BIST12.374,26%-0.56
USD49.1774%0,07
EURO55,3951 %0.37
ALTIN6.592,20 %0.77
Gündem

Bakan Gürlek: Fon konusunda önleyici tedbirler aldık

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "(Fon soruşturması) 17 Eylül itibarıyla fonların tasfiyesine karar verildi. Karar verildiği an biz verilen soruşturma izinleri kapsamında bütün önleyici tedbirleri aldık" dedi.

Abone OlGoogle News
06 Ekim 2026 19:04

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "fon soruşturması"nın nasıl başladığı ve ne aşamada olduğuna ilişkin soru üzerine Gürlek, gelen ihbarlar, şikayetler bulunduğunu, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) konuyla ilgili soruşturma izni verdiğini, bu olmadan resen soruşturma yürütülmesinin imkanının bulunmadığını ifade etti.

Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde 2025 Şubat'ta bazı fonlarda ve hisselerde hareketlilik olduğunu fark ettiklerini ve yazı yazdıklarını, 2026 Ağustos'ta ise vatandaşlardan şikayetler geldiğini anlattı.

Meşru kazanç ile haksız kazancı ayırmak gerektiğine işaret eden Gürlek, haksız, anormal bir şekilde, "balon hisse" diye tabir edilen hisselerden kısa sürede gir çık yapılarak elde edilen bir kazancın olduğuna dikkati çekti.

Konuyla ilgili SPK'ye soruşturma izni için yazı yazıldığını belirten Gürlek, şöyle devam etti:

"Bizim dikkatimizi çekmişti, arkadaşlarımız da soruşturma izni için SPK'ye yazı yazdı, hatta şahsen de görüştük. Tabii sağ olsun Sayın Bakanımız da bu süreci takip ediyordu, fonlarla ilgili açıklamaları vardı. Ağustos ayında yazdığımız müzekkereye en son soruşturma izni verildi. Fon soruşturması bu şekilde başladı. Başsavcılık sadece soruşturma izni verildiği zaman bu suçlara bakabiliyor. Şu an devam eden bir soruşturma süreci var. Ben şunu ifade etmek istiyorum; Türk piyasası, Türk ekonomisi çok güçlü. Bizim göz bebeğimiz. Buradaki küçük bir kısmında meydana gelen bir hadiseyi genele yaymamak gerekiyor.

Burada sürecin ilk başından beri Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan süreci takip ediyor. Anlık olarak bilgilendirme yapıyoruz. Maliye Bakanımızla sürekli olarak bu konuda görüşmeler, toplantılar yaptık. En son Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Fon Koordinasyon Kurulu kuruldu. Maliye Bakanımız da bu kurulda, biz de bu kuruldayız. Günlük rutin işlemler, bunlar tamamen serbest piyasa ekonomisi kapsamında, kurulların takdirinde. Gelen ihbarlar, şikayetler ya da verilen soruşturma izinleri kapsamında başsavcılarımız bunlara bakıyor. Şu an devam eden süreçler var."

"Mal kaçırmasının önlenmesi için tedbirler alındı"

Bakan Gürlek, "soruşturmanın derinliğine" ilişkin soru üzerine, "17 Eylül itibarıyla SPK tarafından fonların tasfiyesine karar verildi. Karar verildiği an, biz Başsavcılık olarak verilen soruşturma izinleri kapsamında bütün önleyici tedbirleri aldık. Özellikle şu an itibarıyla 85 şüpheli tutuklandı, 207 kişi hakkında işlem yapıldı ve birçok kişinin mal varlığı donduruldu. Aynı şekilde mal kaçırmasının önlenmesi için de arkadaşlarımız gerekli tedbirleri aldılar." yanıtını verdi.

Mal kaçırmanın çok yoğun yapılabildiğini belirten Gürlek, soruşturmanın başlamasında 2 gün sonra tutuklu olan bir kişinin eşinin yurt dışına 40 milyon liralık havale talimatı verdiğini, bunun önlendiğini ifade etti.

Konuyla ilgili Devlet Denetleme Kurulunun da devreye girdiğini anımsatan Gürlek, kurumların ihmalinin olup olmadığı konusunun da incelendiğini, bir ihmal, kusur, kasıt ya da kötü niyet varsa kurumlarla ilgili de bir çalışma yapılacağını söyledi.

