BIST1.096,16%7.6733
USD7.667%0.03
EURO8,9529%-0.27
ALTIN466,23%-0.46
Akit HaberYazarlarAbdurrahman DilipakSaldırmaya devam ediyorlar

Saldırmaya devam ediyorlar

Abdurrahman Dilipak

05 Ağustos 2020 08:15

Ayasofya kesmedi, Doğu Roma, Ortodoksluk ve Hilafet de..

Ardından “İstanbul Sözleşmesi” üzerinden vurmayı denediler.

O da yetmedi. Maske, sosyal mesafe ve aşı üzerinden üstüme gelmeye çalışıyorlar. Harika gelsinler. Benim için bu olanlar sürpriz değil. Deyin ki, bu 5G’ye de karşı, Starlink’e de keneviri savunuyor. Neuralinke de karşıyım. “LA” dediğim o kadar çok şey var ki!

Hayvanların eskiden kulaklarına Chip takılıyordu. Şimdi derinin altına Chip takıyorlar. Kangal köpekleri üzerinden test ediyorlar. Sonra sıra ev köpeklerine gelecek.

Hayvan hakları savunucularından ses yok. İnsanlar üzerinde uygulama aşamasına gelince; “Hayvanlar üzerinde test ettiniz mi” dendiğinde cevapları hazır olacak.

Minareyi çalacaksanız kılıfını hazırlayacaksınız. LGBT+’ı meşrulaştıracaksanız, ağuya katacağınız zehirden önce balı hazırlayacaksınız. Kadına şiddeti kim görmezden gelebilir!?.

Bugün Covid’19 belası ile ilgili olarak 3 yıldır defalarca yazılar yazdım. Ölümü gösterip aşıya razı edecekler dedim. Bu aşı konusunu Domuz Gribi sırasında da tartışmıştık. Cumhurbaşkanı da buna karşı çıktı. Şimdi aralarına birtakım uzmanları da alıp, “Dilipak, maskeye, aşıya, sosyal mesafeye karşı” diye haberler yapıyorlar. Bu konuda, 5gvirusnews.com’da yaptığım açıklama aşağıda. Bu konularda ilginç bulduğumuz haberleri, tartışmaları sitemizde yayınlıyoruz, Twitter’da da paylaşıyoruz. Bazan katılıp katılmadığımız da önemli değil, gelişmeleri, insanların duyarlılığını artırmak, tartışmalar hakkında bilgi sahibi olmaları için yayınlıyoruz.

İstanbul sözleşmesi konusunda olduğu gibi, birilerinin söyleneni anlama diye bir çabası yok. Kendi tezine karşı çıkanları linç etmeye çalışıyorlar.

Özellikle gıda, tarım, hayvancılık, sağlık, ilaç konusundaki global lobilerin nasıl vahşi senaryolara imza attıkları biliniyor. Birileri bu konunun tartışılmasını istemiyor. Siyaset ve bürokrasi ile ilgili ciddi sorunlar var. ABD’de bir sağlık kuruluşu Türkiye’de sağlık alanında rüşvet verdiği için mahkûm oluyor. Türkiye’de kimle ve hangi konuda bu ilişkinin kurulduğunu ve sonuçlarını bilmiyoruz. Bu konu bakanlık yapmış kişiler arasında polemik konusu oluyor, ama savcılar harekete geçmiyor. ABD’den bu dava dosyasını getirmek zor mu? Belki FETÖ çıkar içinde. Ama birileri piyasada bu gündemi başka yönlere çekmek için iş üzerinde..

Benim bu konudaki tavrım açık ve net: 30.7.2020 tarihli, 5gvirusnews.com sitesindeki haber aşağıda. Ben Antalya’daki 5G davasının müdahiliyim ve çok daha kapsamlı bir dava için de hazırlık yapıyorum ve birçok akademisyen ve hukukçu arkadaşlar birlikteyiz. Bu işi de aynı şekilde İstanbul Sözleşmesini de Lanzarote’de olduğu gibi pata-küte hayata geçirmeye çalışmadılar mı? Bu konunun bir ucunda da Covid var, Neo Malthusçular var.. Benimle ilgili sözkonusu haber şöyle: (Tabii, yorumsuz bir twiti RT etmemi görüyorlar, bunu görmüyorlar!?)

Hukuk devletlerinde kişi kamu yararı, güvenliği, genel ahlak ve sağlığı korumayan hiçbir dayatmaya uymak zorunda da değildir.

Geçen günlerde haber sitemize ulaşan, aşı, maske ve sosyal mesafe konuları ile ilgili olarak okullara verilecek dilekçe örneği sosyal media’da tartışılırken, Dilipak bu dilekçe örneğini Twitter’dan paylaşması üzerine, konuyu uzmanlarına sorduk. Dilipak, sadece bu toplumda oluşan hassasiyeti ve bilgiyi yorumsuz olarak RT ettiğini söyledi. Maske asla kullanılmayacak değil, yasal bir zorunluluk olan yerler de var. Maskenin nerede, ne zaman, nasıl kullanılması gerektiği, maskenin tıbbi atık olarak imhasında sorunlar var. Dünyada farklı uygulamalar var. Çok farklı maske tipleri var. Astımlı bir çocuğun sıcak havada maske takması ayrı bir konu, yaşlı birinin de elbette burada tıbbi birtakım kurallar olmalı. Çocuklarda sosyal mesafe kuralı uygulanması zor, ama bu kuralın kaldırılması, bu kurala uymak isteyen için de risk. O zaman birlikte yaşama alanlarının uygulanabilir bir çözümlemesi olmalı.. Aşı konusunda toplumda çok yüksek bir hassasiyet var ve ben bu hassasiyete katılıyorum. Ben bir yurttaş olarak bu hassasiyeti destekliyorum ama karar verecek olan bunu uzmanları ile konuşmalı ve çocuğunun durumunu esas almalı. Aşı zorunlu da olabilir, risk de. Ya da aşının menşei, içeriği de önemli. Çocukların eğitiminden, onun hak ve hukukunun korunması konusunda velilerin birincil hak sahibi olması ve onların izni olmadan hiçbir tasarrufta bulunmaması gerek. Bu anlamda hakkı, hukuku, kamu yararı, güvenliği, genel ahlak ve sağlığı korumayan hiçbir dayatmaya uymak zorunda da değiliz.O zaman, o düzenleme suç aleti olur. Dr. Muammer Yıldız ise, “Söz konusu dilekçe bir duyarlılığının ifadesi olarak iyi, doğru bir endişe söz konusu, ancak çözümlemelerde yanlışlıklar var. Kesinlikle, tek taraflı olmamak kaydı ile tıbbi konularda uzman görüşü alınmadan yapılacak iş ve işlemler kaş yapayım derken göz çıkarmaya sebep olabilir.. Bu hassasiyet önemli ama dikkatli olmamız gerek.”

Birilerinin derdi üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Ama bazan ava giden de avlanır. Sözün önünü sonunu kesip, kendine göre hüküm kurup ahkam kesenler ve bunlara çanak tutan media mensupları, bu media tetikçilerinin suç ortağı olurlar. Ben kimin ayağına bastım, ses nereden geliyor!?

Selâm ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak

Akit TV köşe yazarı