BIST3.015,72%-0,14
USD18.1037%0.25
EURO18,2331%-0.20
ALTIN1.019,17%-0.23

Stratejik ortaklıklar yeniden kuruluyor

Sabri Balaman

Abone OlGoogle News
02 Ağustos 2022 08:47

Geçtiğimiz ay 19 Temmuz’da “Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı” gerçekleştirildi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Tahran’da olmaları bölgeye dair yaptıkları açıklamalar açısından çok önemli idi. Bölgede barış ve huzurun tahsisi için ciddi başlıklar adı altında görüşmeler yapıldı. ABD’nin son dönemlerde batı ittifakı adı altında Yunanistan üzerinden Akdeniz havzasını yönetmeye kalkması, İsrail çıkarları açısından bölgede oluşturduğu defakto durum açısından son derece tehlikeli bir oyundur. Bu oyunu iyi bilen devletlerin başında sanırım Türkiye gelmektedir. Son yılların oyunbozan Türkiye’si batı ittifakını ciddi şekilde rahatsız etmektedir.

Peki, dünden bugüne ne değişti, şu an ise gözler 5 Ağustos’ta, Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, günübirlik Soçi ziyareti ve Rusya Devlet Başkanı Putin’le birebir görüşme yapması Atlantik açısından rahatsız edicidir. Bölgemizde yeni dengelerin kurulması açısından, güvenlik politikasına everildiği açık bir şekilde tehdit olarak bilinmektedir.

Türkiye, Doğu Akdeniz’de Rusya ile beraber bir denge kurabilir. ABD’nin uzun bir zaman diliminde bölgeyi istikrarsız kılması, İsrail güvenlik çemberi adı altında bölgeyi insansız ve işgal politikasını sürdürmesi bölge ülkeleri açısından büyük tehdit olarak görülmektedir. Rusya, Türkiye ezeli düşman olarak görülse de, Siyonist karakolu, ABD kadar tehlikeli değildir.

Joe Biden’nın Ortadoğu ziyareti sonrası, bazı jeopolitik dengeler açısından önemli gelişmeler oldu, pasifik okyanusunda Çin egemenliğini artırarak sürdürmesi ABD’nin dönemsel olarak kimileri kabul etmese de jandarmalık görevlerinde kısıtlamaya zorlanmaktadır. İnandırıcı bir dış politikadan uzak ezici ve insanlık dışı tutumu, ABD’nin güvenilmez zorunlu dost ve ya müttefik sınıflandırmasıdır.

ABD’nin bölge politikaları açısından yakın coğrafyamızda dost kategorisinden uzaklaştığı aşikâr, ancak yeni etnik unsurlar üzerinden, bir takım ittifaklar arayışındadır. Bu ittifaklar kimlerdir diye soracak olursanız, PKK/YPG/PEJAK veya bir diğer unsur da, azınlık Süryani karma Hristiyan azınlık ittifakıdır.

Bölgemizde pek de samimi gözükmeyen bazı azınlıkların varlığı, bilinçaltı yapılanmaları devlet tarafından izlenmelidir, bazı gayrimenkul zenginlerin bölgemizde nasıl güçlü hale geldiği bilinmelidir. Bazı vakıflar adı altında batı desteği sağlandığı, gayrimenkullerin kimlerin hesabına nasıl geçirildiği geleceğimiz açısından kontrol edilmelidir. Bu açıklamamın ana sebeplerinden biri olarak gördüğüm tehlikeye parantez açılmasıdır. Tek taraflı bir gözlemden çok İngiliz merkezli bazı kuruluşların ülkemizde yaptığı faaliyet çalışmasıdır. Bu faaliyet çalışmaları Amerikan politikalarına hizmet etmesi, Akdeniz’de gelişen dengeleri batıya hizmet edecek biçimde şekillendirmesi olarak görülmesidir.

Yakın zaman diliminde Kuzey Kıbrıs Türk kartını birileri masaya yatıracak, daha da önemlisi bu kartı güçlü bir şekilde İngiltere kullanacak, BP petrol Akdeniz sahasında pay talebinde bulunmaktadır. Shell gibi, bazı önemli İngiliz enerji şirket oluşumlarının Akdeniz’de pay talebinde bulunması sizleri şaşırtmasın, bunların tamamı bir Batı destekli yapılanmadır. Türkiye olarak bölgemizde güçlü yeni ittifaklar kurmak zorundayız. Çok yönlü açık kapı diplomasisinin Türkiye’nin yararına olduğu kanısındayım. Dolayısıyla Rusya hem bir partner hem de komşuluk bağları açısından ABD’den daha önemlidir.

ABD, Türkiye’yi 15 Temmuz sonrası dost kategorisinden çoktan çıkardı ve ABD tarihsel bir düşman olarak devlet kayıtlarında not edilmelidir. ABD’nin yakın zaman diliminde Türkiye’ye uyguladığı ambargolar ittifak dışı tutumu göstermektedir. ABD kongre üyelerinin geleneğinde bir roma hayranlığı mevcuttur, dolaysıyla F-35’lerde olduğu gibi F-16’da görmekteyiz yani kısacası müttefik olarak görmek aptallık olmaktan geçer, Türkiye’yi izole etmeye çalışan ABD’nin hangi dostluğundan bahsedeceğiz. Rum’un sıcak sohbetinden komşu olmaz, ABD postundan da dost olmaz.

Başkan Erdoğan’ın Soçi’ye ziyareti bence çok önemlidir. Bölgemizde yeni planlamalar yapılırken seyirci olmaktan çok, aktör veya oyuncu konumunda olması daha önemlidir. Tarih yeniden yazılırken bölgede seyirci olmaktan çok oyuncu konumunda bulunan Erdoğan’a şükran borçluyuz. Vesselam…

Sabri Balaman

Akit TV köşe yazarı