Kapalı ya da açık fonlarda alınan tüyolarla, kısa sürede girdi çıktı yapılarak fahiş miktarda kazanılan paraların olduğuna dikkati çeken Gürlek, şunları kaydetti:

"Biz, şu an zaten bunlarla ilgili soruşturmayı başlattık. Biz, SPK ve İstanbul Borsası aynı zamanda merkezi kayıt kuruluşu var. Oradan gelen bütün listeler uyarınca İstanbul Başsavcılığı, manipülatif hareket yapan, kısa sürede fahiş ya da olağan dışı kazanç sağlayan kişilere karşı, tabii şirketler de var, normal kişiler de var, bunlarla ilgili tedbir kararları koydu, mal varlıklarını dondurdu. Bunların bir kısmı tutuklandı, bir kısmı firari. Yurt dışı çıkış yasakları var. Devam eden bir süreç var. Bu tamamen bağımsız yargının gözetiminde."

"5 kişi bu hesaplara iadede bulunmuş"

Adalet Bakanı Gürlek, Türk piyasasının, fonların ve İstanbul Borsasının göz bebekleri olduğunun altını çizerek, "Burada yürüyen bir süreç var. Biz titizlikle yürütüyoruz. İyi niyetli yatırımcılarımızın, hisselerimizin, şirketlerimizin özellikle bu süreçten etkilenmemesi lazım." dedi.

Başsavcılık olarak süreci takip ettiklerini belirten Gürlek, Başsavcılığın, SPK tarafından gönderilen listeler, Borsa İstanbul ve Merkez Kayıt Sistemi tarafından gönderilen listeler kapsamında işlem yapabildiğini söyledi.

"Para iadesine" ilişkin yöneltilen soru üzerine Gürlek, SPK'nin iyi niyetli yatırımcının 1 milyon liraya kadar olan paralarının iadesi konusunda karar aldığını anımsattı.

Başsavcılığın konuyla ilgili tespitlerine dikkati çeken Gürlek, şunları kaydetti:

"Kısa sürede manipülatif hareketlerle, inanılmaz, mesela 2 ayda girilmiş çok yüksek miktarlarda çıkış yapmış. Yani bir kar çıkışı yapmış. Bunlarla ilgili bir çalışmamız var. Listemiz var. Zaten bu kişiler tutuklandı. Mal varlığına el koyduk. Buralarda özellikle kurulan kurulun kararları ve SPK'nin kararları uyarınca şahsi mallara da el koyduk. Portföy yöneticilerinin, fon yöneticilerinin bütün mal varlığına el koyduk. Bunlar belirlenen ilkeler çerçevesinde TMSF'de de bir hesap iadesi açıldı, özellikle gönüllülük esasına göre iade etmek isteyen kişilere karşı. Dün TMSF Başkanımıza görüştüm, 5 kişi bu hesaplara iadede bulunmuş."

Bakan Gürlek, söz konusu mal varlıklarının hukuk çerçevesinde TMSF'ye devredildiğini, TMSF'nin de iadenin ardından savcılığa gerekli yazıyı yazacağını ifade etti.

"Halen de şu an araştırdığımız konular var"

Konuyla ilgili Sermaye Piyasası Kanunu'nun bulunduğunu belirten Gürlek, "Zararın iki katını karşılaması etkin pişmanlık sebebi ama bu soruşturmanın kapanması, dosyanın kapanması anlamına gelmiyor. Sadece kanunda düzenlenen bir indirim sebebi. Yani zararı giderenler hakkında bir işlem yapılmayacak algısı yanlış. Mutlaka onlarla ilgili işlem yapılacak." dedi.

Bakan Gürlek, konuyla ilgili ellerinde listelerin bulunduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kısa sürede fahiş kazanan kişiler, tüzel kişiler, şirketler vesaire bunlarla ilgili elimizde bilgiler var. Zaten adımları da attık. Ben buradan şunu söylemek istiyorum; Sayın Cumhurbaşkanımızın da konuşmalarında çok açık ve net. Kesinlikle milletimizin cebine el uzatan, haksız kazanç sağlayan bu kişilerden biz hukuk çerçevesinde hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Bu haksız kazançları da TMSF büyümesinde kurulan fona devredeceğiz. Daha sonradan da SPK'nin ve işte kurulan kurulun almış olduğu kararlar çerçevesinde de bir kısım iyi niyetli yatırımcının zararları karşılanacak ama hukuk çerçevesinde mutlaka kaçırılan mallar, bir kısım para transferleri yapmışlar, biz bunların getirilmesi için de İsviçre'ye gönderilen paranın getirilmesi için de adli süreçleri başlattık. Şahsi mallarına el koyduk, tedbir koyduk, tapuya tedbir koyduk. Halen de şu an araştırdığımız konular var."

