Epstein belgelerinde yeni isimler: Tepkiler, istifalar ve yalanlamalar
ABD'de kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde, kamuoyunda tanınmış kişilerin isimlerinin yer alması tartışmaları derinleştirdi.

ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Üyesi Demokrat Robert Garcia, Jeffrey Epstein'a ilişkin belgelerin tamamının açıklanmamasını "akıl almaz ve son derece endişe verici" şeklinde niteledi.
Garcia ve Demokrat Kongre Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, yayımlanan belgelere ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesaplarından paylaşımda bulundu.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'nin, 6 milyon sayfa belge içerisinden yaklaşık 3 milyondan fazla belgeyi açıkladıkları ifadesine ilişkin Garcia, "Bu durum akıl almaz ve son derece endişe verici." diye yazdı.
Garcia, ABD Adalet Bakanı Pam Bondi'ye, mağdurları koruyarak belgelerin tamamını Komite'ye teslim etmesi çağrısında bulundu.
Alexandria Ocasio-Cortez de yayımlanan belgelerin bütün dosyaların sadece küçük bir kısmı olduğunu ifade ederek, "Bu, yasanın tüm dosyaların yayımlanmasını gerektirdiği halde, yayımlamaya 'istekli oldukları' kısım." ifadesini kullandı.
Öte yandan Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Thomas Massie ile birlikte Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'na öncülük eden Demokrat Kongre Üyesi Ro Khanna, Adalet Bakanlığı'na yazdıkları dilekçeyi ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesaplarından paylaşarak, belgelerin tamamının yayımlanmasını istedi.
Musk'tan yayımlanan belgelerin "hiçbir şey ifade etmediği" değerlendirmesi
ABD'li milyarder Elon Musk, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından yayımlanan yeni belgelere ilişkin değerlendirmede bulundu.
Kendisinin sürekli bu konuda suçlanan kişilerin kamuoyu önünde yargılanma çağrısı yaptığını hatırlatan Musk, "(Belgelerde bahsedilen) En az bir şüpheli tutuklanana kadar Epstein dosyalarının kısmi yayımlanması hiçbir şey ifade etmiyor." açıklamasını yaptı.
Musk'ın, Karayipler'deki adalara gezi düzenlemek için Epstein ile iletişime geçtiği iddia edildi
ABD'li iş insanı Elon Musk'ın, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ait Karayipler bölgesindeki adalara gezi düzenlemek için kendisiyle iletişime geçtiği iddia edildi.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesi sonrası ABD basını, belgelerin detaylarını incelemeye aldı.
CNN'in Bakanlığın yayınladığı belgelere dayandırdığı haberine göre Musk, 13 Aralık 2013'te gönderdiği e-postada Epstein'e hitaben, "Tatillerde Britanya Virjin Adaları/St. Bart's bölgesinde olacağım. Ziyaret için uygun bir zaman var mı?" ifadesini kullandı.
Epstein da iki gün sonra verdiği yanıtta yeni yılın başlarının uygun olacağını belirterek, "1'i-8'i arası herhangi bir gün. Duruma göre karar verin. Sizin için her zaman yer var." ifadesini kullandı. Başka bir e-postada ise Epstein, "(Yıl başı sonrası Ocak ayının) 2'si veya 3'ü mükemmel olur. Gelip sizi alacağım." dedi.
Musk, verdiği yanıtta ise önce yıl başı sonrası 2 Ocak gecesi Los Angeles'a geri uçması gerektiğini bildirdi ancak ayrılışını bir gün erteleyebileceğini belirterek, Epstein'e "2'sinde adanıza ne zaman gelmeliyiz?" diye sordu.
CNN haberinde, söz konusu e-postalardan Musk'ın nihayetinde ziyaret edip etmediği net anlaşılmadığı ancak yazışmaların ikili arasında "daha önce ortaya çıkmamış bir iletişim düzeyini gösterdiği" savunuldu.
