BIST1.100,26%0.00
USD7.3444%0.08
EURO8,6808%0.06
ALTIN461,82%0.17
Akit HaberYazarlarHacı YakışıklıKabine değişikliği, ÖSYM, Mabel Matiz

Kabine değişikliği, ÖSYM, Mabel Matiz

Hacı Yakışıklı

06 Temmuz 2020 09:15

Temmuz ayı “kabine değişiklikleri” açısından önemli; zira 2017 ve 2018 “Temmuz” aylarında bakanlar kurulunda büyük değişiklikler olmuştu.

Eski Türkiye’nin siyasi anlamda “sihirli” sözcüklerinden biri “Kabine değişikliği” ifadesiydi. Siyaset sıkışır, gündem kurşun gibi ağırlaşır ve kabinede yapılan değişimle bütün konuşulanlar unutulup; “Hangi şehirler bakan çıkardı, hangileri bakansız kaldı” diye haftalarca değerlendirilirdi.

Ama artık “Bakanlar Kurulu” yerine “Cumhurbaşkanlığı Kabinesi” var. Bu sebeple 2017 Temmuz’unda olduğu gibi “çok büyük kabine değişikliği” beklemek doğru olmaz; lokal değişiklikler gerçekleşebilir.

2 yıldır görev yapan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde “tek değişiklik” Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan gerçekleşti. Değişim usulünü hep birlikte gördük. Ne tartışma çıktı, ne işler aksadı, ne gündem değişti.

Açık söylemek gerekirse Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “gündemi değiştirmek” gibi bir kaygısı yok! Hele “kabine değişikliği” üzerinden gündemi meşgul etme çabası 18 yıldır hiç olmadı.

Başkan Erdoğan isteseydi yıllar önce Cumhurbaşkanı olurdu, ama sırf “gündemi meşgul etmemek” adına ve “İşimize bakalım, durmak yok, yola devam” şiarıyla makamları kaygı etmemiş, Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı olarak göstermiş ve daima yoluna bakmıştır. Yoluna bakmayanlar zaten yoldan çıkmıştır.

Siyasette “kesin ve net” dil kullanmak yanlış olur. Bazı meslektaşlarımız 2 yıldır “kabine yazıları” yazıyor ama işi sulandırmaktan öte gidemiyorlar. “Başkan Erdoğan adına” konuşuyor gibi yapmak en büyük hatadır. Değerlendirme ile yönlendirme ayrı şeylerdir.

Bakanların tamamı yeteri kadar başarılı olamayabilir. Bunları toplum dönem dönem eleştiriyor. Türkiye’nin hızına yetişemeyen olursa, görevini aksatan olursa, söz verip de tutmayanlar olursa Başkan Erdoğan gereğini yapacaktır. Eleştireceğiniz bakanlar varsa susmayın, talebinizi dile getirin.

“KABİNELER SONSUZA DEK

AYNI KALAN YAPILAR DEĞİLDİR”

Bununla birlikte Mevlüt Çavuşoğlu, Berat Albayrak, Mustafa Varank, Süleyman Soylu, Mehmet Kasapoğlu, Fatih Dönmez, Fahrettin Koca, Hulusi Akar gibi isimler efsane bir kadro değil mi? Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak Fuat Oktay’ın yaptığı işler gerçekten sosyoloji tarihine geçebilecek ölçüdedir.

Eskiden bakanlar aynı zamanda şehirleriyle de anılırdı. Mesela Kayserili Bakan, Şanlıurfalı Bakan gibi tabirler vardı; şimdi yok! Hulusi Akar Kayserili ama mesela Sivas’takiler “Neden bizim şehrimizin bakanı yok” demiyor. Fahrettin Koca Konyalı ama mesela Mersin’dekiler buna içerlemiyor. Çünkü yeni sistemle mevzu aslına dönmüştür ve bir bakan artık şehrin değil Türkiye’nin bakanı olarak lanse edilmektedir.

“GENEL OLARAK ÖZETLERSEK”

Toplumda büyük olmasa da ufak bir kabine değişimi isteği vardır. Bu isteği kimse “bir giyotin gibi” birilerinin tepesinde sallamıyor.Benim öngörüm evet kabinede zaman içinde ufak değişimlerin olacağı ancak bunun “gündemi değiştirecek” kadar keskin olmayacağı yönündedir. Mesela yeni bir bakan hemen tebrikleri kabul etmek yerine bir tesisin açılışına gidecek ve sistem aynı hızla devam edecektir.

“LGBT ÖZGÜRLÜK ALANI DEĞİL,

HASTALIK ALANIDIR”

ÖSYM Başkanı bir açıklama yaparak, Mabel Matiz sorusunun müsebbiplerinin “Soru hazırlama süreçlerinden” çıkarılacağını açıkladı.

İlk kez Akit Gazetesi’nden okuduğunuz bu açıklama beraberinde tartışmaları getirdi ve birileri organize şekilde Matiz üzerinden “eşcinsel savunmasına” geçti. Ama işte toplum artık yutmuyor be kuzum! Attığınız on binlerce sosyal medya mesajıyla vatandaş galeyana gelip, “Hülooooğ” diye bağırmıyor be kuzum!

“ÖSYM Başkanı neden bu soruya izin verdi?” diye soranlar da oldu. Aslında ÖSYM’nin direkt verdiği bir izin yok! Soru hazırlama sürecinde görevliler girdikleri kapalı binadan sınav bitene kadar çıkmıyorlar; buna soruları basan matbaa çalışanları da dâhil! Hâl böyleyken dışarıdan kimsenin soruları inceleyip onaylama fırsatı yok!

Tabii bu anlattıklarım “eşcinsel birinin” parlatılması olayını hafifletmez! Bu çok ağır bir vebaldir. Gençlerimizin önüne bunu süren her kimler ise hesabı sorulmalıdır.

Matiz efendi de kendini pek masum gösterme gayreti içine girip; “Ama benim kalbim çok temiz, pek temiz, mis gibiyim” havalarına girmesin! Savunduğu eşcinsellik vakası toplumun istemediği, çok kirli bir vaka! Toplum afedersiniz bir erkeğin başka erkekle ilişkisini “normal” görmek zorunda mı? Yahu bunlar iğrenç şeyler yahu; bize bunları yazmaya mecbur bırakanlarla da mücadelemiz bitmeyecek!

Hacı Yakışıklı

Akit TV köşe yazarı