"Üzerimize ne düşüyorsa yapacağız"

Gürlek, vatandaşların hakkının korunacağını vurgulayarak, "Ben şunu vatandaşlarımıza kesinlikle söylüyorum. Hukuk çerçevesinde, kısa sürede fahiş kazanan, işte tüyo alıp içeri giren kişilerden sonuna kadar vatandaşlarımızın hakkını koruyacak şekilde paralarını tahsil etmek için elimizden geldiğince, üzerimize ne düşüyorsa yapacağız." dedi.

Konunun, devletin takibinde olduğunu dile getiren Gürlek, "Biz de hukuk çerçevesinde bunların sonuna kadar takipçisi olacağız." ifadelerini kullandı.

"Devlet kurumlarının bu konuda bir koordinasyon mekanizması inşa edip etmediğinin" sorulduğu Gürlek, şunları kaydetti:

"Elbette. Sürecin en başından beri sürekli olarak Maliye Bakanımızla, Sayın Cumhurbaşkanımız da zaten süreci en başından beri takip ediyor. Sürekli istişare halindeyiz. Şu an fon kurulu kuruldu. Biz de katılıyoruz. Yani devletin tüm kurumları istişare halinde. Ben buradan vatandaşlarımıza şunu söylemek istiyorum; müsterih olsunlar. Yani burada devam eden soruşmalar sebebiyle bizim piyasamız, İstanbul Borsamız, yatırımcılarımız kesinlikle etkilenmez bu süreçten dolayı. Bunlar devam eden süreçler ama bir yandan da Maliye Bakanlığımızın almış olduğu önlemler var. SPK'nin, bağımsız kurumlarımızın almış olduğu önlemler var. Devletin tüm kurumları en başından beri Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla işbirliği ve koordinasyon içerisinde yürütüyor. Ben, vatandaşlarımızdan kesinlikle Türk ekonomisine, Türk sermayesine, piyasalarına güvenmesini istiyorum. Bu konuda süreç devam ediyor. Biz, sadece adli sürece bakıyoruz ama günlük borsanın rutin işlemleri vesaire onlar bağımsız kurullar tarafından devam eden bir süreç."

"Türk futbolunun temiz olması lazım"

İstanbul'da "Hakemler dosyası" olarak bilinen soruşturmaya ilişkin soru üzerine Gürlek, soruşturmanın "resmi belgede sahtecilik" ve "mobbing" iddiaları üzerine başlatıldığını hatırlattı.

"Bazı hakemlerin ayrıcalık gösterilerek belirli maçlara verildiği, bazı hakemlerin klasman dışı bırakıldığı ve hakemlere mobbing yapıldığı" iddialarının bulunduğunu belirten Gürlek, soruşturma kapsamında 5 şüphelinin tutuklandığını, 2 zanlının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını söyledi.

Bakan Gürlek, "Türk futbolunun temiz olması lazım. Ben de takip ediyorum, bütün insanlarımız ekranları başından takip ediyor. Biz, hakemlerin adalet çerçevesinde hiç kimseye bağlı olmadan kurallara riayet ederek maçları yönetmesini istiyoruz ama maalesef yürüttüğümüz soruşturmalarda bunun böyle olmadığını gördük. Buna dair dosyada deliller var." diye konuştu.

"Özellikle takip edilen bir derbi müsabakası var mı?" sorusuna Gürlek, "Hukukta şöyledir, savcılarımız somut verilere, delillere göre hareket eder. Elbette bu konuda şikayetler yapılmıştır, ihbarlar geliyordur ama somutlaştırmak gerekir. Şu derbi maçında şu hakemin kural hatasını kasıtlı olarak ya da bir menfaat karşılığında yaptığına dair bir somut veri olması lazım. Elbette şikayetler yapılmıştır ama burada hukuk delillere göre hareket eder. Sizin söylediğiniz bakımdan ben arkadaşlarla görüştüğümde 'bir şey yok' dediler." yanıtını verdi.

Gürlek, "TFF ile savcılar arasında bir veri, bilgi paylaşımı oluyor mu?" sorusu üzerine, TFF'nin olaya disiplin yönünden baktığını ifade etti.