Musk daha önce Epstein'in Karayipler bölgesinde cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için sahip olduğu adaları ziyaret ettiği iddialarına karşı yaptığı açıklamada, "Epstein beni adasına götürmeye çalıştı ve ben reddettim" demişti.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Blanche, 30 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni belgeyi yayımlayarak, kamuoyunun erişimine açtıklarını söylemişti.
Ulusal basında Epstein'ın, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı ve bu adaların, kamuoyunda " Epstein'in Karayipler'deki suç adaları" olarak tanındığı aktarılmıştı.
Bill Gates de, Epstein dosyalarında kendisini konu eden iddiaları yalanladı
Dosyalarda yer alan bazı e-postalarda, Gates'in "Rus kızlarla" yaşadığı ilişkilerin ardından cinsel yolla bulaşan bir hastalığı o dönemki eşi Melinda'dan gizlemeye çalıştığı iddialarına yer verildi.
Gates'in sözcüsü, BBC'ye yaptığı açıklamada, iddiaların "asılsız ve saçma" olduğunu, Gates'in söz konusu suçlamalarla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını belirtti.
Bahsi geçen e-postaların Epstein'ın kendi kurgusu olduğunu savunan sözcü, "Bu belgeler, Epstein'ın Gates ile sürdürmek istediği ilişkiyi devam ettirememesinden duyduğu rahatsızlığı ve onu karalamak için ne kadar ileri gidebildiğini göstermektedir." ifadesini kullandı.
Epstein mağdurları, yeni açıklanan belgelerde isimlerin gizli tutulmasına tepki gösterdi
The New York Times gazetesinin haberine göre, Epstein mağdurlarından oluşan 18 kişilik grup, yaptıkları ortak açıklamada, açıklanan belgelerin Epstein'ın "suç ortaklarını sorumlu tutmak için" yeterli olmadığını söyledi.
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'ın mağdurları, kendilerinin kimliklerinin açıklanması ancak "istismar eden erkeklerin" isimlerinin gizli kalmasına tepkilerini ifade etti.
Mağdurlar, "Bir kez daha, mağdurların isimleri ve kimlik bilgileri ifşa edilirken, bizi istismar eden erkekler gizli kalmaya ve korunmaya devam ediyor. Bu çok çirkin bir durum." ifadelerini kullandı.
"Bu iş burada bitmedi." diyen mağdurlar, "tüm failler nihayet hesap verene kadar" mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı.
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Thomas Massie ve Ro Khanna, ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'a yazdıkları mektupta, mağdurların ifadelerini belgeleyen raporlar da dahil olmak üzere şu ana kadar yayımlanan belgelerdeki "sansürlemenin kapsamı ve tutarlılığı" ile ilgili endişelerini ifade etti.
Massie ve Khanna, tüm sansürlenmemiş belgeleri incelemek üzere Adalet Bakanlığı ile resmi bir toplantı talep etti.
Epstein soruşturmasında paylaşılan yeni dosyalarda eski Prens Andrew'un fotoğrafları yer aldı
Reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğrafları yayımlandı.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgeler arasında eski Prens Andrew'un yer aldığı fotoğraflar ve e-postalar dikkati çekti.
İngiliz kamu yayıncısı BBC, Mountbatten-Windsor'un yer aldığı fotoğrafları paylaşırken, eski prensin fotoğrafların birinde yerde yatan ve tamamen giyinik bir kadının karnına dokunduğu, diğer bir fotoğrafta ise yine aynı kadının yerde olduğu, kendisinin de "dört ayak" şeklinde doğrudan kameraya baktığı ifade edildi.
Fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiklerinin belirsiz olduğunu aktaran BBC, Epstein'ın, Mountbatten-Windsor'ı 26 yaşındaki Rus bir kadınla akşam yemeğine davet ettiğine ilişkin e-posta yazışmalarının da paylaşıldığını belirtti.
The Guardian ise açıklanan yeni belgelere göre, eski Prens Andrew'un, Epstein'ın ev hapsinden serbest bırakılmasının ardından onu Buckingham Sarayı'nda görüşmeye davet ettiğini öne sürdü.
