BIST118.485%0.00
USD6.8655%0.00
EURO7,7768%0.05
ALTIN393,65%-0.02
Akit HaberDünyaFrankofon generalin şatafatlı yenilgisi
Dünya

Frankofon generalin şatafatlı yenilgisi

Sabah Gazetesi yazarı Ferhat Ünlü, Hafter ile ilgili önemli bir yazı kaleme aldı. Ünlü yazısında, Libyalı General Halife Belkasım Hafter'in, 21 yıl boyunca ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı'nın (CIA) ana karargâhının bulunduğu Langley Virginia'da yaşadıktan sonra ülkesinde iç karışıklıklar başlar başlamaz Libya'ya döndüğünü açıkladı.

29 Haziran 2020 09:51

Sabah Gazetesi yazarı Ferhat Ünlü, Hafter ile ilgili önemli bir yazı kaleme aldı. Ünlü yazısında, Libyalı General Halife Belkasım Hafter'in, 21 yıl boyunca ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı'nın (CIA) ana karargâhının bulunduğu Langley Virginia'da yaşadıktan sonra ülkesinde iç karışıklıklar başlar başlamaz Libya'ya döndüğünü açıkladı.

Libyalı General Halife Belkasım Hafter, 21 yıl boyunca tam da ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı'nın (CIA) ana karargâhının bulunduğu Langley Virginia'da yaşadıktan sonra ülkesinde iç karışıklıklar başlar başlamaz Libya'ya döndü.

ABD'de resmi dokümanlara adını Hafter değil, 'Hifter' olarak yazdırmıştı. Bunun, Hitler ve hatta onun baş kurmayı Himler'in adını çağrıştırması anlamlı bir rastlantıdır.

Buraya, 1990 yılında Çad'da savaş esaretinden kurtarıldıktan sonra Kenya'ya götürülmesinin ertesinde getirilmişti. 'Spartalı' muamelesi gören 300 askeriyle birlikte… CIA, Hafter ve askerlerini göçmen programı kapsamında ABD'ye götürdü. Hafter, ABD'de iken ülkesinde gıyabında yargılandı ve Libya halkına karşı suç işlemekten ölüme mahkûm edildi. Ancak bu ceza, bugüne dek infaz edilemedi.

En üst seviyede CIA korumasına girene kadar Hafter, Kenya'da geçici oturum almıştı. CIA ve Kenya deyince akla PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın 15 Şubat 1999'da Nairobi'de yakalanıp Türkiye'ye teslim edilmesi geliyor. Hafter de en az Öcalan kadar terörist, ne var ki Amerikalılar vaktiyle onu kendi şemsiyeleri altında korumayı yeğlemişlerdi.

Aynı Hafter, ABD'nin Soğuk Savaş yıllarındaki baş hasmı Sovyetler Birliği'nde de üç sene askeri eğitim aldı. 1970'li yılların sonunda… Burada Rusça öğrendi. Elbette 'Ya panimayu paRuski' (Rusça biliyorum) seviyesinin epey ötesinde… Rusça'nın yanı sıra İngilizce, İtalyanca ve de Fransızca'yı konuşabiliyordu. Hem Batı, hem Rusya böyle bir adamı kullanmasın da ne yapsın!

Son aylarda adını sık sık duyduğumuz Halife Hafter'i Türkiye kamuoyuna ilk tanıtanlardan biri Libya'da uzun yıllar bulunmuş, bu ülke üzerine çalışan Eyüp Sağcan oldu. Arap Baharı denilen süreci ve 'Batı'nın petrolü, Ortadoğu'nun kanı' (Önümüzdeki günlerde Sağcan'ın bu isim de bir kitabı çıkacak) denklemini derinlemesine anlamak için Libya'da kimin kim olduğunu bilmek çok önemliydi.

Sağcan, Arap Baharı'nın ilk dönemlerinde (2011-2013 arası) Türkiye'nin Mağrip ve Ortadoğu'dan gelen sermayeye ev sahipliği yaparak büyük bir ekonomik avantaj elde ettiğini, ancak sonra bunun tersine çevrildiğini söylüyor. 2013'ten sonra Kuzey Afrika ve Ortadoğu'dan Türkiye'ye gelen büyük işadamları sürecin Batı lehine çevrilmesiyle ülkemizdeki yatırımlarını geri çekmeye başladılar. Bu süreç 15 Temmuz 2016'ya dek devam etti.

Ardından Ağustos 2016'da Fırat Kalkanı Harekâtıyla başlayan sınır ötesi hamleyle Türkiye, yavaş yavaş bu süreci tersine çevirmeye başladı. Libya'da Birleşmiş Milletler'in (BM) desteklediği meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile yapılan Deniz Yetki Alanları Anlaşması sonrasında Türkiye'nin UMH'ye verdiği askeri destekle Hafter güçlerini bozguna uğratması bu lehte dönüşümün son tezahürü.

Aslında Hafter güçlerinin gerilemesi, ülkemize yönelik bütün ekonomik operasyonların bir rövanşı niteliğinde. Çünkü Doğu Akdeniz'de ekonomik çıkarlarını koruyabilen bir Türkiye, Arap Baharı'ndaki kayıp yılları telafi etmiş olacak.

Buradan basarsak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un "Türkiye, Libya'da tehlikeli bir oyun oynuyor" demesi boşuna değil. Yıllarca yatırım yaptığı 'Frankofon' (Fransızca konuşan) generalin onca şatafatlı desteğe rağmen geriletilmiş olması Macron için büyük kayıp çünkü.

Paris'in, Hafter'i kayıtsız şartsız desteklediğini dünya âlem biliyor. En başta da kendileri… Fransız devlet radyosu Radio France'ın uluslararası yayın yöneticisi Jean-Marc Four, katıldığı bir programda Fransa'nın, darbeci Hafter milislerine silah temin ettiğine dair birçok ciddi kanıt olduğunu söyledi. Hatta bir adım öteye gitti ve dedi ki, "Fransız diplomasisinin neredeyse gizlemeden Libya'da Hafter'i desteklemesi hukuki olarak sorgulanmalıdır."

Fransa'nın da desteklediği Hafter'in yenilgisi, geçtiğimiz ay milislerinin, ülkenin batısındaki stratejik Vatiyye Üssü'nden çıkarılmasıyla başlamıştı. UMH güçleri, Hafter milislerini bu üsten çıkardıktan sonra başkent Trablus'un güneyinde aralarında Yermük, Hamza ve Tikbali askeri kamplarının da bulunduğu stratejik noktaları teröristlerden arındırmıştı. Bütün bunlar, Türkiye'nin hava savunma şemsiyesi (SİHA'lar) sayesinde olabildi.

ABD'de resmi dokümanlara adını Hafter değil, 'Hifter' olarak yazdırmıştı. Bunun, Hitler ve hatta onun baş kurmayı Himler'in adını çağrıştırması anlamlı bir rastlantıdır.

Yorumlar