TFF'nin bahis soruşturması sürecinde savcılığa verileri verdiğini aktaran Gürlek, şunları kaydetti:

"Onların yürüttüğü süreç ile bizim yürüttüğümüz süreç farklı. Futbol Federasyonu, disiplin olarak bir kulüp başkanına ya da bahse karışan birisine hak yoksunluğu cezası verebiliyor. Orada verilen hak yoksunluğu savcılık anlamında adli suç olmayabiliyor bazen. Bizim baktığımız kriterler farklı. Bir yasa dışı bahis olabilmesi için bir futbolcunun kendi maçında olması, oynaması gerekiyor. Başka maçta oynadığı zaman futbolcu o maçta oynamamışsa o suç sayılmıyor ama Futbol Federasyonuna göre bu bir disiplin cezası. Bunların ikisinin kriterleri farklı. Onlarla istişare halindeyiz. Bize gerekli bilgi, verileri veriyorlar. Şu an bir koordinasyon süreci var."

"Bizim amacımız futbolun temiz kalması"

Bakan Gürlek, "Bahis soruşturması ile hakemlik sistemine müdahale arasında adli makamların tespit ettiği bir bağ var mı?" sorusuna, "Şimdi hakemlerde şöyle, şike iddiası var, teşvik primi iddiası var. Ayrı yürüyor, ayrı suçlar ama burada tabii sonuçta bir teşvik primi verilebiliyor. Futbolculara ya da hakemlere verilebiliyor bu. Benzer yönleri de var. Aynı şekilde bahis oynayan hakem var mı bu da araştırılıyor. Bunlar teknik, somut verilere göre yapılabiliyor. Burada MASAK raporları, HTS kayıtları önemli. Devam eden bir süreç var." cevabını verdi.

Başsavcılıkların futbolun temiz olması için çalıştığını vurgulayan Gürlek, "Burada bir teşvik, şike, kötü niyet, hakemlerin kasıtlı olarak bir şeye göz yumması olmaması lazım. Başsavcılarımızın asıl amacı futbolun temiz kalması. Çünkü çok büyük bir camia. Seyircisi var, emek veren statta görev yapanları var, ekranı başında izleyeni var. Hakemlerin de adalet, hakkaniyet kuralları çerçevesinde maçları yönetmesi lazım. Bizim amacımız tamamen futbolun temiz kalması." diye konuştu.

"Bu süreçten dönüş yok, ok yaydan çıktı"

"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gürlek, "Terörsüz Türkiye süreci bizim için çok önemli. Biz bunu Türkiye Yüzyılı projesi olarak görüyoruz. 40 yılı aşkın bir süreden beri gençlerimiz, evlatlarımız, devletin güvenliği her anlamda maalesef zarara uğratıldı. Bu süreçten dönüş yok, ok yaydan çıktı." ifadelerini kullandı.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin Meclis'te 467 oyla kabul edildiğini hatırlatan Gürlek, Kanun'un yürürlüğe girebilmesi için terör örgütünün tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesi gerektiğini söyledi.

Gürlek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun kurulduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devam eden bir süreç var. Özellikle örgütün tasfiyesinin tüm unsurlarıyla birlikte tespit tasdiki mekanizması var. Bununla ilgili hem Milli Savunma Bakanlığımız hem İstihbarat Başkanlığımız hem Milli Güvenlik Kurulumuz çalışıyor. Süreç devam ediyor. Çok şükür şu ana kadar iyi gidiyor. Bu süreci provoke etmek isteyen maalesef bazı oluşumlar olabiliyor. Bunlara göz yumdurmayacağız, göz açtırmayacağız. Statlarda kontrollerimizi yapıyoruz. İçişleri Bakanlığımızla da istişare halindeyiz. Bu sürecin sona ermesi bizim için çok önemli. Terörsüz Türkiye demek, insanlarımızın artık enerjilerini, güçlerini yatırıma, teşvike yapması demek, oradaki gençlerimizin yeni bir iş potansiyeline kavuşması demek. İnşallah sürecin tamamlanmasını temenni ediyoruz. Bizim için çok önemli. Biz de bu sürecin Adalet Bakanlığı olarak takipçisiyiz."

"Faili meçhul kalan yaklaşık 640 civarında dosya aldık"

Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının nasıl bir görev icra ettiğine ilişkin soru üzerine Gürlek, faili meçhul suçlar konusunda toplumda hassasiyet olduğunu belirtti.

Gülistan Doku soruşturmasındaki olayın "net olarak" ortaya çıktığını, bu hassasiyetten sonra ilgililerle istişareler yaptıklarını aktaran Gürlek, bu kapsamda daire başkanlığının kurulduğunu anımsattı.