Açıklanan belgelerde Mountbatten-Windsor'un 2010'da Epstein ile e-posta aracılığıyla haberleştiği ve bir yazışmada Mountbatten-Windsor'un, "Buraya, BP'ye gelirsen çok memnun olurum. Kiminle gelmek istersen gel, saat 16.00'dan 20.00'ye kadar burada olacağım." ifadelerini kullandığı belirtildi.
The Guardian, "BP" harflerinin Buckingham Sarayı'nın (Buckingham Palace) kısaltması olabileceğine işaret etti.
İngiltere Başbakanı Starmer, eski Prens Andrew'un ABD Kongresi'nde ifade vermesi gerektiğini söyledi
Japonya ziyaretinin ardından ülkesine dönerken basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Starmer, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğraflarının Epstein soruşturmasında paylaşılan yeni dosyalarda yayımlanmasına ilişkin konuştu.
Starmer, eski Prens Andrew'un ABD Kongresi'nde ifade vermesi gerektiğini anlatarak, "İfade verme konusunda her zaman şunu söyledim, bilgisi olan herkes, kendilerinden hangi biçimde istenirse istensin, bu bilgiyi paylaşmaya hazır olmalı." diye konuştu.
Bu yaklaşımın mağdur odaklı olmanın bir gereği olduğunu vurgulayan Starmer, "Bunu yapmaya hazır değilseniz, mağdur odaklı olamazsınız. Epstein'ın mağdurları birinci öncelik olmalı." değerlendirmesinde bulundu.
Starmer, Andrew Mountbatten-Windsor'un özür dilemesi gerekip gerekmediğine ilişkin soruya ise bunun "Andrew'un meselesi" olduğunu bildirdi.
Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğrafları yayımlanmıştı.
Eski prensin fotoğrafların birinde yerde yatan ve tamamen giyinik bir kadının karnına dokunduğu, diğer bir fotoğrafta ise yine aynı kadının yerde olduğu, kendisinin de "dört ayak" şeklinde doğrudan kameraya baktığı görülmüştü.
İngiltere Kralı Charles, kardeşinin ünvanlarını geri almıştı
Epstein kurbanlarından Virginia Giuffre'nin cinsel istismarla suçladığı Mountbatten-Windsor, hakkındaki tüm iddiaları reddetse de 2019'da tüm resmi Kraliyet görevlerinden çekildiğini açıklamıştı.
Ekim 2025'te Giuffre'nin iddialarının yer aldığı kitabın yayımlanmasıyla söz konusu iddiaların, Kraliyet Ailesi ve Kral Charles'ı meşgul ettiğini belirten Mountbatten-Windsor, "Prens" hariç tüm Kraliyet ünvanları, rütbe ve nişanlarını bırakacağını duyurmuştu.
Ancak Kral Charles, bir adım ileriye giderek "Prens" ünvanını da almış, kardeşinin bundan böyle "Andrew Mountbatten-Windsor" olarak hayatına devam edeceğini açıklamıştı.
Mountbatten-Windsor'ın yaşadığı Windsor Kalesi'ndeki Royal Lodge malikanesinin de elinden alınabileceği belirtilmişti.
Epstein dosyasındaki yeni belgelerde Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri yer alıyor
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerdeki Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri dikkati çekti.
Norveç'te yayın yapan NRK, yeni belgelerde Prenses Mette-Marit'in adının yüzlerce kez geçtiğini vurgulayarak, 2011'deki bir e-posta yazışmasında prensesin Epstein'ın ismini internette araştırdığını kendisiyle paylaştığını aktardı.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit de Norveç medyasına yaptığı açıklamada, Epstein'ın yaptıklarından sorumlu olduğunu ifade ederek, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum." dedi.
Epstein'a ilişkin yanlış kararlar aldığını aktaran Prenses, "Epstein ile herhangi bir şekilde iletişim kurduğum için pişman olduğumu belirtmek isterim. Bu durum son derece utanç verici." diye konuştu.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit, 2019'daki açıklamasında da Epstein ile buluşmasından pişmanlık duyduğunu aktarmış, 2013'te iletişimini kestiğini öne sürse de prensesin 2014'te Epstein ile Florida'da bir araya geldiği ortaya çıkmıştı.
