BIST2.438,84%-0,49
USD16.2228%-0.77
EURO17,4241%-0.90
ALTIN965,28%-0.75

Akla çalım, hakikate kafa atmaya kalkışan hinlik

Kenan Alpay

Abone OlGoogle News
13 Mayıs 2022 09:07

Modern Türkiye’de karikatür ve hiciv sanatı çok gelişmiş, küresel gelişmelere dahi anlık refleksler gösterebilecek kadar ihtisaslaşmıştır. Fakat karikatür ve hiciv alanı son derece seçici hareket etmekte, sadece siyaset ve toplumu değil dini ve ahlaki değerlere karşı da çok sert, son derece laubali hatta kin ve nefretle yönelen ürünler çıkarmaktadır. Söz konusu karikatürleştirme ve hicvetme faaliyetleri, konu kutsiyet atfettiği, dokunulmaz kıldığı Atatürk ve Atatürkçülük meselesine gelince esas duruştan başkaca bir tutum da sergileyememektedir. Her türlü değer ve sembolü tahkir ve tezyif etme, alay ve eğlence konusu yapma hususunda muazzam bir efor sergileyen karikatüristler, hiciv ustaları, komedyenler iş Ulu Önder’e, Ulu Önder’in kabri ve heykelleri etrafında sergilenen akıl dışı tören ve teamüllere gelince “gassalın önündeki meyyit” gibi munis ve muti bir teslimiyet sergiliyorlar.

Mazlumları Değil Zalimleri Kollayan Seçicilik

İnsanlara karşı alay ve eğlenceyi tasvib ettiğimiz için tartışmıyoruz bu konuyu elbette. Lakin şu kadar senedir bölgemiz ve dünyada işgal ve katliamların biri diğerini izlerken despot ve faşist liderlerin döktüğü kanlar bütün bir insanlığı küresel bir mezarlığa sürüklerken doğal olarak sanatçı hassasiyetinin hep uyanık ve atak olmasını bekliyoruz. Mesela Türkiye’de Vladimir Putin’i söylem ve eylemleri arasındaki derin ve kanlı mesafe dolayısıyla karikatürleştirebilen sanatçılar arıyor gözünüz kulağınız ama karşıdan gelen ses her seferinde “aradığınız kişiye şu anda ulaşılamamaktadır” şeklinde yankılanıyor. Bilakis haber ve manşetler düzenlenirken Putin’e dair seçilen resimler bile karizma ve sempatiyi tahkim etmeye matuf son derece özenli, hassas seçimleri işaretliyor. Putin’in ağzından çıkanlar, Putin adına piyasaya sürülen kulis bilgileri ve stratejik planlar zaten olması gereken “kurtuluş reçeteleri” muamelesine tabi tutulup kamuoyuna takdim ediliyor uzun süredir. Suriye’de, Ukrayna’da yıkılan şehirlerden ve öldürülen insanlardan Putin dışında hemen herkes sorumluymuş gibi bir dille örülüyor haber akışları.

İsrail’den gelen haberlerin bu derece soğuk, bu denli yüzeysel ve vicdandan yoksun olarak sunuluyor oluşundaki utanç ve zillete ne demeli peki? Her gün “aşırı dincilik” adı altında İslam ve Müslümanlara dair haberler, yorumlar, eleştiriler sağanak yağmur gibi yağıyor üzerimize. Taliban’ın kadın güzellik salonlarını kapatmasından başlayıp erkeklere sakal-cübbe zorunluluğu getirdiğine dair sansasyonel haberlerden başımızı kaldıramıyoruz neredeyse.

Marjinal ve sapkın kimi tarikat şeyhleri ve müritler arasındaki cinsel içerikli münasebetlerin hemen bütün İslami değer ve sembolleri kötülük odağına dönüştürüp laiklik ve Kemalizm hesabına artı puan yazdırılması için olmadık taklalar atılıyor. Filistin topraklarını işgal ve talan eden Siyonist İsrail’in başta Kudüs ve Mescid-i Aksa olmak üzere bütün mescidlere, hanelere, şehirlere sistematik tecavüzleri hakkında Kemalist cenahın sessizce ama zevkten dört köşe olarak izlediğini görüyoruz. Öyle ki, uydurdukları “şehvetiye tarikatı”yla kafayı bozmuş, “Türkleri arkadan vuran Araplar cezasını çekiyor” nefretini kusmaktan ötesini göremeyecek kadar fanatik ve dogmatik tiplerin aklına “Yahudiler neden sürekli olarak asker-polis eşliğinde Mescid-i Aksa’yı basıyorlar?” gibi en basit, en temel sorular bile gelmiyor.

