AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Özel'in Özarslan'a yönelik sözlerine tepki:

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik partisinin MYK toplantısı sonrasında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Ömer Çelik'in açıklamaları şu şekilde:

Deprem bölgesi kısa bir süre içerisinde toparlandı. Milletimizin, bir kez daha çeşitli felaketlerle karşı karşıya kalsa da asla tökezlemeyeceği, devletimizin asla yenilmeyeceği bir kez daha gösterilmiş oldu. Elbette o hatıraları unutmuyoruz. O büyük acının ardından tek tek vatandaşlarımıza ulaşmak için devlet ve hükümet ilk andan itibaren yoğun bir faaliyet yürüttü. Aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri de ilk andan itibaren yoğun bir çabayla oradaki canlarımıza ulaşmaya çalıştı. Havaalanlarının hasar gördüğü, köy yollarının kapandığı bir ortamda son derece zorlu bir mücadele verildi ve çok büyük harcamalar yapıldı. Aynı şekilde sivil toplum kuruluşları da tek tek bölgeye gitti. Bir kez daha görüldü ki bir olduğumuzda, birbirimizi hiçbir zaman ve hiçbir yerde terk etmeyiz. Her türlü ayrılığı ve gayrılığı bir kenara bırakır, bu bütünleşmeyi sağlarız. O gün olduğu gibi bugün de bu zorlu mücadele en güçlü şekilde verildi ve büyük oranda başarıya ulaşılmış oldu.

MESUT ÖZARSLAN'IN CHP'DEN İSTİFASI

CHP Genel Başkanı'nın kullandığı ifadeler siyasi tarihimizde eşi benzeri olamayan bir skandal. Hem üzücü hem de utanç verici. CHP bu duruma nasıl düşüyor? Kürsüye çıktıklarında demokrasi, hukuk, siyasi diyalog diyorlar. Bu mesajlarda seviye yok. Konuşmak bile utanç verici. Yapılan savunmalar o mesajlardan daha kötü. Özür dilenmesi gereken konu.

MESUT ÖZARSLAN AK PARTİ'YE KATILACAK MI?

Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok.

"CHP ZİHNİYETİ ENKAZ ALTINDA KALDI"

Cumhurbaşkanımız ilk andan itibaren o günün ardından her toplantımızda bu konuyu gündeminde tuttu ve en yakın şekilde takip etti. Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Bey mesaisinin büyük bir kısmını bölgede geçirdi ve büyük bir gayretle çalıştı. Bütün ekiplerimiz, bütün işçilerimiz ve bütün kardeşlerimizin emeğiyle bugün bu sonuca ulaşılmış oldu. İnşallah daha ileri safhalara da geleceğiz.

Tabii o zamanı hatırlayın, bir yandan felaketle uğraşırken bir yandan da dezenformasyonla ve yalanlarla mücadele ediyorduk. Maalesef çok ucuz ve üzücü hırsızlık ile yağma olayları yaşandı. Bütün bunlarla hep beraber mücadele edildi ve bütün dünyanın gözü önünde bu mücadele başarıyla verildi. Bu yıl dönümünde en üzücü olaylardan biri ise CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'in kullandığı üslup ve söylediği sözlerdi. Burada yapılanları gölgelemeye ve lekelemeye çalışan bir üslup içerisinde, kendilerine ait belediyelerin katkılarını anlatmaya çalışırken aslında bunların birçoğunun katkı olmadığını itiraf eden sözler ortaya koydu. Oysa Türkiye Cumhuriyeti Devleti merkezi yönetimiyle, belediyeleriyle bir bütündür ve bununla ilgili bir ayrım söz konusu değildir. Hangi sivil toplum örgütü olursa olsun, hangi partiden belediye olursa olsun, hangi kurum ya da hangi vatandaşımız olursa olsun bu koşturması ve iştenliği her zaman takdiri, saygıyı ve teşekkürü hak eder. Ancak Sayın Özgür Özel'in üslubuna, burada yaptığı konuşmalara ve hakikatleri görmezden gelme gayretine hep şahit olduk. Orada CHP yönetiminin söylemi ve zihniyeti bu yıl dönümünde bir kez daha enkaz altında kaldı. Bu üzücüydü. Ama bunların bir önemi yok. Çalışmaya devam edeceğiz. Gayret etmeye devam edeceğiz. Yaraları sarmaya devam edeceğiz. Dezenformasyonla da mücadele edeceğiz. Diğer konularla da mücadele edeceğiz.