Gürlek, mahkemelerden özellikle faili meçhul kalan yaklaşık 640 civarında dosya aldıklarının altını çizerek, daire başkanlığındaki görevlilerin bu dosyaların üzerine kararlılıkla gidilmesi için savcıları ve başsavcıları teşvik ettiğini söyledi.

20 yıl önce işlenmiş bir cinayette delil elde etme yöntemiyle şu anki mevcut teknolojide delil elde etme yönteminin çok farklı olduğuna, bu kapsamda yeni teknolojiler kullandıklarına işaret eden Gürlek, şunları kaydetti:

"Adli tıp, HTS baz istasyon çakıştırması, genetik inceleme, bunlar şu an çok hızlı bir şekilde daha güncel bir şekilde yapılabiliyor. Biz tamamen bu amaçla kurduk. Ben her zaman şunu diyorum; suç ne kadar karanlığa gömülürse gömülsün elbette bir gün gün yüzüne çıkar. Yani bu devletin gücünü gösteriyor, adalet mekanizmasının işlediğini gösteriyor. Vatandaşlarımız da bundan çok memnun. Özellikle 20 yıl önce aydınlatılmamış, tozlu raflarda kalmış bir cinayetin sanığının adalet önünde hesap vermesi çok önemli. Biz bu sürece çok önem veriyoruz, daire başkanlığına önem veriyoruz ama bizim yaptığımız bir soruşturma değil. Tamamen teknik olarak arkadaşlarımızla istişare ve işbirliği halinde konuşuyoruz. O tarihte 20 yıl önce işlenen bir cinayette gözden kaçırılan bir husus varsa başka bir göz bakış açısı olabiliyor. Teknik bir birim kurduk. Onlar savcılığımızın talimatıyla olay yerine gidip gerekirse inceleme yapabiliyorlar. Olumlu da dönüşler aldık."

Gürlek, şu ana kadar 56 dosyanın aydınlatıldığını, cinayet işleyenlerin adaletin önünde hesap verdiğini hatırlatarak, "Vatandaşımız diyor ki bu şahısların yaptıkları yanına kar kalmıyor. Bunlar, elbette hukuk önünde hesap verecek. Biz bu iradeyi, bu kararlılığı göstermek için bu birimi kurduk. Çok şükür 56 dosyada şu ana kadar aydınlatılmamış cinayeti ortaya çıkarttık." ifadesini kullandı.

"Örgütsel eylem olduğuna dair çok fazla delil var"

Adalet Bakanı Gürlek, "Büyük Birlik Partisinin Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili yürütülen bir soruşturma süreci var. Soruşturmanın ulaştığı şu ana kadarki en önemli delil nedir? Kazanın FETÖ organizasyonu olduğuna ilişkin somut bir delil şu ana kadar dosyaya girdi mi?" sorusuna, "Elbette girdi." cevabını verdi.

Yazıcıoğlu için başsağlığı dileyen Gürlek, bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ikinci bir operasyon yaptığını ifade etti.

Gürlek, FETÖ'nün o dönemde devletin bütün kurumlarına sızdığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bizim şu an geniş pencereden gördüğümüz, bunun bir örgütsel talimatıyla, yani FETÖ'nün örgütsel talimatıyla bir örgütsel eylem olduğuna kanaat getirdik. Yani irademiz o yönde, yaptığımız operasyonlar o yönde. Somut olarak delil bazlı anlatmak gerekirse özellikle F-4 pilotunun bizzat kendisi, eşinin Adil Öksüz ile görüşmeleri, mahrem imamlarla olay gününden önce Elazığ'da Elazığ mahrem imamlarıyla toplantı yapması, Adil Öksüz'ün olaydan önce Türkiye'ye gelip toplantıya katılıp olayın gerçekleşmesinden bir gün önce yurt dışına çıkması... Somut deliller var. Aynı şekilde daha sonradan 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra ByLock yazışmaları ortaya çıktı. ByLock yazışma içeriklerinde bu olaya atıf yapılması, 'tereyağından kıl çekermiş gibi bu olayı yaptık, hocamız çok memnun' şeklinde yazışmanın bulunması. Aynı şekilde F-4 pilotunun eşinin Adil Öksüz'ün evinde parmak izi bulunması, Adil Öksüz ile görüştüğüne ilişkin HTS baz istasyon kayıtlarında bulunması birçok delil, emare var. Biz şu an geniş pencereden baktığımız zaman, bunun o tarihlerde devletin kılcal damarlarına çöken hain örgüt tarafından yapılmış olduğuna dair şu an savcılarımızda, Ankara Başsavcımızın da kanaati yüksek. İlk dalgada tutuklamalar yapıldı, ikinci operasyon da yapıldı. Devam eden bir süreç var. Tamamen bağımsız yargı tarafından işleyen bir süreç var ama maddi anlamda örgütsel eylem olduğuna dair çok fazla delil var."

