BIST1.410,12%8.6983
USD8.6642%-1.23
EURO10,3206%-1.31
ALTIN496,04%-1.35
Akit HaberYazarlarMurat AlanAçıklıyorum… 2023’te muhalefetin adayı patates olacak

Açıklıyorum… 2023’te muhalefetin adayı patates olacak

Murat Alan

Abone OlGoogle News
28 Mayıs 2021 09:54

Uluslararası basında her gün Türkiye ile ilgili yeni bir haber okuyoruz.

Bir kısmı olumsuz, malum CIA’nın medya ekibi, Soros’un paralı kalemleri ve Siyonistler tarafından beslenen yalanlar..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatlığını yapan Mustafa Kemal Çiçek’in ifşasını hatırlayın, “650 milyon lira” ile finanse edilen medyadan bahsediliyordu.

İşte o gazeteciler kimler bilmiyoruz ama er ya da geç ortaya çıkacak ve maalesef biz deşifre edemeyeceğiz..

Kendileri arasındaki iç hesaplaşmalar sonucu öğreneceğiz.

İşte o medya mensupları ve FETÖ kaçkınları Siyonist lobiye malzeme taşıyor..

Türkiye aleyhine çıkan haberleri bu ekip besliyor.

Ama moral bozmayın, haberlerin bir kısmı şerhli de olsa olumlu haberler.

Neden şerhli diyorum..

Okurken, övgü cümlelerinin istemeye istemeye yazıldığını anlıyorsunuz..

Kendi cephelerinden bir büyük tehlikeye dikkat çekilmek istendiğini algılıyorsunuz..

Her satırında bir “ama”, “dikkat edin” şeklinde ifadeler olduğunu görüyorsunuz..

Makalelerde Türkiye’nin başarısından bahsediliyor fakat satır aralarında, “önüne geçilmezse bu yükselişin, yakın gelecekte müttefik değil rakip olacak bir Türkiye söz konusu. Bakın bizden söylemesi” deniliyor.

SİHA’larımızdan, Türkiye’nin bölgenin hâkim devletine dönüşmesinden, İslam coğrafyasındaki etkinliğinden, “Afrika’daki yerleşiminden”,“Pandemiye rağmen büyümeyi” sürdürmesinden, askeri kabiliyetini inanılmaz ölçüde arttırdığından, doğalgaz ve petrol aktarımındaki kilit pozisyonundan, Filistin ve hatta Myanmar’a dahi nüfuz edebildiğinden bahsediliyor.

Gururla okuyoruz o satırları, korkularını keyifle takip ediyoruz.

Ama dikkatli olmak lazım..

Neden mi?

Gizli ya da açık nefretlerini kusmak için uyguladıkları asimetrik yöntemlerin önemli bölümü halkın sandıktaki tercihlerini etkilemeye dönük girişime dönüştü.

Myanmar’a, Kudüs’e giden yolun Türkiye’de kurulan sanıktan geçtiğini unutmamak lazım.

Türkiye’yi hedef alan akıl buna oynuyor.

Dikkat ederseniz sandık çağrısı yapılmadan önce dolar fırlıyor. Sandık kurulmadan önce ise gıda fiyatları çalkalanıyor.

31 Mart 2019’daki yerel seçimlere bakın ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

İstanbul ve Ankara gibi kaleleri, CHP muazzam bir başarı göstererek kazanmadı.

7 düveli topladılar, oy kaydırmalarıyla sonuç almak istediler ancak kafa kafaya gelebildiler.

Domates 10 lira, patates-soğan 8 lira olmasaydı yine kaybediyorlardı.

Geçen sene dolar fırlayınca yine başladılar erken seçim yaygaralarına, her gün “tencere kaynamıyor”, “Pazar el yakıyor” haberleriyle yürüyorlar.

Ve halkta bir karşılığı var bu olgunun.

Geçen gün sosyal medyada bir paylaşım gördüm, “Kızıl elmaya gidiyoruz ama domates 2 lira olmazsa zillete oy veririm” deniyordu.

Bu şekilde düşünen yüz binlerce insan var. Hak vermeyebilirim ama kızamam bu insanlara.

“SİHA’mızı yapıyoruz, tankımızı, helikopterimizi yapıyoruz ama bunları akşam eve götürüp yiyemiyoruz” diyorlar.

İran’a bir muhabir göndermiştik 2009’da.

Henüz daha ABD ambargosu bu kadar derinleşmemişti İran’da.

Muhabirimiz geri geldiğinde sorduk, İran’da ciddi bir halk tepkisi varmış yönetime karşı ne düşünüyorsun?

“Evet, dış basında böyle deniyor ama İran halkında ciddi tepki yok.”

Neden olmadığını da ben izah edeyim..

Çünkü temel gıda malzemelerinin temininde ve fiyat istikrarında hiçbir sıkıntı yoktu o dönem. İthal yaçda lüks tüketimde sorun vardı onun nedeni de ambargo ve döviz sıkıntısı. Bundan dertlenen kesim ülkenin % 3’ü. Onların homurdanmasının da halkta bir karşılığı yok.

“Molla Ahmet’in oğlu Mersosunu değiştirememiş bana ne” diyordu % 97’lik kesim.

2010’lardan sonra yoğun ambargo yüzünden İran gıda ürünlerindeki fiyat istikrarını kaybetti.

Halk tepkisi o zaman derinleşti ve % 97’si homordanmaya başladı.

Tamam, ülkelerin iç dinamikleri, yönetimi biçimleri, sermaye hareketleri ve kontrolü farklı olsa da, her iki ülkede yaşayan insanların ekonomik operasyonlara karşı verdikleri tepki birbirine çok benziyor.

Bakın 2019 seçimlerine..

Tencereyi vurmayı başardıkları için AK Parti İstanbul’u kaybetti.

Yine söylüyorum, İstanbul’da İmamoğlu değil patates kazandı.

Kandil’den adam bile getirseler oylarının % 48’i geçmediği ortada ve bizden çalamazlarsa iktidar olamayacaklarını iyi biliyorlar.

Önümüzde 2023 seçimleri var ve bu seçimler ülkenin kaderini şekillendirecek.

Ve Millet İttifakının adayının kim olduğu da önemli olmayacak..

Patatesin fiyatı, domatesin kilosu CHP’nin adayının önüne geçecek.

Ya ABD Başkanı Biden’ın “dostlarımız” dediği adamlar kazanacak.

Ya da Cumhur İttifakı kazanacak ve bölgenin süper gücü olma yolunda bir büyük engel daha aşılmış olacak.

Bu sebeple adeta FETÖ’yle mücadele eder gibi, darbe bastırır gibi bir çalışma içine girilmeli. Tarım ve hayvancılık odaklı, kırmızı kitaplık bir reform çalışması yapılmalı.

Öyle 5-10 sene sonrası için değil, yarın, bir sonraki gün, hafta sonu etkisini gösterecek bir program uygulanmalı.

Yaz gelince tarlada bereket arttı ve uykuya daldı gıda operasyoncuları ama sonbaharda yine piyasaya çıkacaklar.

Selametle..

Murat Alan

Akit TV köşe yazarı