Size Öncelikle Adalet ve Merhamet Aşısı Lazım

Her gün Kudüs, Ramallah, Han Yunus, Gazze’den İsrail’in işlediği cinayetlere, yıkım ve tutuklamalara dair gelen haberlere paralel olarak Mescid-i Aksa ve Hz. İbrahim camiini Siyonist Yahudilerin kirletmek üzere saldırıya geçmesi gibi hadiselerden habersiz gibi davranıyorlar. Modern İsrail, laik ve demokratik Yahudiler imajını zedeleyebilecek, İsrail’in ırkçı-faşist karakterini teyid edecek resim ve haberleri olabildiğince seyreltmek tecrübesizlik veya kifayetsizlikten neşet etmiyor elbette.

Rusya ve İsrail için Kemalist cenahta uyulan standartlar ve takip edilen yol haritaları Esed/Baas rejimi için de mümkün mertebe yürürlükte tutuluyor. Suriyeli mültecilerin Türkiye’deki sosyolojiyi ve demografiyi altüst edeceğine dair yaşanan kaygılar ciddi ciddi paranoyaya dönüşmüş durumda. Göz zevkimiz, damak zevkimiz, kulak zevkimiz bozulmasın da çoluk çocuğu Muhaberat’ın mezbahalarına göndermek hiç sorun değil frekansından yayın yapıyorlar. “Türkiye’yi modernlikten uzaklaştırıyorlar, seküler-ulusalcı Batı değerlerinden koparıyorlar” feryadlarını çok sık işitiyoruz.

Kemalist cenahın ağır toplarından Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Bursalı bu şikayetleri bir tık daha ileriye taşıdı. Bütün işgal ve katliamlarına rağmen Putin ve Esed’i makul ve meşru bir hatta resmetmeye azmetmiş Cumhuriyet Gazetesi kadroları saplantı düzeyindeki militan laiklik değerleri için öncelikli düşman olarak aynı hedefi işaretliyor elbette: Sığınmacılar eliyle “Anadolu toplumuna Arap din anlayışı ideolojik aşısı” yapacaklar. Kılıçdaroğlu ve Akşener’e “uçağa atlayıp derhal Şam’a gidin” diye rica minnet yalvarırken güya cesaret telkin ediyor fakat aslen kendi korkularının ne denli büyük olduğunu da itiraf ediyor.

Despotizm var, işkence ve tecavüz var, korku ve yoksulluk var burada hâlâ birileri “neden buraya göç ettiler?” diye soruyor. İlaveten döne döne mültecilerin sayısından, çocuk doğurma oranından, kılık kıyafetinden, dilinden şikayet ediyorlar. İyi de bu insanlarla doğru düzgün hiç temas etmiyorlar bile. Fiziken ve fiilen sosyal medyaya yansımış bazı arızi, kriminal vakalar dışında mülteciler kendilerinden önce gelenler gibi bu ülkede tutunmaya çalışmaktan başka bir şey yapmıyorlar ki. Gitsinler, gönderelim kampanyaları için nefes ve mesai harcamak yerine gidişleri, dönüşleri için neler yapmak lazım meselesine kafa yormak elzemdir. Top bizim sahadan çıksın da nereye giderse gitsin mantığı sakatlık ve acziyettir ki kör bir nefreti, devasız bir ırkçılığı körükler sadece. Mülteci karşıtlığı meselesinde çıkmaz sokakta inat edenler çatışma ve kaosa yatırım yapıyorlar. Akla çalım atmaya, hakikate kafa atmaya kalkışmak, adalet ve merhamete meydan okumak düpedüz intihardır çünkü.

Kenan Alpay

Akit TV köşe yazarı