BIST12.936,35%-0.88
USD44.5821%0,27
EURO51,4750 %0.09
ALTIN6.704,43 %0.27

İslam’da temizlik

Günay Ertan Akgün

Abone OlGoogle News
30 Nisan 2020 06:27

Başlığı görenler rutine bağlanmış “ilmihal” bilgilerinden ve “can sıkıcı” (!) bir konudan bahsedeceğimizi zannediyorlar, tabii ki hayır!... Bunu zaten derin hocalarımız yapıyor, hem de öyle iyi bir şekilde yapıyorlar ki artık her şeyimiz bitmiş, halen daha “gusül abdesti nasıl alınır – nasıl yıkanırız?” ı konuşuyoruz!...

Beyler!.. Bu din ve onun bilgileri indirileli neredeyse 14 küsur asrı geçmiş, daha değişecek – eklenecek /revize edilecek ya da güncellenecek bir bilgi yok, bu saate kadar öğretilmesi gereken bilgileri öğretemediysenizbunun kabahatini kendinizde arayın!.. Bu ümmetten neden – sayısı, giderek her geçen gün daha artan – ateist ve deist çıkmaya devam ediyor, nerede hatalar yapılıyor, “bu din neden doğru düzgün öğretilemiyor?”, sizce de metotlarda bir sıkıntı yok mu, artık bunlara bir cevap arayın, isterseniz de aramayın, siz bilirsiniz!. Çuvaldızını başkasına batırıp iğneyi de çöpe atmaktan ziyade artık taşın altına elinizi mi yoksa gövdenizi mi koyarsınız bunu da siz bilirsiniz, omuzlarınızda nasıl bir yük taşıdığınızın farkında değilseniz benim bu konuda yazmam – sizleri uyarmam da bir şeyi değiştirmeyecektir, koyun artık şunu kafanıza!...

Bir haftasını geride bıraktığımız onbir ayın sultanı “Ramazan” ımız “garip” başladığı gibi buruk ve mahzun geçiyor. İnsanlığın sebep olduğu Müslümanların da buna tuz biber ektiği korona virüs yüzünden camilerimiz bomboş, mukabelelerimiz – iftarlarımız – teravihlerimiz “anılar” ımızda kalmış. Hani sokak – lüks otel ve konak iftarları ne oldu, onca israfın bir gün acımasız bir hışımla geri dönmeyeceğini - komşunuz aç yatarken löpür löpür yediğiniz – kuş sütü eksik etmediğiniz sofraların / pardon masaların bir gün hesabının sorulmayacağını mı zannettiniz?!. Hani “cin olmadan adam çarpmak!” deyimi var ya, hayrola siz de insan olmadan kul olmaya çalışmış “ilahî adalet” in tecelli etmeyeceğini – yapılanların hafızalara kazınmayacağını ve herkesin bunlardan payına düşeni almayacağını mı düşünmüştünüz?!.. Ekranlara verilen boy boy pozlarla – din (!) adına kesilen ahkâmlara ne oldu, din sanki her yıl yeniden indiriliyormuş gibi sakız – çiklet üzerinden dini sulandırmaya çalışan şaklabanlara alet olmanız üzerinden çok geç geçmedi, şunu şurasında sadece bir yıl oldu ve halen daha aynı düzen devam ediyor, bunlara da bir son verin artık!...

Evet, dinimiz “mükemmel” bir din ve “temizlik” e de çok önem veriyor. Hem de o kadar çok önem veriyor ki, bu temizliğe önce zihinlerden başlayın diye de emrediyor. Hani şu bulanık olan – başkalarının eline kiraya verilen “zihinler” den!.. Zihni – kalbi temiz olmayanların bedeni temiz olsa ne işe yarar ya da kirli beyin, temiz bir bedende ne kadar düzgün / güzel durur, düşünmek gerekmez mi?!.. Zihinler “kirli” olduğu sürece; Necasetten taharet – sakal / bıyık / tırnak ve vücut temizliği, gusül ve günde beş vakit alınan abdestle temiz olduğunuzu zannederseniz yanılırsınız, ruhen temiz olmadığınız sürece fiziken temiz olmak sadece dış görüntüyü değiştirir ve bu da sizi aldatmış olur. “İçi seni dışı beni yakar!” misali hani Müslümanlar, aldatılanlardan olmayacaktı ve iç (ruhî) temizliğe çok önem veriyordu neden bu kadar hızlı kirlendik, bunu düşündünüz mü?!..

Bakın, yazdığımız yazılarda sürekli olarak Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır!” hadis – i şerifi ile Yunus Emre’nin “Yaratılanı hoş gör, Yaratan’dan ötürü” öğretisi ve adını hatırlayamadığım şairin “Kendi elinle bozuyorsun kendini, Oysa Halîk güzel yaratmıştı seni!” mısralarından bahseder, kul – dindar olmadan önce “insan olma” nın faziletlerinden dem vurmaya çalışmıştık. İnsan olma konusunda bir arpa boyu yol alamadığımızı görünce yine aynı gerçekler üzerinden söyleyecek ve şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, İnsan olursak; Müslümanlık kendiliğinden gelecektir.

Biz, adını “teslimiyet” – “teslim olmak” – “selamet” ten alan İslamiyet dininin; “insanlık” a geldiğine, onu kurtuluş - huzur – mutluluk ve saadete kavuşturacağına iman etmişiz, yoksa bu imanı “söz” de mi yaptık?!.. Böyle yaparsanız ancak kendinizi kandırmış olursunuz. Müslüman; uyanık, aklı selim, temiz, dürüst, cömert, merhametli, basiret ve feragat sahibi bir insandır, değil mi?!... Söz konusu din ve dindarlık olunca neler yapacağını gayet iyi bilen bu yaratılmış, ne zaman ki “dosdoğru yol” dan ayrılıp başka yollara saparsa sonucunun ne olacağını da gayet iyi bilir. Sadece “cennet” – “cehennem” değil, Allah rızasını kazanmanın ya da kaybetmenin ona açacağı derin yara ve ızdırapların her iki dünyasını da nasıl mahvedeceğini / “yaşayan ölü” haline geleceğini de çok iyi kestirir!...

Evet beyler!.. İslamiyet; insanları temizlemek – kurtuluşa erdirmek ve her iki dünyasını da “garanti” altına almak için gelmiş – indirilmiş bir dindir. Bu dinin içerisine girer, ruhuna uygun yaşarsanız özgürlüklerinin tadına varmış olur ve bunun tersini kendinize “yaşam biçimi” olarak belirlersiniz de hem madden ve hem de manen kirlenmiş olursunuz. Sahi, Müslümanların sürekli olarak “temiz insan” oldukları üzerinden vurgu yapılır, virüs ve salgın hastalıklarla birlikte gelen “hijyen” - “taharet” ahlâkı ve bunun üzerinden temizliğe verilen önemi konuşulurdu, değil mi?!..

Yazımıza başlarken biz klişeleşmiş ve pelesenk haline getirilmiş tek düze “ilmihal” bilgilerinden bahsetmeyecek, kirlenen zihinlerin temizlenmesinin gerekliliğine vurgu yapacağız demiştik. “Fayda sağlamak” – “uyarıcı olmak” adına bu çorbada bir kaşık tuzumuz olduysa ne mutlu bizlere!...

Günay Ertan Akgün

Akit TV köşe yazarı