"Doğal ölümden ziyade bir müdahale sonucu öldüğüne ilişkin şu an tespitler var"

Akın Gürlek, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında yapılan feth-i kabirin ardından yeni bir tıbbi bulguya ulaşılıp ulaşılmadığına ilişkin soru üzerine, Kozinoğlu'nun, devletin dış operasyonlarında görev alan birisi olduğunu anımsattı.

Kendisinin o dönemlerde FETÖ tarafından başlatılan Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları kapsamında Türkiye'ye çağrılmasının istendiğini, ardından tutuklandığını belirten Gürlek, Kozinoğlu'nun 2011'de Silivri'de kaldığı cezaevinde hayatını kaybettiğinde ölüm sebebinin kalp krizi olarak kayıtlara geçtiğini hatırlattı.

Gürlek, bu konuda cezaevi personelinin ihbarı üzerine soruşturma başlatıldığını anımsatarak, "Özellikle cezaevi personeli çok net olayı anlatmıştı. Bunun bir örgüt tarafından yönlendirildiğini, bunun bir kalp krizi olmadığını, geç müdahale edildiğini... Bununla ilgili Silivri Başsavcılığımız bir süreç yürütüyor. Daha önce alınan takipsizlik kararı kaldırıldı. Gözaltılar, tutuklamalar yapıldı. Bildiğim kadarıyla 9 tutuklu var, feth-i kabir yapıldı. Burada öncelikli olarak kesin ölüm sebebini öğrenmemiz gerekiyor." sözlerini sarf etti.

Adli Tıp Kurumunun henüz rapor sunmadığını, incelemelerin devam ettiğini bildiren Gürlek, bu konunun da Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının yaptığı çalışmalar kapsamında gün yüzüne çıkan bir dosya olduğunu söyledi.

Gürlek, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmayı tüm yönleriyle yürüttüğüne işaret ederek, "Adli Tıp Kurumu raporunun sonucunu bekliyoruz. Ama gelinen aşamada özellikle rahmetlinin gerçekten doğal bir ölümden ziyade bir müdahale sonucu öldüğüne ilişkin şu an tespitler var." bilgisini verdi.

"Şu an araştırmalar devam ediyor"

Kurtlar Vadisi dizisi ile Kozinoğlu soruşturması arasındaki ilişkinin ne olduğuyla ilgili soruyu yanıtlayan Gürlek, dizideki "Kazım Kaşifoğlu" isimli karakterin ölümünün Kozinoğlu'nun ölümüyle birebir benzediğini belirtti.

Dizideki bu olayın Kozinoğlu'nun vefat etmeden önce işlendiğini aktaran Gürlek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Daha sonra, 2 gün sonra da söz konusu Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü gerçekleşiyor. Buradaki savcı arkadaşlarımız senaristleri 'bilgi sahibi' olarak dinlediler. Yani siz bunu nereden biliyordunuz? Çünkü, birebir canlandırma aynı. Oradaki karakter ismi benziyor, devlet görevlisi, Silivri cezaevi, elektrik kesintisi ve daha sonra bakıyoruz aynı şekilde de Kaşif Kozinoğlu'nun 2011'deki ölümüyle ilgili kararlar birbirini tutuyor. Yani bu elbette bir şüphe gerektiriyor. Buradaki savcı arkadaşlarımız bu senaryoyu yazan 3 kişiyi 'bilgi sahibi' olarak, 'tanık' olarak dinlediler. Şu an araştırmalar devam ediyor ama bu şüpheli bir durum. Yani 2 gün sonra gerçek eylem oluyor. Şüphe olduğu için savcı arkadaşlarımız da mecburen buradaki senaristleri 'bilgi sahibi' olarak dinlediler. Yani bu araştırılması gereken bir konu."

Gürlek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında gelinen son aşamaya ilişkin soru üzerine, şöyle konuştu:

"Bu konuda Ankara Başsavcılığımız araştırma yapıyor. Şu an özellikle Alihan Kuriş, örgütün lideri olarak görünen kişi. Onun tutuklanmasından sonra ve onun şahsi hayatını lüks içerisinde yaşamasından sonra alt tarafta bir çözülme var. Özellikle Alihan Kuriş'in yaşamış olduğu şatafatlı hayattan dolayı alt tabakada bir serzeniş var. İtirafçı beyanları oluşmaya başladı. Ankara Başsavcılığı araştırıyor, şu an bildiğim kadarıyla 26 adli kontrol var. 100 tutuklu var. 162 şüpheli var. El konulan şirketler var. TMSF'ye kayyum olarak atanan, devredilen şirketler var. Devam eden bir süreç var ama bu tamamen mali yönden devam ediyor. Özellikle örgüt kurma, dolandırıcılık, kara para aklama, bu kapsamda bir süreç devam ediyor."

