BIST2.380,90%0,36
USD15.8482%-0.38
EURO16,9419%0.80
ALTIN937,31%-0.56

'Emperyalizmin öncüsü misyonerler'

Mustafa Albayrak

Abone OlGoogle News
02 Temmuz 2021 22:42

Emperyalizmin Öncüsü Misyonerler Batı da Kilise, din ve ruhbanlık o kadar önemlidir ki; her ne kadar kendilerini dinden soyutlamış olduklarını, kilise ve ruhban sınıfından ayırdıklarını söyleseler de bırakın ayrılmayı, tarih yazmayı bile kendi din adamlarına ve misyonerlerine yaptırmak için çabalamışlardır.

Zannediyorum 1985 yılının sonları veya 1986 yılının başları idi. Üniversite 1. sınıfta idim ve Beyazıt Meydanında ki gazete bayisinden o zamanlar aylık 100 bin tirajı olan ve merhum Prof. Dr. M.Esad Coşan Hocanın çıkardığı “İslam” isimli mecmuayı aldığımda kapakta ne göreyim bir de?

“Emperyalizmin Öncüleri Misyonerler” Evet, kapak hatırladığım kadarı ile bu idi.

Acaba dedim “Hristiyan din adamlarının emperyalizmle veya sömürgecilik ile ne alakaları olsun ki?”

Onlar değil miydi bizlere “Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması gerektiğini” empoze eden?

Daha sonraları meşhur Afrikalı şu cümleyi öğrenmiştim yine üniversite öğrencilik yıllarımda...

“Misyonerler Afrika’ya geldiğinde bizim topraklarımız, onların İncilleri vardı. Dua edelim dediler. Gözlerimizi kapattık. Açtığımızda, bizim incilimiz, onların toprakları vardı”

(Kenya'nın kurucu devlet başkanı Jomo Kenyata, Batı ülkelerinin Afrika’ya gelişini bu sözlerle dile getirmişti.)

Evet, toprak işgallerini bile misyonerler vasıtası ile yapan emperyalistler tarih yazımını hiç din adamsız düşünürler miydi?

Tabii ki Hayır!

Şimdi size bunlardan bahsedeceğim biraz.

Nereden aklıma geldi derseniz söyleyeyim

Bir kaç gündür büyük tarihçilerimizden ve merhum Halil İnalcık gibi Tarihin Kutbu kabul edilen ( ifade Sayın Emine Çaykara’ya aittir ) büyüklerimizin bile onun ekolünden olduğu bilinen merhum Ord. Prof. Ömer Lütfü Barkan'ı okuyorum.

Özellikle ''İstila Devirlerinin Kolonizatör Türk Dervişleri'' isminde ki muazzam eserinde çok güzel bilgiler edinmek mümkün oluyor.

İşte bu eserde “Herbert Adams Gibbons” isimli bir zatın kitabına vurgu yapılır. ( 8 Nisan1880, Maryland -7 Ağustos 1934, Avusturya )

Adams Gibbons’un kitabının orjinal adı “The Foundation of the Ottoman Empire - Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu” (A History of the Osmanlı up to the Death of Bayazıt ( 1300-1403 ) Oxford the Calarendon Pres 1916 ) Yani birinci Cihan Harbi esnasında yazılan bir eserin sahibi.

Herbert Adams Gibbons'a göre “400 çadırdan oluşan göçebe bir Oğuz Türk boyunun 3 kıtada 622 sene sürecek ve 20 milyon km2 den fazla alanda nüfuzu olan bir imparatorluk kurulması imkansızmış”

İddiaya verilen cevapların bu tezi çürütmesinden evvel Adams Gibbons’un kim olduğuna bakalım...

Yukarda söylediğim gibi Gibbons bu eserini 1.Cihan Harbinin en muhataralı dönemlerinde yani 1916 yılında yazar. Çünkü kendisi savaş öncesinde İstanbul Robert ve Tarsus Amerikan Kolejlerinde tarih ve siyasi ekonomi dersleri vermiştir. Yani bir öğretmendir.

Ama Gibbons sadece bir öğretmen değil, aynı zamanda da bir Papazdır.

Şöyle der Papaz, Öğretmen, Tarihçi! Gibbons;

“Osmanlı ülkesinde bilhassa İstanbul’da ve inhitatının (yıkılışının) en felaketli devrinde geçirdiğim dört sene beni bu imparatorluğun menşeilerini ( kökenlerini ) araştırmaya sevk etti!”

