Siyasette Temiz Eller Tartışması ve CHP’nin Zor Sınavı
.

Türkiye son aylarda yine önemli bir siyasi tartışmanın merkezinde. Belediyelere yönelik yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları, beraberinde soruşturmaları ve tutuklamaları getirirken, kamuoyunda da hararetli bir tartışma yaşanıyor. Özellikle CHP’li belediyeler hakkında ortaya atılan iddialar, ana muhalefet partisini ciddi bir sınavla karşı karşıya bırakmış durumda.
Hiç kimse ve hiçbir siyasi yapı hukukun üstünde değildir. Eğer kamu kaynaklarının usulsüz kullanıldığına, rüşvet alındığına veya milletin emanet ettiği bütçelerin yanlış yönetildiğine dair iddialar varsa, bunların sonuna kadar araştırılması devletin görevidir. Hukukun temel amacı da zaten budur; suçlu ile suçsuzu ayırmak ve adaleti tesis etmek.
Ancak dikkat çeken nokta, CHP yönetiminin neredeyse her soruşturmayı peşinen “siyasi operasyon” olarak değerlendirmesidir. Elbette her siyasi parti kendisini savunabilir. Fakat vatandaşın beklentisi sloganlar değil, ortaya atılan iddialara açık ve net cevaplar verilmesidir. Kamuoyu artık polemik değil, şeffaflık görmek istemektedir.
Türkiye ekonomik olarak zorlu bir süreçten geçerken, belediyelerin harcadığı her kuruşun hesabı daha da önemli hale gelmiştir. Çünkü kullanılan kaynaklar siyasi partilerin değil, milletin kaynaklarıdır. Bu nedenle hesap verebilirlik ve denetlenebilirlik sadece iktidar için değil, muhalefet için de vazgeçilmez bir sorumluluktur.
CHP bugün yalnızca hukuki değil, siyasi bir imtihan da vermektedir. Ortaya çıkan iddialar karşısında savunma refleksi göstermek yerine, şeffaflığı önceleyen bir yaklaşım sergilemesi hem kendi geleceği hem de Türk siyaseti açısından daha sağlıklı olacaktır.
Türkiye’nin ihtiyacı kavga değil, temiz siyaset anlayışıdır. Yargının bağımsız şekilde görevini yapması, siyasetin ise millet adına hesap verebilirliği savunması gerekir. Çünkü güçlü demokrasi, güçlü hukuk ve güçlü devlet ancak temiz siyasetle mümkündür.
Adem Batur
Yazar
- Yeniden eskiye
- Eskiden yeniye
- Öne Çıkanlar






