BIST88.059%0.00
USD6.5793%0.03
EURO7,2569%-0.31
ALTIN341,60%-0.50
Akit HaberYazarlarAyhan DemirSırpların ‘büyük’ oyunu

Sırpların ‘büyük’ oyunu

Ayhan Demir

24 Şubat 2020 13:55

Bosna Hersek, her daim, siyasi tansiyonu yüksek olan bir ülkedir. Ancak bugünlerde durum çok daha ciddi. Öyle ki, gelinen nokta, savaş öncesiyle mukayese ediliyor. Sırp ve Hırvat politikacıların tehdit dolu açıklamalarından sonra Demokratik Eylem Partisi-SDA lideri Bakir İzetbegoviç de, Boşnakların, dün olduğu gibi bugün de, ülkelerini savunacaklarını vurguladı.

Siyasi tansiyonu zirveye çıkaran mesele şu şekilde: BH Anayasa Mahkemesi, ülkenin iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti’ndeki Halk Meclisi tarafından çıkarılan, Tarım Arazileri Kanunu 53’ncü maddesini anayasaya aykırı buldu. Anayasa Mahkemesi Sırp Cumhuriyeti’nin, yaklaşık 85 bin 596 hektarlık tarım arazisini hukuksuz biçimde sahiplendiğine; bu bağlamdaki her türlü tasarruf için yetki ve hakkın, Bosna Hersek devletinde olduğuna karar verdi.

Mahkemenin bu kararından sonra Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Sırp Üyesi ve Bağımsız Sosyal Demokratlar Birliği-SNSD lideri Milorad Dodik, bir basın toplantısı düzenledi. “Düşmanımın düşmanı dostumdur” yaklaşımındaki Hırvat Demokratik Birliği-HDZ lideri Dragan Çoviç de yanındaydı.

Buraya dikkat: Dodik, Anayasa Mahkemesi’ni ve verdiği kararı tanımadığını söyledi. Bir adım daha ileri giderek, karar geri çekilmediği ve yabancı yargı mensupları ülkeden gönderilmediği takdirde, tüm devlet mekanizmalarını bloke edecekleri tehdidini savurdu. Ülkedeki Sırplara da, birlik olma ve kendisini destekleme çağrısı yaptı.

Cemil Meriç doğru söylemiş: “İnsafını kaybedenler, hiçbir hakikati bütünüyle kavrayamazlar.”

Devam edelim.

Milorad Dodik, hemen ardından, her zaman olduğu gibi soluğu Belgrad’da aldı. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksander Vuçiç’le görüştü. Vuçiç, sanki olan bitende hiçbir dahli yokmuşçasına, sükûnet tavsiye etti. Fakat Dodik’in, “Bağımsızlık referandumuna gideceğiz” şeklindeki ayrılıkçı söylemlerine karşı, sessiz kaldı.

Aklına estikçe “bağımsızlık” talep eden Dodik, Belgrad dönüşü, Sırp Cumhuriyeti Halk Meclisi’ne giderek İngiliz özentisi yeni sloganını dillendirdi: “Hoşça kal Bosna Hersek, Hoşgeldin RS-exit”

Dodik’in, aba altından sopa gösteren, bu sözlerini hayata geçirip geçiremeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz. Fakat şurası bir gerçek: Dodik, istediği olmayınca evi terk etmeye kalkan ergenler gibi davranıyor. Hem tüm ülkeyi, hem de uluslararası camiayı geriyor. Elbette itibar erozyonuna da sebep oluyor.

Yeri gelmişken: Bosna Hersek Anayasa Mahkemesi, Dayton anlaşması hükümlerine göre; iki Boşnak, iki Hırvat, iki Sırp ve üç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hâkiminden oluşuyor.

Yabancı yargı mensuplarının ülkeden gönderilmesi konusu, Sırplar ve Hırvatlar tarafından ısıtılıp ısıtılıp, belli aralıklarla gündeme getiriliyor. Yabancı yargı mensuplarının gönderilmesini istiyorlar. Çünkü son örnekte olduğu gibi, yeri geldiğinde menfaat birlikteliği yapıp, ülkenin kurumlarını ve geleceğini kundaklamaya kalkıyorlar. Buna mani olan herkesi ve her mekanizmayı reddediyorlar.

