BIST2.438,84%-0,49
USD16.2228%-0.77
EURO17,4241%-0.90
ALTIN965,28%-0.75

Vah vah, Canan’ın eşi ile domuz yemesi yasaklanmış!

Ali Karahasanoğlu

Abone OlGoogle News
14 Mayıs 2022 08:45

Rakibe özel siyaset yasağı!

Canan Kaftancıoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın annesine küfürü ve devamında diğer hakaretleri sonrasında verilen karar, algı operasyonlarını profesyonel eğitim alarak sahneye koyan sol cenahta büyük bir sevinçle karşılandı.

Bakmayın siz onların, “ağlar” gibi yaptıklarına.

Öyle sevindiler, öyle sevindiler ki..

Bir anneye küfür eden, kendisi de bir kadın olan Canan Kaftancıoğlu’na, Milli Görüş çizgisinde olduğunu iddia eden Temel Karamollaoğlu’ndan bile geçmiş olsun telefonu ettirdiler..

Ve şimdi kendi ettikleri küfür üzerinden, yürüttükleri şu algıya bakın..

Ne imiş?

Canan Kaftancıoğlu’na siyaset yasağı getirilmiş.

Hani diyecekler ki, “Tayyip Erdoğan, 2023 seçimlerinde başedemeyeceğini anladığı Canan Kaftancıoğlu için, mahkemeler beraat kararı verdiği halde, siyaset yasağı getirttirdi..”

Diyecekler de..

Şu anlık “O kadarı biraz fazla” diyorlar..

Biraz geniş kitle bulsunlar. Onu bile diyecekler..

Çünkü şu an yaptıkları, onun bir benzeri..

“6 yıl önceki tivitten dolayı ceza aldı” ile başlıyorlar..

Kanundaki mahkumiyet kararının “otomatik sonucu olan siyaset yasağı”na kadar bakın nasıl bir algı operasyonu yürütüyorlar..

Yargıtay kararını açıp okudum..

“Siyaset yasağı” diye özel bir ifade var mı diye..

“Siyaset yasağı” diye bir ifade yok. Olur ya, “siyaset yasağı” değil de, “siyaset mahrumiyeti” diye bir şey var mı diye düşünüp, kestirmeden “siyaset” kelimesinin aramasını yaptım. “Siyaset” diye bir kelime de yok..

Siyaset yerine, belki “politika” kelimesi kullanılmıştır diye, “politika” kelimesini arattırdım.

O da yok..

Peki bu tiyatrocu solcuların oynadıkları oyunun adı ne?

Sahtekarlık..

Türk Ceza Kanunu’nda, herhangi bir suçtan hapis cezası alınması halinde (para cezası veya ertelenen cezalar istisna) otomatik olarak hangi sonuçların doğacağı, 53. maddede düzenlenmiş..

Türk Ceza Kanunu 53. madde:

“Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma

Madde 53- Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;

a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; (...) atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,

b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…) ,

c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,

d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,

e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,

Yoksun bırakılır.”

Canan Kaftancıoğlu için özel bir işlem yapılmış değil.

Hatta verilen mahkumiyet kararı sonrasında, kanundaki otomatik sonuçlar, Yargıtay kararına yazılarak hatırlatılması halinde “niye yazdın ki” bile denilemez ama.. O da yazılmamış.

Kimsenin itiraz etmeyeceği, edemeyeceği bir husus, TCK 53. maddede mahkumiyet cezası alanlar için, otomatik olarak doğması gereken sonuçlar..

Ama öyle bir tiyatro sergiliyorlar ki..

Yargıtay mahkumiyet kararının yanısıra, bir de takdire dayalı olarak “siyaset yasağı” kararı vermiş gibi profesöründen parti genel başkanına kadar, onlarca hokkabaz, milletin aklı ile alay edercesine, sahtekarlık yaparak, açıklama yapıyorlar..

Ben kendilerine hatırlatayım o zaman..

Beyler..

Bir kişi, bir ülkenin başbakanına, bir ülkenin cumhurbaşkanının annesine küfür ederse..

