BIST1.111,96%7.5713
USD7.5625%0.15
EURO8,9535%0.01
ALTIN473,93%0.47

Kızlı erkekli evler

Ali Karahasanoğlu

15 Ağustos 2020 08:54

2013 yılı idi. Henüz 17-25 Aralık yaşanmamış. Ancak dershanelerin kapatılma girişimi sebebi ile Ak Parti ile Gülen grubu arasında tartışmalar yeni yeni başlamıştı.

Ak Parti’nin Kızılcahamam Kampı’ndaki toplantısında, Tayyip Erdoğan’ın “kızlı erkekli evler” konusundaki hassasiyetini dile getirdiği öne sürülmüştü..

Konu ile direkt ilgisi yok ama, buraya not düşeyim.. Fetullah Gülen ile ilgili olarak, bu adamın dini bir derdi olmadığına dair benim tespitlerimin önemli kilit taşlarımdan birisi de, bu tartışmada yer aldıkları konum olmuştur.. Bir Müslüman; kızlı-erkekli ev konusuna nasıl sıcak bakabilir, buna yönelik olarak devletin eğer bir tedbir alma kararı var ise, buna nasıl karşı çıkabilir?

FETÖ’cüler, maalesef ki maalesef, o tarihte Erdoğan’ı itibarsızlaştırmak için, solcular ve laikçilerle birlik olmuş, “kızlı-erkekli ev” konusunda alınması düşünülen tedbirlere karşı çıkmışlardı..

FETÖ ile birlikte hareket eden o tarihteki kartel gazeteleri ile sol medya da, manşetlerden ve köşelerden Erdoğan’a saydırıp duruyorlardı..

Tayyip Erdoğan’a belaltı vuruşları ile, yapmadık ahlaksızlığı bırakmamış olan A. Hakan, bu fırsatı da kaçırmamış, o tarihlerde Başbakan ile aklı sıra şöyle dalgasını geçiyordu:

“Köşelerimizden karaladık bir şeyler:

-“Nasıl olur ağalar?” dedik.

-“Evlere de müdahale ha!” dedik.

-“Ne hakla!” dedik.

-“Ama bu alenen özel hayata müdahale” dedik.

-“Ama bu insan haklarına aykırı” dedik.

-“Nerede demokrasi?” dedik.

-“Nerede özgürlük?” dedik.”

Kafa bulma operasyonu onunla sınırlı değildi..

Erdoğan’a şunları da söylüyordu, A. Hakan:

Böyle yapıyor, çünkü karşımızda...

-Kendi ahlak anlayışının herkes tarafından benimsenmesi gerektiğine inanan... (..)

-Başkalarının hayatlarına karışma hakkını kendinde gören ve bunu insanların mutluluğu için yaptığını düşünen...

-Türkiye’yi kendi evini düzenler gibi düzenleyebileceğini zanneden...

-Kendisinin günahların işlenmesini engellemekle mükellef olduğuna inanan...

-Devlet tarafından denetlenmeyen vatandaşlarının özel hayatlarında bin türlü melanet peşinde koşacağını düşünen…(..)

-Artık çok eskilerde kalan “Mahallenin namusu benden sorulur” anlayışını süper genişleterek, “Türkiye’nin namusu benden sorulur” anlayışı haline getiren...

-Günahtan yola çıkarak yasaklar, suçlar ve cezalar oluşturmayı planlayabilen...

-Günahı engellemek için meskene bile girilebileceğine aklı yatan...

(…) Bir Başbakan var…”

Aynı A. Hakan, bir ara da, Trabzon Milli Eğitim Müdürü üzerinden, dindar insanların; bırakın dindar insanları, Türk örfüne uygun hareket etmek isteyen insanların hassasiyeti ile alay ederek, şunları söylüyordu:

“Ne demiş Trabzon İl Milli Eğitim Müdürü?

Şunu demiş: ‘Falanca yurdumuzda kız ve erkek öğrenciler aynı merdiveni kullanarak yatakhanelere gidiyorlar. Bu yüzden diken üstündeyim.’

Farkında mısınız? Son günlerde gelen geçen abanıyor ‘kızlı erkekli’ kalıbına... - Kızlı erkekli denize girdiler.- Kızlı erkekli trene bindiler. - Kızlı erkekli kamp yaptılar.- Kızlı erkekli direnişe geçtiler. - Kızlı erkekli çadırlarda kalıyorlar.

Ve Trabzon’dan gelen açıklamayla... Literatürümüz daha da zenginleşmiş oldu: - Kızlı erkekli merdivenden çıkıyorlar. - Kızlı erkekli merdivenden iniyorlar.”

Toplumun ahlakını beş paralık etmek isteyen, bu ahlaksızca yazıları, o tarihlerde okuduk mu?

Okuduk..

Bunları tartıştık mı?

Tartıştık..

Bu tartışmalardan kim galip çıktı?

Kendisi de; "bu bar, o pavyon, her akşam bir manken peşinde koşan, bir gün o kızla, diğer gün bir başka boşanmış kadınla görüntü veren" A. Hakan ve benzerleri galip çıktı!..

“Bırakın” dediler..

