BABA OCAĞINDAN YENİ OCAKLARA
Tuba arslan

Çok da Şey Olmadı…
Türk siyasetinin hafızası güçlüdür. Öyle güçlüdür ki bazen yeni diye önümüze konulan bir hikâyeyi daha ilk cümlesinden tanır, sonunu da daha ilk gününden tahmin eder. Çünkü bu millet aynı filmi defalarca izlemiştir. Oyuncular değişmiş, afişler değişmiş, sloganlar değişmiş ama senaryo hiç değişmemiştir. İşte bugün “Yeni Parti” diye önümüze çıkan tabloya bakınca insanın aklına dilden dile dolaşan o meşhur cümleden başka bir şey gelmiyor: “Çok da şey olmadı…” Çünkü ortada yeni bir siyaset değil, eski bir geleneğin yeni bir perdesi var.
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisidir. Ancak, herkes de bilir ki CHP aynı zamanda Türk siyasetinde en çok ayrılık yaşayan, en çok kendi içinden yeni parti çıkarmayı siyasi gelenek haline getiren bir partidir. Mustafa Kemal’in vefatından sonra başlayan iç hesaplaşmalar, İsmet İnönü dönemindeki kırılmalar, Demokrat Parti’nin doğuşu, ardından gelen Güven Partisi, SHP, DSP, Memleket Partisi… Her dönem başka bir isim, her dönem başka bir umut, her dönem “asıl biz temsil ediyoruz” iddiası… Şimdi o uzun listenin son satırına bir isim daha ekleniyor: Yeni Parti. Aslında yeni olan yalnızca tabelası. Hikâye ise neredeyse yüz yıllık.
İşin ironik tarafı şurada başlıyor. Yıllardır “baba ocağı” denilen bir siyasi hareketten söz edildi. Ne zaman bir kriz çıksa herkes aynı cümleyi kurdu: “Burası baba ocağı.” Fakat insan ister istemez soruyor; eğer burası gerçekten baba ocağıysa neden bu kadar çok evlat evi terk ediyor? Demek ki mesele sadece ocağın sıcaklığı değilmiş. Demek ki aynı çatı altında yaşamak, aynı sloganı atmak kadar kolay değilmiş. Çünkü siyaset, en çok da koltuk paylaşılırken karakter sınavına dönüşüyor.
Bugün yaşanan tartışmalar yalnızca parti içi mücadelelerle de sınırlı değil. Siyasetin dili konusunda ortaya çıkan çelişkiler de dikkat çekiyor. Yıllardır rakiplerini “din istismarlığıyla”, “dini siyasete alet etmekle” suçlayan bir anlayışın, kendi siyasi zemininde dini sembolleri ve görüntüleri öne çıkarması ister istemez kamuoyunun hafızasını harekete geçiriyor. Özgür Özel’in kamuoyu önünde abdest alırken verdiği görüntüler de bu tartışmaların haklı bir parçası haline geldi.
Yıllarca, gerçekten dini inancını yaşayan herkesi “din tüccarlığı” ile suçlayan siyasi söylemin trajikomik tarafı, ihtiyaç duyduğu anda kendinin dini istismar ederek din tüccarlığı yapmasıdır. Çünkü siyaset, dün söylediklerinizle bugün yaptıklarınız arasındaki mesafeyle ölçülür.
Kurultay tartışmalarını da, parti içi hesaplaşmaları da, belediyeler üzerinden yürüyen eleştirileri de ilk dillendirenlerin önemli kısmı yine aynı siyasi gelenekten çıktı. Bu tablo, CHP’nin yıllardır çözemediği en büyük sorunu bir kez daha gözler önüne seriyor: Rakiple mücadele etmeden önce kendi içindeki mücadeleyi bitirememek.
Yeni Parti kurulurken de büyük cümleler kuruldu. “Yeni bir başlangıç”, “yeni bir umut”, “yeni bir yürüyüş” denildi. Oysa dikkatli bakan herkes şunu gördü: Programın önemli bölümleri, daha önce CHP yönetimince hazırlanan program ve tüzüğün temel yaklaşımını koruyor. Yani isim değişiyor, tabela değişiyor ama siyasi omurga büyük ölçüde aynı kalıyor. Bu da ister istemez şu soruyu doğuruyor: Eğer fikir aynıysa, kadro büyük ölçüde aynıysa, siyaset dili aynıysa, gerçekten “yeni” olan nedir?
Türk siyasetinde yeni parti kurmak hiçbir zaman zor olmadı. Asıl zor olan, yeni bir siyasi hafıza oluşturabilmekti. Bunun örneklerini defalarca gördük. Büyük iddialarla yola çıkan nice hareket, ilk seçimden sonra siyaset tarihinin tozlu raflarında yerini aldı. Çünkü millet tabelaya değil, güvene oy verir. Logoya değil, istikrara bakar. Basın toplantılarındaki alkışlar sandığa taşınmadığında, geriye yalnızca eski fotoğraflar kalır.
Belki Yeni Parti uzun ömürlü olur, belki de Türk siyasetine kalıcı bir iz bırakır; buna karar verecek olan ne köşe yazarlarıdır ne de televizyon ekranları, buna karar verecek olan millettir. Ama bugünden görünen bir gerçek var ki CHP’nin neredeyse asırlık bölünme geleneği yine bozulmadı. Bir kez daha aynı kökten yeni bir dal çıktı. Tarih bazen tekerrür etmez derler ama CHP söz konusu olduğunda sanki tarih tekerrür etmiyor; aynı kitabı yeni kapakla yeniden basıyor.
İşte bu yüzden bugün yaşananları izlerken şaşıran çok az insan var. Çünkü bu millet daha önce de “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözlerini duydu. Daha önce de “bu kez çok farklı” denildiğini işitti. Daha önce de umut diye sunulan nice siyasi girişimin zamanla sessizliğe karıştığını gördü. O yüzden bugün birçok vatandaşın zihninde aynı cümle dolaşıyor:
Çok da şey olmadı…
- Yeniden eskiye
- Eskiden yeniye
- Öne Çıkanlar