Fakat çok açıktır ki Gibbons kütüphanelerde araştırma yapmasının çok ötesinde bu kitabı ortaya çıkaran çok daha farklı siyasi nedenler de mevcuttur.

Türkleri öğretmenlik yıllarında yakından tanıma imkânı bulunan Gibbons, hükümet yetkilileri ile ( tabii ki İttihad ve Terakki ) ve Jön Türkler ile de temas halindedir.

( Zaten Türk Milletine zarar vermiş bir insan görmedim ki bu iki cereyana temas etmemiş olsun!!! )

Adams Gibbons 1.Cihan Harbi esnasında Afrika, Asya ve Avrupa ile alakalı yazdığı raporlarıyla dünyayı yeniden şekillendirecek büyük güçlere hizmet etmek amacındadır.

( Tabi bu küresel güçlerin kimler olduğunu söylememize gerek yok değil mi? )

Kitabında Anglo-Amerikan ittifakından bahsetmesine bakılırsa bu gücün hangi unsurlarından oluştuğunu anlamak güç olmayacaktır.

A.Gibbons Tarsus’ta Adana olaylarına şahit oldu...

Eşi Helen D.Gibbons bu olaylara dair “The Red Rugs of Tarsus - Tarsus'un Kırmızı Kilimleri” adlı bir eser kaleme aldı.

Yani sadece kendi değil eşi de boş durmamış. Adams Gibbons’ da ayrıca 1915 tehciri ile alakalı ''The Blackest Page of the Modern History - Modern Tarihin En Kara Sayfası '' isimli bir kitap yazdı.

Bu kitapta Türklerin sistematik ve özenle hazırladıkları bir plan dahilinde soykırım yaptıklarını! Yaklaşık bir milyon Ermeni’yi öldürdüklerini iddia eder ve bu hadiseyi modern tarihin en kara sayfası olarak değerlendirir. ( Tarsus un Kırmızı Kilimleri 2009 Pencere Yayınları )

Talat, Enver ve Cemal Paşalarla, Cavit, Hayri, Ahmed Rıza, Dr. Nazım, Hacı Adil, Bedri, Hüseyin Cahit beylerin bu olaylardan sorumlu olduklarını ileri sürer.

Ve en önemlisi bu Papaz Gibbons “Hristiyan Medeniyetinin bu olaylara tepkisiz kalmaması gerektiği iddiasıyla onları görevlerini yapmaya çağırır.”

Adams Gbbons’un eseri aynı yıl Ermeniceye de çevrilerek, Ermeni iddialarına temel teşkil etmesi için kullanılır.

Bunun yanında Helenizme olan hayranlığını gizleme ihtiyacı duymayan Gibbons Venezilos hakkında yazdığı biyografide Yakındoğu’da bulunduğu sırada, Türkler kadar Balkan halkları ile de yakın ilişkiler kurduğunu, her ırkın kendine has vasıfları bulunduğunu “Topluma Hiç Bir Şey Katmayan Ve Baskın Bir Irk Olan Türklerin Boyunduruğundan”

Balkanlarda ki her milletin zarar gördüğünü ileri sürer.

( H.Adams Gibbons , Venizelos Boston Houghton-Mifflin Company 1920-S;10)

Gibbons’a göre Doğu Avrupa ve Asya’da düzenin sağlanması için Amerikalılara düşen vazife, Ermeni ve Rumları desteklemektir.

Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü Yunanlılara bir zamanlar sahip oldukları topraklara tekrar sahip olma fırsatını vermektedir...

Gibbons’a göre Helenizm’in doğuşu İstanbul ile son bulmayacaktır.

Helenlerin birliği Yunan halkına, bu halkın Venizelos’a verecekleri desteğe bağlıdır.

İstanbul’un, 8 milyon Giritlinin! Zeto Venizelos duasıyla yakın zamanda Yunanlıların eline geçmesi mukadderdir.( a.g.e s:376 )

Gibbons’un kitapları ve kitaplarındaki dile getirdiği görüşleri bir yana İngiliz istihbaratı, savaş ve propaganda bürosu ile münasebetleri ve “Arnold Toynbee” ile ilişkisi de dikkat çekicidir.

1915 yılında yayımladığı “Nationality and The War -Milliyet ve Savaş” adlı eserde medeniyetler savaşından bahseden Toynbee, Şubat 1916’da İngiliz siyasetçi Lord Bryce’in yardımcısı olarak atanır ve müşterek yayınlayacakları “Armenian Atrocite; The Murder of a Nation - Ermeni Vahşeti; Bir Milletin Öldürülmesi” adlı kitapçık için aynı yıl Gibbons’a müracaat ettiği görülür.

