''Türkiye Küresel Güç Olabilir''
Uzun yıllar Güvenlik Bilimleri üzerine çalışmalar yürüten ve geçmişte NATO konusunda eğitimlere de katılan Onur Dikmeci, Ankara'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nin yansımalarını anlattı.
NATO Zirvesi Ankara’da gerçekleştirildi. Bu zirvenin analizini uzun yıllar Güvenlik Bilimleri üzerine çalışmalar yürüten ve geçmişte NATO konusunda eğitimlerede katılan Onur Dikmeci anlattı.
Türkiye muazzam bir NATO organizasyonuna imza attı. Dolayısıyla zirve her bakımdan Türkiye için yapıcı olmuştur. Fakat ben Zirve Bildirgesi’ni zayıf buldum. Kamuoyunda tartışılan NATO 3.0 konseptinin ilan edileceğiydi. Zaten bu konsept NATO Genel Sekreterliği düzeyinde 2012’den beri tartışılmaktaydı. Aslında NATO’nun kurulduğu Soğuk Savaş Düzeni 1.0’lık düzeyi ifade ediyordu. 1990’dan itibaren bloksuz bir yapı ve Bosna’dan Afganistan’a alan dışı müdahaleleri 2.0. düzeydi. ABD’nin Asya-Pasifik’e askeri ağırlık kaydırması, NATO’nun bölge veya kıta dışı ittifak hamleleri, Avrupa’nın daha etkin bir rol üstlenmesi ise 3.0 düzey olacaktı. Ankara Bildirgesi’ne baktığımızda NATO’nun çok tartışılan 5. Maddesine kuvvetli atıf yapılmıştır. Öteden beri Türkiye’de bazı çevrelerde de bu konu gündeme getirilmiş Türkiye’nin askeri bir savaş yaşaması durumunda 5. Maddenin işletilmeyeceği savunulmuştu. Oysa bu konuyla ilgili bütün üyeler ortak kanaat bildirdi. Lahey Savunma Taahüdü ise geleceğe düşülmüş bir nottur çünkü 2035’e kadar üye devletlerin yüzde 5’lik bir savunma payı ayırması beklenmektedir.
Dikmeci: NATO’nun Kaderi Türkiye’ye Türkiye’nin Kaderi Erdoğan’a Entegredir
Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin en geç 2030’da bu oranın yakalanacağını önceden belirtmişti. Bu durumda şu analiz iddialı olmayacaktır; NATO’nun kaderi Türkiye’ye Türkiye’nin kaderi Erdoğan’a entegredir. ABD Başkanı Donald Trump zirve Türkiye’de düzenlenmese katılmayacağını belirtti ve Sayın Cumhurbaşkanından övgülerle söz etti. Genel Sekreter Rutte ile açıklamasında ise Türk ordusunun çok güçlü olduğundan ve modern teçhizatları kullandığından açıkça bahsetti. Amerika dediğiniz ülke NATO bütçesinin yüzde 57’sini tek başına karşılıyor. Ve NATO kurulduğundan beri ise bütün Başkomutanları Amerikalı askerlerden seçilmiştir. Yani ittifak içi bir kriz Türkiye sayesinde önlendi. Türkiye’nin savunma sistemleride göz önünde bulundurulduğunda bütün bu güç bileşenlerinin devam ettirilmesi gerekir. Savunma sanayi uzun solukludur ve asla duramazsınız. Sürekli üretmek, geliştirmek, sisteme entegre etmek ve pazarlamak durumundasınız. Buna da Dördüncü Nesil Savunma denir. İşte bunların sürdürülmesi Türkiye’nin atılımı için önemlidir ve bu atılımda en büyük pay Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aittir.
