BIST1.551,51%7.4465
USD7.437%-0.20
EURO9,0518%-0.53
ALTIN443,66%-0.30
Akit HaberYazarlarAli KarahasanoğluDarbeciliğini tescilledi: “Seçimle değil, yeminle cumhurbaşkanı olunur”

Darbeciliğini tescilledi: “Seçimle değil, yeminle cumhurbaşkanı olunur”

Ali Karahasanoğlu

Abone OlGoogle News
13 Ocak 2021 09:06

“Sözde cumhurbaşkanı” ifadesi ile toplumu geren Kemal Kılıçdaroğlu’na, en haklı eleştiriyi, AK Parti adına Ömer Çelik yaptı..

Bana sorarsanız..

“Kılıçdaroğlu’nun ‘Sözde cumhurbaşkanı’ ifadesinde hakaret var mı?” derseniz..

“Yok” derim..

Ama bence, 1-2 yıllık hapis cezası gerektiren “hakaret” suçunun çok ötesinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren bir suç var, “Sözde cumhurbaşkanı” ifadesinde..

İşte “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suç” hatırlatmasını, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik şöyle yaptı:

“Cumhurbaşkanlığı için ‘sözde’ ve ‘özde’ tartışması malum 27 Nisan’da hükümetimize muhtıra vermeye kalkanlarca kullanılmıştı. (..) Cumhurbaşkanımıza ‘Sözde cumhurbaşkanı’ demek, milli irade düşmanı muhtıra siyasetidir, sivil darbe zihniyetidir.”

Evet, hakaret suçlamasından çok daha önemli bir suçlama bu..

Siz, cumhurbaşkanı için “Sözde” derseniz..

Aslında mevzuata göre seçilmediğini ima ederseniz..

Özellikle de, dünkü grup toplantısında, güya “sözde” ifadesini niçin kullandığınızı izah etme sadedinde, “Seçim kişiyi cumhurbaşkanı yapmaz, bu gerçeğin bilinmesi lazım” dediğiniz an, darbeciliği tescillemiş olursunuz...

Afedersiniz, “Seçim kişiyi cumhurbaşkanı yapmaz” ne demek?

Seçim, kişiyi cumhurbaşkanı yapmıyorsa..

Kılıçdaroğlu’nun devamında sarfettiği şu ifadedeki gibi; “Cumhurbaşkanı olması için TBMM’de Anayasa’nın 103. maddesinde yer alan yemini okuması lazım” derseniz..

Hatta daha ötesine de geçip, tamamen soyut bir anlatımla, herkesin kendisine göre bir sübjektif değerlendirmesi olabilecek yorumları objektif değerlendirmelermiş gibi tanıtarak, “Yemin edeceksin, o yemine sadık kaldığın sürece 83 milyonun cumhurbaşkanısın, kimse buna itiraz edemez” derseniz..

İşte bu noktada, Kemal Kılıçdaroğlu’nun, derinlerden bir işaret aldığını ve darbe yapma sürecini kendince başlattığını söyleyebiliriz..

“Seçimle değil, yeminle cumhurbaşkanı olunur..” ise..

Ben yemin edeyim..

Cumhurbaşkanı olayım..

Kemal Bey yemin etsin, o da cumhurbaşkanı olsun..

Yemin eden herkes, cumhurbaşkanı olsun..

Seçim madem önemli değil.

Seçilen değil, yemin eden cumhurbaşkanı oluyorsa..

“Seçilen”i, yani halkın yarısından fazlasından oy alanı kenara koyalım..

Halkın yarısından fazlasının oyunu alan adaya karşı, onun yarısı kadar oyu zar zor alan Muharrem İnce gelsin, yemin etsin, cumhurbaşkanı olsun..

Hatta, seçime bile girmeyen Kemal Kılıçdaroğlu gelsin, yemin etsin, cumhurbaşkanı olsun..

Darbelerde de öyle olmaz mı?

“Seçilmiş”ler darbe ile indirilir.

“Yemin eden” bir general, cumhurbaşkanı ilan edilir.

Kılıçdaroğlu’nun dünkü grup toplantısında, “seçim-yemin” söyleminin son bölümü de şöyle:

“Milletin iradesine her zaman, her ortamda saygı duyulur. Milletin seçtiği kişinin de millete saygı duyması lazım. Karşılıklı olmazsa saygı olmaz.”

Yani?

