BIST1.112,06%7.5573
USD7.5555%0.06
EURO8,9571%0.05
ALTIN474,32%0.55
Akit HaberYazarlarAli KarahasanoğluGüzelleştirmede; eşcinsellikten başladılar, Haliç’in pisliğine geldiler

Güzelleştirmede; eşcinsellikten başladılar, Haliç’in pisliğine geldiler

Ali Karahasanoğlu

15 Haziran 2020 09:57

Çok değil, şunun şurasında 7 ay öncesi idi..

Ajanstan geçen haberle, şok olmuştum..

Zihnim allak bullak olmuş, “Herhalde bir yanlışlık var” diye, tekrar tekrar okuma ihtiyacı hissetmiştim, haberi..

Neydi o haber?

İstanbul’un Sülün Osman’ı diye adlandırdığımız yeni belediye başkanı, diğer absürt uygulamalarını bir kenara bırakalım..

Son olarak da, “Temel atmama töreni”ne imza atmıştı.

Normali nedir?

Bir faaliyet yapılacaksa, başlarken tören düzenler, tanıtırsınız.

Yok, başkalarının önerdiği bir faaliyeti, siz gerekli görmüyorsanız, hayata da geçirmezsiniz, tören de yapmazsınız.

Ama bu Sülün Osman..

İnsanları sömürecek..

Yapmadığı iş için bile, tören düzenleyecek..

Ve “Temel atmama töreni” ile karşımıza çıktı..

Sülün Osman’a yakın medya organları, “İmamoğlu, ‘temel atmama töreni’nde konuştu” diye başlıklar attılar..

Güldük.. Güldük, güldük..

Kahkahalarla güldük.

Temel atmama töreninin, “Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi” olduğunu öğrenince.

Ağlanacak halimize güldüğümüzü anladık..

Ama yapılacak bir şey yoktu..

Adam ciddi ciddi..

“Silahtarağa Arıtma Tesisi’nin iptal edilmesiyle elde edilecek faydalar şöyle” diye başlamış konuşmaya..

Karşısında da CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın da hazır bulunduğu seçkin bir topluluk huzurunda..

“1 milyar 525 milyon TL’lik maddi yük bertaraf edildi” diyor..

Kafaya bakın..

Arıtma tesisini yapmayınca, para kazandık diyor..

Aman Allah’ım, sen bizim aklımızı koru..

Daha başka kazançlarımız da varmış:

“İnşaat alanı içerisindeki Eyüpsultan Belediyesi’ne ait spor tesisi, düğün salonu, İGDAŞ Genel Müdürlüğü’ne ait binanın yıkılmasının önüne geçilecek”miş..

Dahası var: “Haliç’e atık su girişi zaten söz konusu olmadığından, bu kapasitede bir tesisin inşasına gerek görülmemektedir.”

O gün de, “yapmayın, etmeyin,” dedik de..

Dinletemedik.

“Temel atmama töreni”ni alayı vala ile yaptılar. Tamamladılar..

Şimdi geldik, başkan değişikliği olmasaydı, tesisin yarısının tamamlanmış olacağı bir İstanbul yerine..

“Arıtma tesisi”ni lüzumsuz gören bir yönetimin, başka tedbirleri de ihmal etmiş olmasından dolayı, kirlenmiş, kokmuş bir Haliç’e..

Haliç’in rengi değişmiş.. Kızıllık falan önemli değil.. Bildiğiniz çamur rengi..

Koku, burunları tıkayacak şekilde..

Ekrem beyin basın yetkilisi çıkıyor, açıklama yapıyor:

“Haliç’te yaşanan biyolojik değişimleri anlamamaları normaldir. Kırmızılığa yol açan algler tamamen doğaldır. Çevre Bakanlığı’nın bu doğal ve bilimsel durumdan bihaber olmasını kamuoyu takdirine bırakıyoruz.”

Başka ne bekleyebilirsiniz ki, toplumu eşcinsel evliliğe hazırladıklarını iddia eden başkanın, basın yetkilisinden?

O da başkanı gibi, “biyolojik değişim”lerden söz açıyor..

Onlarca yıldır İstanbul’dayız..

Yıllarca o kokuyu çektik.. Erdoğan geldi, o koku yavaş yavaş azaldı..

Şimdi başkanları; insan hayatındaki pisliği “erkek-kadın yanısıra, bir de biyolojik olarak farklı cinsler oluşmaya başladı” bakış açısı ile normalleştirmeye çalışıyor..

Basın sözcüsü de..

Bildiğimiz pisliği, biyolojik değişim diye bize yutturmaya çalışıyor..

Yalnız da değiller hani..

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi imiş, Prof. Cemal Saydam’ı konuşturuyorlar:

“Kızıla, kırmızıya çalar, Marmara’da da olur. Yüzey suyunda tamamen mevsimsel alglerin hayat döngüsüyle ilgili bir durum. Tamamen doğal bir olayın sonucu” diyerek, koyuya doğru renk değişikliğinin Haliç’in sağlıklı olduğunun göstergesi olduğunu söylüyor..

Bir de koku vardı, ona ne buyuracak Saydam efendi” diye merak mı ediyorsunuz?

Meraklanmayın..

Bilim adamımızın ona da cevabı hazır:

“Algler atmosfere kükürtlü bileşenler saldığı için bazıları kötü bir koku duyabilir. Bu da geçicidir!”

Yaaa.

Anladınız değil mi?

Algler, atmosfere kükürtlü bileşenler salıyorlar..

Korkmayın, kükürt sağlıklıdır.

Soluyun, kükürtlü bileşenleri ciğerlerinize kadar çekin..

Koku da, o kükürtlü bileşenlerin sonucu zaten..

Onu da çekin içinize..

Ah bir çekebilseniz içinize..

Nasıl esans gibi koktuğunu hissedeceksiniz..

Tiksinmeyin.. Burnunuzu kapatmayın..

Derin derin nefes alın.. Bu zevki tadın..

Gerçi kendinizi fazla da yormayın..

Bu kokuyu gelecek sene daha net alacaksınız.. Sonraki sene, bir kat daha..

Ekrem bey başkanlık koltuğunda oturduğu müddetçe, size bu kokuyu koklatacak..

Çekin içinize, göreceksiniz, kokunun güzelliğinden bayılacaksınız..

Diyeceksiniz ki, işi gırgıra döktün..

Ne yapayım, bakın bu Cemal Saydam isimli Ekrem başkanın bilim adamı, İstanbul Kanalı için ne demiş:

“Kanal, iki barajın üzerinden geçiyor. Burada yıllarca biriken organik atık Marmara’ya gelir. Bu gelince oksijen de gelmeyeceği için etraf çürük yumurta gibi kokar, Marmara da kalmaz. Sonuçta Kanal İstanbul, erkekliği de öldürür!”

Daha başka, biz ne diyelim ki?

Ali Karahasanoğlu

Akit TV köşe yazarı