ABDÜLHAMİD HAN'A MEKTUP; DÜN OYUN BUGÜN KONSER
.
ABDÜLHAMİD HAN'A MEKTUP; DÜN OYUN BUGÜN KONSER
Aziz Hakânım, Devlet-i Aliyye’nin muhafızı, inancın ve izzetin sarsılmaz bekçisi Sultan Abdülhamid Han Hazretleri’ne…
Zamanın ötesinden, yorgun ama hâlâ imanla ayakta duran bir ümmetin içinden size sesleniyoruz. Yıllar önce Avrupa sahnelerinde İslam’a hakaret eden bir tiyatro oyununu duyduğunuzda gösterdiğiniz hassasiyet, bugün bizler için yalnızca bir tarih notu değil; bir şuur, bir diriliş çağrısıdır.
Siz, bir sahne oyununu sıradan bir eğlence olarak görmemiştiniz. Çünkü biliyordunuz ki, sahnede oynanan her oyun, aslında zihinlerde kurulmak istenen bir düzenin habercisidir. Bu yüzden Paris’te, Londra’da, Roma’da ve hatta okyanusun ötesinde, Amerika’da dahi diplomatik mücadeleler vererek o oyunu durdurmuş; yalnız toprakları değil, ümmetin onurunu da savunmuştunuz.
Bugün, aynı topraklarda, İstanbul’da, benzer bir imtihanla karşı karşıyayız.
Şehrin kalbinde düzenlenmek istenen bazı konserlerde; maskeler, karanlık semboller, kutsala hakaret eden sözler ve şeytani imgeler sahneye taşınmak isteniyor.
Rusya'da 'satanist' ilan edilip sınır dışı edilen Slaughter to Prevail ve sahnede İncil yırtıp kutsallara küfreden Behemoth, 10-11 Şubat'ta Zorlu PSM'de sahne alacaktı. Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkiler, İstanbul'da düzenlenmesi planlanan iki konsere odaklanmıştı. Rusya Devlet Başkanı Putin'in "gençliği zehirledikleri" gerekçesiyle ülkeden kovduğu ve Polonya'da ve İtalya'da dini değerleri aşağıladıkları için defalarca yargılanan grupların konum olarak İstanbul'u seçimi bir tesadüf olamazdı...
10 Şubat'ta sahne alacağını düşünen; Rus menşeli grup, liderleri "Alex Terrible" (Aleksandr Shikolai) öncülüğünde karanlık bir imaj çizmekle kalmıyor, grup, sahnede cinleri ve şeytanı simgeleyen maskeler takarken aynı zamanda şarkı sözlerinde ve kliplerinde de şiddet ve karanlık imgeler ile şeytana övgüler diziliyor.
Rus Ortodoks Kilisesi ve devlet yetkilileri, grubun gençlerde "şeytanı normalleştirdiğine" hükmederek konserlerini yasakladı. Hapis riskiyle karşılaşan grup lideri, 2022'de ABD'ye kaçmak zorunda kaldığını itiraf edişi ise bilgi ve belgelerle sabittir.
Bu etkinlikler, yalnızca müzik adı altında sunulan masum eğlenceler değil; gençliğin ruhuna yönelen, ifrit maskeleri ve şeytanî semboller ile sembolik bir kuşatma gibidir. Kimlik arayışındaki gençlerin zihinlerine karanlık imgeler, inançsızlık ve değer boşluğu aşılanmak istenmektedir.
Aziz Hakânım, sizin döneminizde bir tiyatro oyunu için ayağa kalkan bir devlet vardı. Çünkü siz, kültürel saldırının da askeri saldırı kadar tehlikeli olduğunu görmüştünüz. Tıpkı devletin Hudut çizgilerinin olduğu gibi; ahlakın, dinin, kültürün ve sosyal yapıyı oluşturan kutsalların da hudut çizgilerinin varlığına dair köklü bir bilinci taşımaktaydınız. Bugün ise aynı mesele, konser sahneleri üzerinden yeniden karşımıza çıkmaktadır.
Lakin şükür ki, bu millet hâlâ sizin miras bıraktığınız şuur ve manevî değerlerinden tamamen kopmuş değildir. Toplumun vicdanı milli ve manevî şuur ile ayağa kalkmış, anne-babalar, gençler ve inancını korumak isteyen yüzlercesi seslerini sosyal medya üzerinden yükseltmiştir. Tepkiler büyümüş ve sonunda bu karanlık organizasyonun önü kesilmiştir. Bu zafer; iman ile beslenen vicdanın, köklerinden kuvvet bulan iradenin, cihanın beklediği Sancağı taşımanın verdiği şuurun zaferidir. Bir kez daha bu hadise; bize bir gerçeği daha hatırlattı Ümmet, tek yürek olduğunda, en sinsi bin yıllık tuzakları bile boşa çıkarabilir. Yeter ki bilinç diri, iman canlı, toplumsal değerlerimiz üzerindeki birlik ve beraberliğimiz sağlam olsun.
Sizin devrinizde diplomasiyle engellenen bir oyun, bugün halkın iradesiyle iptal edilen bir konser olarak karşımıza çıktı. Lâkin bir asır öncesinde olduğu gibi aynı cevabı aldı. Bu, tarihin aslında bir ibret aynası olduğunu bir kez daha gösterdi. Dün sahnelerde oynatılmak istenen hakaret, bugün farklı maskelerle karşımıza çıkıyor. Fakat millet uyanık olduğunda batıl yine zail olup, oyun yine bozuluyor. Karanlığın ifrit gölgesi iman ile beslenmiş vicdanlarda erimeye mahkûm oluyor.
Aziz Hakânım, bugün bizler de sizin gibi düşünüyoruz.
Toprakları korumak kadar, zihinleri korumak da bir devlet meselesidir. Kaleleri savunmak kadar, kalpleri savunmak da bir vazifedir. Ve biliyoruz ki, birlik olduğumuzda, tek yürek, tek bilek olduğumuzda; ne şeytani planlar, ne kültürel saldırılar, ne de karanlık projeler bu milleti yolundan çevirebilir.
Hür vicdanlara yapılmış olan; toplumsal boyutta ki, bu kültürel ve manevi saldırının ise sizin vefaat yıl dönümünüze denk gelmiş olması ise manidardır. Bazı tarihler ve mekânlar birileri tarafından özenle stratejik olrak seçildiği ortadadır. Vakit ayık olma, bir ve diri olma vaktidir...
Ruhunuz şad, mekânınız cennet olsun.
Sizin miras bıraktığınız dirayet ve basiret, hâlâ bu topraklarda yankılanmaktadır.
Dualarla ve hürmetle…
Sosyolog Berrin YAĞLIOĞLU