BIST1.407,19%8.6976
USD8.7035%-0.78
EURO10,3514%-1.01
ALTIN496,95%-1.17
Akit HaberYazarlarMustafa AlbayrakASİMETRİK SALDIRILAR SÜRÜYOR

ASİMETRİK SALDIRILAR SÜRÜYOR

Mustafa Albayrak

Abone OlGoogle News
02 Haziran 2021 08:35

Gerek Sayın Cumhurbaşkanımıza, gerekse Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında olan ve ona destek verenlere karşı amansız bir asimetrik taarruz sürmektedir.

2013 Aralık’tan beri kelle koltukta FETÖ ile mücadele edenleri çeşitli dezenformasyon ve manipülasyonlarla sanki FETÖ’cü gibi göstermeye kalkmak net FETÖ üslubu ve yöntemidir!



Dikkat ederseniz, Sayın Erdoğan’a destek veren ve yanında olan kim varsa itibarsızlaştırılmak ve yok edilmek isteniyor!

Peki, bu nasıl olabiliyor veya kısmen de olsa bazen kendi kitlelerini bazen de ortada olan ve kim daha yoğun propaganda yaparsa onun rüzgârına kapılan kısmi kitleleri inandırabilmektedirler.

Aslında çok basit bir yöntemle gerçekleşmektedir.

Buna asimetrik taarruz ya da asimetrik saldırı diyoruz.

Bu aynı zamanda psikolojikte bir harp yöntemidir.

Bunun için hedeflenen lider, kişi, müessese ya da sivil toplum ve onların yanında olanlar iki türlü saldırıya maruz kalırlar… (Askerliğini topçu yapanlar bilir top atışına tutularak) Önce yıpratılır (yumuşatılır) ve bilahare itibarsızlaştırılarak yok edilmeye çalışılır.

Biz önce bunu kişi bazında ele alalım.

Sayın Cumhurbaşkanımızı ve medyada savunan bir avuç vatan sevdalısına karşı bu şu şekilde gerçekleşmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın muhafazakâr, mütedeyyin kimliği hedef alınarak onu Cumhuriyetimiz ve demokrasi için bir tehdit olduğu söylenerek “Laiklik ve Atatürkçülük” hassasiyetleri olan kesimlere “Bakın Cumhurbaşkanı Erdoğan elinde olsa sizin yaşam tarzınıza müdahale edecek, şeriatı getirecek ve herkesi kendi doğrultusunda yaşamaya mecbur edecek” diyerek hedef göstertir ve yıpratma kampanyası yaparlar.

Buna iştirak edecek medya hazırdır...

Bunlar başta illegal karanlık oda ve aparatları, sonra 1945 ten beri ABD Gladio’sunun emrinde ki emekli gazetesi, sonra eski pornocuların çıkardığı ve sahibi FETÖ’den firari şahsın Sözcüsü paçavra ve Belediye medyası dediğimiz son dönem TV ve internet medyacılığıdır...

Bu kesimler kendilerini ABD Gladio’sunun bir aparatı olduklarını gizlerler ve sanki samimi Atatürkçülermiş gibi Sayın Erdoğan’a ve çevresine laiklik hassasiyeti içeren saldırılar yaparlar.



Buna mukabil başka bir kesim ise ( bunlarda yine aynı ABD Gladio’sunca yönlendirilir ) bu sefer ters taraftan tam tamına 180 derece aksi yönden saldırırlar, Sayın Erdoğan ve çevresinde onu destekleyenlere.

Onların saldırı gerekçeleri ise Sayın Cumhurbaşkanımızın dindarlara baskı yaptığını, ülkemizin 28 Şubat’tan dahi daha kötü idare olunduğunu ısrarla söylerler.

Misal ağlak bir eski İslamcı yeni Amerikancı -İMF ci sakallı bir yazar çıkar ve “Ben böyle baskıyı 28 Şubat’ta dahi görmedim, rahat yazıp konuşamıyorum” diye yalan söyler.