Danimarka Kralı ve İsveç Prensesinin de adı geçiyor
Epstein dosyasına ilişkin açıklanan yeni belgelerde adının 2 kez geçtiği ifade edilen Danimarka Kralı Frederik'e ilişkin kraliyet açıklama yaptı.
Kraliyet, ulusal basınla paylaştığı açıklamada, Kral Frederik'in Epstein ile hiç tanışmadığını kaydetti.
Yeni açıklanan belgelerde ise Kral Frederik'in prens olduğu dönemde Epstein'ın iş bağlantılarından bir iş adamı ile görüştüğü ve bir kez özel bir akşam yemeğine katıldığı iddia edildi.
Belgelerde adı geçen bir diğer ismin ise İsveç Prensesi Sofia olduğu aktarıldı.
İsveç medyası, Prenses Sofia'nın 2012'de Epstein özel davetlisi olarak New York'ta bir film gösterimine katıldığını ifade etti.
İsveç Kraliyet Sarayı ise daha önce yaptığı açıklamada, Prenses Sofia'nın 2005'te Epstein ile birkaç kez görüştüğünü ancak 20 yıldır onunla hiçbir temasının olmadığını belirtmişti.
Epstein dosyasındaki yeni belgelerde adı geçen Slovak diplomat istifa etti
Slovak basınında yer alan haberlere göre, kamuoyuyla paylaşılan yeni Epstein belgelerinde Slovakya Başbakanı Robert Fico'nun Dışişleri ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Lajcak'ın da adı geçiyor.
Lajcak'ın Epstein ile yazışmalarının sık sık kişisel nitelik içerdiği ve bu görüşmelerde "kadınlar ve jeopolitik meseleler" dahil birçok konuda sohbet ettikleri görülüyor.
Epstein'ın, dönemin Slovakya Dışişleri Bakanı olan Lajcak'ı evine de davet ettiği ifade ediliyor. Yazışmalarda ikilinin, Slovakya seçimlerinden de sık sık bahsettiği kaydediliyor.
Lajcak, "360.sk" haber sitesine yaptığı açıklamada, Başbakan Fico ile ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon arasında bir görüşme ayarlamadığını ve "kadınların" hiçbir zaman sohbetin bir parçası olmadığını savunarak, iddiaları reddetti.
Başbakan Fico, Lajcak'ın istifasını kabul etti
Slovakya Haber Ajansı'na (TASR) göre, Slovakya muhalefet partileri, yeni Epstein belgelerinde adı geçmesi üzerine Lajcak'ın istifasını isteyen ortak bir açıklama yaptı.
Bunun üzerine Lajcak, istifa mektubunu Başbakan Fico'ya sundu. Fico da bu istifayı onayladığını açıkladı.
Fico, yaptığı açıklamada, Lajcak'ın istifa ederek önemli bir diplomat olduğunu kanıtladığını söyledi.
Başbakan Fico, Lajcak'ın istifasıyla Slovakya'nın diplomasi ve dış politika alanında bir deneyim kaynağını kaybettiğini ifade etti.
Belgelerde Hindistan Başbakanı Modi'nin ismi de yer aldı
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerde Hindistan Başbakanı Modi'nin ismi dikkati çekti.
Modi'nin isminin geçtiği 9 Temmuz 2017 tarihli belgede, "Hindistan Başbakanı Modi, ABD Başkanı'nın yararına İsrail'de dans edip şarkı söyledi. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi. İşe yaradı." ifadeleri öne çıktı.
Öte yandan NDTV televizyonunun haberine göre, Hindistan, Modi'nin Temmuz 2017’de İsrail’e yaptığı resmî ziyarete yönelik ifadelerin "hüküm giymiş bir suçlunun değersiz düşüncelerinden ibaret" olduğunu belirterek tepki gösterdi.
Modi'nin Temmuz 2017'de İsrail'e gerçekleştirdiği ziyaret, Hindistan ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin 1992'de başlamasının ardından Hindistan Başbakanı'nın yaptığı ilk ziyaret olarak kayıtlara geçmişti.
