Yazarlar

28 Şubat’ın sivil ayağına dokunmazsanız, böyle şımarırlar işte!

28 Şubat darbesinin asker ayağı ile, sivillerden de bir tek isim; Kemal Gürüzyargılandı..

Davadan 21 müebbet çıktı..

Peki, bu darbecileri ayakta alkışlayan diğer siviller.. Mesela Emin Çölaşan?

“Çok güzel yapıyorsunuz” diye pohpohlayan siviller… Mesela Fatih Altaylı?

Başka çare olmadığını söyleyerek darbeye destek veren siviller… Mesela Ertuğrul Özkök?

“Hacı-bacı” nitelemeleri ile aklı sıra kafa bulup, darbecilere moral veren siviller.. Mesela Bekir Coşkun?

Yargıdaki sıfatını kötüye kullanıp, darbecilerin istedikleri yönde kararlar veren siviller.. Mesela Yekta Güngör Özden?

Daha niceleri..

Onlar yargılanmayacaklar mı?

Yanlış anlamayın..

28 Şubatçıların sivil uzantılarının da yargılanmalarını istememin sebebi, bunlara duyduğum nefret, husumet kaynaklı değil..

Darbenin tam olarak tescil edilmesi gerektiğine yönelik kanaatim..

Askerlerin mahkumiyetine ilişkin karar kesinleşince.. Yargı kararı ile, darbe yapmak isteyecek olan askerler artık kendilerine çekidüzen verecek, bir daha benzer bir girişime zor teşebbüs edecekler..

Peki ya siviller?

Yargılanmadıkları takdirde..

“Bizim imza attığımız eylemler için, herhangi bir dava açılmadığına göre, yargının bizim hakkımızda zımnen ‘beraat’ kararı verdiğini söyleyebiliriz”dediklerinde, tümü ile haksız mı olacaklar?

Bu zımni beraat kararından cesaretlenerek, ilk fırsatta yeniden benzer tahriklere soyunmaları halinde, bunun bir sorumlusu da, bugünkü savcılar, bugünkü hakimler olmayacak mı?

¥

28 Şubat’ın sivil ayağının yargılanması isteğimin bir sebebi de, kendilerine dava açılmamasından fırsatla, o süreçte yaşanan olayları çarpıtmaları, fitneye devam etmeleri..

Somut örneğim, Fatih Altaylı..

O süreçte, kimi zaman Atatürkçü pozlarına girerek..

Kimi zaman iflah olmaz Refah Partisi düşmanı rolüne yatarak..

Kimi zaman dindar karşıtı bir laikçi kimliği takınarak..

Yediği naneleri unutturup..

Dün 28 Şubat’ı, bakın nasıl yorumlamaya kalkmış:

“28 Şubat diye özetlenen şey neydi?

Türkiye’de birtakım tarikat ve cemaatlerin devleti ele geçirmelerinin önüne geçmek için önlem alınmasını isteyen bir MGK kararı.

Bu durumun devlet için yaratacağı tehlikeyi bilen dönemin Başbakan’ı Erbakan’ın bu kararların altına imza atmasının da nedeni buydu.

Ancak sonrası farklı gelişti.

Bu mücadeleyi Refah Partisi’nin yapamayacağına inananlar demokrasiyi zorlayarak bir vesayet rejimi yarattılar.

Mesele bağlamından koptu, bir siyasi mücadeleye dönüştü.”

Ne imiş?

28 Şubat diye özetlenen şey, bazı tarikat ve cemaatlerin devleti ele geçirmelerini önlemekmiş.

Şimdi bu ahlaksız adama sorsak..

Madem 28 Şubat’ın amacı, tarikat ve cemaatlerin devleti ele geçirmesini engellemekti..

Madem Erbakan da aslında bu amaçla MGK kararlarını imzaladı..

Senin arkadaşın gazetecilerin de katıldığı Genelkurmay’daki brifingde, 28 Şubat’ın hedefi olarak Erbakan’ın fotoğrafı perdeye yansıtılmamış mıydı?

Sen de o brifinglerin, sadece yargı mensuplarına, gazetecilere değil, tüm halka televizyonlardan canlı olarak izlettirilmesi önerisinde bulunmamış mıydın?

Hatta, tam o günlerde..

Necmeddin Erbakan ile Tansu Çiller’in fotoğraflarının klozetlere konulmasını teklif etmemiş miydin?

Şimdi bu utanmaz herif, kalkmış diyor ki: “28 Şubat’ın hedefi tarikatlardı.”

Yani hedef Erbakan değilmiş..

Onun için de Erbakan 28 Şubat MGK kararlarını imzalamış!

Ulan sahtekâr..

Erbakan 28 Şubat kararlarını (geldiği hali ile imzalamadı rivayetini de aklınızda tutun) ne zaman imzaladı?

1 Mart’ta, 2 Mart’ta, 3 Mart’ta, anamuhalefet partisi genel başkanı Mesut Yılmaz’ı ziyaret edip, “Askeri dayatmalara karşı, sivil iktidara destek veriyor musunuz” diye sorduktan sonra..

Demokrat geçinen DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’e, “Askerden yana mısınız, sivilden yana mısınız” diye sorduktan sonra..

O ziyaretlerinde, sadece rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, Erbakan hocaya destek verdi.

Diğerleri “Bu iş senin sorunun.. Biz karışmayız” dediler..

Madem Erbakan da MGK kararlarına gönüllü idi..

Niye 28 Şubat akşamı imzalamadı da..

4 gün sonra o kararları “Ülkede iç savaş çıkmasın” düşüncesi ile imzalamak zorunda kaldı? (Veya kararları kırparak imzaladı) 

Var mı cevabın, sahtekâr Altaylı?

Yoktur..

Sizin işiniz, darbecilerle kol kola girip, Erbakan hocayı indirmekti..

Onu başardınız.

Şimdi ise..

Kol kola girdiğiniz, bugün yaşları 80’e dayanmış adamlar müebbet yediler..

Sen ise.. 50’li yaşlarda..

Onları yalnız bıraktığın gibi..

Bir de utanmadan, olayları çarpıtarak anlatıyorsun ki.. Sıra sana gelmesin..

Öyle hinoğlu hinsin ki..

Bir taş ile, iki kuş birden vurmaya kalkıyorsun..

AK Parti’yi de, dindar taban nezdinde kötülemek için..

Dünkü yazında, “Ancak bugün çok açık biçimde 28 Şubat kararları uygulanıyor. Hem de çok sert ve çok etkin biçimde” diyerek, sanki AK Parti tarikatlara karşı bir operasyon yapıyormuş gibi, yalan söylüyorsun..

Sahtekârlık yapıyorsun..

Ama suç Altaylı’da değil..

Ona bu fırsatı veren..

Ona ve onun gibi darbenin sivil ayaklarına hâlâ dava açmayan savcılarda..

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close