NATO Teknoloji Doğrultusunda Güncelleniyor
Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne vurgu ve İran’ın nükleer silahlardan arındırılma temaları zaten beklenen hususlardı. Türkiye’de bu konularda hem fikirdir. Dikkat ederseniz askeri konularla ilgili tek bir kelime bile piyade, tank, top gibi ifadeler geçmemiştir. İnsansız sistemler, hava, füze, uzay, siber, istihbarat gibi konular işlenmiştir. Ayrıca Zirve’de konuşulan en önemli konulardan biri askeri ve ticari uzay uydularının Uzay Gözetleme Programı adı altında birleştirilmesi ve takibidir. Böylece karanın ve kara savaşının daha uzaydan kontrol edileceği stratejik temellere oturtulmuştur. Çünkü savaşların karakteri değişiyor. Uzun yıllardır 4. Nesil Savaşları yaşadığımız temellendiriliyor. Buna hibrit savaş konsepti de dahildir. İster asimetrik ister konvansiyonel olsun teknoloji olmadan savaşamazsınız. Teknoloji şu anda asli unsur değil ama on yıl sonra bu yönde bir eğilim gelişecek. ABD’nin İran’ı vurduğu son savaşta tek bir piyade kullanılmadı. Benim analizime göre bu konular Zirve’nin en önemli gündem maddeleridir
Bir de Türkiye’de hemen her şeyi eleştiren bir kitle var. Türkiye’nin NATO’da ne işi olduğunu sürekli gündeme getiriyorlar. Devlet nezdinde zaman zaman şikayetler olmuştur fakat bu ciddi bir tasarı olarak milli güvenlik politikası yapılmamıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın manifestosu diyebileceğimiz yazdığı kitap olan “Daha Adil Bir Dünya Mümkündür”de NATO, Rusya ve Çin ile eleştirilmiştir ve adil bir düzen savunulmuştur. Bu durum Türkiye’nin vizyon ilanıdır. Fakat NATO üyeliği konusu ve organizasyonları Sayın Cumhurbaşkanı tarafından eleştirilmemiş ve Türkiye’de ki azınlıktaki müzmin kitleye gereken cevap dolaylı olarak verilmiştir.
NATO’ya Jeostratejik Zorunluluktan Dolayı Üye Olduk
Türk kamuoyunda hatta akademik entelektüel camiada Türkiye’nin NATO’ya dahiliyeti tartışılmış ve üyeliğin gerekli olmadığıyla ilgili görüşler bazı gerekçelerle temellendirilmiştir. Eleştirel görüşlerin bulunması güvenlik kültürünün gelişmesine katkıda bulunabilir. Ancak Türkiye, NATO’ya jeostrarejik zorunluluklardan dolayı üye olmuştur. Aslında NATO başlangıçta Türkiye’yi kabulde istekli değildi. İngiltere’nin projesi gereği kurulacak Ortadoğu komutanlığına üye olması tasarlanmıştır. Fakat Türkiye, modern bir askeri ve siyasi mekanizmaya ihtiyaç duymuştur. Ayrıca o dönem Ortadoğu ülkelerinde Sosyalist akımlarda yaygındı ve bu ülkeler istikrarsızlık sergiliyorlardı.
1940’ların sonunda Türk Ordusu’nda Yüzbaşı üzeri kadrolarda birikme yaşandı. Ordu yaşlanıyordu, hantaldı ve modernize değildi. Bazı askeri birliklerde kömürlü araçların ve katırlı bazı araçların bulunduğu kaydedilmiş o dönem Türkiye’ye davet edilen Amerikalı askeri uzmanlar bu durum karşısında şaşkınlıklarını gizleyememişlerdir. Ayrıca Sovyetler Birliği’nin yayılma kabiliyeti Türkiye tarafından tehdit olarak algılanmıştır ve bu tehdit kesinlikle suni bir gerekçe değildir. Neticede karşılıklı dialoglar ve ihtiyaçlar neticesinde NATO’ya üye olunmuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Milli Güvenlik Bürokrasisinde Devrim Yaptı
Şimdi ifade edeceğim görüşlerim tamamen tarafsızlık dahilinde öne sürülmüştür ve yakın tarih dahilinde ispatlanması gayet makuldür. Cumhurbaşkanı Erdoğan Milli Güvenlik bürokrasisinde bir devrim yapmıştır. Buradaki devrim hususu yalnızca savunma sanayisinin gelişip büyümesiyle ilgili değildir. Silahlı Kuvvetler, Erdoğan döneminde postmodern küresel bir güç haline gelmiştir. Çok değil 2008’li yıllara kadar Silahlı Kuvvetler çok kalabalıktı ancak sınır dışına operasyon geliştirme kabiliyetinden yoksundu. O yılki Güneş Harekatı’nın başlayıp bitmeside bu görüşü ispatlar ve bu durum o dönem kamuoyunda tartışılmıştır. Tabiki bu durumun çeşitli sebepleri vardır. Ancak günümüzde Türk Ordusu uluslararası hukuk dahilinde pekçok sınır ötesi operasyon yapmış ve Türkiye’nin milli güvenliğini koruyan bir güç haline gelmiştir. Eskinin “Rejim Bekçisi Ordu” yapısından “Sınırların Bekçisi Ordu” yapılanmasında bir dönüşüm gerçek anlamıyla köklü bir yeniliktir. Bu sert gücün ivme kazanması Türkiye’yi hem bölgede hem de NATO içerisinde etkin bir konuma yükseltti.