Arnold Toynbee konu ile alakalı materyaller toplarken milliyetçi ve devrimci Ermeni örgütlerinin yanı sıra Amerikan misyoner liderleriyle de yakın işbirliği içerisinde çalışmış.

Ermeni milliyetçisi Bogos Nubar’la yakından ilişkisi olup, Ermeni davasını destekleyen çok sayıda büroşür ve makale yayınlayan Gibbons’la mektuplaşmıştır...

Kaynak: (Nevzat Uyanık- Dismantling the Ottoman Empire Britain,America and the Armenian Question, London; Routledge, 2016 s: 47 )

Yine Gibbons’un, Venizelosun Paris Barış Konferansında öne sürdüğü iddiaları haklı bulması, onun Osmanlı’nın kuruluşu hakkındaki iddialarını şüpheli kılar...

Adams Gibbons’un bu hilafı hakikat iddiaların cevaplarını zaten büyük tarihçi merhum Fuad Köprülü, Ömer Lütfü Barkan ve onun ekolünden gelen başta merhum büyük tarihçi Halil İnalcık cevaplamış ve çürütmüştür. Ama şu an bizim mevzumuz bu değil.

Biz burada daha çok Gibbons isimli sözde tarihçi ve öğretmen ama aslında bir ilahiyatçı ve papaz olan bu zatın ülkemize gelip tarihçi ve öğretmen sıfatı ile nasıl çalışmalar yaptığına dikkatinizi çekmek istiyorum.

Bu zat aslında kimdir? Daha yakından tanıyalım.

Gibbons, Herbert Adams ( 1880-1934 ) ABD’li gazeteci ve tarihçi.

Çağdaş dünya tarihi ve Osmanlı Devleti’nin kuruluşu üzerine yaptığı araştırmalarla tanınmıştır.

1880’de ABD’nin Maryland Eyaleti’nde Annapolis’te doğdu,1934’te Avusturya’da Grundlsee’de öldü.

Babası Presbiteryen mezhebinden bir din adamı idi...

1902’de Pennsylvania Üniversitesi’ ni bitirdi. 1907’de Princeton Üniversitesi’nde master derecesini elde etti. Daha sonra Princeton Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirerek Presbiteryen kilisesinde papaz oldu.1909’da Türkiye’ye gelerek Tarsus’ taki Amerikan Koleji’nde (St.Paul’s College)ders verdi ve araştırmalar yaptı.

Daha sonra Paris’e giderek New York Herald adlı Amerikan gazetesinin Avrupa muhabiri olarak çalışmaya başladı. Öte yandan kazandığı bir burs aracılığıyla araştırmalar yaptı. 1910-1913 arasında İstanbul’da Robert College’da tarih ve siyaset bilimi dersleri verdi. 1911’de Libya’daki Türk-İtalyan Savaşı 1912 ve 1913’te de Balkan savaşları üzerine gazetesine haber iletti. 1. Dünya Savaşı sırasında Fransa, Mısır ve Sudan’da muhabir olarak görev yaptı.

1919’da Princeton Üniversitesi’nde ders verdi... Aynı yıl Washington’ daki Army War College’da ( Harp Okulu ) onursal doçent olan Gibbons yaşamının sonuna değin burada öğretim üyeliği yaptı.

Tarihsel araştırmalarıyla da tanınan Gibbons, Amerikan Tarih Derneği ve Londra Kraliyet Tarih Derneği üyesiydi...

Evet, az çok tanıdık Adams Gibbons’u değil mi?

Gibbons bilim adamı veya tarihçi kisvesi altında Anadolu’yu tekrar Umumda Hristiyanlaştırmak ama hususiyette ise Rumlaştırmak veya Ermenileştirmek olan bir papazdır.

Hem de Pensilvanya Üniversitesinden mezun bir papaz.

Nasıl Tanıdık geldi mi?

Emperyalizm din adamlarını Anadolu’nun tekrar Hristiyanlaşmasında, Rumlaşma ve Ermenileşmesinde nasıl kullanmakta?

Adams Gibsson’a verilen cevapları ve bilimsel olarak iddialarının çürütülmesini ise inşaAllah başka bir yazıda detaylı ele alacağız.

Mustafa Albayrak

Akit TV köşe yazarı