BIST1.392,91%8.4680
USD8.4539%-0.05
EURO10,0440%-0.26
ALTIN492,24%-1.00
Akit HaberGündem‘Zengin olmak mı istiyorsun? Çok kolay’
Gündem

‘Zengin olmak mı istiyorsun? Çok kolay’

İlahyatçı yazar Mehmet Kumaş son dönemde pek çok kişiyi etkileyen ve peşinden koşmasına neden olan ‘Zengin olmak’ çabasıyla ilgili bir yazı kaleme aldı.

Abone OlGoogle News
16 Temmuz 2021 09:40

Zenginlik peşinde koşar insanoğlu hayatı boyunca… Hedefinde vardır daha fazla paraya, mala, mülke ve servete sahibi olmak…

Çünkü kapitalist sistem insanlara zenginliğin maddiyattan ibaret olduğu aşısını yapmıştır.

Hâlbuki ne zenginlikler vardır, sahip olduğumuz paha biçilmez nice zenginlikler…

Anadolu’nun tozuyla, toprağıyla, kültürüyle harmanlanıp büyüyen ecdadımızın tam ortasında durduğu zenginlik: “Şükreden bir kalbe sahip olmak…”

Ne büyük bir zenginliktir şükür!

Millet olarak teşekkür etmesini en iyi bildiğimiz içindir ki, bir fincan kahve ikram edeni kırk yıl unutmayız…

Şükredebilmek için sahip olduğumuz nimetin farkında olmak gerekir!

Şükür, sahip olduğunuz şeyler karşılığında nimetleri verene minnetini arz etmek, memnuniyet belirtmektir. Şükür, nimeti verenin Allah olduğunu bilip bu düşünceyi kalp ile de tasdik etmektir.

Şair Hayalî'nin dediği gibi: “O mâhîler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler.” O balıklar ki okyanus içindedirler ama okyanusun kendileri için taşıdığı değeri bilmezler.

Nimetlerin içinde yüzmesine rağmen bunun farkında olmayanlar…

Öyle değil mi zaten, nimet eldeyken değerinin bilin(e)memesi…

Gözümüzün ne kadar değerli olduğunu bil(e)mediğimiz gibi!

“O mahiler” gayri akıl olduğu için, içinde yüzüp de bilemedikleri nimetten sorumlu tutulmayacaklardır. Ancak akıl ve düşünce ile donatılmış insanoğlu kendisine sunulan nimetlerin tümünden hesaba çekilecektir. “Nihayet o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz.” (Tin 95/8)

Her nimetin farkında olmak ve sahibini bilip teşekkür etmek…

Gel gör ki, insanların çoğu teşekkürü değil de nankörlüğü tercih etmiştir.

“İnsan hiç dikkat edip düşünmez mi ki, biz onu bir damla sudan nasıl yaratıyoruz? Böyleyken, o bize karşı yaman bir düşman kesiliveriyor!” (Yasin 36/77)

Kendisini yaratana kafa tutabilecek kadar büyük bir nankörlük…

Kendisini yaratıp en mükemmel şekilde donatana nankörlük!

Bu mükemmelliği sadece böbrek nimeti ile ifade edelim:

Yaklaşık 10 cm büyüklüğünde olan böbrekte 1.200.000 süzgeç ve süzgeçleri birleştiren 34 km uzunluğunda süzgeç kanalı bulunur.

Küçücük olmasına rağmen böbrek günde yaklaşık 200 litre kanı dönüştürür. Kanda bulduğu 3.000 farklı kimyasalı test eder ve faydalılarını bırakıp zararlılarını da süzerek idrar yoluyla dışarı atar.

Tüm bu özellikleri ile insan böbreği taklit edilmesi asla mümkün olmayan yaratılış harikası bir makinedir.

Bu mükemmel sistemi her insana yerleştiren Allah şükrü ziyadesiyle hak etmiyor mu?

Gelin bu sisteme değer biçin…

Benzer şekilde göz nimetinin büyüklüğünü,

Kulak nimetinin değerini,

Ağız nimetinin marifetini,

Her bir organın paha biçilemez kıymetini değerlendirin… Evet evet paha biçilemez!

Ve bu değerlerin sahibi insandır! Bu değerlere sahip olan kişi fakir olabilir mi?

Müslüman’ın özelliklerinden olan “şükür” kavramı hayatının her anında kendini göstermesi gerekmez mi? Sana ikram edenin kim olduğunu anlayabilmek ve ona teşekkür etmek…

Ne büyük bir erdem, sana ikram edene, iyilik edene teşekkür etmek. Temelde her şeyin sahibi olan Allah’a şükretmek

Samimi bir Müslüman elde etmiş olduğu her nimetin, her değerin Allah’tan olduğunu bilir. İbadetini, hamdini, şükrünü, teşekkürünü, tefekkürünü ona göre yapar…

Çalışıp kazandığımız evimiz, arabamız, arsamız, tarlamız aslında bize Yaratıcı’nın ikramı değil midir? Çalışabilmek için gücümüzü, faydayı idrak edebilmek için aklımızı, doğru yolda çalışmayı kavrayabilmek için düşüncemizi bize bahşeden Yüce Yaratıcı değil midir?

“Ben çalıştım ve kazandım” sözü ihlâslı Müslüman’ın bir söze değildir. Bu sebeple bilinçli Müslüman olabilmek önem arz eder.

Sadece hoşumuza giden şeyler için mi şükrümüzü beyan etmemiz gerekiyor? Yunus’un dediği gibi;

Hoştur bana senden gelen;

Ya hilat-ü yahut kefen,

Ya taze gül yahut diken…

Kahrın da hoş lütfün da hoş

İster ağlat, ister güldür

İster şad et, ister öldür

Miskin Yunus sana kuldur

Narın da hoş, nurun da hoş

Allah Teâlâ kulundan şükrü bekler. Kulun şükretmesi karşılığında nimetinin artırılacağını haber verir.

Hz. Yusuf kuyuya atıldı, sabretti ama asla nankörlük etmedi. Sonunda ilahi ikrama nail oldu.

Hz. İbrahim ateşe atıldı, Allah’a sığındı. Sonunda ateşlik gül bahçesine döndü.

Nice örnekler…

Şeytan ise insanoğlunu şükretmekten alıkoyacağını iddia eder.

Peki, insanoğlunun tercihi ne yönde olacaktır? Envai çeşit nimetleri ihsan eden Allah’a şükrü mü tercih edecek yoksa şeytanın kirli oyunlarına mı alet olacaktır?

Allah akıl verdi, aklı da düşünce ile güçlü kıldı. Allah Teâlâ’nın ifadesiyle “akıl sahipleri” düşünüp doğru olanına karar verecektir.

Sadece Allah’a mı teşekkür!?

İnsana teşekkür etmeyen Allah’a teşekkür edemez!

Allah’a nankörlük eden insan, kendine dünya nimetlerini ikram eden kişilere nankörlü etmez mi!?

Çevresini azıcık gözetleyen yaşanan nankörlüklerin âlâsını görür…

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde akittv.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan akittv.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar
  • Yeniden eskiye
  • Eskiden yeniye
  • Öne Çıkanlar