ABD Başkanı Trump, belgelerin kendisini suçlamadığını aksine akladığını savundu
ABD Başkanı Donald Trump, Florida'ya seyahati sırasında Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyanın kamuoyuyla paylaşılmasına ilişkin konuştu.
Beklentilerin aksine belgelerin kendisi aleyhine bir durum ortaya koymadığını savunan Trump, belgelerde gazeteci Michael Wolff'un Epstein ile kendisine siyasi açıdan zarar vermek amacıyla hareket ettiğinin görüldüğünü ifade etti.
Trump, "Kendim görmedim ama çok önemli bazı kişiler bana, bunun yalnızca beni aklamakla kalmadığını, aynı zamanda insanların, o radikal solun, umduğunun tam tersi bir tablo ortaya koyduğunu söyledi." diye konuşarak, Wolff'a ve gerekirse Epstein'in mirasına dava açabileceklerini belirtti.
Belgelerde Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un ismi de yer aldı
Emmanuel Macron'un ismi cumhurbaşkanı seçildiği 2017 öncesinde ve sonrasındaki çok sayıda belgede geçerken, bu belgelerde Epstein'ın Macron'un birçok konuda kendisinden yardım istediğini iddia ettiği görüldü.
Epstein 17 Eylül 2018 tarihinde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Borge Brende'ye vereceği bilginin gizli olduğunu belirterek gönderdiği e-postada şu ifadelere yer verdi:
"Macron'dan: 'Bu zorlukların daha iyi üstesinden gelmek için yönetişimin, uluslararası kurumların, taahhütlerin ve kamu ile özel paydaşlar arasındaki ilişkilerin biçimini ve sosyo-ekonomik araçları yeniden düşünmemiz, inşa etmemiz ve icat etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Daha ilerlemeci bir geleceği teşvik için hangi sosyo-ekonomik yenilikleri desteklersiniz?'"
Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri'nden iş adamı Sultan Ahmed bin Sulayem'in 22 Mart 2016'da Epstein'a gönderdiği e-postada Elysee Sarayında öğle yemeği yediğini ve o dönem Maliye Bakanı olan Macron ile "Fransa'daki işleriyle ilgili iyi bir görüşme yaptığını" belirttiği ortaya çıktı.
Epstein'ın 30 Ağustos 2018 tarihindeki e-posta yazışmasında ise Macron'un kendisinden "kurumlar, politikalar, bilim dahil hemen hemen her konuda fikir istediğini" iddia ederek, Macron'dan "Avrupa'ya liderlik etmek istiyor, belki dünyaya." diye bahsediyor.
Macron'un Epstein ile bağlantısına Fransız siyasetçiden tepki
Fransız Vatanseverler (Patriotes) Partisi lideri Florian Philippot ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, "Macron'un cumhurbaşkanlığı döneminde ve öncesinde Epstein ile doğrudan veya dolaylı iş ilişkilerine" tepki gösterdi.
Philippot, Macron'un Epstein ile bağlantısının "Fransız ulusal güvenliğini tehlikeye attığını" belirterek, soruşturma açılması çağrısında bulundu.
İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi, Epstein bağlantıları nedeniyle İşçi Partisi üyeliğinden istifa etti
İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Lord Peter Mandelson, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile bağlantılarına ilişkin yeni iddiaların ardından İşçi Partisi üyeliğinden istifa etti.
Eski Kabine Bakanı ve Büyükelçi Mandelson, İşçi Partisi Genel Sekreteri'ne gönderdiği istifa mektubunda, Epstein ile bağlantılarının yeniden gündeme gelmesi nedeniyle "daha fazla utanç yaratmak istemediğini" belirterek, parti üyeliğinden ayrılma kararı aldığını bildirdi.
Peter Mandelson, mektubunda, "20 yıl önce bana yapıldığı iddia edilen ve hatırlamadığım ya da kaydını tutmadığım mali ödemelere ilişkin, doğru olduğuna inanmadığım suçlamalarla yeniden ilişkilendirildim. Bunların tarafımca araştırılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Bu süreçte İşçi Partisi'ne zarar vermek istemediğine işaret eden Mandelson, bu nedenle parti üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu.