Hâlbuki sermayesinin nereden olduğu aşikâr bir Gladio gazetesinden her gün Erdoğan’a ve tüm milli unsurlara köşesinden rahatça ateş etmektedir...



Yine bir başka şehrimizde, cemaat görünümlü ajan provokatör bir gurup ve hocası kalkar Pandemi sebebi ile namaz vakitleri dışında bulunmanın yasak olduğu bir günde, kalabalık olarak Camiye girerek çok rahat biçimde evlerinde girebilecekleri itikaf ibadetine Camide girmeye teşebbüs ederler.

Devlet memurlarının, kolluk kuvvetlerinin haklı müdahalesi ile dışarı çıkartılırken de “Bakın Erdoğan iktidarında Camiiler de baskı var zorla dışarı atılıyoruz” diye yaygarayı basarlar.

Bu manipülasyon ve haber kirliliği ile mütedeyyin kesimden de sayın Cumhurbaşkanımız ve kabinesine karşı tepki gelmesine gayret gösterirler...

Yani bir yönden seküler tarz hayat yaşayanlara hedef gösterdikleri Sayın Erdoğan ı bir başka tarafından da Haşa “Din düşmanı” diye kargaların bile güleceği isnat ve iftiralar ile Müslüman halkımıza hedef göstermektedirler.

Bunun bir çeşidini de hain FETÖ’ye karşı gösterilen mücadele de bu çevrelerin “Bakın bu iktidar din ve cemaat düşmanı; bugün Fetullahçılara yarın size” diye diğer cemaatlere de Sayın Cumhurbaşkanı ve onun savunanları hedef göstermektedirler.

Yani bu sinsi ve alçak plan, bir taraftan sözde sekülerist laiklik yanlılarınca, diğer yandan onların sözde nefret ettiği bir kısım dindar ve mütedeyyin çevrelerce, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a ve onu müdafaa edenlere saldırtılmaktadır...

Pekiyi biz bu “Asimetrik taarruz'' a ilk defa mı şahit oluyoruz siyasi tarihimizde?

Tabii ki ilk değil ve de son da olmayacak.

Merhum İbni Haldun’un mukaddimesinde çok güzel ifade ettiği gibi “Tarihi dönemler suyun suya benzediği kadar birbirlerine benzerler” deki gibi aynı taktik ve stratejiler ile merhum sultanımız Abdülhamid Han’ı da devirmeyi başarmışlardı maalesef.

Abdülhamid Han’ın bir yobaz dindar ve softa olduğundan mülhem Batıcı seküler kesimlere taş attırılırken, tersi taraftan da onun Kuran-ı Kerim ( Mushaf ) yaktığını iddia edip dindar ve mütedeyyin Müslümanlara hedef göstermişlerdir...



Abdülhamid Han’ın baskıcı ve müstebit olduğunu propaganda edip tesir altında bıraktıkları Mehmet Akif, Said Nursi, Eşref Edip, Said Halim Paşa gibi samimi Müslüman münevverlere dahi saldırtmışlardır.

Bunda da maalesef muvaffak olmuşlardır...

Ama tarih tarihe, dönem döneme su kadar benzese de o günlerde ki Müslümanlara hatta milliyetçilere bugünkü Müslümanlar ve milliyetçiler benzememektedirler.

“Müslüman bir delikten iki defa ısırılmaz” Peygamber kaidesince yoğurdu üfleyerek yemektedirler...

İşte gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın gerekse yanında olan veya hesapsızca onu müdafaa edenlerin başlarına gelen budur.

Bakın en az son 8 yıldır Fetullahçı Terör Örgütüne karşı mücadele eden ve 7 Şubat MİT krizi ile 17-25 Aralık Emniyet ve Yargı susturuculu darbe teşebbüsünden beri kelle koltukta Devletin Ocak 2014 MGK’sında aldığı karar gereği, Milli Strateji Belgelerinde de açıkça yer verilmiş FETÖ’ye karşı Devletini, Liderini ve Milletini savunan az sayıda ve katıksız Erdoğancı olarak bilinen yazar ve yorumcuların başına gelen de budur...