Bu küfür edilen bugün Tayyip Erdoğan olur, yarın bir başkası olur. Belki şimdi ismini versem, hop oturup hop kalkacaklar çıkabilir, onun için isim yazmadan sadece hatırlatmış olayım..

Hangi başbakan, hangi cumhurbaşkanı olursa olsun, hatta başbakan-cumhurbaşkanı olmasına da gerek yok.. Herhangi bir kişinin annesine küfür edilirse, mahkumiyet kararı verilir.

Bu mahkumiyet kararı ile birlikte, mahkemelerin hiçbir takdir hakkı olmayacak şekilde, o mahkum kişiye, TCK 53 gereği seçme ve seçilme haklarından kısıtlama gelir..

Bu madde, AK Parti’nin ilk defa ceza kanununa getirdiği bir madde de değil.

Taa Mustafa Kemal’in, İtalya’dan aldığı ceza kanununa kadar gidin..

Üç-beş kelime fark ile hepsinde benzer maddeler vardır..

Mahkumiyet ile birlikte, otomatik sonuç, “seçme ve seçilme hakkı”nın infaz süresinde yitirilmesidir..

Bakın otomatik diyorum.. Ne yerel mahkemenin, ne Yargıtay’ın bu konuda bir takdir hakkı yoktur.

“Bu yasağı verelim mi, vermeyelim” diye bir tartışma yapması bile mümkün değildir..

Böyle bir otomatik sonucu bilirler ama..

Tiyatrocular durur mu..

Saf halkı aldatacaklar..

İşi dramatize edecekler..

Onun için, AK Parti’nin çıkarttığı kanunlar sayesinde, bir gün bile cezaevinde kalmayacak olan, Denetimli Serbestlik yasasından yararlanarak aldığı cezayı dört duvar arasında geçirmeyecek olan Canan Kaftancıoğlu için, oynayacakları tiyatroda, yakında şu sahnelerle de karşımıza çıkacaklar:

“Ah ah.. Canan Kaftancıoğlu’na, sadece hapis cezası verilmedi, rakip siyasetçi olduğu için öyle bir düşmanlık sergilendi ki, kocası ile domuz yemesi de yasaklandı”

Derler mi?

Derler..

Hani denetimli serbestlik yasasından yararlanması için, Canan hanım cezaevine “girdi-çıktı” dediğimiz muameleyi yapması gerekiyor ya.. Birkaç saatliğine cezaevine gidip, dönmesi gerekiyor ya..

İşte o saat diliminde, Canan hanımın canı, eşi ile domuz yemek istedi ise..

Maalesef onu yapamayacak işte..

Veya..

Canan hanım, aldığı ceza sebebi ile 18 yaşından küçük çocuğu var ise, onların velayet hakkını da kullanamayacak.

Bu sadece Canan hanım için getirilmiş bir düzenleme değil. Hapis cezası alan herkesin mahkumiyet kararında “53. madde”den bahsedilir. Bu da velayet hakkının kısıtlanması demektir ama..

Tiyatrocular, işi dramatize edecekler ya.

Halkı kandıracaklar ya..

Bu tiyatroyu oynuyorlar..

Kaftancıoğlu’na verilen cezaya itiraz edip, “Adalet yıkıldı” diyen herkese hodri meydan..

Selahattin Demirtaş’ın eşine benzer küfrü eden kişi için ne dediniz?

O kişi tutuklandı, ceza aldı..

“Adalet yıkıldı” diyen bir kişi çıktı mı?

Biz dahil, hiç kimse, “Eşi teröristlerin heykelini dikecek. Kayınbiraderi zaten Kandil’de, küfürü hakketti” dedik mi?

Demedik..

Ama onlar, hem küfür ediyorlar, hem de ceza alınca, “Adalet yıkıldı” diyorlar..

Eğer sizler, küfürü hak olarak görüyorsanız, batsın sizin adaletiniz, batsın sizin haklarınız.

Ali Karahasanoğlu

Akit TV köşe yazarı