BIST1.407,46%8.6427
USD8.6552%0.31
EURO10,1263%0.05
ALTIN491,35%-0.18
Akit HaberYazarlarHacı YakışıklıDaha neler neler olacak derken?

Daha neler neler olacak derken?

Hacı Yakışıklı

Abone OlGoogle News
31 Mayıs 2021 07:06

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rize’de provokasyona sebep olan İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e verilen tepkiler sonrası söylediği, “Daha neler neler olacak?” sözü gündeme oturdu.

Zaten siyasetçiler içinde en çok Başkan Erdoğan “ne derse desin” 2002’den beri Türkiye gündemini belirliyor ve sözleriyle dünya gündeminde de tartışılıyor!

“Hacı kardeş, sen Erdoğan’ı sevdiğin için bu sözleri söylüyorsun, böyle bir durum yok” diyenler de olabilir.

Evet; “zorla baş açma” meselesini sonlandırıp Allah’ın emri başörtüye serbestiyet getiren, Batı Çalışma Grubu gibi yapıları sonlandıran, Kur’an kurslarına 12 yaş altının gitmesini engelleyen yasağa son veren, PKK terör örgütüne kan kusturup içerideki terörist sayısını 260’a düşüren, müslümanları cendere içine alıp onları radikal göstermeye çalışan ılımlı maşa FETÖ’nün 40 yıllık planını bozan, “ABD askerleri çekilmezse vururuz” diyecek kadar antiemperyalist olan, dış politikada ülkenin ufuklarını genişleten Recep Tayyip Erdoğan’ı seviyorum. Neden sevmeyeyim, kime ne? Yasak mı? Kraliçe Elizabeth’i, Benjamin Netanyahu’yu değil ülkemin seçtiği yerli ve milli lideri seviyorum. Bunu hiçbir vakit saklayıp “orta yolcu” da olmadım. Bazı politikalarda hükümete eleştirilerde bulunuyoruz. Ama birileri gibi amacımız bağcıyı dövmek değil!

Meyve veren ağaç taşlanır. Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron; “Erdoğan’la konuşmak eziyet gibi” dediğinde bir kısım muhalefet buradan Erdoğan’a yüklenmeye kalkmıştı. Fransa’ya “eziyet” çektiren bir Türkiye Başkanı bizim lehimize değil mi?

İtalya Başbakanı Mario Draghi geçtiğimiz ay Erdoğan’a “Diktatör” demişti. Tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP yetkilileri gibi! İtalya sırf Libya’yı parça parça sömüremediği ve bunun sebebi başta Erdoğan olduğu için bu söyleme sarıldı.

ABD Başkanlık seçiminde Erdoğan hakkındaki görüşler siyasi propagandanın bir maddesi hâline geldi.

Dikkat edin; “Erdoğan’ın seçilen kişiyle nasıl çalışacağı” değil “Seçilen kişinin Erdoğan’la nasıl çalışacağı” konuşuluyor. Çünkü artık Türkiye’nın “devlet politikaları” var. İçerideki tüm sorun da burada başlıyor. Muhalefet, Türkiye’yi geliştiren bu politikaları ters yüz etmek istiyor.

Peki; daha neler neler olacak?

-PKK’nın bütün elebaşları etkisiz hale getirilip bu terör örgütü yok edilecek.

-Kanal İstanbul ile bağımsızlık ve modernleşme yolunda önemli bir adım atılacak.

-Türkiye’de hiçbir terör örgütü filizlenemeyecek.

-MİT ve TSK dünyada hiç kimsenin bugün bile hayal edemeyeceği düzeyde etki sahibi olacak.

-Denizlerde yeni münhasır ekonomik bölgeler olacak.

-Filistin’e “Koruma Gücü” girecek.

-Türkiye, “Petrol yahut türevlerini ihraç eden ülkeler” kategorisine girecek.

-Türkiye markalı otomobiller Manhattan caddelerinde ilgiyle alıcı bulacak.

-Enerjinin içeride üretimi büyük kapasitelere ulaşacak.

-Bilim ve teknoloji alanında Türkiye antlaşmalar imzalayan ve bu antlaşmalarda “transfer edilen” değil, “transfer eden” ülke olacak.

Tüm bunlara “hayal” diyenler olabilir!

Bunları “erişilmesi mümkün olmayan hedefler” olarak görenler olabilir.

Eğer Türkiye’de halk istikrar sürsün diye irade beyan etmeye devam ederse tamamı ve çok daha fazlası gerçekleşir. Yani neye layıksak öyle yönetiliriz!

Bir AB ve NATO üyesi ülkenin Türkiye’den silahlı insansız hava aracı alacağını 20 sene önce söyleseydik herhalde bizi “deli olmakla” suçlayanlar olurdu. Kendini “akıllı” zannedenler aslında kendilerini “Herkes eşit ama biz daha eşitiz” diye gören burjuva özentileridir.

“GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM”

“Güçlendirilmiş” diye bir sistem yok! Ama Sayın Meral Akşener bu tabire “İyileştirilmiş” sıfatını da ekledi. Birileri de “Ferrarisini satan büyük sistem” falan diyebilir yahut “Dıştan patlamalı acayip sistem” ismini takabilir.

Akşener’in TBMM’de yaptığı“parlamenter sistem” açıklamasını dikkatle dinledim.

Tamamı şu anki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde de gerçekleşebilecek değişiklikler! Ben de Akşener hakikaten bir şeyler açıklayacak sanıyordum.

Akşener; “Tarafsız Cumhurbaşkanı olacak” diyor. Peki; bu “tarafsız” kişiyi kim seçecek? Dediklerine göre Meral Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu ve Pervin Buldan seçecek ve onlar seçince otomatik olarak “tarafsızlık” yüklenecek! Şahaneymiş yahu!

Bülent Ecevit ve Ahmet Necdet Sezer de bizi görecek mi?

Hacı Yakışıklı

Akit TV köşe yazarı