"Daha adaletli, daha hakkaniyetli bir düzenleme istiyoruz"

"Süresiz nafaka" konusunda nasıl bir yasal düzenleme yapılacağına ilişkin soru üzerine Bakan Gürlek, Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda iptal kararı verdiğini, yeni bir kanun yapılması için 9 ay süre tanıdığını anımsattı.

Bakan Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz, Meclis kapanmadan önce bu konuda bir çalışma yapmıştık, özellikle süresiz nafakayla ilgili. Meclisimiz açıldı. Bu konudaki paketi inşallah Meclise sunacağız. Süresiz nafaka, gerçekten Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararında da okudum. Yani biraz hakkaniyete aykırı, özellikle bir günlük evli kalıp ömür boyu nafaka almak hem vicdana hem hakkaniyete aykırı. Bizim yapacağımız yeni düzenlemeyle, meclise teklif olarak sunduğumuz yeni düzenleme ile daha adaletli, daha hakkaniyetli bir düzenleme istiyoruz.

Burada elbette bayanlarımızın mağdur olmaması gerekiyor. Hakimlerimize bir yetki veriyoruz, Aile Mahkemesi Hakimimiz tarafların sosyal, ekonomik durumlarını, bizzat tarafları dinliyor. Gözlemine göre, kusur durumları dikkate alınarak gerekirse süresiz nafaka tekrardan verebilir. Ama bir süre de koyabilir. Burada Aile mahkemesi hakimlerimiz özellikle somut olaya göre, tarafların ekonomik durumlarına göre, mağduriyet durumlarına göre, hakkaniyet kuralları çerçevesinde bir karar alabilir. Bu şekilde bir düzenleme yaptık. Evlilik süresi de dikkat alınacak ama tekrardan hakimimiz isterse durum ve şartlara göre tekrardan eskisi gibi süresiz bir şekilde nafaka da verebilir, belirli süre de koyabilir. "

"8 bin civarında kişinin mal varlığına el koyduk"

Yeni nesil suç örgütlerinin finansman ve iletişim yöntemleri ile kripto para ve yasa dışı bahis üzerinden yürütülen para trafiğinin takibine ilişkin soru üzerine Bakan Gürlek, göreve geldiğinde 81 ildeki Başsavcılıklara sokak çeteleri, yeni nesil suç örgütleri, yasa dışı bahis, sanal kumar, uyuşturucu ve yolsuzlukla mücadele konusunda kararlı olduklarını, ucu kime dokunursa dokunsun sonuna kadar gidilmesi konusunda bir genelge gönderdiğini aktardı.

Yeni nesil suç örgütlerinin günlük olarak yöntem değiştirdiğini belirten Gürlek, bunların finans ağlarının çözülmesi gerektiğini ifade etti.

Gürlek, bu örgütlerin daha önce 18 yaşından küçük çocukları kullandığını, bunlarla ilgili kanun değişikliği yapıldığını ve cezaların artırıldığını dile getirdi.

Bakan Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama bunların finans damarlarını çözmeden bu iş çözülmez. Şimdi biz bu konuya odaklandık. Yeni nesil suç örgütleri yasa dışı bahisle de besleniyorlar, kripto parayı kullanıyorlar. Bir kısım sosyal medya gruplarını kullanıyorlar, panel adını verdiğimiz gruplar var, bu gruplardan özellikle şahısların, insanlarımızın kimlik bilgilerini alıyorlar. Buna karşı da yakın zamanda bir operasyon yapmıştık. Panel isimli yerlerde, sosyal medya platformlarında bunlar satılabiliyor. Biz kesinlikle bu konuda kararlıyız. Finans ağları konusunda özellikle yasa dışı bahsi kullanıp para yöntemlerini aklama konusunda, aynı şekilde kripto varlıklarıyla yurt dışına para kaçırmaları konusunda. Yakın zamanda bu suç örgütüne karışan herkesin, 8 bin civarında kişinin mal varlığına el koyduk. Operasyonları sürekli yapıyoruz."