"YOĞUN BİR RAMAZAN FAALİYETİ YÜRÜTECEĞİZ"

Ramazan ayı geliyor. Bütün vatandaşlarımızın Ramazan ayını şimdiden tebrik ediyoruz. Allah hayırlı bir Ramazan geçirmeyi iftarıyla, orucuyla, sahuruyla nasip etsin. Bunun yanı sıra hem vatandaşlarımızla teşkilat olarak hem milletvekillerimizle hem de MKYK üyelerimizle buluşacağız. Bakanlarımızla birlikte sahada olacağız. Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz. Bununla ilgili olarak Teşkilat Başkanımız Ahmet Büyükgümüş yapılacak faaliyetlere ilişkin bugün bir sunum yaptı. Sunumu merkezimizden onay aldı. Bu faaliyetler Ramazan ayı boyunca güçlü bir şekilde yürütülecek. Ramazan ayı boyunca Suriye'deki kardeşlerimizin hiçbirini de yalnız bırakmayacağız ve buna dönük hazırlıklarımızı sürdürüyoruz.

"DÜNYANIN PARÇALANDIĞI BİR DÖNEMDEYİZ"

Dünyanın parçalandığı, kurumların yıprandığı, kurumların dağıldığı, temel ilkelerin aşındığı bir dönemden geçiyoruz. Geçen basın toplantımızda da ifade etmiştim. Bunun en büyük örneklerinden biri, dünya düzeninin ve dünyadaki neoliberal hâkimiyetin temel ideolojisinin pekiştirilmesine dönük olarak kullanılan zeminlerden biri olan Davos'ta ortaya çıkan tablonun büyük eleştirilerin odağı hâline gelmesiydi. Genelde Davos'ta yeni dünya düzeninin önümüzdeki dönemde nasıl olacağı ve neoliberal düzenin kendi hayatiyetini nasıl sürdüreceğine dair argümanlar, söylevler, oturumlar ve konferanslar gündeme gelirken küresel güney olarak adlandırılan ülkelerde eleştiriler dile getirilir. İlk defa bu sene Davos'ta neoliberal düzenin elitleri bu düzenin artık işlemediğini ve yanlış gittiğini itiraf eden söylemlerde, açıklamalarda ve analizlerde bulundular. Bunların bazıları örtülü, bazıları ise açık şekilde tartışmalara yol açtı. Hatta bazı diplomatik krizlerin de sebebi oldu. Dolayısıyla belirsizlik çağı herkes tarafından tescil edilmiş oldu. Düzenin bilinen sorunlarının bir şekilde yönetildiği ya da tolere edildiği ifade edilirken artık tolere edilemez bir hâle geldiği de görülmüş oldu.

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ GELİYOR

Dünyada tartışılan bir konu da, sosyal medya konusu. Sosyal medya konusunda bir çalışma yapıyoruz. Milli egemenliğin bir parçası olarak siber egemenliğin korunması için bu çalışmaları yapıyoruz. Cumhurbaşkanımız siber egemenliğimizi korumak için bu konuya dikkat çekiyor. Batıdan bu konuda dikkat çekici açıklamalar geliyor.

Hem çocuklara musallat oluyorlar, hem de ülkelerin egemenliğine musallat oluyorlar. Bunlar özgürlüğümüzü korumak için yapmamız gerekenler.

Değerli arkadaşlar, İran'la ilgili konu da yakından takip etmemiz gereken bir başlıktır. Müzakereler başlamıştır ve biz bu müzakereler yoluyla sorunların çözülmesinin son derece önemli olduğunu değerlendiriyoruz. İran'a dışarıdan yapılacak bir müdahale yanlış analizlere dayanır. İran'da siyasal ve sosyal alanda sorunlar bulunmaktadır ancak bunları İran toplumu kendi dinamikleriyle çözmelidir.

Müdahalenin çok büyük istikrarsızlıklara yol açacağını, Orta Doğu'dan Akdeniz'e, Asya'nın belli bölgelerinden Kafkaslar'a kadar çok ciddi sıkıntılar yaratacağını tahmin etmiyoruz, bunu net bir şekilde biliyor ve görüyoruz. O sebeple dış müdahale seçeneğinin, özellikle askerî müdahale seçeneğinin hiçbir şekilde gündeme alınmaması gerekir. Elbette nükleer dosya gündemdedir, balistik füze meselesi gündemdedir, İran'ın bölgesel politikaları gündemdedir ancak bütün bunların tek bir torba hâlinde ele alınması sonuca götürmez. Burada müzakerenin imkânlarını ve kabiliyetlerini doğru kullanmak gerekir. Bu dosyaların tek tek ele alınarak, tek tek çözülmesi yoluyla ilerlenmesinde fayda vardır ve her türlü dış müdahale seçeneğinden uzak durulması son derece önemlidir.

