BIST12.626,35%-0.57
USD44.4568%0,01
EURO50,9544 %-0.37
ALTIN6.442,67 %0.38
Gündem

BİR BOĞAZDAN FAZLASI

.

Abone OlGoogle News
30 Mart 2026 11:52

 

Tarih bazen kendini tekrar etmez; ama aynı dersleri farklı sahnelerde yeniden önümüze koyar. Bugün dünya siyasetinde konuşulan Hürmüz Boğazı meselesi, bir enerji hattı tartışmasından ziyade bir küresel gücün, algının ve hegemonya iddiasının sınandığı bir eşiktir.

Küresel finans dünyasının en dikkat çeken isimlerinden Ray Dalio, son analizinde oldukça çarpıcı bir benzetme yapıyor. Diyor ki: “Hürmüz Boğazı’nı kaybetmek, Amerika için 1956’daki Süveyş Krizi’nin İngiltere’ye yaşattığı kırılmanın benzeri olabilir.”

Bu cümle aslında bir analiz değil, bir uyarıdır.

Çünkü 1956, bir imparatorluğun görünmez çöküş anıydı.

Süveyş’te kaybedilen sadece bir kanal değildi.

Süveyş Krizi sırasında İngiltere hâlâ kendini dünyanın merkez gücü olarak görüyordu. Denizler onun, ticaret yolları onun, para sistemi onun kontrolündeydi.

Ancak Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesiyle birlikte İngiltere refleks gösterdi. Askeri güç devreye sokuldu. Fakat beklenmeyen bir şey oldu: Bu kez dünya eski dünya değildi.

Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği aynı anda “dur” dedi. Uluslararası sistem İngiltere’nin hamlesini desteklemedi.

Ve İngiltere geri adım attı.

İşte kırılma tam da burada yaşandı.

Çünkü o gün kaybedilen şey “güç algısıydı.” Ve uluslararası sistemde algı çöktüğünde, geriye kalan her şey domino taşı gibi devrilir.

Sterlin zayıfladı. Müttefikler mesafe koydu. Sömürgeler bağımsızlaştı. Sermaye yön değiştirdi.

Bir imparatorluk  askeri yenilgiden çok daha ağır olan bir şey yaşadı: Güven kaybı.

Bugünün Süveyş’i ise Hürmüz Boğazı

Bugün benzer bir düğüm noktası Orta Doğu’da karşımızda duruyor.

Hürmüz Boğazı, küresel enerji akışının kalbidir. Dünya petrolünün yaklaşık beşte biri bu dar su yolundan geçer. Körfez ülkelerinin üretimi buradan dünyaya ulaşır. Asya’nın sanayisi, Avrupa’nın enerji dengesi bu hatta bağlıdır.

Bu yüzden Hürmüz sadece coğrafi bir geçit değil, küresel ekonominin sinir ucudur.

Bugün tartışılan mesele askeri kapasite değil yalnızca. Asıl mesele, savaşın psikolojisi ve süresidir.

Amerika Birleşik Devletleri gücünü kaybetmeye başladı. Modern savaşlar artık sadece silahlarla kazanılmıyor. Toplumların sabrı, ekonomilerin dayanıklılığı ve siyasi iradenin sürekliliği belirleyici oluyor.
Çünkü tarih bize şunu gösterdi: Vietnam’da da, Afganistan’da da belirleyici olan güç dengesi değil, sabır dengesiydi.

Bir taraf için savaş “çıkar” meselesiyken, diğer taraf için “varoluş” haline geldiğinde, denklemin sonucu değişir.

Dalio’nun analizlerinin merkezinde sadece askeri tablo yok. Ekonomik zemin de en az onun kadar kritik.

Bugün Amerika’nın devasa borç yükü ve artan faiz maliyetleri, sistemin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. Tarihteki tüm büyük güçler, finansal kırılganlıkla eş zamanlı olarak jeopolitik meydan okumalarla karşılaştığında gerilemeye başlamıştır.

Portekiz, Hollanda, İngiltere…

Hepsinin ortak noktası aynıydı: Kritik bir anda kontrol kaybı ve bunun yarattığı güven erozyonu.

Asıl Soru: Kim kazanacak değil, kim dayanacak?

Bugün mesele “Amerika Hürmüz’ü açabilir mi?” sorusundan daha derin.

Amerika bu krizi ne kadar süre sürdürebilir ?

Eğer bir süper güç, kritik bir ticaret hattında iradesini gösteremezse, dünya bunu sadece askeri bir başarısızlık olarak okumaz. Bu, sistemin merkezinin zayıfladığına dair bir işaret olarak algılanır.

Ve o algı oluştuğu an, sermaye yön değiştirir. İttifaklar esner. Alternatif güç merkezleri cesaret kazanır.

Bugün Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim, küresel düzenin yeniden şekillenme ihtimalidir.

Çin, Rusya ve diğer yükselen aktörler bu süreci dikkatle izliyor. Çünkü tarih, güç boşluklarını affetmez.

Bir yerde otorite sarsıldığında, başka bir yerde yeni bir güç yükselir.

Hürmüz bugün bir sınavdır.

Bu sınav, yalnızca Amerika’nın askeri kapasitesini değil; ekonomik dayanıklılığını, siyasi iradesini ve en önemlisi küresel güvenilirliğini test ediyor.
İmparatorluklar, en çok güçsüz kaldıkları anlarda değil; güçlü göründükleri halde irade gösteremedikleri anlarda çözülür.

Bugün dünya, nefesini tutmuş aynı sorunun cevabını bekliyor:

Hürmüz sadece bir geçit mi…
Yoksa yeni bir çağın başlangıç noktası mı?

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde akittv.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan akittv.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar
  • Yeniden eskiye
  • Eskiden yeniye
  • Öne Çıkanlar