Dikmeci: Bir Sonraki NATO Genel Sekreterini Cumhurbaşkanı Erdoğan Belirleyebilir
NATO Genel Sekreterleri 4 yıllığına seçilirler ve bu süre gerektiğinde uzayabilir. Genel Sekreter bu yapının en üst mercii olarak karşımıza çıkar. Öteden beri şunu savunuyorum yakın gelecekte bir Türk, NATO Genel Sekreteri olacaktır. Çünkü küresel güvenlik sisteminin buna ihtiyacı var. Büyük Güçler olarak gösterilen İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkelerin orduları mı var? Daha düne kadar Almanya, ABD ile Rusya’ya karşı korunmak için pazarlık yapıyordu. Fransa öncülüğünde Avrupa Ordusu için girişimler başlatıldı ancak bu proje başlamadan bitti yani ölü doğdu. Bugün NATO, ABD ve Türkiye sayesinde istikrarını sürdürür. ABD’nin NATO’dan ayrılacağını düşünmüyorum ancak bir doktrin güncellemeye çalışıyor. Bu düzende bir Türk’ün NATO Genel Sekreteri olması yönünde önü açılmıştır. Burada isim veya kimlikleri konuşmak bizlerin işi değil. Ancak şunu söylemek iddialı olmayacaktır, muhtemelen bir sonraki dönemde NATO Genel Sekreteri bir Türk olacak ve bu kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret ettiği isim olacaktır. Yani Erdoğan, muhtemelen Dünya’nın en büyük savunma ittifakının akıbetini belirleyecektir.
Türkiye Küresel Güç Olabilir
Türkiye bugün bölge altı güçten bölgesel güç seviyesine yükselmek üzere. En büyük iki rakibi arasında olan İran ve Rusya savaşlarla çok yıprandılar. Ancak son NATO Zirvesindeki temaslarda gösterdiki NATO kuvvet dağılımı ve karargahları ilerleyen süreçte Türkiye merkezlide olmaya devam edecektir. Merkez ABD’den Türkiye’ye kayma eğilimi gösterebilir. ABD, NATO’nun etkin üyesi olarak devam eder ancak daha çok Yıkıcı Teknolojiler ve Güney Çin Denizi merkezli yığınak stratejiside belirleyebilir. Adımları ve Think Tank raporları bunun emarelerini veriyor.
Bu gelişmelerle Türkiye, küresel güç seviyelerinede yükselebilir. Bu makro projelerde netlik sağlanırsa devlette ona göre yapılanır. Yani iç istikrarın sürdürülmesinden taraf olur.
NATO tarafından Rusya’nın uzun vadeli tehdit olarak değerlendirilmesi normal bir durum. Burada akıllara şu soru gelebilir: NATO, Rusya’ya karşı Türkiye’yi mi kullanmak istiyor? Ne Rusya eskisi gibi istikrarlı, ne NATO’da bu yönde siyasi bir güç var ne de Türkiye “Eski Türkiye”.
Onur Dikmeci Kimdir?
Sivil ve askeri enstitülerde Güvenlik Bilimleri, Uluslararası İlişkiler gibi dallarda eğitim almıştır. Türkiye’de pekçok Think Tank bünyesinde NATO, Türkiye-ABD ilişkileri, Türk Güvenlik konsepti konularında çalışmalar yürütmüştür. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nı yazdığı kitapta Türkiye’de ilk kez akademik olarak incelemiştir. Güvenlik, istihbarat bilimleri ve Türkiye güvenlik sistemiyle ilgili 12 kitap yazmıştır.