ABD kontrolünde olan bu bir kısım sözde sağcı, liberal, hatta sözüm ona milliyetçi-muhafazakâr hatta hatta az sayıda ki bir kısım islamcı kesime “YaKHK’larla bir kısım insanlara zulmediliyor bunlar cemaate bir yandan bulaşmışsa niye işinden gücünden ediyorsunuz” diye savunma yaptırılırken ama FETÖ ile 2013’ten beri amansızca mücadele edenlerin “Şayet 2013 öncesi FETÖ’nün Cemaat veya Hizmet hareketi olarak Devletimiz ve Milletimizce kabul edildiği dönemlerde” onları öven veya sözle destekleyen bir konuşmalarını ya da varsa yan yana geldikleri resimlerini cımbızla bulup getirip “Hadi bunlarda FETÖ’ye destek vermiş bunları hapse atın” deme cüretinde bulunmaktadırlar...



Hâlbuki kimse MGK strateji belgelerine yansımadan evvel ki tutumlarından mütevellit bu ülke de yargılanmamaktadır.

Aksine bu tarihten sonra yani devletimizin ve liderimizin açık uyarılarından ve Fetullahçıların Türkiye Cumhuriyetine resmi harp ilanı olan MİT Tırlarının çevrilmesinden sonra bu kirli yapıya yani Gladio işbirlikçilerine karşı yardım ve yataklıkta bulunanlara karşı cezai müeyyideler tatbik edilmektedir...

Devletimizin kırmızı çizgisi MGK’da çizilmiş çerçevede en erken tarihi ile 17- 25 Aralık emniyet ve yargı susturuculu darbe teşebbüsünden hemen bir kaç gün sonra açıklanan Milli Strateji Belgelerinden önce Fetullahçı Ögüte daha cemaat ve hizmet hareketi adı ile anılırken yapılan tüm övgü ve sövgüler çöptür. Herhangi bir değeri yoktur!

Yani sadece destek verenlerin değil FETÖ’ye o günkü adı ile cemaate karşı çıkmış olmanın da bir değeri yoktur.

Neden?

Çünkü bu alçak, sinsi ve hain yapının bir suç şebekesi olduğu ancak bu tarihten sonra kabul görmüştür.

Ondan önce yani 2013 evveli ben onlara karşıydım demekte çok bir anlam taşımamaktadır.

Zira bunu diyenlerin ( istisnalar hariç ) kahır ekseriyeti “Biz Fetullahçıların hain olduklarını bilmiyorduk, biz onları normal mütedeyyin Müslümanlar olduğunu sanıyorduk” artık onları destekliyoruz demişlerdir...

Hatta bunların en azılı sözcüleri paçavra yayın organlarında “Şimdi cemaati destekleme zamanı, bizim yapamadığımızı Fetullah yapıyor” diyerek açık desteklerini ilan etmişlerdir.

90 yıllık sözde Cumhuriyetle yaşıt olan Pravda’mız sözde seküler ve Kemalist bir yayın olduklarını unutmuş ve ülkemizin şeyhler ve dervişler ülkesi (!) olması için çalışan FETÖ’cülerin resmi yayın organı haline gelmişlerdir.

Devşirdikleri Can Dündar denen haine MİT Tırlarından sayfalarca resim bilgi ve belge yayınlatmışlardır...

İşte tüm bunları hatırladıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanımıza ve yanındakilere, onun şahsında son müstakil 17.Türk Devletine ve onun sahibi Türk Milletine karşı “Asimetrik Saldırılar” nasıl yapılıyor zannederim daha iyi anlaşılacaktır...

Mustafa Albayrak

Akit TV köşe yazarı