Mandelson, şunları kaydetti:
"Sesleri çok daha önce duyulması gereken kadınlar ve kız çocukları için bir kez daha özür dilemek istiyorum."
Epstein'ın Mandelson'a 75 bin dolar ödeme yaptığına dair kayıtlar yer aldı
ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçen cuma günü yayımlanan yeni belgelerde, Epstein'ın 2003 ve 2004'te Mandelson'a üç ayrı işlemle toplam 75 bin dolar ödeme yaptığına dair kayıtlar yer almıştı. Belgelerde her biri 25 bin dolarlık bu ödemelerin Epstein'a ait banka hesaplarından gönderildiği öne sürülmüştü.
Mandelson, yeni belgelerin yayınlanmasının ardından yaptığı açıklamada, bunların doğruluğundan emin olmadığını belirterek, Epstein'ı tanımış olmaktan ve onun 2008'deki mahkumiyetinin ardından aralarındaki ilişkiyi sürdürmüş olmaktan dolayı pişmanlık duyduğunu bildirmişti. Mandelson, mağdurlardan "kayıtsız şartsız özür dilediğini" ifade etmişti.
Kenya ve Pakistan'da görev yaptı
Diplomasi kariyerine 1997'de başlayan Turner, farklı görevlerde bulunduktan sonra 2007'de eski Başbakan Gordon Brown'ın Orta Doğu Özel Sekreterliğini üstlenmişti.
Devamında Nairobi Büyükelçiliği yaptıktan sonra eski Başbakan Theresa May'in Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcılığı ve Uluslararası İlişkiler Danışmanı olarak görev yapan Turner, 2019'da İslamabad Büyükelçisi olmuştu.
Pakistan'daki görevi 2023'te biten Turner, Dışişleri Bakanlığı Siyasi Direktörü olarak görev yaparken Ekim 2025'te İngiltere'nin BM Daimi Temsilcisi olarak atanmış ancak bu göreve başlamamıştı.
ABD'de 9 Eylül 2025'te ortaya çıkan yazışmalarda, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliğine Şubat 2025'te başlayan Peter Mandelson'ın Epstein'a, "En iyi dostum" diye hitap ettiği ortaya çıkmıştı.
Mandelson'ın Epstein'a gönderdiği doğum günü mesajında, "Gelsin diye saatlerce beklerdiniz. Çoğu zaman etrafınızda olduğuna alıştığınızda birden yine yalnız kalırdınız. Onun yerine eğlendirmeniz gereken bazı ilginç arkadaşlarıyla baş başa kalırdınız." ifadeleri yer almıştı.
Başbakan Keir Starmer, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Epstein ile ilişkisi ortaya çıkan Mandelson'ı 11 Eylül 2025'te görevden almıştı.
Ünlü tanıtımcı Siegal'ın Epstein'e e-postası dikkati çekti
Peggy Siegal, Epstein'e gönderdiği bir e-postada Kenya'nın başkenti Nairobi'ye gitmek üzere olduğunu belirtiyor.
Epstein'i seyahatinde nerelere gideceğine ilişkin bilgilendiren Siegal, "Sana başka bir hayat deneyimi için ne kadar teşekkür etsek az. Maasai savaşçıları bizi yemezse Somalili korsanlar yiyecek." ifadesi e-postada yer aldı.
Siegal'ın e-postasında "Senin için bir ya da iki küçük bebek getirebilirim. Kız mı erkek mi? Tam Madonna gibi." ifadesi öne çıktı.
Belgelerde, Melania'nın yönetmeni Ratner'ın fotoğrafı yer aldı
ABD Başkanı Donald Trump'ın eşi Melania Trump hakkında çekilen belgeselin yönetmeni Brett Ratner'ın Epstein ile birlikte görüntülendiği fotoğraflar, yeni yayımlanan belgelerin arasında yer aldı.
Fotoğraflarda, Ratner'ın, Epstein ve kimliği gizli iki kadınla birlikte bir koltukta sarılarak oturduğu görülüyor.
