BIST107.301%0.46
USD5.7073%0.18
EURO6,3183%0.22
ALTIN269,32%0.30
Akit HaberYazarlarAbdullah YıldızNe Mutlu Müslümanım diyene!

Ne Mutlu Müslümanım diyene!

Abdullah Yıldız

22 Ekim 2019 01:23

Birkaç gün önce Hakk’a yürüyen merhum üstadımız Nuri Pakdil, Ümmet-i Muhammed’i parçalayan bütün ayrıştırıcı, ötekileştirici, bölücü alt kimlikleri iptal eden ve birleştirici, kaynaştırıcı üst kimliğimiz olan “Müslümanlığımızı” böyle bir sloganlaştırmıştı: “Ne mutlu Müslümanım diyene”!

Rabbimiz Nuri Pakdil üstadımıza gani gani rahmet eylesin ve mekânı Cennet olsun inşallah.

Üstadımız, şair hassasiyeti ve mütefekkir basireti ile bölücü alt kimliklerin ümmetin geleceği için ne büyük bir tehdit arz ettiğini görmüş olmalıydı ki, bu ortak kimliğimize sıkıca sarılmayı teşvik etti.

Kuşkusuz bu tehdit yeni ortaya çıkmadı. Âlim ve şair Mehmet Akif Ersoy merhum da o gün “kavmiyetçilik” diye adlandırılan ırkçı/ulusçu akımların Osmanlı Devleti başta olmak üzere bütün “İslâm milleti”ni (“ümmet”i) nasıl paramparça ettiğini yüreği yanarak temaşa etmiş ve kendi Arnavut alt kimliğinden başlayarak kavmiyetçilik/ırkçılık yapmanın “küfür” olduğunu cesaretle haykırmıştı:

“Hani milliyetin İslâm idi? Kavmiyyet ne?
Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine!
Arnavutluk ne demek? Var mı şeriatta yeri?
Küfr olur, başka değil kavmini sürmek ileri.
Arab’ın Türk’e, Laz’ın Çerkez’e yahud Kürd’e,
Acem’in Çin’liye rüçhanı mı varmış, nerde?
Müslümanlıkta anasır mı olurmuş? Ne gezer?
Fikri kavmiyyeti tel’in ediyor peygamber.
En büyük düşmanıdır rûh-u Nebî tefrikanın,
Adı batsın onu İslam’a sokan kaltabanın.”

Konuyu neden mi kavmiyetçiliğe/ırkçılığa getirdim? 

Geçen gün, bir grup gencin “Barış Pınarı Harekâtı” üzerine yaptıkları hararetli sohbete tanık oldum. Baktım ki, toptancı söylemler gırla gidiyor: “Bu Kürtler”“Şu Araplar”… “Abi şu Filistinlilerin yaptığına baksana!… Dayanamadım; ‘Gençler, böyle toptancılık yapmayalım…” diyerek sohbete dâhil oldum: “Bakın, Filistin’i Arap Birliği’nde temsil eden Mahmut Abbas tam bir ABD-İsrail işbirlikçisi. Gazze’de direnen HAMAS ise bizden yana açıklama yaptı. Arap ülkelerinde halkın gönlü Türkiye iledir ama yöneticilerin çoğu maalesef hain… Kürt kardeşlerimizin ise çoğu PKK-YPG terörüne karşıdır…”

 Evet, ne yazık ki, Türkiye’nin ABD destekli PKK/PYD terörünü bitirmek için başlattığı Barış Pınarı Harekâtı karşısındaki farklı tepkiler sebebiyle Türkçü, Kürtçü, Arapçı vb. ırkçı eğilimlerin kamçılandığı, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” türünden ırkçı söylemlerin terviç edildiği görülüyor. 

Oysa biz Müslümanlar ırkçılığın bir sapma ve Mehmet Âkif’in de ifade ettiği gibi “küfür” olduğuna inanırız. Bizi yaratan Rabbimizin beyan buyurduğu üzere, üstünlüğü ırk ve soyda değil, takvada görürüz: 

“Ey insanlar! Doğrusu Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, en takvâlı olanınız (O’ndan en çok korkanınız) dır…” (Hucurât 49/13)

Çünkü hepimiz Âdem’in çocuklarıyız: “Ey insanlar! Sizi bir tek candan yaratan, ondan da eşini var eden ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar türeten Rabbinize karşı gelmekten sakının.” (Nisa 4/1)

Kimseyi ırkından, renginden ve dilinden dolayı kınayamayız: 

“Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun kudretinin âyet/delillerindendir. Şüphesiz, bunda bilenler için elbette ibretler vardır.” (Rum 30/22)

Rasûlüllah (s.a) Veda Hutbesinde aynı hakikati vurgulamıştır: 

“Ey insanlar! Sizin rabbiniz birdir. Babanız da birdir... Haberiniz olsun ki takvâ dışında hiçbir Arap’ın Arap olmayana, hiçbir Arap olmayanın da bir Arap’a, hiçbir siyahın beyaza, hiçbir beyazın da siyaha karşı bir üstünlüğü yoktur. Şüphesiz ki ilâhî huzurda en değerliniz en muttaki olanınızdır...” (Müsned, VI, 411).

Son noktayı yine Peygamber Efendimizin (s.a) şu net uyarısı ile koyalım: 

“Irkçılığa çağıran Bizden değildir; ırkçılık (asabiye) için savaşan Bizden değildir; ırkçılık üzere / asabiye uğruna ölen Bizden değildir.” (Müslim, İmâre 53, 57; Ebû Dâvud, Edeb 121; İbn Mâce, Fiten 7; Nesâî, Tahrim 27, 28.)

Abdullah Yıldız

Akit TV köşe yazarı