“Bırakın ya, size ne? Kızlı erkekli de kalırlar, başka türlü de kalırlar. Size ne?”

Evet.

Onlar galip geldiler..

Ve bu tartışmaların yaşanmasının üzerinden 7 yıl geçtikten sonra..

Şimdi toplum olarak bedeller ödüyoruz..

Dün Gaziantep’ten geldi acı haber:

“Gaziantep’te 17 yaşındaki Duygu D., erkek arkadaşı Mehmet K.’nın evinin 4. katından düşerek yaşamını yitirdi.”

Birileri ne diyordu?

“Milletin evine de mi gireceksiniz”

Yok abi, ne haddimize..

Devlet, kızlı-erkekli eve nasıl girebilir ki?

Giremez..

Giremediği için de erkeğin adı “Mehmet K.” diye veriliyor. Bir yandan “erkek şiddeti”ne isyan ediliyor gibi görünür iken.. Bir yandan da şüpheli erkek korunup kollanıyor.. "Düştü" diye özetlenen olayın görüntülerinde, resmen "ölmüş" bir cesedin yere atıldığı belli iken, “Kız 4. kattan düştü” diye millet uyutulmaya çalışılıyor.

Uyutulma sebebi bir değil. Daha neler var neler..

Mesela..

“Mehmet K.” da ne ola ki? Adamın soyadı “K.” mı?

Değil tabii ki.

Ben söyleyeyim: Mehmet Kaplan.

Kim bu Mehmet Kaplan?

Atlantik Halı’nın sahibinin oğlu.. Bir işadamının oğlu yani..

Aynen Şule Çet cinayeti gibi bir cinayet ile karşı karşıyayız.

Zengin erkek. Aldatılan gencecik bir kız..

Ve o kız hunharca öldürüldükten sonra, “Cinayet değil, değil.. Amma kötüsünüz ya.. Kız atlamış, intihar etmiş!” numaraları..

Adı; “4. kattan düştü”.

Nasıl düşülüyorsa?

Erkek arkadaşının evinde, 4. kattan düşerek öldüğü söylenen, apaçık cinayet kokan bu olayda can veren Duygu, hem de 17 yaşında, daha evlenme ehliyeti bile olmayan bir kız..

Failin soyadı yazılmıyor.. Erkeğin ailesi; ailesinin ticari hayatı zarar görmesin diye, soyadı bile net verilmiyor.. Hatta hatta, aynı patronun oğlunun; yakın tarihte, kendisi alkollü iken bir kadını trafik kazası adı altında öldürdüğü de yazılmıyor..

Ne diyordu, A. Hakan?

-Günahtan yola çıkarak yasaklar, suçlar ve cezalar oluşturmayı planlayabilen...

-Günahı engellemek için meskene bile girilebileceğine aklı yatan...

(…) Bir Başbakan var…”

Peki ne oldu?

17 yaşındaki Duygu canından oldu..

Bu ilk değil..

Daha bir ay önce, Muğla’da üniversite öğrencisi Pınar Gültekin, evli bir bar sahibinin çiftlik evinde (Cemal Metin Avcı) vahşice öldürüldü..

Ondan bir ay daha öncesinde de, yine üniversite öğrencisi Zeynep Şenpınar, boksör erkek arkadaşı (Selim Ahmet Kemaloğlu) tarafından, birlikte yaşadıkları evde öldürüldü..

Şimdilerde Külliyeye yakın duran A. Hakan, 2013’te, dindar Başbakan ile hangi sözler aracılığı ile kafa bulmaya çalışıyordu?

“Kızlı erkekli denize girdiler.- Kızlı erkekli trene bindiler. - Kızlı erkekli kamp yaptılar.- Kızlı erkekli direnişe geçtiler. - Kızlı erkekli çadırlarda kalıyorlar.”

Şimdi ne oluyor?

Kızlar öldürülüyor! Erkekler ise, soyadları gizlenerek korunuyor..

Şu da önemli.. Son iki ay içindeki bu üç benzer cinayet sonrasında, kim ne diyor, bakıyor musunuz?

“Kızlı erkekli ev” taraftarlarının söyledikleri şu: “Bu cinayetlerin sorumlusu hükümettir”.

Devam ediyorlar: “İstanbul Sözleşmesi tam uygulanmalı” diyorlar..

Hatta “Bu cinayetlerin sorumlusu dindarlar, çünkü ataerkil toplumu bize dayattılar” diyorlar..

Yani; öldüren, kendi kafalarından erkek tiplemeleri olduğu halde.

Biri bar sahibi.

Biri evlenmeden bir kızla gayri meşru hayat yaşayan..

Diğeri alkol alıp kadın ezen, sonrasında 17 yaşındaki kızla bir evde buluşan..

Hep laikçi tiplemeler..

ağdaş hayat" savunucusu erkek tiplemeleri..

Öldürülenler ise, A. Hakan ve benzeri tiplemelerin dolduruşuna gelen kızlarımız..

Ya suçlananlar?

Suçlananlar, yine dindarlar..

Ne diyeyim?

Ah Abdurrahman abi ah.. Bütün suç sende!

Ali Karahasanoğlu

Akit TV köşe yazarı