BIST2.864,25%-0,15
USD17.9469%0.00
EURO18,4132%-0.67
ALTIN1.039,38%0.65

Tevazu

Latif Erdoğan

Abone OlGoogle News
06 Ağustos 2022 09:11

Tevazu, bencilliği, egosantrik tutku ve yaklaşımları minimize eden ahlaki kazanımdır. O, nefsin, terbiye maksatlı müdahalelere verdiği pozitif tepkiyi işaretleyen, doğallaşmış, sıradanlaşmış, olgun, yetkin, mükemmel davranışlar bütünüdür. İman gerçeğini özümsemiş bulunmaktan kaynaklanan mahviyet merkezli düşünce, niyet ve yönelişlerin başkaca harici uyarıcıya ihtiyaç hissetmeden kendi tabii mecrasında fiile dönüşme, hale bürünme keyfiyetidir.

Tevazu, kendini tanıma vesilesiyle elde edilen Rabbini bilme konumunun, Rabbini tanımak sonucunda elde edilen kendini bilme ile tamamlanması neticesi insan mahiyetinde hasıl olan hummalı marifet şuurunun daim edebe intikali hadisesidir. Tevazu, bildikçe, O’nu hakkıyla bilemediğini, kullukta derinleştikçe O’na yakışır kullukta bulunamadığını itiraf ile kıvama eren iki büklüm, münkesir yaşam biçimidir.

Her hata, günah ve yanlışın ardından silkelenip kendine gelişte, hakka, doğruya ve tövbeye yönelişte tevazuun payı büyüktür. Affediş, yarısıyla nedamete karşılıktır, diğer yarısıyla da mahcubiyete hürmettir. Nedamet, ihsasların vicdana teslimiyeti, bir intibah, bir uyanış feveranıdır. Mahcubiyet, mahşer çağrışımıyla sırılsıklam terlemek kefaretidir. Tevazuun olmadığı yerde her iki değerlerden de bahsetmek imkânsızdır.

Tevazu büyüklük alametidir. Başkalarının perspektif ve değerlendirme çerçevesine uyum adına, kameti uzun gelenler eğilmek, kısa olanlar ise parmakları üzerine dikilmek ve mümkün mertebe boyunlarını dik tutarak uzun görünmek durumundadır. Tekebbür, büyüklenme maskara eden zaaf; tevazu, alçakgönüllülük, saygı uyandıran asalettir.

Bütün yaratıkları kuşatıcı yönüyle tevazu, kozmik denge, evrensel disiplindir. Güç ve kuvvetçe üstünlüğü elinde bulunduran nice varlığın kendisinden kat kat zayıf, küçük varlıkların emrine girmesi vakası bunun reel göstergesidir. Daha makro ölçekte mukayese aranılacak olursa, koca dünyanın “uysal bir binek” gibi insanın emrine verilmesi (67/ 15) hakikatini hatırlamamız yeterlidir. Ve yine, şu uçsuz bucaksız muhteşem kâinatı mukayese ölçeği kabul ettiğimizde karşımıza çıkan kozmik tevazuun dikey ve yatay kuşatıcılığı hakkında bir fikir edinmemiz mümkündür. “Sonra bir gaz halinde olan göğe yöneldi. Ona ve yere: İsteyerek de olsa istemeyerek de olsa gelin, buyurdu. Onlar da: İsteyerek geldik, dediler” (41/11) ayeti konuyla ilgili nihai vahiy bilgisidir. Bu evrensel tevazu armonisine iştirake insiyaki boyun eğen (16/68) bal arısını da bütün hem cinsleri adına burada anmamız gerekir. İnsanınki bu armoniye iradi katılımdır.

Tevazu seçkinler ahlakıdır. Bütün güzel ahlak yapılanmasında olduğu gibi tevazuda da zirve yine Efendiler Efendisine aittir. Mekke Fethinde, fatih bir kumandan sıfatıyla şehre girerken kendilerinden sadır olan davranış, dış fetihten daha göz kamaştırıcı iç fethinin ebedi belgesidir. Atı üstünde iki büklümdür ve mübarek alnı bindiği atın yelelerine değmektedir…

Susamıştır. Zemzem kuyusunun başında herkesin kullandığı bardaklardan birine el atar. Hz. Abbas devreye girer, “Ya Resülallah, izin verirseniz hemen evden temiz bardak getireyim, buradakileri herkes kullanıyor” der. “Biz de herkesten biri değil miyiz?” buyururlar ve suyu oradaki bardaklardan biriyle içerler..

Medine’de, karşısında titreyen bir adama, “Kardeşim titreme! Ben de senin gibi, annesi kuru ekmek yiyen bir kadının çocuğuyum” diyerek engin tevazu örneği gösterirler..

Hane-i saadetinde, misafirlerine kendi elleriyle ikramda bulunmaktadır. O esnada, kendisini henüz tanımayan bir misafir daha gelir. “Seyidiniz, başbuğunuz kimdir” diye sorar. “Kavmin seyidi, onlara hizmet edendir” diyerek cevap verirler…

Kendilerini insanlardan ayrı tutmazlardı. Bir gün, bir grup arkadaşıyla pikniğe çıkmışlardı. Onlardan biri, hayvanın kesimini ben yapayım, demiş, diğeri yüzülmesini üstlenmişti. Efendimiz de “ateş için gerekli odunu da ben toplayayım” diyerek onlara iştirak etmişlerdi…

Buyurdular ki: İnsanlardan birer insan olunuz!

Buyurdular ki: Alçak gönüllü, mütevazı olanları Allah yüceltir. Büyüklenen kibirlilerin ise belini kırar…

Latif Erdoğan

Akit TV köşe yazarı