikisi de locaya kayıtlı, ikisi de İsrail uşağı, ikisi de amansız Tayyip Erdoğan düşmanı. Birinin kompleks yanında bir artısı daha var, eskiden Humeyni hayranıydı, şimdilerde Sisi yalakası…

Gülen, TEN TV isimli Mısır televizyonuna verdiği röportajla kendi cinsinin dahi en alçağı olduğunu bir kere daha gözler önüne sermiş oldu… Hainliğin nasıl da yangına benzediğini, nerede duracağını kestirmenin nasıl da mümkün olmayacağını bu vesile ile bir daha gördük. Dış güçleri kendi ülkesini istilaya davet etme onursuzluğunun bu meshe uğramış varlıkta nasıl sabit bir karakter haline geldiğini kusmuklu itirafları sebebiyle ve tiksintiyle bir kez daha müşahede ettik.

Gülen’in Sisi’yi övücü sözler söylemesi ve ona dua ettiğini belirtmesi de bence çok iyi oldu. Bu vesileyle Sisi’nin sonunun da çok yakın olduğunu anlamış olduk. Daha önce de ifade ettiğim gibi, Gülen hangi siyasetçiye böyle yakın durduysa o kişiyi kurutmuş ve hüsranına davetiye çıkarmıştır. Sisi’nin de öyle olacağında kuşku yoktur.

 Gülen, mutlaka bu röportajı kotarabilmek için çok bedeller ödemiştir. Özellikle kendisiyle röportaj yapan kişiye yüklü miktarda para vermiş ve onu hediyelere boğmuştur. Teklif kesinlikle Gülen’den gitmiştir. Sisi de onun bu zaafından yararlanmış, bir taşla birkaç kuş vurmanın çaresine bakmıştır…

Röportajın ana konusu Tayyip Erdoğan düşmanlığıdır. Bilvesile Mısır’da mukim bazı kişilerden edindiğim bilgiye göre, söz konusu kanal Sisi tarafından özel olarak desteklenmekte ve tamamen Erdoğan düşmanlığını esas alan bir yayın politikası sürdürmektedir. Gülen’in ikamet ettiği malikaneden küçük bir kesiti göstermek suretiyle de illüzyon yapılmış ve Gülen’in konfor ve lüks içinde yaşadığı hayat perdelenmeye çalışılmıştır. Röportaj yapan, gerçekten dürüst olsaydı,” iyi ama Sayın Gülen, siz fakir bir insansınız, bildiğimiz kadarıyla bir emekli maaşınız var, yirmi senedir nasıl oluyor da Amerika gibi bir yerde hem de böylesine konfor içinde yaşıyorsunuz? Ayrıca, bu kadar size bağlı insan hapishanelerde cezalarını çekerken siz nasıl oluyor da vicdan azabı duymadan bu konfor dolu hayatınızı sürdürebiliyorsunuz” diye sorması gerekmez miydi? Elbette gerekirdi. Ama ne soru soran ne de kendisine soru sorulan dürüst olmadıkları için röportaj bilinen haliyle gerçekleşti.

Bu röportajın bize fısıldadığı bir gerçek de Gülen’in, kurtuluş adına, kendi meczuplarına söyleyebileceği hiçbir şeyinin kalmadığıdır. Daha önce darbeyle veya Tayyip Erdoğan’ın yakında vefat edeceği kehanetleriyle oyalanan ve uyutulan topluluk, artık yalan da olsa teselli edici bir söz duymaktan mahrumdur. Gülen’in Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye yaptırım yapmalarını böylesine aleni istemesi hainliğinin boyutunu deşifre yanında çaresizliğini de ele veren bir durumdur. 

Yarım asır önce, Nasır’ın, şehit Seyyit Kutup’a yaptığı zulmü bir kahvehane sohbetinde anlatırken, duyduğu üzüntü sebebiyle baygınlık geçiren Gülen, bugün, onun tarihi izdüşümünde yer alan firavunu baygın baygın ve hayranlıkla methetmesi ya önceki halinde sahtekârlığına ya da bugün yaşadığı manevi çöküntü ve sukuta bir göstergedir. İbret ki ne ibret…

Gülen, senelerce yazılarında, şiirlerinde Abdülfettah Şahin mahlasını kullandı. Geldiği noktada ise, bir başka Abdülfettah (Sisi) ile yolları örtüştü. İlahi taktirde tesadüfe yer yok; her olan şey nice hikmetlerle, nice remizlerle, nice işaretlerle örülü… Hainlikte buluştular, zalimlikte buluştular, katillikte buluştular, uşaklıkta buluştular… Kişi sevdiğiyle beraber olacağına göre, birliktelikleri ötede de sürecek gibi.

Sisi ile Gülen’in dostlukları biraz da düşmanımın düşmanı dostumdur, cinsindendir. Hâlbuki Sisi’nin asıl derdi Tayyip Erdoğan’dan küçük bir jest, küçük bir teveccüh yakalamaktır. Onun Tayyip Erdoğan aleyhindeki aşırı duyarlılığının sebebi budur. Bu tespit doğru ise, Tayyip Erdoğan’dan küçük bir teveccüh görse yaptığı bu tür olumsuz atraksiyonların hepsinden vazgeçeceği kesindir. Gülen’i ortada bırakıp ondan yüz çevirmek de buna dâhildir. 

Latif Erdoğan

Akit TV köşe yazarı

Reklam