Ben diyorum ki, “Kılıçdaroğlu millet iradesine saygısız..”

CHP’liler diyor ki, “AK Partililer millet iradesine saygısız..”

Objektif bir değerlendirme yapılması mümkün mü, bu konuda?

Tabii ki değil..

Ölçüt şudur:

Seçmene vaadlerinizi yaparsınız..

Seçime girersiniz..

En fazla oyu alan, diğer şartları da taşıyor ise, seçilir..

İcraatını yapar..

Yargı makamları tarafından açık bir suç işlediği tespit edilmediği sürece, görevde kalır..

Milli iradeye saygılıydı, değildi tartışması, siyasi bir tartışma olarak yapılır.

Ama hukuki neticesi olmaz..

Seçim dönemi bittiğinde, yeni seçim yapılır..

İşte o yeni seçimde, millet, “milli iradeye saygılı olup olmadığı” konusunda tercihini yapar, isterse önceki görevde olan kişiyi, isterse de, bir başkasını seçer..

Ama siz kalkıp..

Seçmenin bu tercih hakkını, kendinize alıp, “Seçimle cumhurbaşkanı olunmaz. Yeminle olunur. Aslında yeminle de olunmaz, yemine bağlı kalınarak olunur. Yemine bağlı kalınıp kalınmadığını da ben tespit ederim” derseniz..

Aslında “Ben” demiş olmazsınız.

Çünkü cürmünüz kadar yer yakarsınız..

Ama demek istediğiniz şey şudur:

“Ben işaret veriyorum.. Derindekiler harekete geçebilir.. Ben kendilerini destekliyorum..”

CHP Genel Başkanı’nın önce “Sözde Cumhurbaşkanı”, sonrasında da bunu izah için sarfettiği seçim-yemin-saygı üçlüsündeki açıklamasının başka hiçbir anlamı yoktur..

“Sözde” ifadesi, cumhurbaşkanı seçiminin meşruiyetini tartışmaya açmak demektir..

Anayasa’ya göre yapılmış ve kesinleşmiş seçim sonuçlarını, “Ama yemin de etmesi lazım” diye sulandırmak..

Sonrasında da..

“Yemin etmek de yetmez, bir de derin devletin değerlendirmelerinde olumlu not almış olmak gerekir” eklemesi yapmak..

Tam da..

Darbecilik yapmanın bir tezahürüdür.

1960 darbesinde bu olmamış mıdır?

Önce “İktidar meşruiyetini kaybetti” söylemi..

Hatta bugün bile, darbesever İlker Başbuğ’ların iddia ettiği şekilde, “Aslında iktidarda olan seçilmişler, 1960’ta erken seçim ilan etseydi, darbe olmazdı” sözleri ile, “seçim”in hukuki sonucunu, anayasaya göre seçim dönemi ile değil, darbecilerin kafasındakilere göre belirlerseniz..

1960’ta “erken seçim ilan etmek” gibi hiçbir yasal zorunluğu olmayan (kaldı ki, Menderes’in darbeden iki hafta önce, “Erken seçim gündemimizde” açıklaması da var) bir tercihin kullanılmamış olması darbenin mazereti olur..

1980’de “Cumhurbaşkanı seçememek” gibi siyasi sonuçları olan basit bir beceriksizlik darbenin mazereti olur.

28 Şubat’ta, “Cumhuriyet kazanımlarının kaybedilmesi tehlikesi” gibi uçuk bir iddia darbenin mazereti olur..

27 Nisan’da, 12 Eylül’de seçilememesi darbe sebebi olan cumhurbaşkanının, bu sefer “eşinin başörtülü olması” darbe olmasa bile, muhtıranın sebebi olur..

2020’de de..

Allah korusun..

“Muhalefetteki CHP hiç kazanamıyor. Bırakın da, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan parti de, ülkeyi biraz yönetsin” gerekçesi, darbenin sebebi olur..

“Olmaz mı?” diyorsunuz..

15 Temmuz hain darbe girişiminden önce, “Bu ülkede artık darbe olmaz” diyenlerin sözlerinin nasıl yanlış çıktığına bakın..

Seçilmiş bir cumhurbaşkanı’na, “Seçimle cumhurbaşkanı olamazsın” diyen Kılıçdaroğlu’nun akıl dışı bu sözüne, alkış tutan CHP’li koca koca milletvekillerine bakın..

Bana hak vereceksiniz..

Ali Karahasanoğlu

Akit TV köşe yazarı