Söz konusu görüntülerin çekildiği tarihe dair bilgi paylaşılmadı.
Siegal ve Ratner, konuya ilişkin açıklama yapmadı.
Eski İsrail Başbakanı Barak, Trump'ı İsrail basınına konuşmaya ikna etmek için Epstein'den yardım istemiş
Belgelerde, eski İsrail Başbakanı Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak'ın 2016'da gönderdiği bir e-posta da yer aldı.
Barak, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail basınına röportaj vermesini sağlamak için Epstein'i ikna etmeye çalıştığı e-postada Kanal 2'nin Hillary Clinton ile bir röportaj ayarladığını belirterek, Trump'ın Kanal 10'da benzer bir röportajla ilgilenip ilgilenmediğini sordu.
Barak'ın, İsraillilerin ve özellikle İsrail'deki ABD vatandaşlarının büyük çoğunluğunun bu röportajı izleyeceğini kaydederek "ABD'ye önde gelen sunucularını, yetenekli ve pozitif bir (sarışın) bayanı göndermeye hazırlar." ifadesini kullanması dikkati çekti.
İsrail basını, yazışmanın 2016 yılında Clinton ile Trump arasındaki seçim yarışı sırasında yaşandığını, bu girişimin hiçbir zaman hayata geçmediğini ve "sarışın kadın"ın Trump ile röportaj yapma fırsatı bulamadığını kaydetti.
Barak'ın Epstein ile mahkumiyetinden sonra dahi yakın bağları olduğu belirtildi.
Belgelerde Putin'in yerine kimin geçebileceğinin tartışıldığı ortaya çıktı
11 Ocak 2012 tarihli belgede, o dönemde Rusya Parlamentosunun alt kanadı Duma üyesi olan İlya Ponomarev'in, "Devlet Başkanına karşı ayaklanmanın ana organizatörlerinden" olduğu öne sürüldü.
Belgede, "Eğer öldürülmezse, Putin'in yerini alıp kendisi başkan olabilir (er ya da geç olacak)." ifadesi kullanıldı.
Rus basınında yer alan haberlere göre, Haziran 2016'da Ukrayna'dan oturum izni alan Ponomarev, 2019'da Ukrayna vatandaşı oldu.
Ponomarev'in hakkında Rusya'da açılmış davalar bulunuyor.
Öte yandan belgelerde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin ismi de yer aldı.
Epstein'a 2019'da gelen e-postalardan birinde, "Zelenskiy, yardım arıyor. Putin, (Zelenskiy'nin) İsrailliler tarafından yönetildiğini söyleyerek küçümseyici tavır sergiliyor." ifadesi kullanıldı.
Norveç Başbakanı, Epstein ile iletişime geçen Norveçlilere "pişman olmalısınız" mesajı verdi
Norveç'te yayın yapan NRK'ye konuşan Başbakan Jonas Gahr Store, daha önce kamuoyuyla paylaşılmayan belgelerde ortaya çıkan yeni bilgileri tepkiyle karşıladığını belirtti.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit'in Epstein ile görüşmesinden pişmanlık duyduğu yönünde açıklama yaptığını anımsatan Store, "Ben de buna katılıyorum. Ayrıca Jagland da pişman olmalı." dedi.
Jagland da Norveç basınına yaptığı açıklamada, "Başbakana katılıyorum. Epstein ile iletişim kurduğum için pişmanım. Şimdi bildiklerimi o zaman bilseydim asla temas kurmazdım." diye konuştu.
Prenses Mette-Marit ise 31 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum." ifadelerini kullanmıştı.
Belgelerde eski ABD Başkanı Clinton'ın ekibine ait olduğu düşünülen e-posta yazışmaları ortaya çıktı
CNN'in ABD Adalet Bakanlığının cuma günü yayımladığı Epstein dosyalarına ilişkin analiz haberinde, Clinton'ın ekibinin, Maxwell ile yürüttüğü e-posta yazışmalarına yer verildi.