Buradan, şuraya geçelim.

Kıymetli dostum Bayram Pomak, geçtiğimiz günlerde, önemli bir makale yayınladı: “Kosova’nın Sırbistan Tarafından Tanınmasının Bedeli Ne Olacak?” (07 Ocak 2020, kosovahaber.net)

Kosova ile Sırbistan arasındaki müzakerelerden bahsediyor. Bu konuyla ilgili, ulaştığı bir kaynağın bizzat kendisinin de katıldığı, bir toplantıdan bilgiler veriyor.

Toplantıya katılanlar: Sırbistan ve Kosova devlet temsilcileri ve ABD Büyükelçiliği yetkilileri. Toplantı, Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü olarak da bilinen, ‘Chatham House’ kurallarına göre düzenlenmiş. Yani, toplantıda her şey açıkça konuşulurken, konuşmacıların kimlikleri gizli tutulmuş.

Uzatmayalım.

Sırbistan hükümetine yakın temsilciler, Kosova’yı tanıma karşılığındaki, taleplerini teker teker sıralıyor.

Öncelikle Sırpların yaşadıkları ve yönettikleri Kosova belediyeleri için, yürütme yetkisine sahip olan, Sırp Belediyeler Birliği’nin kurulmasını talep ediyorlar. İki ülke arasında Brüksel’de yapılan anlaşmada bu konu yer alıyor. Fakat Kosova Anayasa Mahkemesi bu anlaşmanın anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. Zaten Kosova tarafı da, bu birliğin yürütme yetkisi olmadan kurulabileceğini dile getiriyor.

Bir diğer talepleri: Sırbistan’ın güneyindeki Preşova, Buyanovfça ve ve Medvece belediyelerine bağlı, Arnavutların çoğunlukta olduğu köylerin Kosova’ya bırakılması. Sırbistan, jeo-stratejik bir değeri bulunmayan, bu yerlerin Kosova’ya devredilmesine, sırtından yük atmak olarak görüyor. Bu sebeple, kendisi de bunu arzu ediyor.

Üçüncü talepleri: Kosova’nın en kuzeyindeki, Leposaviç belediyesinden itibaren olan Sırp nüfus ağırlıklı bölgenin Sırbistan’a bırakılması. Bu talebin gerekçesini, “Arnavut köyleri Kosova’ya verirken, Sırbistan kamuoyunu yatıştırmak” olarak izah ediyorlar.

Sırplar, Kosova’nın, Sırbistan’dan savaş tazminatı talep etmemesini de istemiş. Bunun kabul görmeyeceğini, Sırplar da biliyor. Ancak pazarlığı dipten başlatmak istiyorlar.

Sırpların, en şaşırtıcı, beylik talebi: Kosova’nın Arnavutluk topraklarına dâhil olması. Bu talep, ilk anda şaşırtıcı gelse de, boşuna değil. Bütün bunları Tiran’la görüşüp, Kosova’yı muhatap almamak istiyorlar.

Atalar sözüdür: “Her elini sıkanla dost, her canını sıkanla düşman olma.”

Kafalarındaki şu: ‘Büyük Arnavutluk’ kaçınılmaz olursa, tıpkı Bosna Hersek’teki Sırp Cumhuriyeti gibi, içerisine yürütme yetkisi bulunan bir Sırp kurumsal varlığını yerleştirmek. Elbette, uzun vadede, Kosova ile Arnavutluk’un birleşmesi durumunda; Sırbistan’a da Sırp Cumhuriyeti ile birleşme yolu açılmış olacak.

Bu talepler Sırbistan’ı temsil eden kaynaklardan gelse de, senaryoları üreten ve raporlayan Soros kuruluşlarından biri olan Belgrad Açık Toplum Enstitüsü.

Belgrad yönetiminin, Soros destekli, ‘Büyük Sırbistan’ planını hâlâ anlamadıysanız, en başa dönüp, yazıyı bir kez daha okuyun.

Akit TV köşe yazarı