Bakan Kurum: Milletimizin emanetinin hesabını devletimiz soracaktır

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bir dizi ziyarette bulunmak üzere geldiği Kahramanmaraş'ta 'Türkmedya Dirençli Şehirler Zirvesi Programı’na katıldı. Programda Bakan Kurum'un yanı sıra, Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, milletvekilleri ve ilçe belediye başkanları da yer aldı. Bakan Kurum burada yaptığı açıklamada, 6 Şubat'ta Kahramanmaraş sokaklarında gözyaşı, evini, işini, aşını en önemlisi de ailesini kaybetmiş insanlar gördüğünü söyledi. Depremin 11 ilde 14 milyon insanı etkileyen asrın felaketi olduğuna dikkat çeken Kurum, "Ve bugün itibarıyla da gerçekten bu zor süreçte Kahramanmaraş'ın insanları, vakuruyla, duruşuyla, o metanetiyle aslında hepimize önderlik etti. Ben her enkaz başına gittiğimde şunu gördüm, ‘Devletimiz var olsun’ dediler. Devlet ebet müddettir kavramı vardır bizde biliyorsunuz. O ilk gün, enkazların kaldırılmaya başlandığı o ilk saatlerde bile vatandaşımız devletine, Sayın Cumhurbaşkanımıza güvendi ve hiçbir zaman biz de o güveni boşa çıkarmadık. Aslında biz bir emaneti üstlendik ve emanet sahibi insanlar olarak da o sorumluluk bilinciyle çalışmaya gayret gösterdik. Hep birlikte çalıştık burada valimizle, bakanımızla, milletvekillerimizle, belediye başkanlarımızla el ele verdik” dedi.

'45’İNCİ GÜNDE KONUTLARI TESLİM ETMEYE BAŞLADIK'

O dönem tezviratlar yapanların, ‘Devlet nerede?’, ‘Bu enkazın altından kalkamazlar’ diyenlerin olduğunu belirten Kurum, şunları söyledi:

“Aslında buradaki başarısızlığı bekleyenler oldu. Biz kulaklarımızı kapattık ve hep birlikte Kahramanmaraşlı hemşehrilerimiz ve kardeşlerimizle el ele verdik ve asrın inşası dediğimiz bu inşa sürecini yürüttük. Kolay değildi, yani alışılagelmiş düzenle baktığınızda işte ilk önce bir enkazı kaldırırsınız, ardından plan yaparsınız, ardından inşaat sürecine başlarsınız. Bizim böyle bir vaktimiz yoktu. O emaneti aldığımız saat itibariyle biz hızlı hareket etmek, Kahramanmaraş’ın ihtiyaçlarını gidermek zorundaydık ve Kahramanmaraş'ı eskisinden daha güzel, eskisinden daha sağlam, daha güvenilir bir şehir haline getirmek mecburiyetindeydik. İşte bu bakışla çalıştık ve bir taraftan enkaz kaldırdık ama bir taraftan da yeni şehri inşa edecek adımlarımızı attık. O yüzden alışılagelmişin dışında, işte 15’inci günde temel attık. Yani bir taraftan enkaz kaldırılıyordu ama bir taraftan da mimarlarımız, mühendislerimiz, plancılarımız en sağlam zeminde, fay hatlarından uzak yeni konutların inşaatı için seferberlik yürütüyorlardı ve 45’inci günde hiç unutmuyorum konutlarımızı teslim etmeye başladık. O zaman deprem esnasında ‘Yapılamaz’ diyenlerin açıkçası moralini bozduk.”