Haberde yer verilen uçuş kayıtlarında, Clinton'ın ekibiyle birlikte Epstein'ın özel jetiyle en az 16 kez uçtuğu, bu seyahatlerde genellikle Epstein ile Maxwell'in onlara eşlik ettiği ve uçuşların bazılarının birden fazla durağı olan kapsamlı uluslararası seyahatler olduğu görüldü.
E-postalarda Clinton'ın ekibindeki çalışanların isimlerinin karartıldığı, alıcı veya gönderici kısımlarında yalnızca "WJC" ibaresinin görüldüğüne işaret edilen haberde, bu ifadenin Clinton'ın başkanlık sonrası ofisi "William J. Clinton'ın" olarak değerlendirildiği belirtildi.
Yazışmaların içeriği
Yazışmaların büyük bölümünün eski başkanın seyahat ve yemek düzenlemeleri ile son dakika davetlerine ilişkin olduğu ve bazı yazışmalarda müstehcen ifadelerin yer aldığı görüldü.
Maxwell, Nisan 2003'teki bir e-postada, Clinton'ın ofisi olduğu düşünülen bir e-posta adresine, "Yemeğe geliyor olmana sevindim. JE, Clinton'ın da gelmek isteyip istemeyeceğini soruyor. Bana haber ver." mesajını gönderdi.
Aralık 2001'deki başka bir e-postada ise Clinton'ın ekibinin, İskoçya seyahati sırasındaki bir golf organizasyonunu ayarlamak için Maxwell'den Prens Andrew'un telefon numarasını istediği dikkati çekti.
Ayrıca, Maxwell'in Clinton'ın bir çalışanına gönderdiği e-postada, kendisini "yakışıklı" bulduğunu belirterek cinsel içerikli ifadeler kullandığı görüldü.
Öte yandan, belgelerde Maxwell'in doğrudan Clinton'a e-posta gönderdiğine ya da Clinton'ın Maxwell'e yazdığına ilişkin bir kanıta yer verilmedi.
"Clinton hayatında yalnızca iki kez e-posta gönderdi"
Clinton'ın Sözcüsü Angel Urena, yaptığı açıklamada, Clinton'ın Epstein dosyalarındaki e-postaların hiçbirini göndermediğini belirterek, "(Gönderenin) Kim olduğunu doğrulayamam, sadece kim olmadığını söyleyebilirim: Bill Clinton." ifadelerini kullandı.
Clinton'ın hayatında yalnızca iki kez e-posta gönderdiğini ve bunun da başkanlık döneminde olduğunu vurgulayan Urena, birini, Dünya yörüngesindeyken eski astronot ve Senatör John Glenn'e, diğerini ise Adriyatik'te görev yapan ABD askerlerine gönderdiğini söyledi.
Belgelerde ismi geçen İsveçli BM temsilcisi Rubinstein istifa etti
İsveç'teki Expressen gazetesi, Epstein dosyasında adı geçen Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) İsveç'teki temsilcisi Joanna Rubinstein'in görevinden istifa ettiğini duyurdu.
UNHCR İsveç'in İletişim Sorumlusu Ulrika Belin de istifa haberini Expressen'e doğrulayarak, "Joanna, kendisi görevinden ayrılmayı seçti." ifadesini kullandı.
Rubinstein ise Expressen'e Epstein ile sadece bir kez görüştüğünü belirterek, "Ailemle birlikte tatildeydik, Epstein tarafından davet edildik. Sosyal bir etkinlikti. Onunla ilk ve tek karşılaşmam bu oldu." açıklamasında bulundu.
Yeni paylaşılan belgelerde Rubinstein'in, Epstein ile 2012'deki e-posta yazışmaları paylaşıldı. Rubinstein'in "Cennet gibi bir yerde harika öğle yemeği için teşekkür ederim. (Epstein) Sizinle nihayet şahsen tanışmak, benim için ayrı bir mutluluktu." ifadelerini kullandığı belirtildi.
Jeffrey Epstein olayı
En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.
Açıklanan Epstein dava dosyalarında ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.
- Yeniden eskiye
- Eskiden yeniye
- Öne Çıkanlar






