BIST11.449,77%-0.25
USD50.048%0,05
EURO56,2685 %0.12
ALTIN6.650,45 %1.76
Gündem

BOŞ TENCERE WASHINGTON’DA KAYNADI

.

Abone OlGoogle News
05 Kasım 2026 11:31

Amerika’da 3 Kasım’da yapılan seçimler yalnızca Cumhuriyetçilerin kaybettiği, Demokratların kazandığı bir seçim olarak değerlendirilirse asıl mesele gözden kaçırılır.

Çünkü bu kez Amerikan seçmeni sadece iktidara değil, Washington’ın yıllardır alışkanlık hâline getirdiği dış politika anlayışına da ciddi bir itirazda bulundu.

Bu itirazın merkezinde savaş var, ekonomi var, İsrail var. Ve belki de hepsinden önemlisi, Amerikan vatandaşının artık başka ülkelerde yürütülen savaşların bedelini ödemek istememesi var.

Türkiye’de siyasetin değişmeyen bir gerçeğini anlatan meşhur bir söz vardır,

“Boş tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur.”

Görünen o ki bu sözün geçerliliği Ankara ile sınırlı değilmiş. Washington’da da karşılığını bulmuş.

Donald Trump, İran’a yönelik askerî müdahalesini savunurken ülkesinin güvenliğini ve İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engelleme gerekçesini öne çıkardı. Ancak Amerikan halkının hafızasında benzer gerekçelerle başlatılmış başka bir savaşın izleri hâlâ duruyor.

Hatırlayalım…

2003 yılında Irak işgal edilirken de dünyaya kitle imha silahlarından söz edilmişti. Saddam Hüseyin’in kimyasal ve biyolojik silahları olduğu, nükleer silah geliştirdiği iddiaları savaşın başlıca gerekçelerindendi.

Irak işgal edildi. Bir devletin düzeni yıkıldı. Bölge yıllarca sürecek çatışmaların içine sürüklendi.

Peki, işgale gerekçe gösterilen o silah stokları bulundu mu?

Hayır.

Üstelik bu yalnızca Amerika karşıtlarının iddiası değil, sonradan Amerikan kurumlarının hazırladığı raporlarla da ortaya konulan bir gerçekti.

Şimdi Trump, İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin veremeyeceklerini söylüyor. Varlığı bile ispatlanmayan nükleer silahlara…

Amerikan seçmeninin önemli bir bölümü artık bu soruyu soruyor. Ve bu bahaneler artık Amerika halkı tarafından karşılık bulmuyor. Dahası, binlerce kilometre ötedeki savaşın neden kendi hayatlarını pahalılaştırdığını da sorguluyor.

Benzin fiyatları yükseliyor, market alışverişi zorlaşıyor, aile bütçeleri daralıyor. Vatandaş kendi ülkesindeki geçim sıkıntısıyla mücadele ederken Washington, Orta Doğu’da milyarlarca dolarlık askerî politikaların hesabını yapıyor.

İşte sandıktaki tepkinin en önemli nedenlerinden biri bu.

Nitekim seçim öncesindeki Reuters/Ipsos araştırmasında seçmenlerin yüzde 48’i hayat pahalılığını oylarını belirleyecek en önemli mesele olarak gösterirken, yüzde 55’i İran’a yönelik askerî müdahalenin maliyetine değmediğini ifade ediyordu.

Daha çarpıcı olan ise seçim sonrasında yaşandı.

Başkan Yardımcısı JD Vance, Cumhuriyetçilerin yenilgisini değerlendirirken sözü dolandırmadı:

“Kaybetmemizin nedeni savaş.”

Vance’in aktardığına göre Trump’a oy vermiş bazı seçmenler artık savaşın bitmesini, hayat pahalılığına odaklanılmasını, Amerika’nın önceliklerinin değişmesini ve İsrail’le ilişkilerin yeniden ele alınmasını istiyordu.