ÖZDEMİR BAYRAKTAR BELGESELİNİ ÖZELLİKLE GENÇ ARKADAŞLARIMIZ İZLEMELİ

Biz iktidara geldiğimiz ilk günden itibaren birçok vesayet alanıyla mücadele ettik. Aslında partimizin kurulduğu günden bu yana mücadele ettiğimiz en temel mesele, Türkiye'nin önünü açmak, demokrasinin önünü açmak, ekonomik büyümeyi sağlamak ve insanımızda bir özgüven devrimi yaratmaktı. Bunun başında da vesayetle mücadele geliyordu. İç vesayetle mücadele ettiğimiz gibi bugün, biraz önce ifade ettiğim sebeplerle, teknoloji oligarklarının temsil ettiği ilkesiz bir dünyanın ve kurumların çözüldüğü bir düzenin ortaya çıkardığı küresel vesayetle de mücadele etmek gerekiyor. Bugün partimizde, bakanlıklarımızda ve kurumlarımızda görev alan birçok arkadaşımız Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde verilen o vesayet mücadelesinin bizzat içinde yer aldı ve o karanlık günlerin bir parçası oldu. O günler yaşanmadan hatırlanması mümkün değildir çünkü dışarıdan anlatmakla, kitap yazmakla bu karanlığı tarif etmek kolay değildir. Karanlığın nasıl bir duygu olduğunu, nasıl kodlara sahip olduğunu ve bir ülkenin üzerinde nasıl bir kasvet yarattığını anlatmak son derece zordur. Ne kadar edebiyat yeteneğiniz ya da analiz gücünüz olursa olsun, ne kadar anlatırsanız anlatın sonu gelmez. Türkiye böyle bir karanlığın içinde yaşıyordu ve bunu pek çok alanda gördük. Bunun çok önemli boyutlarından biri de savunma sanayii alanında Türkiye'nin önüne çıkarılan engellerdi. Türkiye'nin millî güvenliğine zarar verecek ölçüde, dışarıdan yapılan müdahaleler kadar içeriden yapılan müdahaleler de söz konusuydu. Bu sürecin yeniden hafızalarda tazelenmesi açısından, Millî Teknoloji Hamlesi'nin öncülerinden merhum Özdemir Bayraktar'ın belgeselinin özellikle genç arkadaşlarımız başta olmak üzere herkes tarafından izlenmesini arzu ederiz. Ben bu belgeseli izlediğimde yaşanmış olaylara dair yeni bilgiler gördüm ve bazı boşlukların dolduğunu hissettim. Orada süreci anlatan arkadaşlarımızın verdiği örnekler, Türkiye'nin vesayetle mücadelesinin özellikle savunma sanayii alanında da millî egemenliği koruma, bir bakıma Türkiye'nin siyasal namusunu koruma mücadelesi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. TEKNOFEST kuşağı açısından bir akıncı olan Özdemir Bayraktar'ın belgeseli, aslında kendi hikâyelerinin anlatımıdır. Anlatılan senin hikâyendir. Bu özgüven devriminin nasıl başladığının hikâyesidir. Orada sıradan gibi görünen görevlerde bulunan kişilerin, bir kişiyi ya da kurumu engellemek adına, askerimizin hayatına mal olacak sonuçlar doğuracak şekilde nasıl müdahalelerde bulunduğu da görülmektedir. Böylece Türkiye'nin ne kadar büyük badireler içinden geçerek bugünlere geldiği açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu belgeselin, Millî Teknoloji Hamlesi'nin öncülerinden bir akıncının hikâyesini anlatan bu çalışmanın, gerek siyasete ilgi duyanlar gerek millî tarihe ilgi duyanlar gerekse bu ülkede ne olup bittiğini farklı alanlardan anlamak isteyen herkes için çok önemli olduğunu özellikle ifade etmek isterim.

DEVLET BAHÇELİ İLE UZUN YOLLARI BİRLİKTE YÜRÜYECEĞİZ

Değerli arkadaşlarım, bugün aynı zamanda Cumhur İttifakı ortağımız, Türk siyasetinin köklü çınarı Milliyetçi Hareket Partisinin kuruluşunun 57. yıl dönümüdür. 57 yıl önce Adana'da kurulan bu hareketin merhum lideri Alparslan Türkeş'i bir kez daha rahmetle anıyoruz. Sayın Devlet Bahçeli'ye, Milliyetçi Hareket Partisi yöneticilerine ve mensuplarına en içten tebriklerimizi iletiyoruz. Cumhur İttifakı olarak çok zorlu yollar açtık, büyük bir mücadele verdik ve Allah'ın izniyle bundan sonra da hem bölgesel politikalar hem de iç siyaset açısından daha uzun yolları birlikte yürüyeceğiz. Bu vesileyle Milliyetçi Hareket Partisi'nin 57. kuruluş yıl dönümünü bir kez daha içtenlikle tebrik ediyor, emeği geçen herkesi şükranla anıyoruz.