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile koordinasyon halinde olduklarını belirten Gürlek, konuya ilişkin sıklıkla toplantı yaptıklarını dile getirdi.

Bakan Gürlek, "Kesinlikle yeni nesil suç örgütlerini, hem varlıklarıyla, hem finans ağlarıyla tamamen sonuna kadar mücadele edip kurutacağız. Kaynağında kurutacağız. Bununla ilişkin de arkadaşlarımız kararlılıkla operasyonlarına devam ediyor." dedi.

"Ek iddianame düzenlendi, hazırlandı"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturmasındaki davada yeni bir iddianame hazırlanıp hazırlanmayacağına ve soruşturmada gelinen son aşamaya ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Ekrem İmamoğlu ve diğer kişilerin yargılamalarının devam ettiğini aktaran Bakan Gürlek, "Şu anda, daha önce soruşturma aşamasında itirafçı olup etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan kişilerin dinlenmesi aşaması var. Ben de takip ediyorum, duruşmalar biraz gergin geçiyor özellikle. Şu var, soruşturma aşamasında sadece tanık beyanlarına dayanılarak bir işlem yapılmadı. MASAK kayıtları var, para hareketleri var, banka transferleri var, HTS kayıtları var. Şimdi Savcının yaptığı soruşturmada dinlenen kişiler, mahkeme huzurunda da dinleniyor." bilgisini verdi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, şöyle devam etti:

"Burada da dinlenilen, gördüğümüz kadarıyla soruşturma aşamasında ne söylediyse o kişiler, yargılama aşamasında da aynı şeyleri söylüyorlar. İşte 'para verdik' diyorlar, nerede verdiğini söylüyorlar, anlatıyorlar. Yani şu an soruşturmayla devam eden benzer bir süreç var. Ek iddianame düzenlendi, hazırlandı. Mahkeme bildiğim kadarıyla henüz kabul etmedi. Orada da yeni isnatlar, yeni eylemler var. Bu, tamamen bağımsız mahkemenin yürüttüğü bir süreç. Yargılama devam ediyor. Ne zaman karara çıkar onu biz bilemeyiz. Sonuçta mahkemenin belirlediği usuller var."

"Vatandaşlara bir külfet getirilmeyecek"

Akın Gürlek, fon soruşturması kapsamında mağduriyetlerin nasıl giderileceği, para kazananlardan mı tahsil edileceği veya kamuda bir kaynak mı aktarılacağı ya da vergilerden mi ödeneceğine ilişkin soru üzerine, şu yanıtı verdi:

"Burada kesinlikle öyle bir şey yok. Haksız kazanç sağlayan ile yasal kazanç sağlayanı, yani meşru kazanç sağlayanı ayrılmamız lazım. Şu an bizim operasyon yaptığımız bu fon sahipleri, manipülasyonlar yapanlar olduğu gibi haksız kazanç sağlayan, fahiş kazanç sağlayanlara ilişkin. Biz bunların bütün mal varlıklarına el koyduk. Haksız kazançlarının sonuna kadar üzerine gideceğiz, iade edeceğiz. Ve iade de ettiriyoruz. El koyuyoruz, TMSF'ye devrediyoruz.

Yani Fon Kurulunun almış olduğu kararlarda kesinlikle bu borsalarda, hisselerde ya da fonlarda hissesi olmayan vatandaşlara bir külfet getirilmeyecek. Onu net olarak çiziyorum. Ve kesinlikle burada ucu kime giderse gitsin, ismi ne olursa olsun, kararlılıkla mücadele ediyoruz. Bakın tutuklanmalar yapıldı. Tüm mal varlıklarına el koyduk. Taşınmazlarına el koyduk. Getirdiği, kaçırdığı malları biz bunları mutlaka getireceğiz ve TMSF'ye devredeceğiz. TMSF'deki hukuk kuralları ve Fon Kurulunun almış olduğu kararlar çerçevesinde bunları iyi niyetli yatırımcılara, tazmin merkezine ödettirecek. Burada zaten işleyen bir süreç var."

Fahiş kazanç sağlayan, haksız şekilde, meşru olmayan yollarla kısa sürede kazananlar ile meşru bir şekilde bu fonlara girenleri ayırt ettiklerinin altını çizen Gürlek, "Bu paraların sonuna kadar hazineye kazanılması için hukuk kurallar çerçevesinde elimizden geldiğince çalışıyoruz." dedi.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde akittv.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan akittv.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar
  • Yeniden eskiye
  • Eskiden yeniye
  • Öne Çıkanlar