Bir başkan yardımcısının kendi yönetiminin savaş politikasını böylesine açık biçimde seçim yenilgisinin merkezine koyması, başlı başına önemli bir siyasi gelişmedir.

Trump ise savaşın benzin fiyatlarını yükselttiğini ve seçim sonuçlarını etkilediğini kabul etmekle birlikte İran’ın nükleer silaha sahip olmasını önlemek için aynı kararı yine vereceğini söyledi.

Trump savaşın gerekli olduğunu savunuyor, seçmen ise bedelinin neden kendisine ödettirildiğini soruyor.

Seçimin dikkat çekici bir başka tarafı da Amerikan toplumunun siyasi tercihlerinde yaşanan değişim.

Michigan’da Abdul El-Sayed, Amerika Birleşik Devletleri tarihinin ilk Müslüman senatörü seçildi. Üstelik El-Sayed, İsrail’e verilen askerî desteği açıkça eleştiren ve Filistinlilerin haklarını savunan bir siyasetçi. New Jersey’de ise çok daha dikkat çekici bir isim, Adam Hamawy, Temsilciler Meclisine girmeyi başardı. Hamawy sıradan bir siyasetçi değil. Gazze’ye giderek savaşta yaralanan Filistinlileri ameliyat eden, çocukların yaşadığı acılara bizzat tanıklık eden, İsrail’in askerî operasyonlarını eleştiren bir doktor.

Ve Amerikan seçmeni, bütün bu geçmişini bilerek onlara oy verdi.

Georgia’da Keisha Lance Bottoms’ın ülke tarihinin ilk siyahi kadın eyalet valisi seçilmesi de aynı seçimlerin bir başka tarihî gelişmesi oldu.

Yıllardır dinî kimlikleri, etnik kökenleri veya İsrail politikalarına yönelik eleştirileri üzerinden tartışılan isimlerin artık sandıkta önemli başarılar kazanabildiğini gördük.

Özellikle El-Sayed ve Hamawy’nin başarıları, Washington’ın İsrail’e verdiği desteğin Amerikan siyasetinde eskisi kadar sorgulanamaz olmadığını ortaya koyuyor.

Amerikan halkının önemli bir kesimi, kendi devletinin çıkarlarıyla başka ülkelerin politikalarının birbirine karıştırılmasına itiraz ediyor.

Demokratların hem Senatoda hem Temsilciler Meclisinde çoğunluğu elde etmesi, Trump’ın önümüzdeki iki yılını daha zorlu hâle getirecek. Artık savaş harcamaları, dış politika tercihleri ve İsrail’e verilen destek Kongre’de çok daha sert tartışmalara konu olabilir.

Amerika siyasetinden vatandaşlarınız İsrail ile aranıza mesafe koyun çağrısını sandıkta verdi ama bu durumun siyasetçiler tarafından uygulanmayacağı bilinen bir gerçek. Çünkü Amerika siyasetini domine eden kuruluşların İsrail menşeili olduğunu biliyoruz.

Yine de değişmeyen bir gerçek var,

Bir ülkenin askerî gücü ne kadar büyük olursa olsun, kendi vatandaşının ekonomik sıkıntılarını sonsuza kadar görmezden gelemez.

Bütün bu durumların bize hissettirdiği özet şudur,

Dünyanın en güçlü ordusuna sahip olabilirsiniz. Binlerce kilometre ötedeki ülkelerin kaderine müdahale edebilirsiniz. Ama kendi vatandaşınızın mutfağındaki yangını söndüremiyorsanız, sandıkta kaybedebilirsiniz. Bugün senatoyu, yarın iktidarı…

Boş tencere bu kez Washington’da kaynadı. Trump ne kadar ‘ben pişman değilim’ dese de artık Amerika’da yanmayan bu tencere siyasi dengeleri, seçim hilelerine rağmen er ya da geç hükümeti yıkacak boyutlara adım adım yaklaşıyor.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde akittv.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan akittv.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar
  • Yeniden eskiye
  • Eskiden yeniye
  • Öne Çıkanlar